BASINDAN YAZILAR
Ekonomik sorunlar-planlı ekonomi ilişkisi / Veysi Seviğ - MuhasebeTR

Ekonomik sorunlar-planlı ekonomi ilişkisi / Veysi Seviğ

Anayasa'nın 166'ncı maddesi uyarınca, "Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayinin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak devletin görevi. Planda milli tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirler öngörülür, yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir, kaynakların verimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu plana göre gerçekleştirilir."
Gerçekte, anayasal buyruk gereği ülkemizde ekonomik, sosyal ve kültürel kamlkınmanın bir plan çerçevesinde gerçekleştirilmesi ilkesi kabul edilmiş ve planlama devlete bir görev olarak verilmiştir.
Planlamanın ülke kaynaklarının değerlendirilip verimli kullanılmasını sağlayacak, ekonominin tüm sektörleri ile ülke bütününde dengeli ve uyumlu bir gelişmeyi sağlamaya yönelik biçimde yapılacağı, ayrıca planlarda milli tasarrufu artırıcı, yatırımı, istihdamı geliştirici ve yatırımları toplum yararına yöneltici tedbirlere öncelik verileceği açıklıkla belirtilmek yoluna gidilmiştir.
Bu bağlamda kalkınma planının kamu kesimi ve özel kesim için bağlayıcılığı ve kuvveti de açıklığa kavuşturularak, kamu kesimi için emredici, özel kesim için de yol gösterici ve özendirici nitelikleri belirtilmiştir.
Kalkınma planlarının hazırlanması, yasama organlarınca onaylanması biçimi ve uygulanmasındaki esaslar yasa koyucuya bırakılmıştır. Bu şekilde geniş bir düzenleme yapılarak planlama ile görevli kuruluşun yapısı ve görevlerinin tespiti de genel yasa koyucuya aittir.
Yukarıda da vurgulandığı gibi Anayasa'nın 166'ncı maddesinde ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmanın ülkemizde bir plan çerçevesinde gerçekleştirilmesi ilkesi kabul edilmiş, planlama devlete görev olarak verilmiş ve planlamanın ülke kaynaklarının değerlendirilip, verimli kalkınmasını sağlayarak ekonominin tüm sektörleriyle ülke bütününde dengeli ve uyumlu bir gelişmeyi temine yönelik biçimde yapılacağı, ayrıca planda milli tasarrufu artırıcı, yatırımı, istihdamı geliştirici ve yatırımları toplum yararına yöneltici tedbirlere öncelik verildiği açıklıkla belirtilmiştir. (Anayasa Mahkemesi E. No: 1985/9.K. No: 1986/14)
Dünya üzerinde yaşanan deneyimlerden de anlaşılacağı üzere ekonomik kararların beklenen başarı ile bütünleşebilmesi için ayrıntılı bir çalışmaya dayandırılması planlanarak uygulanır hale getirilmesi sağlanmalıdır.
Türkiye bir süredir ekonomik açıdan anlık kararlarla yöneltilir hale gelmiştir. Bu nedenle boyutları giderek artan sorunlarla karşılaşmaya başlamıştır. Bundan bir kaç yıl önce sorun olmayan bütçe dengesi günümüzde gelir yetersizliği nedeniyle sorunlu hale gelmiştir. Bu oluşumda uygulanan maliye politikalarının seçiminde düşülen yanılgının payı büyük olup, günümüzde alınacak anlık kararlarla bütçe dengesini yeniden oluşturmak imkansız hale gelmiştir. Aynı gelişme trendini sürdürmek mümkün olmadığı gibi ithalata dayalı tüketim ekonomisinin ülkemizde yaratmış olduğu olumsuzlukları kısa vadede aşmak artık imkansızdır.
Sosyal devletin temel ilkelerinden biri de planlamadır. Planlama, toplumun ekonomik kaynaklarının, ekonomik kalkınmayı sağlamak amacıyla bilimsel ve akılcı biçimde kullanılabilmesini sağlar. Gerçekten, sosyal devlet anlayışı, devletin sosyal ve ekonomik hayata müdahalesini öngördüğüne göre, bu müdahalenin sistemli, tutarlı, akılcı ve bilimsel bir biçimde yapılması gerekir. (Özbudun, E. "Türk Anayasa Hukuku", Ankara, 2000, s.133-134)
Ne yazık ki, günümüzde planlı ekonomi adeta unutulmuştur. Bunun sonucunda bölgeler arası ekonomik dengesizlik ülkemizde giderek artmış bulunmaktadır. Bu dengesizliği giderebilmek için Türkiye sosyo-ekonomik gelişmişlik seviyeleri dikkate alınarak dört gruba ayrılmıştır.
Ülkemizde giderek belirgin hale gelen gelir böşülümündeki adaletsizlik yanında vergilendirmede Anayasa'nın 73'üncü maddesinde yer alan, "Herkes, kamu giderlerini karşılama üzere mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür" buyruğu artık geçerliliğini yitirmiş bulunmaktadır.
Emek yoğun üretim birimlerinin korunması ülkemiz açısından önem taşımasına karşılık bu sektörlere gereken ilgi ve önem verilmemektedir. Oysa emek yoğun sektörlerin korunması ve kollanması halinde mevcut istihdam sorununa çözüm bulunabilecektir.
Yaygın, çok yönlü yeni yatırımların özendirilmesinin yanında halen faaliyette bulunan ve ülkemizde geçmişi bulunan kurum ve kuruluşların da korunması ve onların ekonomiye katkılarının artırılması yönünde desteklenmesi gerekmektedir.
Ancak tüm bu önerilerin belli bir plan çerçevesinde uygulanabilir hale getirilmesi, öngörülen yeni dengelerin olumuşunu sağlamaya yönelik olarak planlamanması kanımızda zorunludur.

(Kaynak: Referans Gazetesi | 25.07.2009)

GÜNDEM