Dr. Mustafa ALPASLAN
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
m.alpaslan@windowslive.com
Av. Akın Gencer ŞENTÜRK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
LİMİTED ŞİRKETLERDE TASFİYE İŞLEMLERİ
Tarih:
14.08.2008
Bilindiği
gibi limited şirketlerde tasfiye hükümleri TTK ve KVK
hükümlerine göre yapılmaktadır. Limited şirketin
tasfiyesi, tasfiye sürecinin başından sonuna kadar
yapılacak işlemleri içermektedir. Tasfiye işlemleri
sadece Ticaret Sicil Müdürlüğü ile ilgili olmayıp, bu
işlemler ayrıca ilgili vergi dairesi ve Bağ-Kur ve
ilgili diğer kuruluşları da ilgilendirmektedir. Bu
nedenle, tasfiyenin başlangıcı aşamalarının ilgili
kuruluşlara da bildirilmesi zorunludur. Bu
çalışmamızda limited şirketlerde tasfiye ile ilgili
hükümler ana hatları itibariyle yer verilerek tasfiye
işlemleri işlem bazında izah olunacaktır.
Limited şirketlerde tasfiye ortaklar kurulunun
iradesi ile bir nedene dayalı olarak fesih ve tasfiye
hükümleri çerçevesinde tasfiyeye başlanılabilir.
Tasfiyede herhangi bir nedenle faaliyetini sonlandırmaya
çalışan şirketin bütün hesapları kapatılarak şirketin
tasfiyesi amaçlanmaktadır. Limited şirketlerde kanun ve
ana sözleşmesinden kaynaklanan yazılı hallerin oluşması
ile veya ortaklar kurulunun iradesi ile fesih ve tasfiye
işlemlerine başlanılabilir. Sermaye şirketleri, iflastan
başkaca bir sebeple infisah ettiklerinde, durum ortaklar
kurulunca ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir.
İnfisahın ticaret siciline tescil ettirildiği tarih,
tasfiyenin başlandığı tarih olarak kabul edilmektedir.
Tasfiye aşaması, fesih veya infisah edilme durumunun
meydana gelmesinden başlar, tasfiye işlemlerinin
tamamlanmasını müteakip şirket kaydının ticaret
sicilinden silinmesine kadar devam etmektedir. Tasfiye
işlemlerinin bitiminden sonra ticaret sicilinden
kaydının silinmesi ile tüzel kişilik son bulacaktır.
Limited şirketlerde tasfiye işlemleri aşağıdaki
nedenlerden birinin veya birkaçının ortaya çıkması ile
tasfiye işlemlerine başlanılacaktır: (1)
1-
Şirket ana sözleşmesinde tespit edilen sürenin dolması
ile,
2-
Şirket sermayesinin 2/3’nün azalması halinde, bu
eksikliğin ikmal edilmemesi halinde,
3-
Şirketin iflasına karar verilmiş olması,
4-
Şirketin diğer bir şirketle birleşmesi,
5-
Mahkeme kararı ile feshinin talep edilmesi,
6-
Şirket maksadının elde edilmiş olması veya bu maksadın
olanaksız hale gelmiş olması,
7-
Ortak sayısının 1’e düşmesi ya da 50’yi aşması,
8-
Ortaklar kurulunca şirketin tasfiyesine karar verilmesi,
Hallerinde
şirket tasfiye haline girer.
KVK’nunda tasfiyenin tanımı yer almamaktadır. Kurumlar
vergisi mükelleflerinin büyük bölümünü oluşturan
sermaye şirketlerinde tasfiyeye ilişkin esaslar
TTK’nunda düzenlenmiştir. Bu nedenle kurumları tasfiyesi
TTK’na göre yürütülmektedir. Bununla beraber kurumların
ana sözleşmelerinde tasfiyenin ne şekilde yapılacağı
hakkında hükümler mevcuttur.
Hesap dönemi normal olarak bir yıllık süreyi kapsar.
Tasfiyeye giren kurumlarda “hesap dönemi”
yerine “tasfiye dönemi” esas alınır. Bu
dönem kurumun tasfiyeye girdiği tarihten başlar, bu
tarihten aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile
bu dönemden sonraki her takvim yılı müstakil bir tasfiye
dönemi sayılır. Tasfiyenin aynı takvim yılı içinde sona
ermesi halinde tasfiye dönemi kurumun tasfiye haline
girdiği tarihten başlar ve tasfiyenin bittiği tarihe
kadar devam eder. Tasfiyenin nihayet bulduğu dönemin
sonunda, tasfiye kar veya zararı kati olarak tespit
edilir.
KVK’nunda kurumun tasfiyeye girdiği tarih ile
tasfiyenin nihayet bulduğu tarih konusunda bir belirleme
yapılamamıştır. İnfisahın Ticaret Siciline tescil
ettirildiği tarih, tasfiyenin başlangıç tarihi olarak
kabul edilir, iflas halinde, tasfiyenin başlangıcı
ile mahkemenin iflas kararına göre belirlenmektedir.
Tasfiyenin son bulduğu tarih ise, son bilanço ve hesap
durumunun onaylanıp, tasfiye memurlarının ibra edildiği
“genel kurul” karar tarihidir.
Tasfiyenin son bulduğu tarih, şirketin ticaret ünvanın
ticaret sicilinden silindiği yani terkinin tescil
edildiği tarih değildir. Konuyla ilgili olarak verilen
bir özelgede aynen şöyle denilmektedir:
“Tasfiyenin son bulduğu tarih son bilanço ve hesap
durumunun onaylanıp, tasfiye memurlarının ibra edildiği
genel kurul tarihidir. Tasfiye beyannamesinin verilmesi
süresi bakımından bu tarihin dikkate alınması Ticaret
Siciline tescilin aranılması gerekir. Mükellefiyet
kayıtlarının kapatılması ise ayrı bir husus olup bunun
için ticaret siciline tescil tarihi esas alınacaktır.”
şeklinde mukteza verilmiştir(2).
Tasfiyenin sonuçlanması ile kesin bilanço ve hesap
durumu kurumların yetkili organlarının onayına sunulur.
Yetkili organların son bilanço veya hesap durumunu
tasdik tarihi, vergi uygulaması açısından, her hal ve
durumda, tasfiyenin sonu olarak kabul edilecektir(3).
Tasfiye işlemlerinin gelir idaresi tarafından vergi
incelemesine konu edilmesi ise şöyledir: tasfiye
işlemlerinin incelenmesi istemini içeren dilekçenin
vergi dairesine verilmesinden itibaren en geç 3 ay
içerisinde vergi incelemelerine başlanılacak, vergi
incelemesinin bitmesini takip eden 30 gün içinde de
vergi dairesi, söz konusu vergi incelemesinin sonucunu
tasfiye memuruna bildirecektir. Buna göre, kurumdan
aranan vergilerin sonucu alınıncaya kadar tasfiye
memurlarının kanunun 17. maddesine göre varolan
sorumlulukları devam edecektir.
Maliye Bakanlığı; mükelleflerin hukuki statülerini,
faaliyet gösterdikleri alanları ve tasfiyeye giriş
tarihindeki aktif büyüklüklerini dikkate almak suretiyle
tasfiye işlemlerine yönelik inceleme yaptırmamaya
yetkilidir.
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen bir
başka özelgede; “Kurumların tasfiyesinde ve
iflasında vergilemeye ilişkin ödev ve sorumluluklar
tamamen kanuni temsilci durumunda olan tasfiye
memurları ile iflas masasına yüklenmiştir. Bu itibarla
iflasına karar verilen müflis kurumun iflas muameleleri
sona erinceye kadar vergilemeye ilişkin ödev ve
sorumlulukları tamamen kanuni temsilci durumunda olan
iflas masasınca yerine getirilmek üzere
mükellefiyetlerine devam edecektir.” şeklinde
görüş bildirmiştir(4).
Tasfiyeden cayılması durumunda ise,
kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanmamaktadır.
Bu gibi durumda tasfiyeden vazgeçme kararı, bu
kararın alındığı tasfiye döneminin başından itibaren
geçerli sayılacaktır. Tasfiyeden vazgeçme kararının
alındığı tarihe kadar verilen tasfiye dönemi
beyannameleri, normal faaliyet beyannamelerinin
yerine geçecektir. Tasfiyeden vazgeçilen kurumun
geçici vergi ile ilgili mükellefiyetleri de
tasfiyeden vazgeçilmesine ilişkin kararın alındığı
tarihi kapsayan geçici vergilendirme dönemi başından
itibaren başlayacaktır(5).
NOT: Bu makaleyi SMMM DR. MUSTAFA ALPASLAN
ve SMMM AVUKAT AKIN GENCER ŞENTÜRK birlikte
hazırlamıştır.
DİPNOTLAR
(1)
AKGÜL Erol, 17.5.2007 İstanbul, erişim:
easmmm@gmail.com
(2)
İstanbul defterdarlığı muktezası; B.07.4.DEF.
0.34.11/KVK-30 sayılı muktezası.
(3)
AKGÜL Erol, 17.5.2007, İstanbul.
(4)
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, 6.2.2007 gün ve
GİB.4.34.16.01/KVK-17-7436/1991 sayılı özelgesi.
(5)
DOĞRUSÖZ A. Bumin, “5520 sayılı KVK Şerhi”, ASMMMO
Yayını, Ankara, 2007, s. 286