BASINDAN YAZILAR
İştirak kazançları istisnası ve bir yeni olanak / Veysi Seviğ - MuhasebeTR

İştirak kazançları istisnası ve bir yeni olanak / Veysi Seviğ

Vergi uygulamaları açısından bir sermaye şirketinin ortağı bulunduğu bir başka sermaye şirketinden elde etmiş olduğu kâr payına iştirak kazancı denilmektedir. Söz konusu kazançlar, kazancı elde eden kurum bünyesinde vergiye tabi tutulduğundan, kâr dağıtımını müteakip kâr payını alan kurum bünyesinde ikinci defa vergilendirilmektedir. Bir başka anlatımla istisnaya konu kazanç, esas itibariyle kazancın elde edildiği ilk kurumda, Kurumlar Vergisi'ne tabi tutulduğundan, kazancın kâr dağıtımı yoluyla intikali sağlanan diğer kurumlarda da Kurumlar Vergisi'ne tabi tutulmasının önüne geçilmek istenmiştir.
Kural olarak iştirak kazancı istisnası tam mükellef kurumlar arasında geçerlidir. Buna karşılık kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlardan elde edilecek kazançlar için bu tür istisna uygulanmamaktadır. Çünkü yukarıda da belirttiğimiz gibi bu durum gerçek anlamıyla bir istisna olmayıp, vergi mükerrerliğinin önlenmesi ile ilgilidir.
Kurumlar Vergisi Yasası'nın 5'inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca "Kanunu ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki şirketlerin sermayesine iştirak eden kurumların, bu iştiraklerinden elde ettikleri aşağıdaki şartları taşıyan iştirak kazançları;
* İştirak payını elinde tutan şirketin, yurtdışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az yüzde 10'una sahip olması,
* Kazancın elde edildiği tarih itibariyle iştirak payının kesintisiz olarak en az bir yıl süreyle elde tutulması,
Bu durumda "rüçhan" hakkı kullanılmak suretiyle veya yurtdışı iştirakin iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımları nedeniyle elde edilen iştirak payları için sahip olunan eski iştirak paylarının elde edilme tarihleri esas alınmaktadır.
* Yurtdışı iştirak kazancının kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler dahil iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke yasaları uyarınca en az yüzde 15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması; iştirak edilen şirketin esas faaliyet konusunun, finansal kiralama dahil finansman temini veya sigorta hizmetlerinin sunulması ya da menkul kıymet yatırımı olması, iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi yasaları uyarınca en az Türkiye'de uygulanan Kurumlar Vergisi oranında gelir ve Kurumlar Vergisi toplam vergi yükü taşıması,
* İştirak kazancının elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmesi hallerinde,
Türkiye'de iştirak kazançları istisnasından yararlandırılmaktadır.
Yasal düzenleme gereği yurtdışındaki inşaat, onarım, montaj işleri ve teknik hizmetlerin yapılabilmesi için ilgili ülke mevzuatına göre ayrı bir şirket kurulmasının zorunlu olduğu durumlarda, özel amaç için kurulduğunun ana sözleşmelerinde belirtilmesi ve fiilen bu amaç dışında faaliyetinin bulunmaması koşuluyla söz konusu şirketlere iştirak edilmesinde sağlanan kazançlar için yukarıda koşullar aranmaksızın istisna uygulanmaktadır.
Diğer yandan Kurumlar Vergisi Yasası'nın 5'inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, "Kazancın elde edildiği tarih itibariyle aralıksız en az bir yıl süreyle nakit varlıklar dışında kalan aktif toplamının yüzde 75'i veya daha fazlası, kanuni veya iş merkezi Türkiye'de bulunmayan anonim veya limited şirket niteliğindeki şirketlerin her birinin sermayesine en az yüzde 10 oranında iştirak olunan tam mükellefiyete tabi anonim şirketler, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan yurtdışı iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar" Kurumlar Vergisi'nden bağışıktır.
"Bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanun veya kanun hükmünde kararnamelerinde değişiklik yapılmasına ilişkin" 5917 sayılı yasanın 46'ncı maddesiyle 5811 sayılı bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkındaki yasaya eklenen geçici 3'üncü madde uyarınca "Tam mükellefiyete tabi gerçek kişilerle kurumların 01.05.2009 ile 31.12.2009 tarihleri arasında;
* Kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinden doğan kazançları,
* Kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmaya kurumlardan elde ettikleri iştirak kazançları,
* Yurtdışında bulunan işyeri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri ticari kazançları,
28.02.2010 tarihine kadar Türkiye'ye transfer edilmesi kaydıyla Gelir ve Kurumlar Vergisi'nden bağışık tutulmuştur.
Ayrıca yapılan bu düzenleme çerçevesinde, "Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların, kanuni ve iş merkezleri Türkiye'de bulunmayan kurumların 01.11.2009 ile 31.12.2009 tarihleri arasında tasfiyesinden doğan kazançları 31.12.2009 tarihine kadar Türkiye'ye transfer edilmiş olması kaydıyla Gelir ve Kurumlar Vergisi'nden" bağışıktır.

(Kaynak: Referans Gazetesi | 17.07.2009)

GÜNDEM