BASINDAN YAZILAR
Ortaktan alınan borcun özsermayenin üç katını aşan kısmı vergiye tabi / Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz - MuhasebeTR

Ortaktan alınan borcun özsermayenin üç katını aşan kısmı vergiye tabi / Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz

Kurumlar Vergisi Yasası'na göre, kurumların ortaklarından aldıkları borcun hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun özsermayesinin üç katını aşan kısmı örtülü sermaye olarak kabul edildiğinden varsa bu limiti aşan kısma isabet eden faiz, kur farkı ve benzeri giderlerin geçici vergi dönemleri de dâhil olmak üzere vergi matrahından indirilmesi mümkün değildir.


SORU: Kurumlar Vergisi mükellefi olarak faaliyet gösteriyoruz. Ancak biz bir aile şirketiyiz. Şirketimizin ihtiyacı olduğunda biz ortaklar olarak zaman zaman kendi paramızdan şirkete para aktarmaktayız. Dolayısıyla şirket bilançolarında biz ortaklar, ağabeyim ve babam alacaklı görülüyoruz. Bu durum bizim açımızdan ileride sorun yaratır mı?

YANIT: Kurumlar Vergisi Yasası'nın 12'nci maddesinin (I) inci fıkrası uyarınca 'Kurumların ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun özsermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılmaktadır.'
Yasa maddesinde borcun hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun özsermayesinin üç katını aşan kısmı örtülü sermaye olarak kabul edildiğinden varsa bu limiti aşan kısma isabet eden faiz, kur farkı ve benzeri giderlerin geçici vergi dönemleri de dâhil olmak üzere vergi matrahından indirilmesi mümkün olmayacaktır.
Kurumlar Vergisi uygulaması ile ilgili olarak yayımlanan (I) seri numaralı genel tebliğ ile yapılan açıklamalar çerçevesinde ‘Piyasa koşulları ve ticari teamüllere göre yapılan vadeli mal ve hizmet alımları ile ilgili olarak ortaya çıkan borçlanmalarda vade farkı tutarları ayrıca hesaplanmış olsa da bu borç tutarları örtülü sermayenin varlığının tespitinde dikkate alınmayacaktır. Söz konusu süreleri aşan vadeli alımlar nedeniyle ortaya çıkan borçlar örtülü sermayenin varlığının tespitinde dikkate alınacak; bu şekilde hesaplanan örtülü sermaye tutarına isabet eden vade farkları tespit edilerek örtülü sermaye üzerinden ödenen faiz olarak kabul edilecektir.
Yasal düzenleme gereği aşağıda belirtilen borçlanmalar, örtülü sermaye olarak kabul edilmemektedir.
* Gayrinakdi teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden yapılan borçlanmalar,
* Banka ve finans kurumlarından temin edilerek kullanılan borçlar,
* Finansal kiralama şirketleri, finansman ve faktoring şirketleri ile ipotek finansman kuruluşlarının banklardan yaptıkları borçlanmalar,
örtülü sermaye hesaplamasında dikkate alınmamaktadır.

Diğer yandan "ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar" örtülü sermaye hesaplamasında yüzde 50 olarak dikkate alınmaktadır.
Borç verenin gerçek kişi olması durumunda örtülü sermaye üzerinden varsa ödenen faizler borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kâr payı olarak dikkate alınır. Bu şekilde dağıtılmış kâr payı, net kâr payı tutarı olarak kabul edilerek brüte tamamlanmak suretiyle belirlenen oranlarda vergi kesintisine tabi tutulur. (V. Seviğ)

DEĞERLİ KÂĞIT BEDELLERİ
SORU: Geçen günlerde basından edindiğimiz bilgilere göre hem pasaport harçları ve hem de bankalardan alınan çek bedelleri arttırıldı. Bu uygulama Değerli Kâğıtlar Kanunu'nda yer alan miktarlara zam yapılmak suretiyle gerçekleştirildi. Bu tür artışların Bakanlar Kurulu Kararı ile olması gerekmez mi? Zamlı değerli kâğıtların yeni fiyatları ne kadar?

YANIT: Değerli Kâğıtlar Kanunu'nun birinci maddesinde hükme bağlandığı üzere söz konusu kanuna ekli tabloda yazılı kâğıtlar ve belgeler "değerli kâğıt" olarak kabul edilmektedir. Yasal düzenleme gereği olarak bu kanun kapsamına giren ve diğer kanunlarla kapsama alınacak olan değerli kâğıtların basımı, dağıtım ve bedellerinin tahsili ile ilgili usul ve esasları ve bu kâğıtların bedellerini tespit etmeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.
Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 2009-2 sayılı Genel Tebliğ ile 15 Temmuz 2009 tarihinden geçerli olmak üzere değerli kâğıtların bedelleri yeniden tespit edilmiş bulunmaktadır. Buna göre 15 Temmuz 2009 tarihinden itibaren gerçerli bulunan değerli kâğıt bedelleri aşağıda gösterilmiştir. (14 Temmuz 2009 gün ve 27288 sayılı Resmi Gazete)

Değerli Kâğıdın Cinsi Bedeli (TL)
* Noter Kâğıtları
-Noter Kâğıdı 4.90
-Beyanname 4.90
-Protesto, Vekâletname, Re'sen Senet 9.80
* Pasaportlar 135.00
* Yabancılar İçin İkâmet Tezkereleri 135.00
* Nüfus Cüzdanları 4.50
* Aile Cüzdanları 45.00
* Sürücü Belgeleri 60.00
* Sürücü Çalışma Belgeleri (Çalışma Karneleri) 60.00
* Motorlu Araç Trafik Belgesi 60.00
* Motorlu Araç Tescil Belgesi 45.00
* İş Makinesi Tescil Belgesi 45.00
* Banka Çekleri (Her Bir Çek Yaprağı) 3.00



Değerli kâğıtlar Maliye Bakanlığı'nca hazırlanır ve bastırılır. Bu kâğıtların Maliye Bakanlığı'nın muvafakati ile ilgili bakanlık ve daireler tarafından hazırlanıp bastırılması mümkündür.
Çekler ilgili bankalarca bastırılır ve satılır. Satılan çeklerin genel ve katma bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyelere verilen çeklere hariç değerli kâğıtlar bedelleri, bankalar tarafından her ayın yedinci günü akşamına kadar ilgili mal sandıklarına ödenir.
Diğer yandan Değerli Kâğıtlar Kanunu'nda yer alan noter kâğıtları yerine adi kâğıt kullanılması halinde, bu evraka ait değerli kâğıtlar bedeli ilgili noter tarafından tahsil edilmektedir. (V. Seviğ)


KESİLEN FATURADAN SORUMLULUK
SORU: Toptan hırdavat işi yapıyorum. Satmış olduğum malla ilgili olarak kesmiş bulunduğum faturanın akıbetinden sorumlu tutulabilir miyim? Benden mal alan kişinin beyanına göre kestiğim fatura dolayısıyla sorumlu olmam mümkün mü?
YANIT: Vergi Usul Yasası'nın 231/6 maddesi gereği olarak fatura düzenlemek zorunda olanlar, müşterisinin adı ve soyadı ile bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarasının doğruluğundan sorumludurlar. Bu bağlamda da fatura düzenleyenin istemesi halinde müşteri kimliğini ve dairesi hesap numarasını gösterir belgeyi satıcıya daha açıkçası fatura düzenleyene ibraz etmek zorundadır. Aksi takdirde müşterinin beyanı üzerinde düzenlenen faturalar nedeniyle "gerçek olmayan kişiler adına hesap" açmış sayılarak faturayı düzenleyen hakkında işlem yapılabilmektedir.
Vergi Usul Yasası'nın 359'uncu maddesinin a/1 fıkrası hükmü gereği olarak "Defter ve kayıtlarında hesap ve muhasebe hilesi yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgili bulunmayan kişiler adına hesap açanlar" hakkında hapis cezası istemli kamu davası açılabilmektedir. (V. Seviğ)


YARGI KARARLARINDA

AMORTİSMAN

1. Danıştay 4. Dairesi'nin E.2005/396, K.2005/1823 sayı ve 19.10.2005 tarihli Kararı:
"2002 yılında aktife alınan ancak 2003 yılı içinde motorlu araç trafik belgesinin alınan araçlar için aktife alınma tarihinden itibaren 2002 yılında amortisman ayrılmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan tarhiyat aleyhine açılan davada, otomobil alım satımı, servis ve kiralama faaliyeti ile iştigal eden davacının kiralama işinde kullanmak üzere satın aldığı araçları VUK'un 320/2. maddesi kapsamında aktife alınmalarıyla amortisman tabi tutmaya başlayabileceği, başka mevzuat hükümleri uyarınca tescili ve bir sicile kaydı gereken iktisadi kıymetlerin tescil ve sicil kaydı şartları yerine getirildikten sonra amortismana tabi tutulabilecekleri yönünde sınırlayıcı bir düzenlemenin olmadığı gerekçesiyle tarhiyatın terkini yönündeki Yerel Mahkeme Kararı aynı gerekçelerle hukuka uygun bulunmuştur."
2. Danıştay 4. Dairesi'nin E.2005/2191, K.2006/2809 sayı ve 19.12.2006 tarihli Kararı:
"Yedi yıllığına kiralanan ve ardından satın alınan bina için özel maliyet bedeli niteliğindeki harcamaların yeniden değerlemeye tabi tutularak binanın satın alma bedeline eklemesi suretiyle amortismana tabi tutulmasının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle tarhiyat yapılmıştır. Kiracının, kiracı olarak kullandığı taşınmazı satın almasıyla birlikte, kiracılık vasfı sona erdiğinde, aktife kaydedilen taşınmaz için amortisman ayrılmasında bina, arsa ve arazilerin amortismandaki genel ilkelere uygun olarak yeniden değerlemeden önceki kıymetler esas alınmalıdır. VUK'un 298/1-4 maddesi uyarınca, bina, arsa ve araziler yeniden değerlemeden önceki kıymetleri üzerinden amortismana tabi tutulur. Bu sebeple, kiracı tarafından taşınmazın satın alınması nedeniyle itfa edilemeyen özel maliyet bedeli niteliğindeki harcamaların yeniden değerlemeye tabi tutulmadan önceki tutarları üzerinden binanın satın alma bedeline eklenmesi gerekir. Bu sebeple, yapılan tarhiyat hukuka uygundur."
3. Danıştay 3. Dairesi'nin E.2001/3569, K.2004/351 sayı ve 18.2.2004 tarihli Kararı:
"Araçların yedek parçalarını ve stok durumlarını izleyen programın bedelinin amortismana tabi tutulmayıp gider kaydedilmesi dolayısıyla yapılan tarhiyata karşı açılan davada, programın işletmede bir yıldan fazla kullanılıp kullanılmadığının tespiti teknik ve özel bilgiyi gerektirdiğinden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucuna göre, karar verilmesi gerekirken, gerekli inceleme ve saptama yapılmadan, mahkemece sistemin teknolojik değişmeden dolayı işletmede bir yıldan fazla kullanılamayacağı kanaatiyle karar verilmesi, hukuka uygun görülmemiştir."

Danıştay 4. Dairesi'nin E.2006/5474, K.2008/2262 sayı ve 11.6.2008 tarihli Kararı;
"VUK'un amortisman ayrılması usul ve esaslarına ilişkin hükümleri gereğince, işletmede bir yıldan fazla kullanılan, yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan iktisadi kıymetlerin ve özel maliyet bedellerinin amortisman yoluyla itfa edilebilmesi için öncelikle söz konusu kıymetlerin işletmenin aktifinde yer alması gerekir. Bu sebeple, kesin maliyetleri henüz belli olmayan, yapımı süren ve tamamlandığında ilgili maddi duran varlık hesabına aktarılacak olan, her türlü madde ve malzeme ile işçilik ve genel giderlerle ilgili harcamaların izlendiği ‘Yapılmakta Olan Yatırımlar' hesabında yer alan kıymetler için aktife kaydedilmiş olduğu kabul edilmek suretiyle amortisman ayrılması hukuken mümkün değildir."

ÖZELGELERDE


AMORTİSMANLAR

1. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 30.1.2009 tarih ve 3567 sayılı özelgesi;
"3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi düzenlemesi gereğince, belediye ve valiliklere imar planı içinde bulunan binalı, binasız arsa ve arazilerde mülk sahibinin/sahiplerinin muvafakati olmaksızın ve işleme konu arazi, arsanın düzenleme öncesindeki yüzölçümümüm %35'lik kısmını geçemeyecek şekilde, 'düzenleme ortaklık payı' adı altında imar planında değişiklik yapma ve re'sen tescil işlemleri yapma yetkisi tanınmıştır. Bu hüküm uyarınca 'düzenleme ortaklık payı' altında belirli bir kısmı belediyeye bırakılan arazinin sadece yüzölçümünde bir değişiklik olmakta, maliyet bedelinde herhangi bir değişiklik olmamaktadır. Diğer yandan, VUK'un 313. ve 314. maddelerinde genel olarak gayrimenkullerin değerinin amortisman ayırmak suretiyle itfa edileceği, boş arazi ve arsaların ise amortismana tabi tutulamayacağı düzenlenmiştir. Bu hüküm ve açıklamalar gereğince, işyeri inşa etmek için iktisap edilen arazinin bir kısmının belediyeye bırakılacak yeşil alan olarak belirlenmiş olması halinde, belediye kullanımına terk edilen arazinin maliyet bedelinin VUK'un değerleme hükümlerine göre tespit edilmesi ve inşa edilen binaya isabet eden kısmının binanın maliyet bedeline dahil edilmek suretiyle amortisman yoluyla itfa edilmesi gerekir."
2. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 2.1.2006 tarih ve 22 sayılı özelgesi;
"Limitet şirketlerin nev'i değişimi ile anonim şirkete dönüşülmesi KVK hükümleri uyarınca devir hükmündedir. Bu hükümden hareketle, devir halinde, devrolunan limited şirket, devir tarihinin içinde bulunduğu hesap döneminden devir tarihine kadar geçen süre için, devralan anonim şirket de devir tarihinden itibaren devir tarihinde içinde bulunduğu hesap döneminin sonuna kadar geçen süre için amortisman ayırabilir. Devir tarihinin 2.1.2006 tarihinde tescil edilmesi halinde ise kıst amortisman uygulanmaz, bu tarihin aşılması halinde istenirse kıst amortisman uygulanır."
3. Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 28.5.2008 tarih ve 3659 sayılı özelgesi;
"VUK'un 269. maddesinde iktisadi işletmelere dâhil gayrimenkullerin maliyet bedeli ile değerleneceği, VUK'un 270. maddesinde ise ayrıca mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesi halinde bu giderlerinde gayrimenkulün maliyet bedeline dahil edileceği düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca 2004 yılı içinde inşa edilen binanın takip eden yıllarda usulüne uygun olarak amortismanı ayrılırken 2008 yılında yıkılarak yeni bina inşa edilmesi halinde, yıkılan binanın amortisman yoluyla itfa edilememiş kısmı yeni binanın maliyet bedeline dahil edilir."
4. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 9.4.2009 tarih ve 11745 sayılı özelgesi;
"İntifa hakkının temini için yapılan harcamalar, 333 seri no'lu VUK Genel Tebliği'nin eki listenin 55. başlığı kapsamında değerlendirilerek, faydalı ömrü 15 yıl ve amortisman oranı %6,66 olarak amortisman tabi tutulur. Burada intifa hakkının belirli bir süreye bağlı olarak yapılmış olmasının bir önemi bulunmamaktadır. İntifa hakkı süresi daha uzun olsa da amortisman yoluyla itfa süresinin 15 yılı geçmesi mümkün değildir. Bununla beraber intifa hakkı süresinin 15 yıllık faydalı ömür süresinden daha kısa bir süre olması halinde, intifa hakkının temini için yapılan harcamaların hakkın geçerli olduğu süre içerisinde eşit yüzdeler halinde itfa olunur."
5. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 13.5.2009 tarih ve 15926 sayılı özelgesi;
"Aylık olarak ödenen özel iletişim vergisinde amortismana konu edilebilecek herhangi bir iktisadi kıymetin varlığından söz edilemeyeceğinden, ödenen verginin aktifleştirilerek amortisman ayırmak suretiyle giderleştirilmesi mümkün değildir."



SÖZÜN ÖZÜ

Söz ağzımdan çıkmadıkça, söze ben egemenim. Söz ağzımdan çıkınca da o bana egemen olur.

Dimne

(Kaynak: Referans Gazetesi | 22.07.2009)

GÜNDEM