YAZARLARIMIZ
Ali Emrah Arpa
Vergi Müfettişi
emraharpa@hotmail.com



Tasfiye Halindeyken Sermayeye Eklenen Geçmiş Yıl Karlarının Tasfiye Sonundaki Vergisel Durumu

1.Giriş

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Tasfiye" başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasında her ne sebeple olursa olsun tasfiye haline girmiş kurumların vergilendirmesinde hesap dönemi yerine tasfiye döneminin geçerli olacağı, tasfiyenin kurumun tasfiyeye girmesine ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği tarihte başlayacağı ve tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona ereceği, başlangıç tarihinden aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı ve sonraki dönem için ilgili takvim yılı başından tasfiyenin bitiş tarihine kadar olan dönemin bağımsız bir tasfiye dönemi sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Tam mükellef bir şirket tasfiye halinde iken, tasfiye dönemi öncesine ait geçmiş yıl karlarını sermaye artırımı yapmak suretiyle sermayesine ekler ise, tasfiye sonun da ödenmiş sermayenin ve geçmiş yıl karlarının vergisel boyutu ne olmaktadır ?                 

2.Tasfiye Halinde Sermaye Artırımı

 Geçmiş yıl kârlarının ortaklara dağıtılması durumları ile ilgili vergilendirmenin ne şekilde yapılacağı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu aşağıda sayılan maddelerinde açıklanmıştır.

Gelir Vergisi Kanunu Md.94/6-b ye göre;

i) Tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz) % 15,

ii) Tam mükellef kurumlar tarafından; dar mükellef gerçek kişilere ve gelir vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz) % 15,

Yukarıda kanun maddesindeki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere karın sermayeye eklenmesini kar dağıtımı olarak sayılamayacağı belirtilmiştir. Dağıtılmayıp sermayeye ilave edilmiş karlar artık şekil değiştirmiş ve kar payı olmaktan çıkıp sermaye haline gelmiştir. Zaten dağıtılmadığı sürece vergi tevkifatına ve beyana konu olmayan karlar, kanunun tanıdığı imkandan yararlanılarak sermayeye ilave edildiğinde artık kar ya da kar payı olmaktan çıkmıştır.

Şirketlerin önceki dönemlerde elde ettikleri, ortaklara dağıtılmayan ve ilgili yedek hesaplarına alınmayan kârlar bir sonraki dönem bilançosunda “Geçmiş Yıl kârları” hesabında gösterilmekte ve şirket kâr ettiği, bu kârı da dağıtmadığı sürece yıllar itibariyle bu hesapta artmaktadır. Bu durumun oluşmasında, kârın ortaklara dağıtılması halinde, yasal düzenleme gereği dağıtımı yapılacak tutar üzerinden vergi kesintisi yapılması zorunluluğu olması, ancak kârın sermayeye eklenmesinin veya geçmiş yıl kârları hesabında yıllar itibariyle biriktirilmesinin herhangi bir vergisel yükümlüğe tabi olmaması önemi bir etkendir. Kısacası şirketler kârı dağıtmamayı vergiden kaçınma yolu olarak görmektedir.

Tasfiye sonucunda düzenlenen olan kesin bilançoda yer alan, ödenmiş sermaye dışındaki, öz sermaye hesaplarının ortaklara dağıtılması durumunda, 5520 sayılı KVK.nun 15'inci ve 30. maddeleri ve 193 sayılı GVK.nun 94/6-b maddesi hükümleri uyarınca, Geçici 62. madde hükümleri de dikkate alınarak, kar dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılması gerekmekte olup, ödenmiş sermayenin ortaklara dağıtılması durumunda ise, vergi kesintisi yapılmasına gerek bulunmamaktadır. ( Bu konuda İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı 24/08/2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.35.16.01-176300-413 sayılı Özelge bulunmaktadır.) Tasfiye sonu bilançoda, zarar beyan edilmiş ise, bu tutar sermaye tutarından mahsup edilerek kapatılır.

Sermayeye eklenmeyen ve bilançoda geçmiş yıl karları hesabında ve karşılık olarak hazır değerler (Banka/Kasa) hesaplarında yer alması gereken tutarların, tasfiye sonunda kapatılması ve tasfiye sonu bilançosuna yansıtılmaması durumunda, geçmiş yıl karlarının işletmeden çekildiğinin kabulü gerekmekte olup, kar dağıtımına bağlı vergi kesintisine tabi tutulacaktır.

Söz konusu durumu bir örnekle gösterecek olursak;

ABC Ltd.Şti 15/01/2016 tarihinde tasfiyeye giriş kararı almış ve ilan edilmiştir.

15/08/2017 tarihinde 25.000,00 olan şirket sermayesini, 1.500.00,00 TL’ye çıkarılmasına karar verilmiş ve ilan edilmiştir. Artırılan Sermaye tutarı olan 1.475.000,00 TL’nin hepsinin kar yedeği olan dağıtılmamış geçmiş yıl karlarından karşılanması kararlaştırılmış ve ortakların sermaye taahhütlerini ödemelerine ilişkin kayıtların yapılmasından sonra ortakları borçlandıran ya da ödenen sermayenin geri ödenmesini ifade eden hiçbir işlem yapılmadığı, şirketin sermaye artırımı işlemlerine başladıktan sonra usulüne uygun olarak taahhüt edilen sermaye paylarının tamamının ortaklar tarafından karşılandığı şirket kayıtlarında belirtilmiştir.

Şirketin 2016 yılı bilançosunda geçmiş yıl karları tutarı 2.000.000,00 TL’dir.

 2017 yılında yapılan .1.475.000,00 TL tutarında geçmiş yıl karlarının sermayeye eklenmesiyle 2017 bilançosunda geçmiş yıl karları kaleminde 525.000,00 TL kalmıştır.

15/01/2018 tarihinde tasfiye sonu kati bilançosu tescil ve ilan edilmiştir. Kapanış bilançosunda özsermaye 1.500.000,00 TL, geçmiş yıl karı ve yasal yedek tutarının 0,00 TL, Hazır Değerler 0,00 TL olarak beyan edilmiştir. Dolayısıyla Özkaynak hesabı 2.025.000,00 TL olması gerekirken 1.500.00,00 TL olmaktadır. (525.000,00 TL Sermayeye Eklenmeyen Geçmiş Yıl Karı Beyan Edilmemiştir.) 

Sonuç olarak, mükellef kurumun 2017 hesap döneminde geçmiş yıl karlarından sermayeye eklediği ve tasfiye sonu bilançosunda öz sermayede gözüken 1.500.000,00 TL tutarı üzerinden herhangi bir kar payı dağıtımına bağlı kesinti yapılmayacaktır. Fakat sermaye hesabına eklenmeyen, geçmiş yıl karları hesabında ve karşılık olarak hazır değerler (Banka/Kasa) hesaplarında yer alması gereken 525.000,00 TL tutarının, işletmeden çekiş olarak kabul edilmesi, bu tutar üzeinden 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 15'inci ve 30'uncu maddeleri ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/6-b maddesi hükümleri uyarınca, kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Söz konusu örnekteki durum muhasebe kaydı olarak aşağıdaki şekilde gösterilebilir.

102 BANKALAR

 

525.000,00

 

131 ORT.ALACAKLAR

 

1.500.000,00

 

 

570 GEÇMİŞ YIL KARLARI

 

525.000,00

 

501 ÖDENMİŞ SERMAYE

 

1.500.000,00

STOPAJA TABİ GEÇMİŞ YIL KARI (A)

525.000,00

Kar dağıtımı sonrası ise 570 Geçmiş Yıl Karları/331 Ortaklara Borçlar-360 Ödenecek Vergi Ve Fonlar hesaplarına kayıtlar yapılabilir ve Geçmiş Yıl Karları hesabı kapatılır.

3.Sonuç

Daha önce değindiğimiz gibi, şirketler kârı dağıtmamayı vergiden kaçınma yolu olarak görmektedir. Fakat tasfiye haline girmiş, yani herhangi bir nedenle şirketin faaliyetine son verilmesi ve hesaplarının kapatılmasına karar verilmiş bir şirketin, tasfiye halinde iken sermaye artırması hukuka uygun olsa bile ekonomik ve ticari icaplara ters düşmektedir. Yasada, tasfiye haline girmiş bir şirketin geçmiş yıl karlarını sermayeye eklenememesi ile ilgili bir düzenleme bulunmamaktır. 30/06/2021

01.07.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM