Doç. Dr. Mustafa SAKAL
Dokuz Eylül Üniversitesi
İİBF, Maliye Bölümü
Dr. Mustafa ALPASLAN
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
m.alpaslan@windowslive.com
VERGİDE TAHSİL ZAMANAŞIMI YÖNÜNDEN BİR YARGI KARARININ ANALİZİ
Tarih:
01.09.2008
Genellikle zamanaşımı uygulaması vergi, vergi cezaları
ve diğer amme alacaklarında çok ortaya çıkan bir konu
değildir. Hemen hemen yıl sonlarına doğru bütün vergi
daireleri amme alacağının zamanaşımına uğramaması için
gazetelere ilanlar vermekte veya vergi dairelerinin ilan
koymaya mahsus ilan tahtalarına askıya çıkarmaktadırlar.
Kimi zaman da mükellefin borcuna açıktan para
yatırılarak tahsilat yapılmış havası yaratılmaktadır.
6183 sayılı AATUHK’nun 102. maddesinde amme alacağının
vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılın
başından itibaren (5) yıl içinde tahsil edilmeyen
alacaklarının zamanaşımına uğrayacağından bahis
edilmektedir. Keza, aynı yasanın 103. maddesinde ise
ödeme, haciz tatbiki, cebren tahsil ve takip işlemleri
neticesinde yapılan her çeşit tahsilatlar, ödeme emri
tebliği, mal beyanı, mal edinme ve mal artışlarının
bildirilmesi, sayılan işlemlerden herhangi birinin şahsi
kefile veya yabancı kişi ve kurumların mümessillerine
tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı kamu
alacaklarında yargı organlarından bozma kararlarının
gelmesi, amme alacağının güvenceye bağlanması, yargı
organları tarafından yürütmenin durdurulmasına karar
verilmiş olması, iki kamu idaresi arasında mevcut bir
borç için alacaklı kamu idaresi tarafından borçlu amme
idaresine borcun ödenmesi için yazılı olarak
başvurulması, amme alacağının özel yasalara göre ödemek
üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına
bağlanması halinde “zamanaşımının kesileceği” ve
kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden yılın
başından itibaren yeniden çalışmaya başlayacağı hüküm
altına alınmıştır.
Yaşanmış bir
olayda, 1995 yılının 6. ayına ilişkin ödeme emrinin
vadesinin 1995 yılının 7. ayı olması nedeniyle, tahsil
zamanaşımının dolduğu yıl 2000 yılı olup, bu zamana
kadar şirket adına ödem emrinin hukuksal olarak geçerli
bir ilanla tebliğ edilmemiş olması karşısında düzenlenen
ödeme emirlerinde hukuka uyarlılık görülmemiştir.
Tahsil zamanaşımı, vergiler ve bütün kamu alacakları
için geçerli olmak üzere, Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanunda düzenlenmektedir. Bu kanunun
102. maddesine göre, kamu alacağı, vadesini izleyen
yılın başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse
zamanaşımına uğramaktadır. Tahsil zamanaşımı süresi
dolduktan sonra alacaklı kamu idaresinin söz konusu kamu
alacağını tahsil etme yetkisi ortadan kalkmaktadır.
Ancak, yükümlünün rızası ile yapacağı ödemeler kabul
edilmektedir.
Vergi aslı zamanaşımına uğradığı takdirde, fer’i amme
alacağı gecikme zamlarının da asla tabi olarak
zamanaşımına uğrayacağı tabidir.
Yine amme alacağını düşüren nedenlerden birisi de
zamanaşımı olduğuna göre, para cezalarına ait özel
yasalardaki zamanaşımı hükümleri saklı kalmak koşuluyla
6183 sayılı kanunun kapsamına giren bütün amme
alacakları 102. maddeye göre 5 senelik zamanaşımı
hükümlerine tabidir.
Diğer taraftan, zamanaşımı bakımından istisnai hükümler
mevcut olmayan özel ceza kanunlarındaki kamu cinsinden
para cezalarının TCK 68. md gereğince ve özel
yasalarında zamanaşımı hakkındaki istisnai hükümler
mevcut olmayan tazminat ve inzibati amaçlı para
cezalarının da 6183 sayılı kanunun 102. maddesi hükmü
gereğince zamanaşımına tabi tutulması gerekmektedir.
Tahsilatla ilgili kamu idareleri, amme alacağının
tahsil edilmesinde zamanaşımını kendiliğinden dikkate
almak mecburiyetindedir. Zira, zamanaşımı amme düzeni
ile ilgili bir düzenlemedir. Ancak, zamanaşımından
sonra mükellefin yapacağı gönüllü ödemelerin kabul
edilmesi gerekmektedir. Bu durum, 6183 sayılı yasanın
102. maddesi ile getirilen özel bir düzenlemeden
kaynaklanmaktadır.
Vergiyi doğuran olay, ihracata taahhüt süresinin bitimi
tarihinde tekemmül ettiğinden, zamanaşımının, bu tarihi
takip eden takvim yılı başından itibaren; tahsil
zamanaşımı ise tarh ve tebliğ edilen verginin, kanunda
öngörülen vadesinin rastladığı yılı takip eden takvim
yılının başından itibaren başlayacaktır.
Diğer taraftan, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu
tarafından verilen kararda; tahsil zamanaşımının
süresi sonrasında mükellef eşyaları üzerine haciz tatbik
olunamaz. Şeklinde kararları bulunamaz.