Dr. Mustafa Alpaslan
Bilindiği gibi, vergi dairesine olan birikmiş takipli borçlar ile SGK kurumuna birikmiş alacakların tecil ve taksitlendirilmesi konusu, 04.06.2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmi Gazete ’de yayınlanan 7582 sayılı bazı yasalarda değişiklik yapılması hk. Kanun ile mümkün hale gelmiştir. Söz konusu yasa 13.06.2026 gün ve 33279 sayılı RG’de yayınlanan 11414 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla 6183 sayılı yasada düzenlenen ve 48. Maddede bulunan tecil ve taksitlendirme süresi maksimum 36 aydan 72 aya çıkarılmıştır. Öte yandan burada yapılan en önemli düzenlemelerden bir tanesi de teminatsız tecil limiti 10.000.000,00 TL olarak saptanmıştır.
Buna göre,
Yanıt: Tecil ve taksitlendirme açısından süre maksimum 72 aya çıkarılmıştır. Yıllık tecil faizi, %29 olarak tespit edilmiştir. Müracaatlar, dosyayı takip eden idare bazında yani her kurum ve her şube bazında ayrı ayrı dilekçe veya elektronik ortamda alacaklı kurumlara yapılacaktır. Başvuru süresi en son 31.08.2026 tarihidir. PTT veya kargo ile müracaatlar yapılabilir. PTT ile yapılacak müracaatların taahhütlü olması gerekmektedir. Normal adi posta ile yapılan müracaatlarda başvurunun kuruma en geç 31.08.2026 tarihine kadar ulaşmış olması gerekmektedir.
Yanıt: Gerek vergi yargısında ve gerekse idare mahkemelerinde veya SGK açısından iş mahkemesinde devam eden davalarda borcun, yasanın yürürlük tarihinden önce yani 04.06.2026 tarihinden önce tahakkuk etmesi zorunludur. Vergi mahkemelerinde, tarhiyat aşamasında dava açılmış ise, bu tür dosyalar yapılandırma kapsamına girmemektedir. Ancak ödeme emri aşamasında dava açılmış ise bu tip davalarda vazgeçmek şartıyla devam eden dosya, tecil ve taksitlendirme kapsamına alınabilir. Çünkü burada vergi yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce yani 04.06.2026 tarihinden önce tahakkuk etmiş durumdadır. Bu tip davalar daha çok tahsilata yönelik davalar mahiyetindedir. Öte yandan SGK açısından, ödeme emrine dava açılmış ise bu tip davalar iş mahkemelerinde devam eden davalardır. Bunlar hakkında da davadan vazgeçilerek tecil ve taksitlendirme yoluna gidilerek SGK genelgesi 2026/15 gereğince ilgi SGK kurumuna yazılı olarak başvurularak tecil ve taksitlendirme talep edilebilir. Kurumlar bu tip durumlarda, davadan vazgeçme koşulunu ileri sürebilir. Sonuç olarak hem vergi yargısında davanın devam etmesi ve hem de 6183 sayılı yasa 48. Maddeye göre tecil ve taksitlendirme talep edilmesi çelişik bir durum arz etmektedir. Bizim önerimiz olayın değerlendirilerek taksitler ve faiz yükü hesaplanarak ona göre karar verilmesi en rasyonel bir davranış olabilecektir. Uygulamada sıkça karşılaştığımız bir başka durum ise, vergi mahkemesi aşamasında açmış olduğu davayı kaybeden mükelleflerin, kendilerine tebliğ edilen 2 nolu ihbarname kapsamında doğan borçların vade durumuna bakılarak 04.06.2026 tarihinden önce borcun doğması halinde bu borçlarda tecil ve taksitlendirme yoluna gidilebilir. Ancak yukarıda da işaretlediğimiz gibi bu gibi durumlarda istinaf yoluna başvurulmuş ise bu durum dikkate alınarak istinaftan cayma dilekçesi verilmesi gerekecektir.
Yanıt: 2026/15 sayılı SGK genelgesine göre, 04.06.2026 tarihinden önce yapılan tecil ve taksitlendirmelerde, ilk taksitini ödemiş olmakla birlikte henüz sonuçlandırılmamış müracaatlar ile bu tarih itibariyle devam eden teciller bakımından da yeni hükümler uygulanacaktır. Ayrıca, 31.08.2026 tarihi itibariyle vadesi geçmiş borçlar, belirli koşulların sağlanması durumunda mevcut ödeme planına dâhil edilecektir. Buna mukabil 2026 yılı Temmuz ve sonraki dönemlere ilişkin borçlar mevcut ödeme planına ilave edilmeyecek olup, bu borçlar için birlikte bulunan tecil faizi oranı üzerinden (yani avantajsız) yeni bir tecil işlemi yapılabilecektir. Özel yasalar kapsamında, önceden yapılandırılmış ve yapılandırılması henüz bozulmamış borçların bu genelge kapsamında (2026/15) yeniden tecil edilmesi olanaksızdır. Ayrıca, 2026/15 sayılı genelgenin yayımından önce yürürlükte bulunan tecil faizi üzerinden tahsilatı yapılmış faizlerin işverene ret ve iadesi veya mahsubu olanaksızdır.
Yanıt: Asıl AMME borçlusu şirketin borcu dolayısıyla şirkette ortak veya müdür olanlar açısından ortak bazında tecil ve taksitlendirme talep edilmesi mümkündür. Ancak burada şirket müdürlerinin ilgili borçların tümünden sorumlu olmaları nedeniyle borcun tamamı üzerinden şirket müdürü yapılandırma talep edebilir. Örneğin, bir limited şirketin sadece %50 paylı ortağı olan bir ortak şirket borcunun tümünü değil, %50’sini yapılandırabilir. Bu kişinin şirkette ayrıca bir müdürlük görevi var ise bu durumda toplam borçtan sorumlu olduğu için payı kadar değil borcun tamam üzerinden tecil ve taksitlendirme yapması zorunludur. Sonuç olarak, asıl ana borçlusu şirketin, müdürleri, tasfiye memurları, iflas memurları, vb. sorumlu olanlar asıl AMME borçlusu şirketin borcun tümü üzerinden sorumlu olduklarından dolayı yapılandırma yapabilirler.
Yanıt: Önceden yani iş bu tecil ve taksitlendirme yürürlüğe girmeden konulan menkul ve gayrimenkul hacizleri söz konusu ise, ilgili borç bitmeden haczin kaldırılması mümkün bulunmamaktadır. Kısmi ödemelerde, bölünebilir menkul ve gayrimenkuller üzerindeki hacizler ödemeler nispetinde çözülebilir. Bu konuda ilgili kurum ile görüşerek buna uygun ödeme yapılarak sınırlı ve menkul ve gayrimenkul bazında hacizler kaldırılabilir. Tek bir gayrimenkul üzerinde haciz var ise, söz konusu borçların tümünün ödenmesi gerekmektedir. Ancak belli hallerde 6183 sayılı kanunun ilgili maddesine göre haczedilen menkul veya gayrimenkulün değerini %10 fazlası yatırılarak sınırlı haciz kaldırması uygulaması mümkündür. Bu durumda alacaklı tahsil dairesine başvurarak gayrimenkulü değerinin tespiti yaptırılarak ve buna göre ödeme yapılması halinde söz konusu haciz kaldırılabilir. Konu ile ilgili 6183 sayılı kanunun ilgili madde 74/A, “Bazı hallerde haczin kaldırılması” başlıklı yasa hükmünün incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
Yanıt: Bilindiği gibi araçlardaki menkul hacizleri, aracın ruhsatını ilgili trafik kayıtlarında veya liman başkanlıklarındaki kayıtlarda hacizler konulmaktadır. Söz konusu hacizlerin kaldırılabilmesi için borcun ödenmesi gerekmektedir. Borç ödenmeden haciz çözümlenemez. Ancak haciz baki kalarak araç üzerindeki yakalama şerhi, tecil taksitlendirme yapılarak ve belli bir taksit ödenirse yakalama şerhi kaldırılabilir. Bazı durumlarda “borcu yoktur” alınarak ihale makamlarına söz konusu evrakın verilebilmesi için, tecil ve taksitlendirme yapılması ve borcun %10’unun ödenmesi halinde borcu yoktur belgesi alınabilir. Yine bu konuyla ilgili alacaklı AMME idaresi yani Vergi Dairesi veya ilgili SGK Kurumu icra servisine başvurması gerekmektedir. Belediyelere olan borçlar açısından da tecil ve taksitlendirmelerde ilgili belediyenin mali hizmetler müdürlüğü emlak servisine başvuru yapılması gerekecektir.
Yanıt: Mali tatil bilindiği gibi 1- 20 Temmuz tarihleri adli tatil içermektedir. Daha sonra adli tatil, 20 Temmuz ila 31 Ağustos tarihlerini kapsamaktadır. Gerek yaz mevsimi olması nedeniyle ve gerekse kurumların iş yükü dikkate alındığında önemli bir yığılma söz konusu olacaktır. Bu nedenle öncelikle 31.08.2026 beklenmeden tecil ve taksitlendirme dilekçelerinin ilgili kurumlara bir an önce verilmesinde yarar vardır. Dolayısıyla, mali tatil ve adli tatil sürecinde söz konusu tecil ve taksitlendirme müracaatlarının yapılması mümkün bulunmaktadır.
26.06.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.