BASINDAN YAZILAR
Menkul Kıymet Alım Satımında Kârlı ve Zararlı İşlemler - MuhasebeTR

Menkul Kıymet Alım Satımında Kârlı ve Zararlı İşlemler

Son bir yılda, gerek İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem yapanların sayısının ciddi artışı, kripto paralar ve Bitcoin'ler derken, ülkemizde menkul kıymet işlemleri oldukça fazla ilgi görmeye başladı. Beyanname döneminin sonuna yaklaştığımız bu ayda, menkul kıymet alım satımı yapanlar en çok “yaptıkları işlemlerinin bir kısmında kâr ettiklerini, bir kısmında ise zarar ettiklerini” ifade ederek, kazançlarını nasıl beyan edeceklerini sormaktadırlar. Bugün bu sorunun yanıtını hep beraber bulacağız.

ALIM SATIM KAZANCI: DEĞER ARTIŞ KAZANCIDIR

Aynı yıl içinde birden fazla menkul kıymet alım satım işlemi yapılması ve bu işlemlerin bir kısmının kârlı, bir kısmının ise zararlı olması halinde beyan edilecek diğer kazanç ve irat tutarının (değer artışı kazancı) nasıl belirleneceği konusundaki eski düzenlemelere, Gelir Vergisi Kanunu'nun 4783 sayılı Kanun'la değişik “safi değer artışı” başlıklı mükerrer 81. maddesinde yer verilmemesi nedeniyle uygulamada doğan tereddütlere Maliye Bakanlığı'nca yapılan 21.01.2003 tarihli basın açıklaması ile son verildi. Bakanlık yaptığı açıklamada, bir yıl içinde birden fazla menkul kıymet alım satım işlemi yapılması halinde, bu işlemlerden elde edilen kâr veya zarar tutarlarının birlikte değerlendirileceğini, dolayısıyla işlemin aynı yıl içinde yapılması koşuluyla bir işlem nedeniyle doğan zararın, diğer işlemler dolayısıyla elde edilen kârdan mahsup edilmesinin mümkün olabileceğini açıkladı. Böylece eskiden olduğu gibi mevcut durumda da bir yıl içinde birden fazla stopaja tabi olmayan menkul kıymet alım satım işlemi yapılması halinde, bu işlemlerden elde edilen kâr veya zarar tutarları birlikte değerlendirilecektir. Sonuçta, işlemin aynı yıl içinde yapılması koşuluyla bir işlem nedeniyle doğan zararın, diğer işlemler dolayısıyla elde edilen kârdan mahsup edilmesi mümkündür.

AYNI TÜR MENKUL KIYMETLER

Ayrıca, Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 67. maddesi kapsamına giren menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar, kazancın sağlanmasına aracılık eden banka veya aracı kurum tarafından tevkifata (stopaj) tabi tutulmaktadır. Alım satıma aracılık eden banka veya aracı kurum tarafından stopaj matrahı hesaplanırken, menkul kıymetlerin elden çıkarılması sırasında oluşan zarar, aynı türden menkul kıymetlerin alım satımından sağlanan kazançtan indirilebilmektedir. Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 67. maddesinin 1 numaralı fıkrasında; üç aylık dönem içerisinde aynı türden menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçları ile ilgili olarak birden fazla yapılan alım satım işlemlerinin tek bir işlem olarak dikkate alınacağı hükme bağlanmış olup, hangi menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının aynı türden sayılacağı hususu tevkifat matrahının tespiti ve zarar mahsubu uygulaması açısından çok önemlidir.

Buna göre, 257 ve 258 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğleri'nde aynı tür menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı sınıflandırılmasında esas alınmak üzere;

1. Sabit getirili menkul kıymetler,

2. Değişken getirili menkul kıymetler,

3. Diğer sermaye piyasası araçları,

4. Yatırım fonları katılma belgeleri

 

adları altında dört sınıf ihdas edilmiş olup, sonuçta 258 Seri No. lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2008/14272 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın yürürlük tarihi olan 14.11.2008 tarihinden itibaren “yatırım fonları katılma belgeleri” sınıfı “yatırım fonları katılma belgeleri ve yatırım ortaklıkları hisse senetleri” olarak değiştirilmiştir.

Uygulama çerçevesinde; menkul kıymetlerle yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinde sınıflandırma, işlemle ilişkilendirilen menkul kıymetin dahil olduğu gruba göre yapılacak ve menkul kıymete bağlı olmaksızın yapılan işlemler ise 3. gruptaki vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri kapsamında değerlendirilecektir.

SIRAYA DİKKAT

Mükellefin 3 aylık kazancını (stopaj matrahını) hesaplayacak olan aracı kurumun mükellefin yatırım ortaklığı hisse kazancından (4. sıra), örneğin opsiyon sözleşmesinin (3. sıra) alım satımından oluşan zararını mahsup etme imkanı bulunmamaktadır.

Satış zararının, satış kârına mahsubu imkanı sadece menkul kıymetler açısından getirilmiştir. Bu durumda menkul kıymetlerin dışında kalan gayrimenkullerin ya da diğer mal ve hakların alım satımının yıl içinde birden fazla yapılması ve alım satımın birinden kâr, diğerinden ise zarar doğması halinde, zarar tutarı kârdan mahsup edilemeyecek ve kârın tamamı vergilendirilecektir.

(Kaynak: Nedim Türkmen / Sözcü Gazetesi | 20.03.2021)

GÜNDEM