Dr. Mustafa ALPASLAN
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
m.alpaslan@windowslive.com
VERGİ SİSTEMİNDE KAYIT DIŞI EKONOMİNİN ÖNLENMESİNE
YÖNELİK ARAYIŞLAR
Tarih:
07.03.2008
I-GİRİŞ
Gelişmekte olan ülkelerde, bütün önlemlere rağmen kamu
harcamaları kolay kolay kısılamıyor. Diğer yandan cari
açığın artması da büyük tehlike yaratmaktadır. Bunlara,
döviz kurundaki ani sıçramaları ekleyecek olursak, iç ve
dış borçlanma sürekli artmakta ve borç yükünün
hafiflemesi büyük zorluklarla karşılaşmaktadır. Kamu
maliyesinde kalıcı iyileşme sağlanmadan “ ekonomik
kalıcı iyileşme ” sağlanamaz. Hükümetin, ekonomide
istikrarı sağlayabilmesi için mutlaka “ kamu
finansmanı ” sorununu çözmesi gereklidir. Bunun yolu
da kamu giderlerini en sağlam kaynak olan vergilerle
finanse etmekten geçer.
Bundan
hareketle mevcut hükümetin, “Türk Kamu Maliyesi”
politikasında köklü ve radikal bir değişiklik ile
devletin etkin ve yetkin gücünü kullanarak;
a.
Yasalar çerçevesinde mali denetimin artırılmasını, kayıt
dışılığın kısa vadede asgariye indirilmesini, uzun
vadede ortadan kaldırılmasını,
b.
Mevcut vergi oranlarının ekonomik şartlar paralelinde
aşağıya çekilmesini, tabana yayılmış adil bir vergi
sisteminin uygulamaya konulmasını,
sağlamalıdır. (1)
II-DEĞERLENDİRME
Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’nin 1982 Anayasası’nın 73. maddesi
uyarınca; “ Herkes, kamu giderlerini
karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle
yükümlüdür. Vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülükler
kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
” denilmektedir.
Ancak,
son zamanlarda yaşanan bazı vergi uygulamaları, uzun
zamandır ülkede konuşulan “ kayıt dışı ekonomi ”
kavramına “ kanun dışı vergi ” kavramını da
getirmiş bulunmaktadır.
Evet,
kayıt altındaki mükelleflerin tüm beyanlarının tam ve
doğru olduğu iddia edilemez ancak, kayıt dışı kalan
ekonomik işlemlerden devletin vergi kaybı tahminlerin de
ötesinde çok yüksektir. Basında son günlerde konu ile
ilgili şu haber (2) dikkat çekicidir; “
IMF: 100 milyar doların ne kaydı ne de hesabı var.
IMF’nın kayıtdışı ekonomi raporunda, illegal
faaliyetlerin Türk ekonomisinin üçte biri ile yarısı
arasında bir büyüklükte olduğu belirtildi. ”
Öte
yandan maliye idaresinin önemli sorunu sadece kayıt dışı
ile mücadele etmek değil, kayıtlı mükelleflerin beyan
ettiği vergilerini de tahsil etmekte büyük sıkıntılar
çekmektedir. Bilindiği gibi 4811 sayılı “Vergi Barışı”
adı altında getirilen kanun ile tahminlerin de ötesinde
vergi tahakkuku sağlandı. Ancak, gelinen noktada
tahsilatın ise maliye idaresini şoke ettiği de
ortadadır. Basında son günlerde konu ile ilgili şu haber
(2) de dikkat çekicidir; “Kamu vergiyle
barışamadı. Vergi barışıyla 1.2 katrilyon ödemesi
gereken KİT’ler ve belediyelerin yaptığı ödeme miktarı
137 trilyonda kaldı. Vergi barışından yararlanmak ,için
başvuruda bulunan KİT’ler, belediyeler ve il özel
idareleri, bugüne kadar yatırmaları gereken her 100 lira
verginin ancak 11 lirasını ödedi.”
Yukarıda
izah edilen kayıt dışı işlemlerden alınamayan vergi ve
kayıtlı mükelleflerin beyan edip de ödeyemediği vergiler
nedeniyle meydana gelen kamu finansman açığına çözüm
olarak yapılan bazı uygulamalar mükellef ve maliye
ilişkisini germiş bulunmaktadır. Özellikle 2004 yılında
yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin
mükellefler tarafından beyan edilmesi esnasında veya
beyan edilmesinden sonra vergi dairelerince mükellefler
üzerinde kanun dışı bir yaklaşım olan “ ikna ”
yöntemi ile matrah artırmaya zorlama uygulaması her kes
tarafından bilinmekte iken, şimdi de muhtasar beyanname
ile beyan edilen iş yeri kira beyanlarının yetersizliği
gibi bir neden ile mükellefler yazı ve telefon davetleri
ile dairelere çağrılarak matrahların “ ikna ”
yöntemi ile “ rızaen ” artırmaları ile karşı
karşıyadırlar.
Maliye
idaresi yaptığı uygulamayı özetle şöyle savunmaktadır;
kayıt dışı ile mücadele etmekteyiz. Mükellef ise,
yapılan uygulamayı özetle şöyle yorumlamaktadır; maliye
idaresi kayıt dışı ile mücadele edemediğinden kayıtlı
mükelleflere gücü yetmektedir.
Vergi
idaresi tarafından yürütülen bu uygulama üç açıdan
hukuka ve Anayasa’ya aykırıdır;
1-
Mükellefler, ortada olmayan, başvuru ve uygulama süresi
dolmuş bir vergi yasasına uygun olarak matrah
yükseltmeye zorlanmaktadır.
2-
213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile hükme bağlanmış olan
vergi incelemesi tehdit aracı olarak kullanılmaktadır.
3-
Tebliğ; vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden
hususların vergi idaresi tarafından yazılı olarak
mükelleflerin bilinen adreslerine gönderilmesidir.
Yasa’nın amir hükmüne karşın, vergi mükellefleri
telefonla aranmak suretiyle bu bildirimler
yapılmaktadır.
Bu
uygulama üç yönlü olarak değerlendirildiğinde,
Anayasa’nın 73. maddesine, genel anlamda hukuk
kurallarına, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine
açık olarak aykırılık söz konusudur. 213 sayılı Vergi
Usul Kanunu ile hükme bağlanmış olan “vergi inceleme”
müessesesinin tehdit olarak kullanılması, devlet
açısından çok aciz bir görüntüdür. Devlet; konulmuş
hukuk kurallarını bir silah gibi tehdit amaçlı olarak
kullanamaz, konulmuş kuralları gerektiğinde etkin,
yansız ve kararlı biçimde uygular. (3)
III-SONUÇ
Bu
uygulamadan çıkarılacak sonuç ise; kayıtlı mükelleflerin
karşı karşıya kaldıkları bu yöntem haksız ve yanlıştır.
Vergi kaçıran bir mükellef ile kanunlar çerçevesinde
mücadele edilmesine kimse karşı değildir. Ancak, ticari
muamelelerini doğru bir şekilde beyan eden mükellefleri
rencide etmek, mükellef-maliye ilişkisini germek, arada
kamusal hizmet sunan meslek mensuplarını (SM, SMMM ve
YMM) zor durumda bırakmak da doğru değildir.
Konuyu
fazla tartışmadan (karıştırmadan) devletin ve vatandaşın
demokrasiden ne anladığına bakarak yazımızı bitirelim.
Devlet
vatandaşa seslenmektedir, senden üç şey istiyorum;
1.
Koyduğum kanunlara uyacaksın,
2.
Vergi kaçırmayacaksın ve vergini zamanında ödeyeceksin,
3.
Düşmanımı düşman, dostumu dost bileceksin.
Vatandaş
ise devlete cevap vermektedir, ben de devletten üç şey
istiyorum;
1.
Koyduğun kanunlara uyarım ancak, kanunların adil olacak,
2.
Vergi kaçırmam, zamanında da öderim ancak; vergilerin
haksız olmayacak,
3.
Düşmanını düşman, dostunu dost bilirim ancak; benim de
can ve mal güvenliğimi sağlayacaksın.
İşte,
demokrasi budur ve demokrasi hepimiz için gereklidir.
Son
yıllarda vergi mevzuatımızda kayıt dışı ekonominin
önlenmesine yönelik tedbirler ve yasal düzenlemeler
yapılmaktadır. Buna göre, 4615 sayılı yasa, 4811 sayılı
vergi barışı yasası ve nihayet yazım aşamasında olan
GVK’nun da bir dizi düzenlemeler yapılarak kayıt dışılık
önlenmeye çalışılmaktadır. Örneğin, GVK’nunda yapıln
yeni düzenlemeler arasında hayat standardı esası,
ortalama kar hadleri vb. otokontrol araçları benzeri
araçlar yeniden sisteme sokularak mükelleflerin kayıt
dışından tekrar kayıt içine çekmeye yönelik tedbirler
yeniden ele alınmaktadır. Geçtiğimiz yıl vergi iadesi
hakkındaki yasaya göre fiş ve fatura toplama
karşılığında ve ödenen vergi iadesi kayıt dışılığı
arttırmıştır. KDV tahsilatı ve gelir vergisi tahsilatı
azalmıştır. Geçen yılki vergi tahsilat raporları bunu
doğrulamaktadır.
Diğer
taraftan, uluslararası muhasebe raporlama sisitemleri,
basel II kriterleri, küreselleşme ve bunların sonucunda
muhasebe mesleğinin güven bakımından zafiyete uğraması
dikkate alındığında vergileme ve kayıt içine yöneliş
önem kazanmaktadır. Özellikle yabancı sermayeyi
ülkemize çekme konusunda ciddi çaba gösteren başbakanlık
yatırım ajansı bu konularda ciddi çalışmalar yaparak
yabancıları ülkemize davet etmektedirler. Burada
yabancıların yatırım konusunda istedikleri şey kayıt
dışılığın önlenmesi ve bütün harcama ve gelirlerin
kayıtlandırılması talebidir. Bunun sonucunda da kayıt
içinde ticari, sınai aktivitenin yapılmasıyla herkes
mutlu olabileceği gibi hissedarlar, şirket
çalışanları, yabancı ortaklarımız ve en nihayetinde
gizli ortağımız maliye mutlu olacaktır. Diğer taraftan
bu şekilde kayıt içinde hareket edilmesiyle beraber
Türkiye ekonomisi de kazançlı çıkmış olacaktır.
(1)
Talha APAK, “Türkiye Ekonomisine Bir Bakış” www.alomaliye.com,
07.06.2004
(2)
Milliyet Gazetesi, “Ekonomi” Sayfası, 14 Haziran 2004
(3)
Ahmet EROL, “Vergi İdaresi Uygulamalarının Anayasa ve
Vergi Hukuku Karşısında
Durumu”
Yaklaşım Dergisi, Mayıs 2004, Sayı 137