BASINDAN YAZILAR
Gelir İdaresi öz, SGK üvey evlat mı? / Sadettin Orhan - MuhasebeTR

Gelir İdaresi öz, SGK üvey evlat mı? / Sadettin Orhan

Kamuoyunun da yakından takip ettiği üzere geçtiğimiz günlerde Gelir İdaresi Başkanlığı'nda bir görev değişikliği gerçekleşti.

Malum sebeplerle görevinden alınan M.Akif Ulusoy'un yerine, daha önceki yardımcılardan Mehmet Kilci atandı. Bir başkanın görevden alınmasıyla yerine yenisinin atanması neredeyse göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşti. Bu örnek atama olayından hareketle, Gelir İdaresi ile SGK arasında bir karşılaştırma yapmak istiyoruz;

·           2005 yılı Mayıs ayında kurulan 4 yaşındaki Gelir İdaresi'nde şimdiye kadar iki başkan görev yaptı ve üçüncüsü yeni atandı. Oysa SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nı bünyesinde toplayarak 2006 yılı sonunda kurulan SGK, iki buçuk yıl içinde 4. başkanını gördü.

·           Gelir İdaresi'ne, son başkan da dahil olmak üzere, her üç başkan asaleten atandı. SGK'yı ise 4 başkandan 3'ü vekaleten yönetti ve halen vekalet usulü devam ediyor.

Bürokrasinin ve kamuoyunun malumudur ki, stratejik kurumlarda vekaleten yönetim pek tercih edilmez. Vekalet usulü, hem sebepleri hem de sonuçları açısından kişileri ve kurumları yıpratan bir uygulamadır. Bu durumda yukarıdaki saptamaları dikkate alarak şu soruyu sorabiliriz; SGK, stratejik bakımdan Gelir İdaresi'nden daha mı az önemi haizdir? Buna da isterseniz bir mukayese ile cevap verelim.

·           Gelir İdaresi yaklaşık 640 bin kurumlar, 1 milyon 700 bin de gelir vergisi mükellefine hizmet veriyor (KDV ve Stopaj mükellefleri hariç). SGK ise doğumundan ölümüne kadar, çobanından Cumhurbaşkanı'na kadar 70 milyonun tamamına hizmet veriyor.

·           Gelir İdaresi'nin esas fonksiyonu geliri (vergiyi) usulüne uygun bir şekilde toplamak. SGK ise bir yandan primleri gereğince toplamaya çalışırken, diğer yandan da bunu yerli yerince yeniden dağıtma (emekli aylığı ve diğer ödemeler) misyonunu haiz.

·           Gelir İdaresi'nin yönetimindeki bir zafiyet veya performansındaki düşüklük, genelde en erken takip eden ay veya yılda kendini göstermekte. SGK'da ise en küçük yönetim veya hizmet zafiyeti doğrudan ve eş zamanlı olarak kişilerin yaşam kalitesini etkilediğinden, anında geri dönüşüm sağlamakta.

·           Gelir İdaresi, zaten var olan bir yapı (Gelirler Genel Müdürlüğü) üzerine inşa edildiğinden, alt mevzuat, yetişmiş insan gücü ve kurumsal hafıza bakımından bir mirasa sahip. Oysa SGK, üç ayrı kurumun lağvedilmesi ve yerine yepyeni bir mevzuatla yepyeni bir kurumsal kimlik olarak ortaya çıkmıştır. Birincisi bir yeniden yapılanma iken, ikincisi tam manasıyla reform anlamına geliyor. Bu da kurumsal hafızanın oluşturulması anlamında SGK'nın istikrarlı yönetime ne denli ihtiyacı olduğunu göstermekte.

·           Kayıt dışı ekonomiyle vergi boyutuyla Gelir İdaresi, istihdam boyutuyla da SGK mücadele ediyor. Ancak vergi kayıt dışılığı genelde ekonomik sonuçlar doğururken, istihdam kayıt dışılığı ekonomik olduğu kadar sosyal dokuya da zarar veriyor. Öte yandan SGK, istihdamdaki kayıt dışılık ile mücadeleye ilaveten, sağlık sisteminin tek finansörü olması hasebiyle, sağlık suiistimalleriyle de mücadele etmek zorunda.

·           Gelir İdaresi ile SGK'nın kader birliği yaptığı noktalar da var. Örneğin vergi kayıt dışılığı ile son yıllarda en etkin mücadeleyi yürüten Gelirler Kontrolörleri'nin (son Doğan Grubu incelemesini de yapanlar) örgütsel yapısı, Gelir İdaresi'nde daire başkanlığına dönüştürülürken, benzer durum SGK'da da yaşandı. Kayıt dışı istihdam ve sosyal güvenlik suiistimalleriyle mücadele eden tek grup olan Sosyal Güvenlik Müfettişleri, kurul olarak örgütlenmek yerine, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı adı altında ana hizmet birimine dönüştürüldü. Her iki adım da kayıt dışı ekonomi ile mücadelede önemli bir handikap.

Burada bu mukayeseyi yaparken amacımız Gelir İdaresi'ni küçümsemek ya da hafife almak değil, SGK'nın da en az bu kurum kadar stratejik olduğunu vurgulamak. Hal böyle iken Gelir İdaresi'nde bir gün dahi vekaleten yönetime müsaade edilmezken, SGK neredeyse kuruluşundan beri vekaleten yönetiliyor.

Hali hazırda başkanlık görevini vekaleten yürüten Fatih Acar'ın yönetimindeki SGK, milyonlarca insanın KEY ödemelerini, SSK ve Bağ-Kur borçlularının milyarlarca lira borç yapılandırmasını ve bütün bunların üzerine bir de reform kanununu en az zararla uygulamaya sokmayı 2008 yılına sığdırdı. Bütün bunlara rağmen vekalet döneminin devam ediyor olması akla şu soruyu getiriyor; Gelir İdaresi öz, SGK üvey evlat mı?

(Bugün Gazetesi | 09.03.2009)

GÜNDEM