Dr. Ersu Türedi
Vergi uygulamalarında uzun yıllar boyunca hâkim olan yaklaşım, istisna ve indirimlerin büyük ölçüde beyan esasına dayanmasıydı. Mükellef, ilgili şartları sağladığını varsayarak beyanda bulunur; idare ise gerekli gördüğü durumlarda sonradan inceleme yoluna giderdi.
Ancak son dönemde yapılan düzenlemeler, bu yaklaşımın önemli ölçüde değiştiğini ortaya koyuyor. Özellikle 30 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 49 No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği ile gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında yeni bir döneme girildi.
Bu yeni dönemin temel özelliği, vergi avantajlarının artık yalnızca beyan edilmesiyle değil, aynı zamanda Yeminli Mali Müşavir (YMM) tarafından tasdik edilmesiyle geçerlilik kazanmasıdır.
YMM tasdiki, geçmişte çoğu zaman şekli bir zorunluluk olarak algılanırdı. Oysa mevcut düzenlemeler, tasdiki vergi sisteminin merkezine yerleştirmiştir.
Bugün tasdik; sadece belgelerin kontrolü değil, işlemlerin hukuki, mali ve fiilî gerçekliğinin birlikte değerlendirilmesini ifade etmektedir.
Bu çerçevede YMM’nin sorumluluğu;
kapsayan çok katmanlı bir incelemeyi zorunlu kılmaktadır.
Dolayısıyla tasdik, klasik anlamda bir “raporlama” faaliyeti değil, vergi avantajlarının meşruiyetini test eden bir ön denetim mekanizmasıdır.
Yeni düzenlemenin en dikkat çekici yönlerinden biri, tasdik zorunluluğunun belirli parasal eşiklere bağlanmış olmasıdır.
Kurumlar vergisi uygulamasında;
durumunda YMM tasdiki zorunlu hale gelmektedir.
Benzer eşikler gelir vergisi mükellefleri için de öngörülmüştür.
Bu yaklaşım, vergi idaresinin artık risk odaklı bir denetim anlayışını benimsediğini göstermektedir. Düşük tutarlı vergisel avantajlar bile düzenlemenin bu hali ile sistematik olarak tasdik mekanizması içerisine alınmakta; böylece olası vergi kayıplarının önlenmesi hedeflenmektedir.
Bazı uygulamalarda ise herhangi bir parasal eşik öngörülmemiştir.
Özellikle;
bakımından, yararlanılan tutar ne olursa olsun tasdik zorunluluğu bulunmaktadır.
Bu durum, uluslararası vergi düzenlemeleriyle uyum sağlama çabasının yanı sıra, vergi oranına doğrudan etki eden mekanizmaların daha sıkı bir denetime tabi tutulmak istendiğini göstermektedir.
Tasdik sisteminde en kritik hususlardan biri de sürelerdir.
Tasdik raporlarının beyanname ile veya beyanname süresini izleyen iki ay içerisinde sunulması gerekmektedir.
Bu sürelerin kaçırılması halinde ise sonuç oldukça nettir: İlgili istisna ve indirimlerden yararlanma hakkı ortadan kalkmaktadır.
Bu yönüyle tasdik raporu, yalnızca tamamlayıcı bir belge değil, doğrudan vergisel hakkın kurucu unsuru haline gelmiştir.
Tam tasdik sözleşmesi bulunan mükellefler açısından ise uygulama daha farklı işlemektedir.
İlgili istisna ve indirimlerin tam tasdik raporunda yer alması halinde, ayrıca bir tasdik raporu düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır. Bu düzenleme, özellikle büyük ölçekli mükellefler için uygulamada önemli bir kolaylık sağlamaktadır.
Yeni sistem, YMM’lerin sorumluluğunu da önemli ölçüde artırmıştır.
Tasdik işleminin hatalı olması halinde; vergi ziyaı, vergi cezaları, gecikme faizleri bakımından YMM’lerin mükellef ile müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması, tasdikin artık yüksek mesleki risk içeren bir faaliyet olduğunu göstermektedir.
Bu nedenle tasdik süreci, yalnızca mevzuat bilgisi değil; aynı zamanda denetim tekniği, mesleki özen ve risk yönetimi gerektirmektedir.
23.02.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.