Farkında mısınız, vergide ihtilaf sayısı günden güne giderek artıyor! Elbette, kusursuz vergicilik yok, illaki ihtilaflar yaşanacak, ihtilaflar olacak ancak, durup bir düşünmekte fayda var. Hemen her gün ihtilaf yaşanan konulara yenisi/yenileri ekleniyor. Bu durum, Maliye – vergi mükellefleri arasındaki ilişkileri olumsuz yönde etkilemesinin yanı sıra, yargının iş yükünün artmasına da neden oluyor.
Bunlardan birisi de, adat faizi ile ilgili!
Bunun en büyük nedeni ise, Vergi Denetim Kurulu’nun denetim ve sahadaki etkinliğini giderek yükseltmesi ve buna bağlı olarak vergi inceleme sayısının artması! Bu hemen herkesin gözlemlediği ve çok yakından hissettiği bir konu.
Adat faizi, vergi incelemesinde ilk bakılan konular arasında!
Adat faizi, Maliye’nin vergi incelemelerinde baktığı ilk konulardan birisi. Ayrıca, Maliye’nin Risk Analiz Sistemi’nde tanımladığı önemli risk kalemleri arasında.
Adat ne demek?
Adat faizi, şirketlerin birbirlerine ya da ortaklarına borç para vermeleri halinde öz konu oluyor. Adat kelimesi, faiz hesaplamasında kullanılan bir ifade. Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı düzenlemesi kapsamında grup içi şirketler başta olmak üzere ilişkili kişilere kullandırılan borç paralarla ilgili faiz hesaplamalarında gündeme geliyor. Faiz hesaplamasına esas oluşturacak tutar ile günlerin çarpımı sonucunda elde ediliyor.
90’lı yıllardan bu yana tartışmalı!
Adat faiziyle ilgili tartışmalar yeni değil, 1990’lı yıllarda başladı ve halen de devam ediyor. Yani, uzunca bir süredir tartışmalı ve ihtilaflar hiç bitmedi!
İş dünyası adat faizinden şikayetçi!
Şirketlerin ortaklarına ve ilişkili şirketlere verdikleri borç paralar son dönemlerde oldukça arttı, artmaya da devam ediyor. Özellikle şirket ortaklarının ve ilişkili şirketlerin borçları, ödeme yapmamalarının da etkisiyle adat faizi ve KDV’si nedeniyle katlanarak büyüyor ve ödenemez hale geliyor, hatta geldi!
İş dünyası adat faizinden oldukça şikayetçi. Ortaklar tarafından işletmeden çekilen paralar için adat faizi hesaplanmamasını istiyorlar. Bunu da, çekilen paraların zaten işletmenin sahibi olan ortakların olduğu gerekçesine dayandırıyorlar.
Bu şikayet haklı değil!
Bu şikayet haklı gerekçelere dayanmıyor. Çünkü, işletmenin ortaklarından ayrı bağımsız bir tüzel kişiliği var, öncelikli şirket ortaklarının bunu peşinen kabul etmesi gerekiyor. İşletmedeki paralar, ortakların değil, işletmenin parası. İşletme açısından, bu paraların ortaklara ve 3. şahıslara borç olarak verilmesi arasında herhangi bir fark bulunmuyor. Ortaklar işletmeden yasal olarak borç, huzur hakkı ve kar payı olmak üzere 3 şekilde para çekebiliyor. İşletmeden borç alan ortaklara adat yöntemiyle faiz hesaplanması ve vergilendirilmesi gerekiyor.
Gözetim programı başarılı oldu!
Geçtiğimiz aylarda Vergi Denetim Kurulu (VDK) “Yüksek Gelir Grupları Gözetim Programı” kapsamında bir çalışma başlattı ve şirket ortaklarına gelir ve harcamalarıyla ilgili yazılar gönderdi. Burada amaç, özellikle gelir düzeyi ile beyan edilen kazanç arasında belirgin uyumsuzluk bulunan mükelleflerin davranışlarını dönüştürmek. Çok başarılı sonuçlar alındı. VDK’yı bu ve benzeri gözetim çalışmaları nedeniyle tebrik ediyorum, bu tür gözetim programı ile kamuoyunda inanılmaz bir farkındalık yaratıldı, şirket ortakları başta olmak üzere çok sayıda kişinin vergiye gönüllü uyumları sağlandı.
Maliye, adat faizi ve KDV hesaplanmasını istiyor!
Adat faizi, şirketlerin birbirlerine ya da ortaklarına borç para vermeleri halinde öz konusu oluyor. Şirket ortağı şirketten borç para aldığında veya şirket bir diğer grup şirketine veya ilişkili başka bir şirkete borç para verdiğinde, Maliye, şirketin ortağına veya ilişkili şirkete finans hizmeti verdiğini kabul ediyor ve borç verilen para için faiz ve KDV hesaplanmasını istiyor. Adat faizi için ortağa veya ilişkili şirkete fatura düzenlenmesi ve genel oranda KDV hesaplanması gerekiyor.
Adat faiz oranı tartışmalı!
Buraya kadar sorun yok, adat faizi ve KDV hesaplanıyor, beyan ediliyor. Ancak, adat faizi hesaplamasında hangi faiz oranının esas alınacağı konusu öteden beri tartışmalı. Belki de bu konunun en can alıcı noktası! Bu da, tamamen Maliye’nin bu konuda net bir görüşü ve kanuni düzenlemesinin olmamasından kaynaklanıyor.
İç emsalde sorun yok!
Adat faizi hesabına esas faiz oranı tespit edilirken, ilk önce iç emsale bakılması, iç emsal varsa dış emsale bakılmaması, iç emsal bulunmadığı durumlarda ise, dış emsal faiz oranının belirlenmesi gerekiyor. İç emsalde bir sorun yaşanmıyor, iç emsal faiz oranı belirlenirken, şirketin bankalardan elde ettiği mevduat faizlerine ait oranların tespit edilmesi gerekiyor. Çünkü, şirket, ilişkili kişilere borç para kullandırırken bankalarda mevduat açtırmışsa, kullandırdığı paranın alternatif getirisi mevduat faizi oluyor. Şirket aynı dönemde bankalardan mevduat geliri elde etmişse, öncelikle bu faiz oranın dikkate alınması, böyle bir mevduat faiz geliri yoksa bu defa bankalardan kullandığı kredilere ilişkin faiz oranının (bu kredilerin maliyetinin) dikkate alınması gerekiyor.
Sorun dış emsal faiz oranında!
Adat faizinde esas sorun, dış emsalde emsal alınacak faiz oranında yaşanıyor. Bu konuda Danıştay ve Maliye arasında da tam bir uyumsuzluk var. Mükellefler oldukça şaşkın ve ne yapacağını bilemez durumda!
GİB’in net bir görüşü yok!
Maalesef, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (GİB) adat hesaplamasında esas alınacak faiz oranıyla ilgili net bir görüşü bulunmuyor. Emsallere uygun faiz oranının tespitinde, KVK’nın 13. maddesinde ve Tebliğinde ayrıntıları açıklanan yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanının kullanılmasını istiyor.
VDK, ticari kredi ağırlıklı ortalama faiz oranının esas alınmasını istiyor!
Vergi incelemelerinde farklı dış emsallerin kullanılması üzerine Vergi Denetim Kurulu (VDK), vergi incelemelerinde yeknesaklığın sağlanması, oluşacak mağduriyetlerin önlenmesi bakımından, dış emsalle ilgili vergi incelemelerinde esas alınacak emsal faiz oranını belirledi. VDK Danışma Komisyonu’nun 8 Nisan 2022 tarihinde yürürlüğe giren 2021/DK-1/1 sayılı Kararına göre, transfer fiyatlandırması incelemelerinde mükellefin ortaklarına veya ilişkili kişilerine para kullandırdığı durumlarda iç emsal yok ise T.C. Merkez Bankası tarafından ilan edilen bankalarca açılan ticari kredilere uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranının, kullandırılan döviz cinsinin mezkur ilanda yer almaması halinde ise bankalardan alınan faiz oranı bilgilerinin dış emsal olarak dikkate alınması gerekiyor.
Danıştay Merkez Bankası reeskont faiz oranını esas alıyor!
Danıştay’ın bu konuda öteden beri istikrar kazanan ve yerleşik hale gelen kararları; “Adat hesaplamalarında Merkez Bankası’nca reeskont işlemlerinde uygulanan faiz oranının esas alınması gerektiği, bu hesaplamada yine Merkez Bankası’nın avans işlemleri için belirlediği faiz oranının veya bankalarca TL cinsinden açılan kredilere uygulanacak ağırlıklı ortalama faiz oranının esas alınmasının mümkün bulunmadığı, reeskont faiz oranına isabet eden matraha isabet eden kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu oranı aşan kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı” şeklinde (Danıştay 3. Dairesi’nin 30.01.2026 tarihli ve E.2025/10539, K.2026/243; 21.05.2026 tarihli ve E.2024/3403, K.2026/2514; 14.04.2026 tarihli ve E.2023/9685, K.2026/1807 sayılı Kararları).
VDK’nın uygulaması Danıştay’da kabul görmedi!
VDK’nın adat uygulamasında dış emsal faizi oranı olarak esas alınmasını istediği “Merkez Bankası’nca ilan edilen bankalarca açılan ticari kredilere uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranı” Danıştay’da maalesef kabul görmedi!
Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, Danıştay’ın uzun yıllardan bu yana süregelen ve yerleşik hale gelen kararları, dış emsal olarak “T.C. Merkez Bankası’nca reeskont işlemlerinde uygulanan faiz oranının esas alınması gerektiği” şeklinde.
Danıştay, adat faizi ile ilgili tarhiyatların reeskont faiz oranına isabet eden kısmını onuyor, bu oranı aşan kısmını ise hukuka uygun bulmayarak terkin ediyor. Bu kararlar artık yerleşik hale gelmeye başladı.
Şimdi ne olacak?
Danıştay’ın yerleşik hale gelen kararları son derece açık ve net: Dış emsal faiz oranı olarak T.C. Merkez Bankası’nca reeskont işlemlerinde uygulanan faiz oranının esas alınması gerekiyor. Yapılan tarhiyatların ise, bu orana kadar olan kısmını onuyor, aşan kısmını ise terkin ediyor.
Bize göre, VDK’nın, adat faizi hesaplamasında “Merkez Bankası’nca ilan edilen bankalarca açılan ticari kredilere uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranı”nın esas alınmasına ilişkin kararı ve uygulamasını yeniden değerlendirmesinde fayda var. Aksi halde, yapılan tarhiyatların büyük bir kısmı terkin edilme tehlikesiyle karşı karşıya!
Sonuç Olarak;
Adat uygulamasında dış emsal faiz oranı konusunda Danıştay ve VDK arasında tam bir uyuşmazlık söz konusu. Danıştay, Merkez Bankası’nın reeskont işlemlerinde uygulanan faiz oranının esas alınması gerektiği görüşünde. VDK’nın kararı ve uygulaması ise, “Merkez Bankası’nca ilan edilen bankalarca açılan ticari kredilere uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranı”nın esas alınması gerektiği yönünde.
Bize göre, bu konuda yaşanan ihtilafların önlenmesi için, VDK’nın söz konusu kararı ve uygulamasını, Danıştay’ın yerleşik hale gelen kararları doğrultusunda değiştirmesi gerekiyor.
(Kaynak: YMM Abdullah Tolu / www.ekonomim.com | 03.08.2026)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.