YAZARLARIMIZ
Ertuğrul Tuncer
Yeminli Mali Müşavir
Köker YMM Bağımsız Denetim A.Ş.
etuncer@kokerymm.com



Bankaların Altın Mevduat Hesaplarının Kambiyo İşlemi Sayılarak BSMV’ne Tabi Tutulması Uygun mudur?

Covid-19 salgınının ekonomik etkilerini en aza indirme amacıyla, kaynak sağlamak üzere yapılan düzenlemeler Resmi Gazete'de yayımlanarak  24 Mayıs 2020 tarihi  itibariyle  yürürlüğe girmiştir. Bu düzenlemeyle döviz ve bankaların altın alım satım  hesaplarına uygulanan Banka Ve Sigorta ve Muameleleri  Vergisi  (BSMV) binde 2'den yüzde 1'e çıkartıldı.

Oran değişikliği genel bir düzenleme olup bu düzenleme dışında kalan işlemler de mevcuttur.

Ayrıca, bu düzenlemenin tarzı yabancı para üzerine dönen kambiyo işlemlerindeki vergilemeyle altın hesapları üzerinden yapılan vergilemenin farkını ortaya koyacak biçimde olmadığından, hatalı yorumlara yol açmaktadır.

Dünya genelinde ortaya çıkan ekonomik dalgalanmanın etkilerinden korunmanın, ABD Doları ve EURO üzerindeki manipülasyonların, değer oynamalarının etkisini azaltmanın,  ticaret savaşı tehditlerinin, ambargoların, Merkez bankalarının rezerv sağlamlaştırma çabalarının hızlandığı dönemde aslında, getiriyi vergilendirmeyi hedefleyen bir  “fiskal amaçlı” oran yükseltmesinin arka planında kaynakların yurt dışına gitmesini zorlaştıracak tedbirlerde  yatmaktadır. Zira kambiyo işlemleri üzerinden alınan BSMV oranı yükseltilmiş ancak, Hazinenin alışları, döviz kredisi kullandırılan müşterilere yapılan kredi geri ödeme döviz satışları, sanayicilere yapılan döviz teslimleri ile ihracatçı birliklerinin üyelerine yapılan satışlar için oran sıfır olarak tutulmuştur.

Burada iki hususu kısaca açıklamakta fayda görüyoruz.

Birincisi bir çok yazarın kullandığı “Kambiyo Vergisi” tanımı hatalıdır. Türk Vergi Sisteminde ve hukukunda böyle bir vergi yoktur. Uygulanan şey Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisidir. Döviz alım-satımına uygulanan BSMV için böyle bir yakıştırma yapılmıştır. Terminolojik olarak doğru değildir.

İkincisi BSMV de istisnalar 6802 sayılı Yasada düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Kararı ile istisna getirilmez sadece vergi oranı sıfır olarak belirlenir. Bu Kararda yapılan da budur.

Cumhurbaşkanlığı Kararı, kambiyo işlemlerini hedeflediği halde konu hemen altın-alım satım işleri yürütülen bankacılık işlemleriyle de ilgilendirilmiştir. Buna göre, bankaların ve özel finans kurumlarının altın üzerine hesaplarında da altın alış veya satış değeri üzerinden  %1 BSMV uygulanacağı anlayışı doğmuştur.

Bu anlayışın  ne kadar doğru olduğunu tartışmak zorundayız.

İhracatın azaldığı, turizm gelirlerinin kaçınılmaz olarak düştüğü ancak ithalatın tam olarak ikame edilemediği bir ekonomik gelecek için eldeki en kıt kaynak dövizdir. Kambiyo işlemleri üzerinden zaten vergi alınmaktaydı.

Bu defa,  sadece oran yükseltilmek suretiyle dövize hücumun önlenmesi, bu önlenemiyorsa, üzerinden daha fazla “değer artışı” vergisi alınması yoluna gidilmektedir.

Peki Bankaların fiziki teslim olmaksızın altın satışı işlemlerinin üzerinden kambiyo işlemi gibi değerlendirilerek BSMV alınması doğru mudur?

İşte bunun anlaşılabilmesi için  öncelikle  Gider vergileri Kanununa, sonra ikincil mevzuat sayılan idari kararlara bakmak gerekmektedir. Yasada yer almayan bir çok hususun başka idari yorumlarla sisteme monte edilmesi vergiciliğin temel kavramı olan “şeffaflığı” zedelemektedir.  Yasada olmayan bir şeyi idari yorum ve kararlarla sisteme dahil edilmesi  “Yasaları Dolanmaktır.”

Öncelikle Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi konusuna/mükellefine  bakmakta fayda vardır.

6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 28. Maddesindeki düzenleme aşağıdaki şekildedir;

Dikkat edilirse,  madde metninde “Yetkili Döviz Müessesesi”nin açıkça yer almamaktadır.  Yetkili döviz müessesesinin vergi mükellefiyetine konu olması, kambiyo işlemi yapmasından değil,  döviz alım satım işleminin devamlılığından ve banker gibi değerlendirilmesindendir. Altın alım satımında da, - satıcı banka ya da diğer kurumlar olmadığı sürece-   normal olarak BSMV söz konusu değildir.

Aslında bu durum Yasa Metninde bir zaafiyeti işaret etmektedir. Şöyle ki;

  • 28. Maddedeki ifadeye göre “Banka ve sigorta şirketlerinin her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.
  • Kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım - satıma tavassut etmeyi meslek haline getirenlerin Banker sayılmasına rağmen, Kanun metninde  yetkili döviz müessesesinin banker sayılacağına dair de bir düzenleme yoktur.
  • Konu Tebliğlerle düzenlenirken, yetkili döviz müesseseleri zikredilmiş ancak bunların BSMV mükellefiyetinin hukuki yapısı açıklanmamıştır. Bu mükellefiyet, kambiyo işleminin (yabancı para üzerine işlem yapılmasının) bir sonucu olarak gösterilmektedir.

 

Gider Vergileri Kanununa ilişkin Tebliğlerde,  döviz alım-satım işleminin bir kambiyo işlem, olduğu ve  BSMV’nin konusuna girdiğinden hareketle bu işi yapanların da (Bankalar, özel finans kurumları, Bankerler vs.)  mükellef sayıldığı açıklanmaktadır.

Gider Vergileri Kanununa göre vergi alınıyorsa mükellefin tayini için de bu Kanuna bakmak gerekmektedir. 6802 sayılı Yasanın 30. Maddesinde BSMV’nin mükellefi şöyle tanımlanmıştır;

Banka ve sigorta muameleleri vergisini banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öder. Sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemlerinde de verginin mükellefi sigorta şirketleridir.” 

Yasa metni bu kadar açıktır. Verginin mükellefleri Banka ve Bankerlerle sigorta şirketleridir. Banka ve sigorta şirketi olmayıp sadece bir yetkiyle döviz ticareti yapanların BSMV mükellefi olduğunu belirtmek için, bunların aynı statüde sayıldığının Gider Vergileri Kanununda tanımlanması da zorunludur.  

Kanunda, yapılan işlem sonunda “lehe kalan para”nın varlığı şart koşulurken Kambiyo muamelelerinde, “lehe para kalması”  şartı yoktur. 31. Maddede yapılan özel bir düzenlemeyle sadece kambiyo satışının yapılması verginin doğması için yeterli görülmüştür. Yani matrah doğrudan  satış bedelidir.  Zira, satanlar, özel kişilerse onların satışı yani bankaların veya diğer kurumların alışı mükellefiyeti ve vergiyi gerektirmez.

Vergi nispeti, genel banka ve sigorta muamelelerinde  % 5 ve kambiyo muamelelerinde % 01 (Binde 1) olarak farklı tespit edilmesinin amacı da budur.

Buna göre kambiyo satışlarının vergilendirilmesinde, satış bedelinin alış kurunun üzerinde olup olmaması, bu satıştan lehe bir para kalıp kalmaması önem arz etmemektedir. Dolayısıyla, döviz satım muamelesi ile tek bir muamele yapılmakta ve bu kambiyo işlemi  Banka ve Sigorta Muameleleri vergisine tabi tutulmaktadır.

Öte yandan,  Bankaların, yetkili müesseselerin ve özel finans kuruluşlarının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki Kararlar ve bu kararlara istinaden çıkarılan tebliğler gereğince, Merkez Bankasına yapacakları zorunlu döviz devirlerinin kambiyo satışı kabul edilerek, devredilen satış tutarı üzerinden binde bir oranında vergi hesaplanması gerekmektedir.  (döviz alış kuru ve satış kuru arasındaki müsbet fark  veya komisyon tutarı  üzerinden ayrıca banka ve sigorta muameleleri vergisi ödenmez).

 

Altın Mevduatı Konusu :

Cumhurbaşkanlığı Kararı dikkatle okunmadan yorumlar yapıldığı için genel olarak altın ticaretinin BSMV  kapsamına alındığı gibi bir anlayış ortaya çıkmıştır.

Üzerinde durmak istediğimiz bir diğer husus, bankaların kaydi altın hesaplarının bir “normal bankacılık muamelesi mi olduğu”  yoksa  “kambiyo muamelesi mi olduğu” konusudur. 

Fiziki altın ticareti başlı başına BSMV konusu değildir. Zaten 28. Maddenin son fıkrasında “Bir şahsın münhasıran altın alım ve satımı ile uğraşması banker sayılmasını gerektirmez.” şeklinde   bir düzenleme vardır.

Şu halde, altın alım satımına yetkili banka ve özel finans kurumları tarafından yapılan altına dayalı muameleler nedeniyle (ki bunlar, genellikle altın üzerine mevduat hesabı açılması-kapatılması  gibi fiziki olmayan işlemlerdir) BSMV uygulaması nasıl  olacaktır.

Altın mevduat işlemleri ile altın sertifikası üzerine yapılan işlemler ve altın depo hesaplarının  birer kambiyo işlemi olduğu konusu gider vergileri Kanununda yer almamaktadır. Hazine- Kambiyo Genel Müdürlüğünün yorumu ve düzenlemesi bu yöndedir. Kambiyo genel müdürlüğüne göre “fiziki teslimi olmaksızın yapılan kıymetli maden işlemleri birer ödeme aracıdır” . Mesele ödeme aracı olmaksa, altın mevduat hesabı nasıl bir ödeme vasıtasıdır?

Bu anlayışa göre altın mevduat hesapları  bir ödeme aracı olduğundan kambiyo muamelesi olarak %1 oranında vergiye tabi tutulacaktır.

Kaydi altın ve altın mevduatına BSMV uygulaması yıllardır vardır ve “Normal  bankacılık işlemi “ sayılarak BSMV’ne tabi tutulmaktaydı.

Şimdi hangi Yasal veya Hukuki düzenleme ile bu anlayış değişmekte ve altın mevduat hesabı bir kambiyo işlemi gibi BSMV’ne tabi tutulmaktadır?

GİB’in 21.05.2020 tarihli ve 53703 sayılı Bankalar Birliğine hitaben yazılmış yazısında, “fiziki teslimi olmayan altın satış işlemlerinin kambiyo işlemi olarak değerlendirilmesi gerektiği” belirtilmiştir.

Bu anlayış tamamen bir idari bir yoruma dayanmaktadır ve keyfilik içermektedir. Zira, bu tarihe kadar normal bankacılık mevduat sayılan bir işlemin, ortada hiçbir yasal işlem olmaksızın değiştirilmesi, en başta  Anayasa’nın ön gördüğü “vergide belirlilik/öngörülebilirlik ilkesine”   aykırıdır.

Öte yandan şunu da göz önünde bulundurmalıyız ki,  bu mevduat işleminde BSMV sadece bankanın altın satışında uygulanacak, hesabın kapatılması, kişilerin altın satışı mahiyetinde olduğundan verginin konusu olmayacaktır.

Bu durumda, 21.05.2020 tarihinden önce bankada açılmış hesaplarla ilgili olarak normal mevduat hesabı işlemi gibi banka lehine kalan para üzerinden %5 BSMV ödenecek, hesap kapatılıp altınlar bankaya satılırken her hangi bir vergi söz konusu olmayacaktır.

Altın mevduat hesabınızı 21.05.2020 tarihinden sonraki bir günde açtığınız takdirde banka size yaptığı altın satış değeri  üzerinden % 1 BSMV alacaktır.

Vergisel yükü fazla olmadığı ve sadece mevduat nedeniyle bankanın alım-satım tutar farkı  üzerinden BSMV ödendiği için konunun vergi yargısıyla bir işi olmamıştır. Ancak bu defa, gerek bankaların gerekse mükelleflerin  yargı yoluna gideceklerini beklemeliyiz. 

Tabii, kuyumcudan altın almak yerine bundan  sonra altın mevduat hesabı açtıran olursa  !!!!

Bize göre bu altın fiyatlarını baskılama konusunda doğru olmayan bir tercihtir ve yakın zamanda vaz geçilecektir;

Zira;

  • Bankaların fiziki altın teslimi söz konusu olmadığı için sistem “kaydi para” gibi işlemekteydi. Bankanın altın rezerv tutması gerekmiyordu. Şimdi bankalar da fiziki altın alımı ve depolaması yoluna gidecek ve sistemi dolanmaya çalışacak ancak, altına talep de azalmayacaktır.
  • Tasarruf sahibi altına yönelmek istiyorsa,  bu paralar sarrafiye sektöründe dönmeye ve fiziki altına talebinin -belki de kayıt dışı olarak- artmasına yol açacaktır.
  • Altın mevduat hesabında çalışan kişiler, -özellikle önemli  miktarda altına para bağlayanlar- hesaplarını yaparken önce, bankanın altın satışı sırasında keseceği %1 BSMV’ni yüklenecek, sonra da altın fiyatlarının yükselmesini bekleyecektir. Getiri,  başta ödenen vergiyi de kapsayacak şekilde artış gösterirse “rant” oluşacaktır. Hem vergiyi ödeyip hem de altın fiyatı artmaz ya da düşerse “tasarrufta zarar” oluşması kaçınılmazdır. Küçük miktarlı altın mevduat hesabı açılırken, ödenecek %1 vergi ile fiziki altının piyasadan alınması ve muhafazası için yüklenilen risk karşılaştırılacaktır.
  • Altın mevduat hesabından kaçış o mevduattaki paraların ekonomik sirkülasyondan çıkıp  “fiziki altın olarak”  yastık altına gitmesi demek olacaktır.
  • Türkiye altın zengini bir ülke değildir. Fiziki altına olan talep yurt dışından altın ithalatını artıracaktır. Yani fiziki altına gerek duyulmayan bir sistemden çıkılacaktır. Yeniden o sistemin çalışacağı da şüphelidir. Normal Mevduat üzerinden alınan BSMV’den de olunacaktır.    

Zaten, Cumhurbaşkanlığı Kararında da altınla ilgili münhasır bir açıklama yoktur.  Altın mevduat hesapları ve farazi olarak alınıp satılması kambiyo işlemi olarak değerlendirildiği için “altın üzerinden vergileme      “  iddiaları ortaya çıkmıştır.   

Buraya kadar yapılan açıklamalar çerçevesinde, son düzenlemenin niteliği ve sebebi şu şekilde özetlenebilir;

Yeni düzenlemeler ile ;

-Banka, özel finans kurumları ve  yetkili müesseseler  (döviz büfeleri)  tarafından satılan dolar, euro vb yabancı paraların satışında (kambiyo işlemlerinde)

-Bankalarda ve özel finans kuruluşlarında  21.05.2020 tarihinden sonra açılan altın mevduat/yatırım hesapları için fiziki olmayan altın satış tutarı üzerinden

BSMV   uygulanacaktır.

Cumhurbaşkanı,   bu maddede belirtilen vergi oranını,

-bankalar arası mevduat muameleleri,

- bankalar ile 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasası muameleleri

- diğer banka ve sigorta muameleleri için

ayrı ayrı veya birlikte % 1'e,  kambiyo muamelelerinde   sıfıra kadar indirmeye ve  kambiyo muamelelerinde on katına, vergiye tabi diğer muamelelerde ise kanuni seviyesine kadar artırmaya yetkilidir.

Nitekim Karara göre bazı işlemler için vergi oranı (o) olarak uygulanacaktır. Buna göre;

  • Bankalardan yetkili döviz müesseselerine veya yetkili kurumdan bankalara döviz satışında
  • Hazineye yapılan döviz satışlarında
  • Döviz kredisi kullandıran veya kullanımına kefil olan bankaların ve özel finans kurumlarının müşterilerinin kredi borçlarının kapatılması için yapılan döviz satışlarında
  • Sanayi Sicil Belgeli işletmelere döviz satışlarında
  • İhracatçı birliklerine üye ihracat şirketlerine döviz satışlarında

BSMV uygulanmayacaktır. (İstisna değil, sıfır oran)  

28.05.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM