YAZARLARIMIZ
Soner Ülgen
Yeminli Mali Müşavir
Eski Baş Hesap Uzmanı
Bilim Uzmanı
sonerankara@yahoo.com



Sırf Kasa Borç Bakiyesinin Fazlalığından Bahisle Bu Tutarın Ortaklara Dağıtıldığı Varsayılamaz

Uygulamada vergi inceleme elemanları kasa hesabı kayıtlarından hareketle kasa hesabının gün sonları itibariyle büyük tutarlarda borç bakiyesi verdiği durumlarda, bu durumun ticari hayatın icaplarıyla uyuşmadığı, anılan tutarların şirket ortaklarına kullandırıldığı ve herhangi bir faiz geliri hesaplanmadığı nedeniyle faiz hesaplamaktadırlar. Ayrıca, hesaplanan faiz tutarı üzerinden yüzde 18 oranında KDV hesaplamaktadırlar. İşin özünde kasa hesabı yüksek borç bakiye veren firmalar cezalı kurumlar vergisi ve katma değer vergisi tarhiyatları ile karşı karşıya kalmaktadırlar.

Bilindiği üzere, 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinde transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına ilişkin hükümlere yer verilmiş olup, anılan kanun hükmü uyarınca transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunulduğu iddiasıyla vergi tarhiyatı yapılabilmesi için, kurumların ilişkili kişilere emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım satımında bulunulduğu veya ödünç para alınıp verildiğinin açıkça saptanması gerekmektedir.

Kasa hesabının yüksek tutarlı borç vermesi hususuna vergi idaresinin yaklaşımı çok iyimser gözükmemektedir. Genellikle kasa hesabı borç bakiyesinin gün sonunda işletme ihtiyacından fazla olduğu durumlarda, bu paraların banka hesabında değerlendirilerek faiz geliri elde edilmesi gerektiği, aksi durumda söz konusu paraların faizsiz olarak şirket ortaklarına kullandırıldığının kabul edilmesi gerektiği yönündedir. Bu fazlaca iddialı bir yaklaşımdır aslında. Zira bir çok gerekçe ile kasa hesabında fazla para tutabilir işletmeler. Sırf kasa hesabı yüksek diye hareket etmek yanlış diye düşünüyorum. Şimdi gelelim vergi yargısının görüşü ise kasa hesabındaki tutarın fiziki olarak kasada bulunup bulunmadığının inceleme elemanlarınca somut olarak tespit edilmesi gerektiğini, işletme ihtiyacı dışında ihtiyaten kasada fazla para bulundurulmasının şirket çalışma koşullarından kaynaklanıp kaynaklanmadığının ortaya konulması gerektiği yönündedir. Vergi yargısına burada teşekkür etmek gerekir. Yaklaşımın ne kadar medenice olduğunu görebiliyoruz.

Olaya şu açıdan bakmakta da fayda olacağını görüyorum. Eğer şirket kasasında bulunan para fiziken orada bulunuyorsa ve bunun aksine de bir tespit yoksa adat faizi ve faiz üzerinden de KDV hesaplanmasının hukuken yerinde değildir.

Konuya ilişkin olarak Bursa 1.Vergi Mahkemesi'nin 10.01.2017 tarih ve E:2016/373, K:2017/12 sayılı kararı İstanbul BİM, 3. VDD, 4.10.2017 tarih ve E. 2017/1482 K. 2017/4139 sayılı Kararı ile bozulmuştur.  Söz konusu kararda;  “Bu itibarla, işletmelerce çalışma koşulları, nakit ihtiyaçları ve olağanüstü durumlar için ihtiyaten para bulundurulması gibi durumlar da dikkate alınarak buna göre bir inceleme ve tespit yapılması gerekirken kasa borç bakiyesinin fazlalığından bahisle ve bu tutarın ortaklara dağıtıldığı varsayımla yapılan cezalı tarhiyat kısmında da hukuka uyarlık bulunmamış olup, istinafa konu mahkeme kararının tamamen kaldırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.”

Söz konusu karar dikkate alındığında; nakit ihtiyaçları ve olağanüstü durumlar için ihtiyaten para bulundurulması gerekip gerekmediğinin inceleme elamanınca somut olarak tespit edilip, ortaya konulması gerekir.

Bilgiyi paylaşarak, insanların başarıya bizden daha kolay ulaşmalarını sağladığımız için mutluluk duyabilmeliyiz. “

Saygılarımızla

22.04.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM