A.
Murat YILDIZ
Yeminli Mali Müşavir
Eski Gelirler Başkontrolörü
Eski Ankara Defterdar Yrd.
Yıldız YMM Denetim ve Danışmanlık
muratyildiz@yildizymm.com |
Dr.
Burçin BOZDOĞANOĞLU
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Denetçi
Yıldız YMM Denetim ve Danışmanlık
burcindogan@gmail.com |
Kasa Ve Ortaklar Cari Hesabı İçin Torba Yasadan Yararlanan Mükellefleri Bekleyen
İki Büyük Tehlike
Tarih:
29.04.2011
I-
GİRİŞ
Bilindiği üzere 25.02.2011 tarihinde Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren ve kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen 6111 Sayılı
Kanun ile mükelleflere 31.12.2010 tarihi itibariyle kayıtlarda yer aldığı halde
işletmede bulunmayan kasa ve ortaklardan alacaklar tutarları için %3 vergi
ödenmek suretiyle kayıtların düzeltilmesi imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda söz konusu Kanunun 11. maddesi 2 inci
fıkrasında yer alan düzenlemeye göre bilanço esasına göre defter tutan kurumlar
vergisi mükellefleri, 31.12.2010 tarihi itibariyle düzenlenen bilançolarında
görülen ancak gerçekte var olmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet
konusu dışındaki işlemleri için ortaklardan alacaklı bulunulan tutarlar ile
ortaklara borçlu olunan tutarlar arasındaki net alacak tutarını 31 Mayıs 2011
tarihine kadar vergi dairelerine beyan etmeleri ve beyan edilen bu tutar
üzerinden %3 oranında hesaplanan vergiyi ödemeleri şartıyla kayıtlarını
düzeltebileceklerdir.
Ancak bahse konu düzenlemenin cazibesine kapılarak
bu uygulamadan yararlanan mükelleflerin birçoğunun atladığı ve ileride kendileri
için büyük vergisel risk doğuracak olan iki husus bu yazımızın konusunu
oluşturmaktadır.
II- ORTAKLARDAN ALACAKLAR HESABI BAKİYESİNİ TORBA
YASADAN YARARLANARAK GİDER YAZAN FİRMALARA BORÇ VEREN GRUP FİRMALARIN ORTAKLARA
BORÇLAR HESABINDA YER ALAN TUTARLARI GELİR YAZMA
6111 Sayılı Kanun uygulaması hakkında açıklamaların
yer aldığı 1 Seri No’lu Genel Tebliğ’in VII-C/3 bölümünde bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklar hakkında Kanun hükümlerinden
yararlanılması halinde yapılacak muhasebe kayıtlarına yer verilmiştir.
Örneğin; (X) Limited Şirketi ile (Y) Limited
Şirketi ortaklık yapıları benzer grup şirketler olup, (X) Limited Şirketi
herhangi bir mal veya hizmet alışverişine dayanmaksızın (Y) Limited Şirketi’ne
zaman zaman borç para vermektedir. Bu çerçevede (X) Limited Şirketi’nin
31.12.2010 tarihi itibariyle (Y) Limited Şirketi’nden olan alacaklarını izlediği
ortaklardan alacaklar hesabında yer alan 150.000 TL’lik tutar için 6111 sayılı
Kanundan yararlanmaya karar verdiğinde beyan tarihi itibariyle X) Limited
Şirketi ile (Y) Limited Şirketi’nin yapması gereken yevmiye kayıtları ve bu
kayıtların doğurabileceği vergisel neticeler aşağıdaki gibi olacaktır.
A-
ALACAKLI (X) LİMİTED ŞİRKETİ’NİN YEVMİYE
KAYITLARI;
______________________________ /_________________________________________
689
DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE 150.000,00
ZARARLAR
(6111 sayılı Kanunun 11/2
Maddesi)
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
131
ORTAKLARDAN ALACAKLAR 150.000,00
_____________________________ /___________________________________________
- % 3’lük verginin
muhasebeleştirilmesine ilişkin yevmiye kaydı:
______________________________
/__________________________________________
689
DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE 4.500,00
ZARARLAR
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
360 ÖDENECEK VERGİ VE
FONLAR 4.500,00
_______________________________
/___________________________________________
- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
ortaklardan alacaklardan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul
edilmeyen gider olarak) kaydı:
________________________________/___________________________________________
950
KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 154.500,00
GİDERLER
951
KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 154.500,00
GİDERLER ALACAKLI HESABI
______________________________/______________________________________________
B-
BORÇLU (Y) LİMİTED ŞİRKETİ’NİN YEVMİYE
KAYITLARI VE OLASI VERGİSEL RİSK;
(X) Limited Şirketi’nin yukarıda açıkladığımız 6111
sayılı Kanunun 11/2. Maddesi hükmünden yararlanmasının işlemin diğer bir tarafı
olan ve (X) Limited Şirketi’ne 31.12.2010 tarihi itibariyle 150.000 TL borcu
bulunan (Y) Limited Şirketi için doğuracağı vergisel sonuçlar ve yapması gereken
yevmiye kayıtları ise şu şekilde özetlenebilir.
Bilindiği üzere temel muhasebe mantığı çerçevesinde
6111 sayılı Kanunun 11/2. Maddesi hükmünden yararlanan (X) Limited Şirketi’nin
31.12.2010 tarihi itibariyle 131- Ortaklardan Alacaklar hesabında yer alan tutar
aynı zamanda borçlu taraf olan (Y) Limited Şirketi’nin 331-Ortaklara Borçlar
hesabında yer alan tutardır. Bu durumda 6111 sayılı Kanunun 11/2. Maddesi
hükmü çerçevesinde alacağını kanunen kabul edilmeyen gider olarak kayıtlarından
çıkaran (X) Limited Şirketi’nin aksine bu işlem sonucunda (X) Limited Şirketi’ne
olan 150.000 TL borcundan kurtulan (Y) Limited Şirketi için aynı tutarda
kurumlar vergisine tabi tutulması gereken bir gelir doğmuş olacak ve bahse konu
gelirin aşağıdaki şekilde muhasebeleştirilmesi gerekecektir.
________________________________/___________________________________________
331
ORTAKLARA BORÇLAR 120.000,00
679
DİĞER OLAĞANDIŞI GELİR 120.000,00
VE KARLAR
________________________________/___________________________________________
Konuya bir başka açıdan bakacak olursak, (Y) Limited
Şirketi söz konusu tutarı doğrudan gelir yazması yerine üç yıllık vergi
ertelemesi imkânından yararlanmak amacıyla vazgeçilen alacak olarak kayıtlara
alması da alternatif bir yol olarak düşünülebilir. Bilindiği üzere vazgeçilen
alacakların gelir yazılma prosedürüne ilişkin olarak yasal düzenleme Vergi Usul
Kanun’un 324. maddesinde ifade edilmiş olup, söz konusu madde de, “Konkordato
veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterlerinde
özel bir karşılık hesabına aktarılır. Bu hesabın muhteviyatı alacaktan
vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği
takdirde kâr hesabına naklonulur” hükmü
yer almaktadır. Dolayısıyla bir
alacağın vazgeçilen alacak olarak
değerlendirilebilmesi, söz konusu alacağın alacaklısı tarafından konkordato ya
da sulh yoluyla tahsilinden vazgeçilmesine bağlıdır. Konkordato, ödeme
kabiliyeti azalan bir borçlunun alacaklıları ile anlaşmak suretiyle borcundan
kısmen kurtulmasıdır. Konkordato sözleşmesi ticaret mahkemesinin tasdikine tabi
olduğundan dolayı, söz konusu sözleşmenin inandırıcılığından ve resmi bir evrak
olarak sayılmasında kanunen herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.
Buna karşılık alacaklı tarafın alacağından sulh yoluyla
vazgeçilmesinde ise, söz konusu sulhnamenin inandırıcılığı ve ispatı açısından
gerekli olan düzenlemelere 284 Seri No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde
yer verilmiştir. Söz konusu Tebliğ’de yapılan düzenleme ile, alacaklı ile borçlu
arasında düzenlenecek olan sulhnamenin herhangi bir muvazaa içermemesi ve noter
huzurunda yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla bu şartları
taşıyan sulhnamelere bağlı olarak alacaklının tahsilinden vazgeçtiği tutarlar
ile ilgili olarak, borçlu taraf vazgeçilen alacak hükümleri çerçevesinde hareket
edebilecektir.
Buna göre gerek konkordato
gerekse sulh yoluyla alacaklısı tarafından tahsilinden vazgeçilen alacak
tutarının, borçlunun yasal defterlerinde özel bir fon hesabında 3 yıl süre ile
tutulması gerekmektedir. Söz konusu fon hesabında tutulan tutarı borçlu 3 yıl
içerisinde zararla itfa etmek zorundadır. 3 yılın sonunda söz konusu tutarı
zararla itfa edemediği durumda ise, zarar ile itfa edilemeyen kısmı kâr/gelir
olarak yazmak zorundadır.
Bu noktada yukarıda yer alan (Y) Limited Şirketi’nin
331-Ortaklara Borçlar hesabında kayıtlı olan tutarının vazgeçilen alacak
sayılması halinde Vergi Usul Kanununun 324. maddesinde belirtildiği gibi özel
bir fon hesabına alınması ve üç yılın sonunda zarar ile itfa edilmezse kar/gelir
olarak yazılarak vergilendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda yapılacak muhasebe
kaydı aşağıdaki gibidir.
_____________________________/________________________________________
331
ORTAKLARA BORÇLAR 120.000,00
549 ÖZEL
FONLAR 120.000,00
(VAZGEÇİLEN ALACAK)
______________________________/_________________________________________
Tüm bu açıklamalar ışığında 6111 Sayılı Kanundan
yararlanılarak 131-Ortaklardan Alacaklar hesabının kapatılması halinde borç
veren taraf açısından bu tutarın 6111 sayılı Kanununda aksine bir düzenleme yer
almadığından hareketle kurumlar vergisine tabi bir gelir olduğu tartışmasız
iken, bu gelirin vazgeçilen alacak kapsamında 3 yıllık vergi ertelemesi
uygulamasından yararlanıp yararlanamayacağı hususunun çıkarılacak bir genel
tebliğ veya sirkülerle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Son olarak yukarıda açıkladığımız işlemin Maliye
Bakanlığı Denetim Elemanlarınca yapılacak olan vergi incelemelerinde Kurumlar
Vergisi Kanunu’nun transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı
sayılarak cezalı tarhiyat gerekçesi olabileceği hususu da bir başka vergisel
risk olarak karşımıza çıkmaktadır.
III- ORTAKLAR CARİ VE KASA HESABI İÇİN TORBA
YASADAN YARARLANAN MÜKELLEFLERİN KAMU İHALLERİNDE RASYO ENGELİNE TAKILMA RİSKİ
Bilindiği üzere kamu ihalelerine giren firmaların
ticari mevcudiyetlerini sürdürebilmesinin olmazsa olmaz şartlarından birisi de
kamu ihale mevzuatı çerçevesinde uygulamaya konulan asgari rasyo oranlarının
üzerinde rasyo değerlerine sahip olunmasıdır. 6111 Sayılı Torba yasa kapsamında
fiktif mahiyetteki ortaklar cari ve kasa tutarlarını düzelten mükellefler için
bir diğer önemli risk özellikle inşaat-taahhüt sektöründe faaliyet gösteren ve
ihaleye giren firmaların finansal rasyolarında ortaya çıkabilecek
olumsuzluklardır.
Şöyle ki; torba yasa öncesinde bilançoda görülmekle
birlikte gerçekte var olmayan kasa ve ortaklardan alacaklar tutarları fiktif
olup olmadığına bakılmaksızın dönen varlıklar arasında yer almakta ve şirket
rasyolarının istenilen düzeyde olmasını sağlamaktayken yasa kapsamında kasa ve
ortaklardan alacaklar tutarlarının düzeltilerek gider yazılması halinde şirket
rasyolarının bozulması ve ihale yeterlik şartlarının sağlanamaması riski söz
konusu olabilecektir.
Konuyu bir örnekle açıklayacak olursak; (C)
İnşaat Taahhüt Limited Şirketi’nin 31.12.2010 itibariyle hazırlanan
bilançosunun;
100- Kasa hesabında 525.000 TL,
131- Ortaklardan Alacaklar hesabında ise 1.000.000
TL bulunmaktadır.
Bu tutarların da dahil olduğu dönen varlıklar
toplamı ise 2.580.000 TL’dir.
Söz konusu işletmenin kısa vadeli yabancı kaynaklar
toplamı ise 2.200.000 TL’dir.
İhale başvurularında en çok kullanılan rasyolardan
olan cari oran Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Yabancı Kaynak olarak
hesaplanmaktadır.
Buradan hareketle söz konusu işletmenin torba
yasanın ortaklar cari ve kasa ile ilgili hükümlerinden yararlanmadan önce cari
oranı 1,17 ( 2.580.000 / 2.200.000 ) olup geçerli ihale mevzuatına göre bu rasyo
yeterli olduğundan bu yönüyle ihaleye girmesine engel bir durum
bulunmamaktadır.
(C) İnşaat Taahhüt Limited Şirketi’nin fiktif
mahiyetteki kasa ve ortaklardan alacaklar hesabı için torba yasadan toplam
1.500.000 TL tutarında yararlanıldığı varsayıldığında kasa hesabı 25.000 TL’ye
düşmüş, ortaklardan alacaklar hesabı ise sıfırlanmış olacaktır. Buna göre
şirketin dönen varlık tutarı 1.080.000 TL’ye cari oranı ise 0,49’a (
1.080.000 / 2.200.000 ) düşmüştür ki, bu oran hali hazırda geçerli kamu ihale
mevzuatı hükümleri çerçevesinde örnekteki şirketin kamu ihalelerine girememe
sonucunu doğurabilecektir.
Benzer bir durum şirketlerin kredibilitesi açısından
da geçerlidir. Daha önce de açıkladığımız üzere kanun kapsamında düzeltilen
ortaklardan alacaklar ve kasa bakiye tutarları 689- Diğer Olağan Gider ve
Zararlar hesabına kaydedilmektedir. Dolayısıyla şirket bilançolarında kasa veya
ortaklardan alacaklar hesabı için 6111 Sayılı Kanun kapsamında yapılan düzeltme
tutarı kadar gider yazılmakta, bu durum mükellef şirketin kredibilitesini
olumsuz yönde etkilemektedir. Her ne kadar zarar yazılan bu tutar daha sonra
kanunen kabul edilmeyen gider olarak matraha ilave oluyorsa da bu durum sadece
mali karı etkilemekte, bankalar ve kredi sağlayan kuruluşların kredi verirken
dikkate aldıkları; bilanço ve gelir tablosunda yer alan ticari kar rakamının
gider yazılan tutar kadar düşüş göstereceği gerçeğini değiştirmemektedir.
Buradan anlaşılacağı gibi torba yasa kapsamında kasa
ve ortaklar cari hesaplarının düzeltilmesi işleminin 2011 yılı dönem karını ve
rasyoları olumsuz yönde etkileyeceği muhakkaktır.
IV- SONUÇ
6111 Sayılı Kanunun getirmiş olduğu en önemli
avantajlardan biri olan bilançoda yer aldığı halde işletmede bulunmayan yani
fiktif nitelikteki kasa ve ortaklardan alacaklar tutarlarının düzeltilmesi
olmakla birlikte bu işlemin, bilanço ve gelir tablosunda yer alan ticari kar
rakamının gider yazılan tutar kadar düşüşüne, bu durumunda hem ihalelere giren
inşaat-taaahüt firmalarının rasyo yeterliklerine hem de banka ve kredi
kuruluşları nezdindeki kredibilitelerine olumsuz etki yapabileceği
unutulmamalıdır.
Aynı düzenlemeden yararlanan mükelleflerden alacaklı
olan mükellefleri ilgilendiren bir diğer vergisel risk ise 6111 Sayılı Kanundan
yararlanılarak 131-Ortaklardan Alacaklar hesabının kapatılması halinde borç
veren taraf açısından bu tutarın 6111 sayılı Kanununda aksine bir düzenleme yer
almadığından hareketle kurumlar vergisine tabi bir gelir olarak vergilendirme
zorunluluğunun ortaya çıkması olmaktadır.
Bu durumdaki mükelleflerin ortaklara borçlar
hesabındaki tutarları 679- Diğer Olağandışı Gelir ve Karlar hesabı aracılığıyla
kurumlar vergisi matrahına dahil etmeleri esas olmakla birlikte, söz konusu
tutarların vazgeçilen alacak kapsamında olup olmadığının idarece
değerlendirilerek bu konuda bir düzenleme yapılması uygun olacaktır.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır.)