BASINDAN YAZILAR
Taksilere yazarkasa uygulaması ve gerçekler / Veysi Seviğ - MuhasebeTR

Taksilere yazarkasa uygulaması ve gerçekler / Veysi Seviğ

Basına yansıyan bilgilerden anlaşılacağı üzere Vergi Konseyi ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan yeni Gelir Vergisi yasa tasarısı ile esnaf muaflığının uygulama alanı genişletilecek, bu bağlamda içlerinde taksicilerin de olduğu bazı meslek grupları için her ilçede, esnaf odaları, vergi dairesi başkanlığı ve defterdarlıklar ile diğer kesim temsilcilerinden oluşan özel komisyonlar oluşturulacaktır. Bu tasarı ile "taksiciler için Özel Tüketim Vergisi'nin sıfırlanması karşılığında, taksilere yazarkasa takılması konusu" üzerinde de durulmaktadır.

Bugüne kadar özellikle şehiriçi ulaşımda önemli payı bulunan taksiler ile minibüslerden sağlanan gelirlerin nasıl oluştuğuna dair Gelir İdaresi tarafından belirgin bir çalışma yapılmamıştır.

Dolayısıyla her şeyden önce günümüzde taksiciliğin nasıl yapıldığını bilmekte ve yapılacak vergisel düzenlemelerin de bu bilgiler çerçevesinde yapılmasında yarar görmekteyiz.

Ülkemizde taksicilik gerçekte rakamsal olarak büyük miktarlara ulaşan "plaka rantı" sağlayan bir uğraş alanıdır. Günümüzde taksi plakalarının alım-satımı birkaç yüz binli rakamlarla telaffuz edilir hale gelmiştir. Bu rakamlar bazen bir milyon YTL'ye kadar çıkabilmektedir.

Günümüzde bir taksi plakasının on iki saatlik kira ücreti 70-150 YTL arasındadır. Dolayısıyla bir günde bir taksinin iki ayrı kişiye kiralanabildiği dikkate alındığında bir taksi sahibinin elde ettiği kira geliri 140 ila 300 YTL arasında değişmektedir. Kira bedelinin oluşumunda plakanın kullanıldığı arabanın modeli ve markası ile bağlı bulunduğu taksi durağı önemli rol oynamaktadır.

Taksi ve plaka sahiplerinin bu bağlamda elde ettikleri kira gelirlerinin gayrimenkul sermaye iradı olarak dikkate alınması gerekmektedir. Ancak bu tür beyanda bulunan var mıdır? Bu soruyu ancak Gelir İdaresi Başkanlığı yanıtlayabilir.

Taksi sürücüleri ile uygulamada plaka sahibi olarak tanımlananlar arasındaki ilişki hukuki açıdan özellik göstermektedir. Şöyle ki;

* Genellikle plaka veya plakalı taksi sahipleri taksileri 10-12 saatlik bir süre için kiraya vermekte, dolayısıyla bu kiralama işlemi günde tam anlamı ile iki vardiya halinde olmaktadır. Kiralama, deposu dolu olarak yapılabilmektedir. Sürücü taksiyi teslim aldıktan sonra, sahibine veya ikinci kiracıya teslim edene kadar kullanmakta, elde ettiği hasılattan kira bedelini düştükten sonra, yeni sürücüye taksiyi "full" yani dolu depo ile devredebilmektedir.

Bazı hallerde taksi sürücülerinin günlük hasılatı kira bedeline yetmeyebilmektedir. Bu durum taksi sahibini hiçbir biçimde ilgilendirmemektedir.

Bu bilgiler çerçevesinde taksi sürücüsü kira bedeli ile arabanın full depolanması için yapılan harcamadan sonra kalan paraya sahip olabilmekte, bu miktar da duruma göre sıfır ile 50 lira bazen de biraz fazla oluşabilmektedir. Hatta bazen sürücü kira bedelini cebinden ödemek zorunda kalmaktadır.

Taksi ve minibüslerde emekçiler sürücülerdir. Geliri sağlayanlar ise plaka veya plakalı taksi sahipleri ile minibüs sahipleridir. Taksi sürücüleri her türlü yasal haktan yoksun, tam anlamı ile hayati tehlike içersinde ekmek parası için günde 10-12 saat çalışmak zorunda olan, sosyal güvencesi sağlanmamış çalışanlardır.

Plaka, plakalı taksi ve minibüs sahipleri ise bir yandan tam anlamı ile vergisiz bir gelir elde ederken, diğer yandan her geçen gün artan plaka ve plakalı taksi fiyatlarının rantını elde etmekte, buna karşılık vergilendirmeye duyarsız kalmaktadır.

Uygulamada hukuki açıdan üretilen formülle üzerinde birden fazla taksi, minibüs ve dolayısıyla plaka bulunduranlar, bu plakaları aile fertlerine ve teminat/hukuki tedbir yoluyla yakın akrabalarına, hemşehrileri üzerine ruhsatlayarak bu konuda vergi dışı kalabilmekte, bu olaylara karşı vergi idaresi duyarsız olabilmektedir.

Ülkemizde plaka, plakalı taksi, minibüs ve hat ile durak rantı üzerine yaşanan dramatik olaylara üzülerek belirtelim ki seyirci kalınmaktadır.

Tüm bu ayrıntıdan sonra taksilere yazarkasa monte edilerek eğer idare taksicilerin kazançlarını vergilendireceğini düşünüyorsa, bu oluşum hiçbir biçimde plaka sahiplerini ve benzerlerini etkilemeyecek, bundan en büyük zararı günlük maişetini temin etmek için hayatını tehlikeye atan sürücüler üstlenecektir.

Oysa yapılması gereken, her şeyden önce sürücülerin belli bir hukuki güvenceye kavuşturulması, buna paralel olarak da plaka, plakalı taksi sahibi ile minibüsçülerin hem elde ettikleri rant gelirleri hem de günlük olarak sağladıkları kira gelirleri açısından vergilendirilebilir konuma getirilmesidir.

Konu zannedildiği kadar basit olmadığı gibi, taksilere yazarkasa takmak suretiyle de mevcut bu konudaki vergi kayıplarının önlenmesi mümkün değildir. Dolayısıyla taksicilik ve plaka kiralama ile minibüsçülük, hat paylaşımı ile bağlantılı durak rantlarının öncelikle dikkate alınması kanımızca daha faydalı olacaktır.

(Referans Gazetesi | 23.09.2008)

GÜNDEM