Dr. Ufuk ÖZDEMİR
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Kıdemli Denetçi
ufuk@ada.net.tr
SSK'DA İTİBARİ HİZMETTE NİHAYET BİR YAZI VE HATALAR
Tarih:
27.10.2007
04.10.2007
tarihli B.13.2.SSK.5.01.08.00/VIII-309/key sayılı kurum
yazısında, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının 27 Mart
2007 tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle Mart
ayına ilişkin geriye dönük olarak verilecek olan iptal
ve asıl prim belgelerinin kaç gün üzerinden
düzenleneceği hususunda farklı uygulamaların yapıldığı
ve tereddüde düşüldüğü anlaşılmıştır diye başlayan bu
yazı ile,18.08.2007 tarih 26617 sayılı resmi gazete
yayınlanan tebliğde, 1.madde nin son satırında geçen
ifadeyle çelişen bir durum mevcuttur. İlgili
ifade”27.3.2007 tarihinden sonra itibari hizmet
kapsamında değerlendirilecektir.” şeklindedir. Şimdiki
ifade 27.3.2007 yayın tarihi itibariyle işlemlerin
değerlendirileceği şeklindedir.dolayısıyla bizde
örneklerimizde bir bilen tarafından bu ifade
kullanılmıştır düşüncesiyle eksik gün bildirilmişli
örnekte,27.3.2007 tarihini dahil etmeden örneği
anlatmıştık.keşke yapılan açıklamalarda bu şekilde ve
zamanını geçirmiş bir şekilde olmasaydı.
İlgili yazıda:
Anayasa mahkemesi kararının yukarıda da belirtildiği
üzere 27/3/2007 tarihinde Resmi gazetede yayınlanarak
yürürlüğe girmiş olması nedeniyle;
- 2007 Mart ayında, tam ay çalışan Sigortalılar için
Aylık Prim ve Hizmet
Belgesinin 30 gün üzerinden olması gerektiği dikkate
alınarak 1 no’lu belgede yapılacak iptal işlemine ait
gün sayısının 4 gün olarak; 3 no’lu belge türünden
(asıl/ek belgedeki) gün sayısının 4 gün olarak kağıt
ortamında düzenlenmesi,
- Söz konusu ayda tam çalışmanın olmaması, ancak ay
sonuna kadar fiilen çalışılmış olunması durumunda;
yukarıda belirtilen niteliklere uygun olarak iptal
edilecek gün sayısı ile ek/asıl belge verilecek gün
sayısının kağıt ortamında 5 gün olarak düzenlenmesi,
- Yine bu ayda işe girilmiş veya önceki aydan devreden
sigortalılığı olmakla birlikte ay sonuna kadar fiilen
çalışılmamış olması halinde ise; 27/3/2007 tarihinden,
son çalışmanın olduğu tarihe kadar geçen gün sayısı
üzerinden yukarıda belirtilen niteliklere uygun olarak
kağıt ortamında iptal ve asıl/ek prim belgesinin,
Verilmesi gerekmektedir, demektedir,
Mart 2007 döneminde 30 gün bildirenler,4 gün iptal 4 gün
asıl beyan edecekler,Mart ayının harici problem değil,
iptal asıl aynı düzenlenecek.asıllar 3 nolu bildirge ile
bildirilecektir, mart ayında 27 tarihinden önce eksik
gün bildirilen bir çalışan 31 gün üzerinden kurumun
istediği beyandan dolayı 5 gün iptal 5 gün asıl ,3 nolu
bildirge ile verilmesi gerekiyor.Evet kurumun istediği
gibi beyan edenler diyoruz,peki kurumun eksik günde
beyanını istediği o ay gerçekten çalışana verilen ücret
ve gerçekten çalışılan süremidir,beyanı istenen rakam ve
bildirimi istenen süre? değil.
Önceki yazılarımızda “aylıkla” çalışan ve çalışmasına
devam eder iken o ayda bazı günler izinli olması
nedeniyle eksik gün bildirilen çalışanlar için ayın 31
çeken günlerde idarenin yanlış uygulama yaptığını ve bu
uygulama ile ilgili yaşananların yanlışlığını arz
etmiştik. Şimdi geldi bir kez daha kucağımıza oturdu
ilgili yanlış.
Kurum,Ayın 27’sinden önce işe 1 gün eksik gelen çalışan
için o ay toplamda,25 gün normal çalışma 5 gün itibari
hizmet süresi olarak bildirilmesini istiyor, zaten o ay
içinde “aylıkçı” tabir edilenlerde,1 gün işe gelmeyenle
tam çalışanın bildirimini Kurum aynı kabul etmişti.SSK
primlerinin azaltılacağı söylenirken 2 puan daha
arttırılması bir yana,Kişiye verilmeyen ücret ve
çalışılmayan süreler neden Bildirime esas kazanç
matrahında beyan ettiriliyor?
Üstüne basa basa söylüyorum parmak hesabı 31 gün çeken
aylarda, ay içinde işe girişlerde, ay içinde işten
çıkışlarda ve yevmiye usulü çalışan gündelikçi tabir
edilenlerde geçerlidir Allah rızası için “Aylıkçı” tabir
edilen ay kaç çekerse çeksin sadece alacağı aylığını
bilen, ama herhangi bir nedenden dolayı o ay eksik
çalışanların bildirimlerini, parmak hesabından
çıkarın,çünkü kanunda da yok “aylıkçıların” bu durumu.
Bazı arkadaşlar, hayat şartlarının zorluklarından,
çalışanın zaten mağdur olması nedeniyle bu tür
bildirimlerde çalışan lehine düşünülmesini,o ay
çalışılma olmasa dahi maaştan kesintinin kabul
edilmemesi gerektiği ile ilgili tepkilerini bildirdiler,
elbette biz işin teknik yönünde yoğunlaştık bu yüzden
çalışma hayatının ve geçinme zorluklarının tartışılması
konumuz değildi ve tekrar bu tartışma dışında tutuyorum
yukarda arz ettiğim çalışmaları.işçi işveren ve devlet
önemli bir üçgen,bu üçgen birbirini
tamamlamalı,birbirini düşünmeli.Empati her taraf için
olmalı.
Gönül isterdi ki Tebliğlerin uygulamaya yönelik
altyapısının ve şeklinin idarece daha önce ve daha
dikkatli belirlenmesi,her şeyin kurum lehine mantığı ile
değil olması gerekene göre,gerçek ten ödenen ücretlere
ve çalışma sürelerine göre beyanın sağlanmasıdır, kurum
çalışanlarının ve kapsamdaki işverenlerin bu konuda aynı
derinlikte bilgilendirilmesi herkes için daha iyidir.
Anayasa mahkemesinin iptal kararının 27.3.2007 tarihli
resmi gazete yayınlanması
ve uygulamanın da yayın tarihi itibariyle
değerlendirileceği bir ifadeyi, 18.08.2007 tarihli resmi
gazete yayınlanan Tebliğin 1.maddesinin sonun da aynı
şekil yazsaydınız ne olur du? Neden ”27.3.2007
tarihinden sonra itibari hizmet kapsamında
değerlendirilecektir” diyorsunuz? Sayın bürokratlar,
eğer kul kusursuz olmaz diyorsanız, siz neden en ufak
şeylerde dosya memurunun egosuna bırakıyorsunuz bizleri,
neden her şeyi kurum lehine düşünün mantığı ve idari
para cezaları.
Kuruma görüş bile soramıyorsunuz,Cezalara itiraz da
artık çok önemli değil çünkü ret edilme alışkanlık
haline getirilmiş, sonra cezaları yargıya götürmekte
ödemeyi durdurmuyor. Bir de o kadar ilginç ki eğer
itiraz etmezsen asgari ücretin 1/8 i idari para cezası,
itiraz edersen asgari ücretin 3 katı ,isterseniz
rakamlarla yazıyım şu an asgari ücret 585,00 YTL bunun
1/8 i 73,12 YTL peki 3 katı 1.755,00 YTL gel de itiraz
et, Devlet vatandaşını tehdit etmez. SSK gibi bir
kurumun, kanunla kazandığı yaptırım gücünü işverenlere
karşı bu kadar acımasızca kullanması doğal mı, o zaman
bir gün işveren kalmazsa ne olacak? Bu kayıt dışı demek
değil mi? Kayıt dışına kim kimi zorluyor dersiniz?
Kuruma tepki verirken, Müşterilerinize karşı böyle
davranmayın ifademe bir avukat arkadaş çok içerlemiş,
yeni bir ifade tarzı getirdiğimi söylemiş e-postasında,
evet biz parayı vereni müşteri gördük, Vergi İdaresi de
böyle gördü daha karlı çıktı. SSK ve Bağ-Kur da bence
böyle görmeli. SSK ve diğer sosyal güvenlik kuruluşları
sigortalıların menfaatini düşünürken, Kaynakları daha
rasyonel kullanmalı, tuttuğundan ne alırsan zihniyeti
bir gün tutacak dal bırakmaz.