YAZARLARIMIZ
Prof. Dr. Necdet Sağlam
Anadolu Üniversitesi
İktisadi İdari Bilimler Fakültesi
nsaglam@anadolu.edu.tr



Deprem Vergilerinin Fon Muhasebesi Yöntemine Göre Raporlanması ve Hesap Verilebilirlik

Devletler vergi mükelleflerinden deprem, tanıtım vb. amaçlarla topladıkları fonları fon muhasebesi yöntemine göre yönetmekle ve yerinde harcamakla yükümlüdürler. Devlet/ kuruluşlar genellikle belirli bir amaç için yasal düzenlemelerle fonları toplarlar.  Fon muhasebesi, bu fonların kullanımına ilişkin bir sınırlama ve kısıtlamanın gözetilmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda fon muhasebesinin odağı iyi yönetişim ve hesap verebilirliktir.

Fon muhasebesi yöntemi fon teorisi üzerine kurulmuştur. Fon teorisi belirli faaliyet ve olayları, muhasebe işlemlerinin temeli olarak kabul eder. Bu yöntemde, fon belirli bir mali işlev veya faaliyete ayrılmış, belirli bir varlık toplamını ve yine aynı işlev faaliyetle ilgili yükümlülük ve kısıtlamaları kapsamaktadır. Fon, belirli bir amaca, fonksiyona veya faaliyete göre, kurum ve kuruluşların varlık, kaynak, gelir ve giderlerinin bölünmesi, yani varlıkların belirli bir amaca tahsis edilmesidir. Diğer bir ifade ile fon, belirli bir ekonomik işlev veya faaliyet için ayrılmış, belirli bir varlık toplamını ve aynı işlev ve faaliyet için yükümlük ve kısıtlamaları kapsar.

Fon muhasebesi, para kaynağını ve bu fonların kullanımıyla ilgili kısıtlamaları temel alarak para ve diğer kaynakları sınıflara ayırmanın bir yoludur. Kurum ve Kuruluşlar, belirli bir proje veya amaç ile ilgili parayı izlemek için fon muhasebesini kullanır. Her fon, fonların amaçlarına uygun kullanıldığından emin olmak için hesapların tutulduğu bağımsız bir muhasebe kişiliğidir. Örneğin belediyelerin inşaat ruhsatları sırasında topladığı otopark parasının ayrı bir fonda takip etmeleri sadece kendi amaçları için kullanmaları gerekir;  işçi maaşlarının ödenmesinde değil otopark yapımında kullanılması sağlanmalıdır.

Fon muhasebesi yöntemi, nakit ve diğer mali kaynaklara ait hesapları bunlarla ilişkili borç ve alacaklarla birlikte ve bunlarda meydana gelen değişiklikleri, belirlenmiş yönetmelikler ve sınırlamalar çerçevesinde bazı amaçlara ve belli faaliyetleri yürütme amacına uygun olarak birbirinden ayrılmış ancak dengeli olarak kayda geçen bağımsız mali ve muhasebe yöntemidir. Diğer bir ifade ile fon muhasebesi varlıklar, borçlar ve fon dengesinden oluşan ve kendi içinde dengeli hesaplar kümesinden oluşan bir muhasebe kişiliğidir. Mali kaynakların kullanımına getirilen sınırlama ve kısıtlamalara uyulup uyulmadığını kontrol etmek için her fon için ayrı hesap tutan bir muhasebe yöntemidir. Fon muhasebesinde bilanço eşitliği şu şekildedir:

VARLIKLAR =BORÇLAR + FON DENGESİ

Devlette genelde fonu muhasebesi üç temel fon grubunu kullanır. Birincisi, devlet fonları, genellikle harcanabilir finansal kaynakların ve ilgili cari borçların alımını, kullanımını ve dengesini oluşturur. Örnekler arasında genel fonlar, özel gelir fonları, borç ödeme fonları, sermaye projeleri fonları ve daimi fonlar sayılabilir.

 Amerikan Sertifikalı Kamu Muhasebecileri Kurumu (American Institute of Certified Public Accountants) 1978 yılında kabul ettiği 78-10 nolu standartta kar amacı gütmeyen kurum ve kuruluşlarda kullanılacak fon muhasebesi yönteminde fonlar aşağıdaki gibi tanımlamıştır.

a) Cari sınırsız fon: Bu fon organizasyonun ihtiyaçları için sınırsız olarak kullanılan fondur. Yani fon üzerinde herhangi bir kısıtlama yoktur ve kurum yöneticilerinin yetkileri çerçevesinde kullanılan tondur. Örgütün işlemesi için kullanılır. Günlük faaliyetler bu fondan karşılanır. Örneğin çalışanların maaşı, büro giderleri bu fondan karşılanır.

b) Cari sınırlı fonlar: Bu fonlar, belirli bir amaca tahsis edilen fonlardır ve kaynakları gereğince belirli amaçlar için kullanılabilir. Dolayısıyla, bu fonların kullanımı sınırlandırılmış ve sadece belirli amaçlar için kullanımına izin verilir. Bu nedenle, sınırlı fon adını alırlar. Sendikalarda bu çerçevede grev ve lokavt fonu kullanılmaktadır.

 c) Sabit varlıklar: Binalar, demirbaşlar, arazi ve arsalar ve taşıt araçları da ayrı bir fon olarak düşünülür; ancak bu sabit kıymetler örgütün işlemlerinde kullanılan bir fondur ve buna göre muhasebeleştirilir.

Türkiye’de şuana kadar Ulusal Varlık Fonu, Toplu konut fonu, kaynak kullanım destekleme fonu, işsizlik fonu, deprem fonu gibi birçok oluşturulmuş bir kısmı kapanmış bir kısmı devam etmektedir.

17.8.1999 VE 12.11.1999 Tarihlerinde Marmara bölgesi ve civarında meydana gelen depremin yol açtığı ekonomik kayıpları gidermek amacıyla bazı mükellefiyetler ihdası ve bazı vergi kanunlarında değişiklik yapılması hakkında kanun,  26.11.1999 tarihinde Resmi Gazete yayınlanmıştır.  Bu kanunla 1998 yılı kazançları üzeninden Ek gelir ve ek kurumlar vergisi, ek emlak vergisi, Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi ve Özel İletişim Vergisi (ÖİV) alınmıştır.

 İlk çıkarıldığında yüzde 25 olarak uygulanan ÖİV, 2018'de yüzde 7.5'e düşürülmüştür. ÖİV, cep telefonu ve sabit telefon faturaları, dijital ve kablolu TV yayınları ve internet hizmeti faturalarından yüzde 7.5 oranında alınmaktadır. Bu hizmetler karşılığında hesaplanan faturalarla birlikte tahsil edilen bu vergi, hizmeti sağlayan tarafından vergi dairesine yatırılmaktadır. ÖİV'den de 1999-2019 arasında 65 milyar TL'ye yakın gelir sağlandığı ve Kasım 1999’dan bu yana devletin tahsil ettiği deprem vergileri toplamı 72 milyar lirayı geçtiği söyleniyor. Toplanan bu vergilere ait faiz kar payı vb. getirileri bu rakama dahil edilmemiştir.

Deprem vergisi adı altında toplanan fonlar, konuttan altyapı yatırımlarına ve kentsel dönüşüm yardımlarına kadar pek çok alanda harcanmaktadır. Türkiye'de 1999'daki iki depremden bu yana devletin ürettiği kalıcı konut sayısı 80.321 adet ve harcanan tutar 110 milyar TL olduğu tahmin edilmektedir.

Kamuoyu toplanan Elazığ depremi sonrası toplanan deprem vergileri/ paralarının akıbetini yakınen takip etmektedirler. Bu konulara da bazı spekülasyonlarda yapılabilmektedir.

Yukarıda detaylı olarak anlatıldığı gibi Türkiye’deki deprem fonu dahil toplanan bütün fonların fon muhasebesi esasına göre yönetilmesi, varlık, kaynak,  gelir ve giderlerinin ayrı bir fon kişiliği olarak takip edilmesi, bağımsız denetimden geçmesi (ilgili kamu denetimlerinin de yapılması) ve kamuoyunun bu fonların finansal durumu hakkında düzenli faaliyet raporlarıyla bilgilendirilmesi gerekir.  Toplanan fonların ve daha sonraki getirilerinin sadece kendi amacına göre kullanılması şarttır. Aksi takdirde vergi verenler ve kamuoyu farklı söylem ve bilgilendirmelere inanırlar.

30.01.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM