Mehmet Ali Uğurluay
İş mevzuatında işçi ile işverenin karşılıklı anlaşarak iş sözleşmesini sona erdirmesine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, uygulamada bu tür sona erdirme işlemleri ikale (bozma) sözleşmesi adı altında yapılmaktadır. İkale sözleşmeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 12 nci maddesinde düzenlenen sözleşme serbestisi ilkesi ile 26 ncı maddesinde yer alan sözleşme özgürlüğü hükümleri kapsamında ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda geçerlilik kazanmaktadır. Yargıtay’ a göre ikale; “Sözleşmenin doğal yollar dışında tarafların ortak iradeleri ile sona erdirilmesi yönündeki işlem” olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmada ikale sözleşmesinin düzenleme amacı, işçinin makul yarar şartı ve ikale kapsamında yapılan ödemelerin sosyal güvenlik primine esas kazançlar açısından değerlendirilmesi ele alınacaktır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 inci ve devamı maddelerinde iş sözleşmesinin feshi belirli şartlara bağlanmış ve işçiye iş güvencesi kapsamında işe iade davası açma hakkı tanınmıştır. Bu düzenlemelerle işçinin korunması amaçlanmaktadır.
İkale sözleşmelerinin düzenlenme amacı; işverenler açısından iş sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin süreçleri hızlandırmak ve feshe bağlı mali yükümlülükleri kontrol altına almaktır. İşçiler açısından ise, hak kazanılan tazminat ve alacaklara arabuluculuk veya yargı yoluna başvurmaksızın, kısa sürede ve toplu şekilde ulaşma imkânı sağlamaktadır. Ayrıca ikale, tarafların karşılıklı ve ortak iradeleriyle, sulh içerisinde gerçekleştirildiğinden hem işçi hem işveren bakımından emek ve zaman kaybının önüne geçmektedir.
İkale sözleşmeleri sonucunda işçi, işsizlik ödeneğine hak kazanamadığı gibi, kural olarak işe iade davası açma hakkını da kaybetmektedir. Ayrıca kıdem ve ihbar tazminatlarının tutarı da tarafların anlaşmasıyla belirlenmektedir. İş Hukukunun temel ilkelerinden biri olan “işçi lehine yorum” prensibi gereği, işçilerin korunması esastır. Bu doğrultuda Yargıtay, ikale sözleşmelerinin geçerliliğini işçinin “makul yarar” elde etmesi şartına bağlamıştır. Makul yarar; işçinin yalnızca kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve kullanılmayan yıllık izin ücretinin ödenmesiyle yetinilmeyip, bunlara ek olarak ilave bir menfaat elde edilmesi anlamına gelmektedir. Her ne kadar ek menfaatin kapsamı somut olaya göre değişiklik gösterse de Yargıtay uygulamasında genellikle işçiye dört aylık boşta geçen süre ücretine denk bir ek ödeme yapılması makul yarar olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, işçiye ek menfaat sağlanmadan düzenlenen ikale sözleşmelerinin geçersiz sayılabileceği ve bu durumda iş sözleşmesinin işveren feshi hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; ayni yardımlar ile ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödemeler, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatlarının prime esas kazanca tabi tutulmayacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı maddenin (c) bendinde ise, (b) bendinde sayılan istisnalar dışında kalan ve her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemelerin prime esas kazanca tabi olacağı belirtilmiştir.
Öte yandan, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 2020/20 sayılı İşveren İş ve İşlemleri Genelgesi ile ikale sözleşmeleri kapsamında yapılan ödemelerin hangi şartlarda sigorta primine tabi tutulacağına ilişkin usul ve esaslar açıklanmıştır. Buna göre, ikale sözleşmesinde ödenen bedelin hangi alacak ve tazminat kalemlerini kapsadığının açıkça belirtilmesi halinde, Kanunun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde istisna tutulan ödemeler sigorta primine esas kazanca dahil edilmeyecek ancak ikale bedelinin hangi kalemleri kapsadığına sözleşmede yer verilmemesi, diğer bir ifadeyle ödeme kalemleri arasında ayrım yapılmaması durumunda, ikale bedeli adı altında yapılan ödemelerin tamamı, sigorta primine esas kazanca tabi tutulacaktır.
İkale sözleşmeleri, işçi ve işverenin karşılıklı ve ortak iradeleriyle iş sözleşmesini sona erdirmelerine imkân tanıyan, uygulamada sıklıkla başvurulan bir yöntemdir. Her ne kadar iş mevzuatında açık bir düzenlemeye yer verilmemiş olsa da sözleşme özgürlüğü ilkesi ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda ikale sözleşmeleri hukuki geçerlilik kazanmıştır.
İkale sözleşmelerinin hazırlanması sürecinde hem iş hukukuna hem de sosyal güvenlik mevzuatına uygunluk titizlikle gözetilmeli, işçinin makul yararının sağlandığı ve ödeme kalemlerinin açıkça ayrıştırıldığı bir sözleşme yapısının oluşturulması gerekmektedir. Aksi uygulamalar, işverenler açısından ilave prim, idari para cezaları, gecikme cezası, sosyal güvenlik teşviklerinden yararlanamama ve yargısal uyuşmazlık risklerini beraberinde getirebilecektir.
21.01.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.