Levent Z. Serdar
Apartman ve site sakinlerinin uzun süredir dile getirdiği bir mesele yeniden TBMM gündemine geldi. AK Parti milletvekillerinin 9 Ocak 2026'da Meclis Başkanlığı'na sunduğu "Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi[1]", Kat Mülkiyeti Kanunu'nun (634 sayılı Kanun) bazı maddelerinde köklü değişiklikler öngörüyor. Söz konusu teklifin en dikkat çekici yanı ise yöneticilerin aidat belirleme konusundaki geniş yetkisinin ciddi biçimde daraltılacak olması.
Teklifin yasalaşması halinde, milyonlarca kat malikinin yıllardır şikâyet ettiği fahiş aidat zamları meselesi büyük ölçüde çözüme kavuşmuş olacak.
Yürürlükteki düzenlemeye göre yöneticiler, aidatı belirlerken herhangi bir tavanla bağlı değil. Belirlenen tutar kat maliklerine tebliğ ediliyor ve kat maliklerinden yedi gün içinde usulüne uygun bir itiraz gelmezse, aidat yöneticinin belirlediği şekilde uygulamaya konuluyor. Kâğıt üzerinde basit görünen bu mekanizma, pratikte epey sancılı sonuçlar doğuruyor.
Uygulamada sıkça karşılaşılan sorunlar şöyle özetlenebilir:
Nitekim teklifin gerekçesinde, mevcut uygulamanın "yöneticilere sınırsız yetki tanındığı" algısını pekiştirdiği ve kat maliklerini mağdur ettiği açıkça vurgulanmış durumda.
Teklifin 3. maddesi, 634 sayılı Kanun'un 35. maddesinin (d) bendindeki ifadeyi değiştiriyor ve yöneticinin aidat belirleme yetkisini "işletme projesi onaylanıncaya kadar" şeklinde sınırlıyor. Bu hüküm 37. madde değişikliğiyle birlikte okunduğunda ortaya net bir tablo çıkıyor: Aidat tutarının kat malikleri kurulu tarafından onaylanması artık zorunlu olacak. Başka bir deyişle yönetici, kurulun onayı olmadan aidatları yukarı çekemeyecek.
Teklifin kat malikleri açısından belki de en hayati düzenlemesi 4. madde. Yapılan eklemeyle birlikte, geçici işletme projesinde belirlenen (yöneticinin önereceği) bedel, yürürlükteki işletme projesi bedelinin yeniden değerleme oranını aşmayacak şekilde belirlenecek. Yani yıl içinde "birden bire" yapılan ve enflasyonun kat ve kat üzerinde zamların önü kesilmiş olacak.
Burada esas alınacak oran, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi gereğince Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın her yıl belirleyip ilan ettiği yeniden değerleme oranı. Bu oran çoğunlukla yıllık enflasyona yakın seyrediyor, bazen biraz altında kalıyor. Dolayısıyla yöneticinin keyfine göre belirlediği fahiş zamların önüne somut bir çerçeve çekilmiş oluyor.
Düzenlemenin getirdiği diğer yenilikler de bir o kadar önemli:
Teklifin 5. maddesi, toplu yapılarda yönetim planının değiştirilmesi için aranan 4/5'lik çoğunluk şartını 2/3'e indiriyor. Bu, görünüşte teknik bir düzenleme; ne var ki sahadaki yansıması çok büyük.
Şöyle ki: Malik sayısının yüksek olduğu büyük sitelerde 4/5 çoğunluğu yakalamak neredeyse imkânsızdı. Bu yüzden onlarca yıllık yönetim planları olduğu gibi durmaya devam ediyor ve güncel ihtiyaçlara uyum sağlanamıyordu. Yeni nisap, hem hak kayıplarına yol açan eski hükümlerin hem de güncelliğini yitirmiş düzenlemelerin değiştirilmesinin önünü açacak.
Maddenin getirdiği bir başka kritik hüküm de şu: Yönetim planlarının bu maddeye aykırı düşen bölümleri uygulanmayacak. Yani daha önce onaylanmış yönetim planlarında yer alan ve yeni düzenlemeyle çelişen hükümler, kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte hükümsüz hale gelecek.
Teklif yasalaştığında, site veya apartman yönetimleriyle aidat uyuşmazlığı yaşayan kat malikleri açısından ortaya somut hukuki imkânlar çıkacak. Bunları ana hatlarıyla şöyle sıralamak mümkün:
Belirtmek gerekir ki teklif henüz komisyon aşamasında. Görüşmeler sırasında metnin değişmesi de pekâlâ mümkün. Ancak metin bu haliyle yasalaşırsa, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren açılacak dava ve itirazlarda doğrudan uygulama alanı bulacak.
Geçmişe dönük talepler, yani yasanın yürürlüğünden önce tahsil edilmiş aidatların iadesi ya da uyarlanması gibi konular ise farklı bir hukuki çerçeveye oturuyor. Bu durumda Türk Borçlar Kanunu'nun aşırı ifa güçlüğü, sebepsiz zenginleşme ve dürüstlük kuralı gibi genel hükümleri devreye girebilir. Tabii her dosyanın kendine özgü koşulları var; tek bir reçete yok.
Söz konusu kanun teklifi, kat malikleri ile yönetim arasındaki dengeyi kayda değer ölçüde kat malikleri lehine çevirme potansiyeli taşıyor.
Aşağıdaki durumlardan biriyle karşılaşmış kat maliklerinin, yeni düzenlemeyi de hesaba katarak hukuki pozisyonlarını yeniden gözden geçirmeleri yerinde olur:
Bütün bu başlıklar, bireysel olarak değerlendirilmesi gereken meseleler. Genel çerçeveye dair ipuçları yukarıda ama her kat malikinin somut durumu ayrı bir incelemeyi gerektiriyor.
[1] https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y4/T2/WebOnergeMetni/d224b293-537d-4053-ad7f-7f3ae57bc878.pdf
28.04.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.