Cahit Durak
Bir inşaat işinin vergi bakımından hangi yıla ait olduğu, çoğu ticari faaliyette olduğu gibi yalnızca o yıl içerisinde gerçekleşen gelir ve giderlere bakılarak net olarak tespit edilememektedir. Bu nedenle kanun koyucu, faaliyetin ekonomik niteliğinden hareketle farklı bir kazanç tespit yöntemi benimsemiştir. Yıllara sâri inşaat ve onarma işleri, yalnızca uzun süren projeleri ifade eden teknik bir kavram değil; aynı zamanda kazancın tespit ve vergilendirilme zamanını doğrudan etkileyen özel bir vergi hukuku düzenlemesidir.
Bu düzenlemenin hareket noktası, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 42’nci maddesinde yer alan, “birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde” kazancın işin bittiği yıl kesin olarak tespit edilerek tamamının o yılın geliri sayılmasına ilişkin hükümdür. Böylece Kanun, yıllara yayılan bir faaliyetin her yıl ayrı ayrı sonuçlandırılması yerine, ekonomik bütünlüğünü koruyan işin tamamlanmasını vergileme açısından esas almıştır.
Yıllara sâri inşaat ve onarma işleri bakımından Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/3’üncü maddesinde, “42 nci madde kapsamına giren işler dolayısıyla bu işleri yapanlara (kurumlar dahil) ödenen istihkak bedellerinden” vergi kesintisi yapılması öngörülmektedir. Benzer şekilde, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15’inci maddesinde de birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarma işleriyle uğraşan kurumlara, bu işleriyle ilgili olarak yapılan hakediş ödemelerinden vergi kesintisi yapılacağı düzenlenmiştir.
Yıllara Sâri İnşaat İşlerinde Stopaj Oranı Güncellemeleri
İnşaat sektöründe Türk şirketlerinin Türkiye dışında da uluslararası arenadaki başarısı göz önüne alındığında, özellikle EPC (Engineering, Procurement and Construction) kapsamındaki projelerde hakedişlerin yalnızca Türk Lirası üzerinden değil, sözleşme şartlarına bağlı olarak farklı para birimleri üzerinden düzenlenmesi ve tahsil edilmesi oldukça yaygındır.
EUR, USD, QAR, AED ve KZT başta olmak üzere farklı para birimleri üzerinden düzenlenen hakediş ve avansların ne şekilde ödeneceği, çoğunlukla işveren ile yüklenici arasında imzalanan ana sözleşmede belirlenmektedir.
Yurtiçinde gerçekleştirilen yıllara sâri inşaat ve taahhüt işlerinde genel stopaj oranı %5 olarak uygulanırken, belirli stratejik nitelikteki inşaat ve onarma işlerinde daha düşük oranlar öngörülmüştür.
Nitekim 29 Mart 2025 tarihli ve 9707 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile demiryolu hattı, tramvay, finiküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemleri ile gemi inşaat ve onarım işlerine ilişkin istihkak ödemelerinde stopaj oranı %1 olarak belirlenmiştir. 19 Mayıs 2026 tarihli ve 11344 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ise nükleer santral inşaatı ve onarım işleri de %1 stopaj kapsamına alınmıştır. Bu kapsamların dışında kalan diğer yıllara sâri inşaat ve onarma işlerinde ise oran %5 olarak uygulanmaya devam etmektedir.
Bu düzenlemeler, her çeşit inşaat işinden ziyade, ülkeye katma değer yaratabilecek veya stratejik öneme sahip belirli inşaat ve altyapı projelerinde finansman yükünün azaltılması amacıyla mükellefler lehine bir ayrım ortaya koymaktadır.
Stopaj Kesintilerinin Mahsubu Aşamasında Yaşanan Sorunlar
Uygulamada karşılaşılan temel sorunlardan biri ise, %5 stopaj oranına tabi yıllara sâri işlerde, işveren tarafından hakediş ödemeleri üzerinden kesilerek beyan edilen stopajların yüklenici tarafından ne zaman ve hangi tutar üzerinden mahsup edilebileceğidir.
Hakediş ödemeleri üzerinden kesilen stopajlar, işin devam ettiği yıllar içerisinde mükellefin üzerinde bir vergi alacağı oluşturmakta; ancak söz konusu tutarın kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden mahsup edilmesi, işin tamamlandığı yılın vergilendirme dönemine kadar mümkün olmamaktadır.
Örneğin;
Adana A.Ş., 10.05.2023 tarihinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Çevreyolu İhalesi’ni, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesi kapsamında pazarlık usulüyle kazanmış ve 22 ay süreli bir taahhüt sözleşmesi imzalamıştır.
Firma, taahhüt konusu işlerini 26.03.2025 tarihinde tamamlamış ve işverenden geçici kabul belgesini teslim almıştır. İşin 22 aylık süresi boyunca, işe başlama avansı da dahil olmak üzere yapılan hakediş ödemelerinden %5 oranında stopaj kesintisi yapılmıştır.
| Hesap Adı | Hesap Adı | Borç | Alacak |
|---|---|---|---|
| 120. ALICILAR | XXX | ||
| 295. PEŞİN ÖDENEN VERGİLER VE FONLAR | XXX | ||
| ....Projesi Hakediş Stopajları %5 | XXX | ||
| 350.YILLARA YAYGIN İNŞAAT VE ONARIM HAKEDİŞ BEDELLERİ | XXX | ||
| 391. HESAPLANAN KDV | XXX | ||
| .... 4/10 Tevkifatlı Hesaplanan KDV | XXX | ||
| Adana A.Ş - Hakediş Bedeli Kaydı | |||
| Hesap Adı | Hesap Adı | Borç | Alacak |
|---|---|---|---|
| 730 GENEL ÜRETİM GİDERLERİ | XXX | ||
| 191 İNDİRİLECEK KDV | XXX | ||
| 320 SATICILAR | XXX | ||
| 360 ÖDEN VERGİ VE FONLAR | XXX | ||
| ....Ödenecek GV Kesintisi | XXX | ||
| ....Ödenecek KDV Tevkifatı | XXX | ||
| İşveren Makam - Hakediş Bedeli Kaydı | |||
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “İnşaat ve onarma işlerinde işin bitimi” başlıklı 44’üncü maddesine göre, geçici ve kesin kabul usulüne tabi işlerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih, işin bitim tarihi olarak kabul edilmektedir.
Bu nedenle örneğimizde işin tamamlandığı dönem 2025 yılıdır. Firma, 2025 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini 30.04.2026 tarihinde vermiş ve iş süresince kesilen stopajların mahsuben iadesini talep etmiştir.
Ancak uygulamada süreç, beyannamenin verilmesiyle sona ermemektedir. Gerekli kontrollerin yapılması amacıyla Geksis sisteminde çeşitli sorgular yöneltilmekte; mükelleften hakediş faturaları, imzalı hakediş kapakları, sözleşme bedellerini gösteren belgeler, damga vergisi yükümlülükleri ve benzeri bilgi ve belgeler talep edilebilmektedir. Mükellefin cevap dilekçeleri hazırlaması, ilgili belgeleri yeniden yüklemesi ve Geksis kontrollerinin tamamlanmasını beklemesi gerekebilmekte; dolayısıyla yıllar içerisinde kesilmiş olan stopajların mahsuben iadesi fiilen daha ileri bir tarihe taşınmaktadır. Buradaki temel ekonomik sorun ise, geçmiş yıllarda TL olarak kesilmiş olan vergi tutarının herhangi bir enflasyon farkı veya değerleme mekanizması olmaksızın aynı nominal tutar üzerinden mahsup edilmesidir.
Başka bir ifadeyle, 2024 ve 2025 yıllarında kesilmiş bir stopajın 2026 yılında veya daha sonraki yıllarda mahsup edilmesi, Yüksek enflasyon ortamında bu durum, vergi alacağının reel değerinin önemli ölçüde azalmasına neden olmaktadır. Üstelik Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15 ve 30’uncu maddeleri çerçevesinde kaynağında kesilen vergilerin beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilmesi esas olduğundan, uygulamada mükellefin bu alacağını nakden değil, mahsuben kullanması söz konusu olmaktadır.
Bu Durum Mükellefleri Nasıl Etkiliyor?
Yıllara sâri inşaat ve onarma işlerinin doğal sonucu olan uzun proje süreleri ile stopajın işin tamamlandığı yılda mahsup edilebilmesi arasındaki zaman farkı, mükellef açısından ciddi bir finansman maliyeti yaratabilmektedir. Özellikle yüksek enflasyonun yaşandığı dönemlerde, birkaç yıl önce kesilmiş bir vergi tutarının nominal olarak aynı kalması, ekonomik açıdan gerçek bir vergi alacağının değer kaybetmesi anlamına gelmektedir. Bu durum bazı mükellefleri, hak kaybına uğramamak amacıyla sözleşmelerini yıllara sâri inşaat ve onarma işi kapsamına girmeyecek şekilde yapılandırma arayışına da yöneltebilmektedir. Sözleşme süresinin Aralığın son günlerinde sona erecek şekilde düzenlenmesi ve sonraki dönem için yeni bir sözleşme yapılması gibi yöntemler gündeme gelebilmektedir. Bununla birlikte, sözleşmelerin yalnızca vergi uygulamasını değiştirmek amacıyla şekillendirilmesi, işin fiili ve hukuki niteliğinin ayrıca değerlendirilmesini gerektirdiğinden, bu tür yapılandırmaların dikkatle ele alınması önem taşımaktadır.
Dövizli Hakedişlerde İkinci Bir Risk: Kur Farkı
Yıllara sâri inşaat işlerinde stopaj kaynaklı değer kaybının bir başka boyutu da döviz üzerinden düzenlenen hakedişlerde ortaya çıkmaktadır. Hakedişlerin USD, EUR veya farklı bir yabancı para üzerinden belirlenmesi, mükellef açısından kur riskini beraberinde getirmektedir.
Örneğin;
25.02.2022 tarihinde yıllara sâri inşaat ve onarma işi kapsamında 100.000 USD tutarında bir hakediş düzenlendiğini ve bu tutar üzerinden %5 oranında 5.000 USD stopaj kesildiğini varsayalım.
Hakediş tarihindeki kurun 14,23 TL/USD olması halinde, kesilen stopajın TL karşılığı:
5.000 USD × 14,23 TL = 71.150 TL olacaktır.
İşin 12.09.2024 tarihinde tamamlandığını ve bu tarihte USD/TL kurunun 33,93 TL/USD (TCMB Döviz Alış Kuru) olması ile aynı 5.000 USD tutarındaki stopajın TL karşılığı:
5.000 USD × 33,93 TL = 169.650 TL olacak,
Bu durumda yalnızca kur değişiminden kaynaklanan fark:
169.650 TL – 71.150 TL = 98.500 TL Olacaktır.
Başka bir ifadeyle, mükellefin ekonomik olarak üzerinde taşıdığı 5.000 USD tutarındaki stopaj alacağı, kesinti tarihinde 71.150 TL değerindeyken işin tamamlandığı tarihte 169.650 TL değerine ulaşmaktadır.
Ancak vergi uygulaması açısından mükellefin mahsup edebileceği tutar, kurdaki artıştan kaynaklanan fark nedeniyle kendiliğinden güncellenmemektedir. Dolayısıyla kur artışı, mükellefin vergi alacağının reel değerini artırırken, bu artışın vergi sisteminde ayrıca bir “kur farkı alacağı” olarak tanınmaması önemli bir finansman riski yaratmaktadır.
Sözleşmelerde Kur Riski İçin Düzenleme Yapılabilir mi?
Burada dikkat çekilmesi gereken önemli hususlardan biri, söz konusu kur farkı riskinin işveren ile yüklenici arasındaki sözleşmeye konu edilip edilemeyeceğidir. Özellikle döviz bazlı EPC projelerinde, hakedişlerden yapılacak stopajların hangi tarihteki kur üzerinden değerlendirileceği, stopaj nedeniyle oluşabilecek kur farkının nasıl karşılanacağı veya yükleniciye ilave bir ödeme yapılıp yapılmayacağı gibi hususların ek-fiyat farkı adı altında ana sözleşme kapsamına dahil edilmesi, taraflar arasındaki risk paylaşımını önemli ölçüde netleştirebilir. Bu noktada, yalnızca hakediş bedelinin döviz cinsinden belirlenmesi yeterli olmayabilir. Vergisel kesintilerin niteliği, kesinti tarihindeki kur, işin tamamlanma tarihi ve mahsup süreci arasındaki zaman farkı da dikkate alınarak sözleşmesel bir mekanizma oluşturulması önem taşımaktadır. Özellikle uzun süreli ve yüksek tutarlı EPC projelerinde, birkaç yıllık kur hareketlerinin stopaj tutarları üzerindeki etkisi oldukça yüksek olabileceğinden, bu riskin sözleşme müzakereleri sırasında ayrıca ele alınması gerekmektedir.
Sonuç
Yıllara sâri inşaat ve onarma işlerinde stopaj uygulaması, ilk bakışta yalnızca bir vergi kesintisi olarak değerlendirilse de, işin tamamlanma tarihi ile kesintilerin yapıldığı tarihler arasındaki uzun zaman farkı nedeniyle önemli bir finansman maliyeti yaratabilmektedir.
Bu maliyet, yüksek enflasyon ortamında TL bazlı stopajların reel değer kaybı ve dövizli hakedişlerde ortaya çıkan kur farkı nedeniyle daha da belirgin hâle gelmektedir.
Özellikle uluslararası EPC projelerinde, hakedişlerin döviz cinsinden düzenlenmesi ve projenin birkaç takvim yılına yayılması, stopaj uygulamasının yalnızca vergisel değil, aynı zamanda ciddi bir finansal risk unsuru olarak değerlendirilmesini gerektirmektedir.
Mevcut sistemde Hazine tarafından stopaj alacağının enflasyon veya kur değişimleri karşısında ayrıca güncellenmesine yönelik bir mekanizma bulunmaması, yüklenici açısından önemli bir ekonomik kayıp yaratabilmektedir.
Bu nedenle, uzun süreli ve döviz bazlı projelerde stopaj kaynaklı risklerin daha sözleşme aşamasında değerlendirilmesi; hakedişlerin para birimi, stopajın uygulanacağı kur, kur farkı riskinin taraflar arasında paylaşımı ve mahsup sürecinden kaynaklanabilecek finansman maliyetlerinin ana sözleşmede açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenlenmesi önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, yıllara sâri inşaat işlerinde vergi planlaması yalnızca işin hangi yıl tamamlanacağı veya hangi oranda stopaj uygulanacağı ile sınırlı görülmemeli; stopajın kesildiği tarih ile mahsup edildiği tarih arasındaki enflasyon ve kur riski de projenin toplam finansman maliyetinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
24.08.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Telif Uyarısı: Bu makalenin en fazla %20'si, kaynak gösterilip aktif link verilerek paylaşılabilir. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.