BASINDAN YAZILAR
Kayıtdışı ekonomiyle mücadele stratejisi / Veysi Seviğ - MuhasebeTR

Kayıtdışı ekonomiyle mücadele stratejisi / Veysi Seviğ

Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2009 Ocak ayı bütçe gerçekleşme rakamlarından anlaşılacağı üzere, dolaylı vergiler ağırlıklı vergi gelirlerinde beklenen hasılat oluşmamıştır. Bu durumda yapılan değerlendirmelerden de anlaşılacağı üzere söz konusu oluşumda yaşanan ekonomik krizin etkisi olduğu kadar giderek yaygınlaşan kayıtdışılığın da etkisi bulunmaktadır.
Ülkemizde yapılan yoğun tartışma ve çalışmalara rağmen kayıtdışılığın önüne geçilmemiştir. Ekonominin rekabet gücünün artırılması ve kamu finansmanının sağlıklı yapıya kavuşturulması ancak kayıtdışılığın azaltılması önkoşuluna bağlı olup, bu bağlamda öncelikle hukuki önlemlerin vakit kaybedilmeksizin alınması gerekmektedir.
Gerçekte kayıtdışılığa karşı güçlü bir toplumsal ve siyasi iradeyle tüm kesimlerin katıldığı kapsamlı bir mücadele stratejisi oluşturulması, toplumun bilinçlendirilmesi, kayıt altına girmenin özendirilmesi, mevzuat ve işlemlerin basitleştirilmesi, etkin bir denetim, yargılama çabukluğu ve özel nitelikte ceza sisteminin geliştirilmesi gerekmektedir.
Konuya ilişkin olarak Başbakanlık tarafından yayımlanan "Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı" bu bağlamda ayrı bir önem arz etmektedir. (05 Şubat 2009 gün ve 27.132 sayılı Resmi Gazete.)
Her şeyden önce kayıtdışılığın azaltılmasına kayıtlı işlemlerin özendirilmesi ile başlanmalıdır. Ancak bu başlangıçla eşanlı olarak ekonomik işlem ve faaliyetlerin her aşamada izlenmesine yönelik bir sistemle söz konusu uygulamanın desteklenmesi de mücadelenin başarılı olması için zorunlu olmaktadır. Bu konuya sözü edilen planda yer verilmemiştir.
Kayıtdışı ekonomik faaliyetlerin istihdamın, girişimciler ve çalışanlar üzerindeki maliyetinin hafifletilmesi suretiyle denetim ve kontrol altına alınması mümkündür. Özellikle çalışma hayatı ile ilgili olumsuz sonuçlar büyük ölçüde kayıtdışı istihdamdan kaynaklanmaktadır. Ülkemizde kayıtdışı istihdamın büyük boyutta olmasıyla birlikte çalışan nüfusun sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması da zorlaşmaktadır. Ancak sosyal hukuk devleti olmanın gerekliliği açısından devlet harcamaları ile yurttaşlar arasında ayırım yapılmaksızın hizmet sunmayı zorunlu kılması bu bağlamda kamu harcamalarının giderek artmasına neden olmaktadır.
Çeşitli gerekçelerle kayıtdışı çalışma durumunda olanlar, sosyal güvenlik kapsamı dışında olma, çalıştıkları işyerinin ruhsatsız olması gibi nedenlerle sağlıksız ortamlarda, işyeri ve iş güvenliği olmadan, pazarlık gücünden yoksun, korunmasız, istismara açık ve sigortasız olarak çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu oluşum da iş hayatında sağlıksız bir ortamın ortaya çıkmasına ve çalışma ilişkilerinin, dolayısıyla işgücü piyasasının işleyişinin bozulmasına yol açmaktadır.
Gerçekte mevcut vergi düzenlemeleri ne kadar mükemmel ve çağdaş olursa olsun, vergi idaresi de kendi alanında ne kadar verimli çalışır duruma getirilirse getirilsin, toplumda vergi bilinci ve ahlakı yerleşmediği sürece kayıtdışı ekonominin tam anlamıyla önlenmesi mümkün değildir.
Vergi bilincinin oluşturulması bir eğitim sorunudur. Ancak ülke halkının belli bir yaştan itibaren yaşamını nasıl sürdürdüğünü izleme görevi de devlete aittir. Bu bağlamda çalışma yaşına gelmiş olan bir kişinin işsiz kalması halinde ortaya çıkması muhtemel ekonomik ve sosyal nitelikteki sorunların belirlenmesi ve bu sorunların yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması devletin görevleri arasında olmalıdır.
Kişilerin ekonomik güçlerinin kaynaklarını açıklayabilecek bir bilince kavuşturulması için yapılması gerekli çalışmalar, ülke halkının yaşam felsefesine bağlı bir olgudur. Kendisini devlete karşı muhtaç, özel yaşamında çevresine karşı ise zengin kişi gösterme eğilimi, ülkelerin gelişmişlik düzeyi ile yakından ilintili bir konudur.
Ekonomik ve sosyal açıdan olumsuz sonuçları olan kayıtdışı ekonominin kayda alınabilmesi ve politikaların üretilebilmesi için alınacak önlemler çağdaş bir devlet olmanın gereğidir. Bunu gerçekleştirmek için toplumun tüm kesimlerinin ve birimlerinin çaba harcaması gerekmektedir. Kanımızca bu bağlamda en büyük görev siyasilere düşmektedir.
Bir ülkede siyasiler ekonomik varlıkları açısından hesap verme sorumluluğuna sahip olmadıkları sürece, toplumun genelinde kayıtdışılığa karşı duyarlı davranma alışkanlığı oluşturulamaz.
Kamu harcamalarının gerçek anlamda fayda analizinin yapılması gerekir. Ödenen vergilerin daha etkin kullanılması ile birlikte bireylerin görüş açısı da değişecektir. Kendisini yönetenlerin hesap verme sorumluluğu ve alışkanlığı ise ülke halkının bilinçlenme seviyesini yükseltecektir.
Başbakanlık tarafından yayımlanmış bulunan "Kayıtdışı Ekonomi ile Mücadele Stratejisi Eylem Planı" bazı konularda sessiz kalan bir çağrı özelliğini taşımasına rağmen kanımızca yetersizdir. Konuya ülkemizde tüm kesim ve kuruluşlar ilgi duymalı ve konuya ilişkin yeni açılımlara yönelmelidir.
Kayıtdışılığın önlenmesinde hesap verilebilirliğin önkoşul olduğunu unutarak işe başlamak doğru değildir. Bu nedenle ülkede öncelikle hesap verilebilirliğe açık bir hukuk düzeninin oluşturulması daha anlamlı olacaktır.

(Referans Gazetesi | 14.02.2009)

GÜNDEM