YAZARLARIMIZ
Umut Çiray
İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı
E.SGK Müfettişi
umut@brothersandpartners.com.tr



Müfettişe Yalan İfade Vermenin Sonuçları

Tarih: 11.07.2016

Giriş

Kamuda farklı bakanlıklar bünyesinde farklı unvanlar altında birçok denetim elemanı bulunmaktadır. Bu denetim elemanları uzmanlıkları çerçevesinde yetkilendirildikleri konularda çeşitli zorluk derecesine göre inceleme ve soruşturma faaliyeti yürütmektedirler. Müfettiş unvanına haiz denetim elemanları birçok farklı konuda inceleme ve soruşturma faaliyetleri yürütmektedirler. Bu çalışmamızda müfettişlerce yürütülmekte olan inceleme ve soruşturma faaliyetleri sırasında ilgililerince verilen gerçeğe aykırı ifadelerin hukuki yaptırımlarını ve bu ifadeler karşısında müfettişlerin yapması gereken iş veya işlemleri inceleceğiz.

Anahtar Kelimeler: İfade, Müfettişlerce Alınan İfade, Hukuki Yaptırım

1- İfadenin Tanımı

Müfettişler tarafından yapılan araştırma, soruşturma ve ön incelemeler ile diğer görevleri nedeniyle beyanlarına başvurdukları kişilerin sözlü anlatımlarının yazılı hale getirilmesine ifade alma denir.[1]

2- Gerçeğe Aykırı İfade Kavramı

Müfettişler tarafından yapılan inceleme veya soruşturmalar çerçevesinde en sık kullanılan yöntemlerden biri şahıs ifadeleridir. Vuku bulan hadiseyi gören, maruz kalan veya konu hakkında bilgisi olan kişiler. Müfettiş tarafından yöneltilen sorulara verdikleri yanlış ifadeler neticesinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda tanımlanan;

 

1- Yalan beyan

2- İftira

3- Yalan tanıklık

 

Suçlarından bir veya birkaçını işlemiş olacaklardır.

 

3-Gerçeğe Aykırı İfadenin Hukuki Yaptırımı

5237 sayılı Türk Ceza Kanunun Dördüncü Bölümünün Kamu Güvenine Karşı Suçlar alt bölümünde:

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan başlıklı 206 ncı maddesinde: "(1) Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır",

5237 sayılı Türk Ceza Kanunun İkinci Bölümünün Adliyeye Karşı Suçlar alt bölümünde:

İftira başlıklı 267 nci maddesinde: "(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

         (2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.

         (3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

         (4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

         (5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…) hükmolunur.

         (6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

         (7) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.)

         (8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

         (9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.",

Yalan tanıklık başlıklı 272 nci maddesinde: "(1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

         (2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

         (3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

         (4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

         (5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

         (6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.

         (7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

         (8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Denilmektedir.

Müfettiş tarafından incelenen veya soruşturulan olayı gören, maruz kalan veya konu hakkında bilgisi olan kişiler müfettiş tarafından yöneltilen sorulara verdikleri gerçeğe aykırı beyanlar neticesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 206, 267 ve 272 nci maddelerinden bir veya birkaçını göre suç işlemiş olacaklardır.

4- Gerçeğe Aykırı İfade Karşısında Müfettişlerin Yapması Gerekenler

5237 sayılı Türk Ceza Kanunun Dördüncü Bölümünün Kamu Güvenine Karşı Suçlar alt bölümünde:

Suçu bildirmeme başlıklı 278 inci maddesinde:"(1) İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Mağdurun onbeşyaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılır)

(4) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişiler bakımından cezaya hükmolunmaz. Ancak, suçu önleme yükümlülüğünün varlığı dolayısıyla ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır.

         Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi başlıklı 279 uncu maddesinde: "(1) Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

         (2) Suçun, adlî kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır." Denilmektedir.

Suçu bildirmeme ve Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçları 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun Dördüncü Bölümünün Kamu Güvenine Karşı Suçlar alt bölümünde düzenlenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 278 inci maddesinin (1) ve (2) numaralı bentleri ile 279 uncu maddesinin (1) numaralı alt bendi birlikte değerlendirildiğinde, Müfettişler yürüttükleri inceleme veya soruşturma sırasında gerçeğe aykırı olarak ifade veren kişiler hakkında, Türk Ceza Kanunun ilgili hükümlerinin uygulana bilmesini teminen, ilgili Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmak zorundadırlar.

5- Sonuç

Müfettiş unvanına haiz denetim elemanları birçok farklı konuda inceleme ve soruşturma faaliyetleri yürütmektedirler. Müfettişler tarafından olayın aydınlatılması için başvurulan en sık yöntemlerden biride şahıs ifadeleridir. Bazen şahısların vermiş olduğu ifadeler gerçeği yansıtmamaktadır. Müfettiş tarafından, ifadenin gerçeğe aykırı olarak verildiğinin tespiti halinde; gerçeğe aykırı olarak ifade veren kişiler hakkında Türk Ceza Kanunun ilgili hükümlerinin uygulana bilmesini teminen, ilgili Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmak zorundadırlar. Gerçeğe aykırı olarak ifade veren kişiler hakkında, işlemiş oldukları fiile göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 206, 267 ve 272 nci maddelerine göre işlem tesis edilecektir.

Kaynakça

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

Umut ÇİRAY (2013), Müfettişler Tarafından Alınan İfadelerde Uyulması Gereken Usul Kuralları, Vergi Dünyası, Kasım, Sayı:387, s.132


[1] Umut ÇİRAY (2013), Müfettişler Tarafından Alınan İfadelerde Uyulması Gereken Usul kuralları, Vergi Dünyası Dergisi, Kasım, Sayı:387, s.132

 

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 

GÜNDEM