BASINDAN YAZILAR
Resmi belgelere göre kayıtdışılık ve vergilendirme / Veysi Seviğ - MuhasebeTR

Resmi belgelere göre kayıtdışılık ve vergilendirme / Veysi Seviğ

Başbakanlık genelgesi olarak yayımlanan "Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Eylem Planı"nda ifade edildiği üzere "kayıtdışı ekonomi kavramı içerik olarak çok geniş bir alanı kapsadığı için konuyu ele alanların öncelikleri ile ilgili olarak da anlam değişikliğine uğramaktadır." Bu nedenle kayıtdışı ekonomi tanımı içerisinde mevcut ekonomik faaliyetlerin gizliliği belirtilmek isteniyorsa, gölge ekonomi, gizli ekonomi, saklı ekonomi, yeraltı ekonomisi, alacakaranlık ekonomisi, faaliyetin yasadışılığı belirtilmek isteniyorsa kara ekonomi, gri ekonomi, illegal ekonomi veya yasadışı ekonomi; faaliyetin devletin bilgisi dışında tutuluyor olması belirtilmek isteniyorsa gayri resmi ekonomi, resmi olmayan ekonomi, enformel ekonomi veya kayıtdışı ekonomi ve son olarak faaliyetin önemsiz olması sebebiyle GSMH (gayri safi milli hasıla) kayıtlarında tutulmayışı belirtilmek isteniyorsa marjinal ekonomi, ikinci ekonomi, ikincil ekonomi gibi ifadeler kullanılmaktadır. (05.5.2009 gün ve 27132 sayılı Resmi Gazete)
Yukarıda yer alan tanımlamalar farklı içeriklere sahip olmalarına rağmen üzerinde uzlaşmaya varılmış bir tanımın olmaması nedeniyle birbiri yerine de kullanılabilmektedir. Eylem Planı'nda yapılan açıklamaya göre "kayıtdışı ekonomi, devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen/geçirilemeyen ve bu sebeple denetlenmeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir. Bu tanımlamadan yola çıktığımızda, bazı kayıtdışı ekonomik faaliyetler yasadışı faaliyetler olduğu halde, bazıları ise yasaklanmamış bir faaliyetin bilinçli olarak kayıtlara geçirilmemesi, dolayısıyla vergilendirilmemesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede, yasaklanmamış faaliyetlerden olup bilinçli olarak kayıtdışı olan kalan işlemler ve bu işlemler dolayısıyla ortaya çıkan vergi kayıp ve kaçağı önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır."
Ülkemizde kayıtdışı ekonominin ortaya çıkış nedenlerine vergisel açıdan baktığımızda aşağıdaki sonuçlara ulaşılmaktadır:
* Vergi mevzuatındaki karmaşıklığın, yasaların anlaşılabilirliğini ve uygulanabilirliğini zorlaştırması,
* Vergi oranlarının yüksekliği, vergi oranlarının sık sık değişmesi ve ek vergiler konulması,
* Türk vergi mevzuatında yer alan muafiyet ve istisnalar,
* Denetim sürecinin etkinliğini ve kalitesini önemli derecede etkileyen denetim ilke ve standartlarının geliştirilmesinin gerekliliği,
* Denetimde koordinasyon eksikliği,
* Mevcut vergi ceza sisteminin caydırıcı olmaması,
* Vergi yasalarını uygulamakta olan birimlerin bürokratik işlemlere boğulmuş olması,
* Ekonomik kriz dönemleri haricinde vergi afları,
* Bilgilendirici ve yönlendirici muhasebe ve mali müşavirlik hizmetlerinin yetersizliği.
Yukarıdaki tespitler "Kayıtdışı ekonomiyle mücadele stratejisi" eylem planında aynen yer almakta olup, yapılan bu analiz sırasında incelenen bazı çalışmalarda, Türkiye'de vergi oranlarının yüksek olduğu vurgusu yapılmaktadır. Ancak ülkemizde uygulanan Katma Değer Vergisi ve Kurumlar Vergisi oranlarının ülkemizde özellikle Avrupa Birliği ülkelerine nazaran yüksek olmadığı anlaşılmaktadır.
Kayıtdışı ekonominin en önemli etkilerinden birisi, devletin temel gelir kaynağı olan vergi gelirlerini azaltmasıdır. Bazı ekonomik faaliyetlerin kayıtdışında kalması, vergilerin eksik ödenmesine ya da hiç ödenmemesine neden olmakta ve sonuçta devletin vergi gelirlerini azaltmaktadır.
İşletmeler, yarattıkları katma değerleri gizledikleri ya da eksik gösterdikleri oranda, Katma Değer Vergisi'nin yanı sıra, mükellefiyet durumlarına göre Gelir ya da Kurumlar Vergisi'ni de eksik beyan etmiş olmaktadır.
Buna göre Katma Değer Vergisi matrahına konu olan, ancak beyan dışı bırakılan satış hasılatları,
* Katma Değer Vergisi,
* Gelir Vergisi,
* Kurumlar Vergisi,
açısından birbirine yakın oranlarda vergi kaybına sebep olmaktadır.
Dolayısıyla kayıtdışı ekonomi, bir taraftan devletin vergi gelirlerini aşındırırken diğer taraftan bazı kişiler vergi dışı kalmış gelir elde etmiş olduklarından vergisini tam ödeyenlerle ödemeyenler arasında adaletsiz bir durum ortaya çıkmaktadır. Vergi yükündeki adaletsizlik, gelir dağılımında da adaletsizliğe neden olmaktadır.
Diğer yandan kayıtdışılığın yaygın olması ve gerekli önlemlerin alınamaması, yarattığı olumsuzluklar nedeniyle vatandaş ile kamu kurumları arasındaki güven ilişkisini zedelemekte, kayıtdışı ekonomi ile mücadelede toplumsal mutabakatı zayıflattığından daha fazla kayıtdışılık için zemin oluşturmaktadır. Kayıtdışı faaliyetlerin artması toplumun ahlaki değerlerinin bozulmasına ve yasadışı faaliyetlerin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Böyle bir durumda uygulanan vergi oranlarının düşürülmesi zorlaşır, tüketici hakları zarar görür, sigortasız çalışan sayısı artar, sosyal güvenlik sistemi zarar görür, devletin borçları artar, gelir adaleti bozulur, ekonominin gerçek büyüklüğü hesaplanamaz, vergi verenlerle vermeyenler arasında haksız rekabet olur ve sonuçta devletin geliri azalır.
Sistemin etkinliğini azaltmak ve hatta kayıtdışılığa son vermek siyasi otoritenin kararına ve uygulamasına bağlıdır.

(Kaynak: Referans Gazetesi | 30.05.2009)

GÜNDEM