YAZARLARIMIZ
İsmet Polat
Yeminli Mali Müşavir
ymmismetpolat@gmail.com



Vergi İncelemeleri, Uzlaşma ve Doğru Bilinen Yanlışlar!

Mükelleflerin karşı karşıya kaldığı problemlerin yargıya intikal edilmeden idari aşamadaki çözüm yollarından biri ve en önemlisi uzlaşma müessesesidir. Vergi idaresi henüz tahakkuk etmemiş kamu alacağının bir kısmından vazgeçerek, mükellef ise kalan kısmının tahakkukunu kabul ederek uzlaşmaya varmaktadırlar. Uzlaşma müessesesi, haklarında vergi incelemesine başlandığı tarihten itibaren mükelleflerin gündemine girmektedir. Uygulamada bu konuda çok sayıda yanlış bilgilendirmelerle de muhatap olunmaktadırlar. Doğru bilinen ancak kendi içinde yanlışlar barındıran bu hususlar yazımızın konusudur.

Uzlaşma Müessesesi Hakkında Özet Bilgi:

Uzlaşma müessesesi 213 Sayılı VUK’nun Ek. 1-12. Maddeleri ile Uzlaşma Yönetmeliği ve Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği’nde yer almaktadır. Konumuz özü itibariyle uzlaşma müessesesinin kapsamlı izahı olmadığından ayrıntılı bilgi için bu yasal düzenlemelere bakılmasında fayda vardır. Yukarıda da izah edildiği üzere uzlaşma müessesesi, mükellef ile vergi idaresi arasındaki ihtilafların idari çözüm yollarından birisidir. Uzlaşma mevzusu tarhiyat işlemlerinden önce yapılabileceği gibi tarhiyat işleminden sonra da yapılabilir. Tarhiyat öncesi uzlaşma dediğimiz şekli daha çok vergi incelemesi sırasında inceleme elemanları nezdinde talep edilen şeklidir. Buradan amaçlanan vergi incelemesiyle yapılan tespitler konusunda idare ile mükellefin tarhiyat işlemlerinden önce uzlaşmasıdır. Amaçlanan ihtilafların kısa sürede sonuçlanmasının sağlanmasıdır. Tarhiyat öncesi uzlaşmada muhatap vergi inceleme elemanlarıdır. Tarhiyat sonrası uzlaşma ise, vergi dairesince vergi inceleme raporlarına göre tarhiyat yapılması, ihbarname düzenlenmesi ve ihbarnamelerin tebliğ edilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla birisinde tarhiyat yapılmadan önce işlemin sonuçlanması amaçlanmakta, birisinde ise tarhiyat yapıldıktan sonra bu amacın gerçekleşmesi hedeflenmektedir. Bu uzlaşma şeklindeki muhatap ise vergi dairesidir. Tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşma kapsamına vergi ve vergi ziyaı cezaları girmektedir. Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları her iki şekil uzlaşmamın da konusuna girmemektedir. Yine, 213 Sayılı VUK’nun 359. Maddesinde sayılan kaçakçılık fiilleriyle vergi ziyaına sebebiyet veren mükellefler de uzlaşma müessesesinden faydalanamazlar. Bu fiilleri işleyenler uzlaşma kapsamı dışında bırakılmıştır.

Uzlaşma talebi idarenin iddialarını kabul etmek değildir.

Tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunmak ne inceleme elemanının nede vergi dairesinin iddialarını kabul etmek anlamına gelmez. Mükellef açısından uzlaşmayı veya uzlaşmamayı belirleyen durum idarenin iddiaları karşısında haklı olup olmaması ve idarenin iddialarını çürütebilecek delillere sahip olup olmamasıdır. Uzlaşma görüşmeleri olumsuz sonuçlandıktan sonra da mükellef dava açma hakkını kullanabilir. Dolayısıyla gerek vergi incelemesi sırasında gerekse ihbarnamenin tebliğinden itibaren uzlaşma talebinde bulunulması ve uzlaşma görüşmelerinin olumsuz sonuçlanması mükellef hakkında herhangi bir hak kaybı yaratmaz. Hatta idare ile uzlaşma ihtimali yoksa bile uzlaşma talebi mükellef açısından zaman kazandırıcı bir yöntemdir.

Vergi incelemesi sırasında tarhiyat öncesi uzlaşma talep edilmemesi tarhiyat sonrası uzlaşma hakkını kaldırmaz.

Doğru bilinen yanlışlardan biri de vergi incelemesi sırasında tarhiyat öncesi uzlaşma talep etmeyen mükelleflerin artık uzlaşma haklarından vazgeçtikleri şeklindeki bilgidir. Yukarıda da izah edildiği üzere tarhiyat öncesi uzlaşma da tarhiyat sonrası uzlaşma da birer haktır. Tarhiyat öncesi uzlaşma talep etmeyen mükellefin tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunması mümkündür. Bu konuda yanıltıcı olan bir durum da vergi inceleme raporlarının üzerinde yazılı olan “Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Talebi: Yok” ibaresidir. Ancak bu belirleme tarhiyat öncesi uzlaşma içindir. Tarhiyat sonrası uzlaşma talep etme hakkı saklıdır.

Mükellef hem tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde hem de tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunabilir.

Uygulamada mükelleflere tarhiyat öncesi yerine tarhiyat sonrası uzlaşma yada tersi şeklinde öneriler yapılmaktadır. Bu önerilerin temelinde sanki mükellefin iki uzlaşma şeklinden ancak birini talep edebilme hakkının olduğu düşüncesi vardır. Ancak tarhiyat öncesi uzlaşma ile tarhiyat sonrası uzlaşma birbirinin alternatifi değildir.

Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği’nin 12. Maddesi gereğince tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunan mükellefler en geç tarhiyat öncesi uzlaşma görüşmelerinin yapılacağı tarihten bir gün öncesi olmak kaydıyla yazılı talepleriyle tarhiyat öncesi uzlaşma taleplerinden vazgeçebilirler. Bu mükelleflerin ihbarname tebliğinden sonra tarhiyat sonrası uzlaşma talep etmeleri mümkündür. Mükellef tarhiyat öncesi uzlaşma talebini kullanmayarak bu talepten vazgeçmiştir. Dolayısıyla tarhiyat sonrası uzlaşma talep etme hakkı vardır.

Tarhiyat öncesi uzlaşma görüşmelerine katılmaması veya uzlaşmanın vaki olmaması hallerinde tarhiyat sonrası uzlaşma talep edilemez.

Yukarıda izah edildiği üzere, tarhiyat öncesi uzlaşma talep eden mükellefler tarhiyat öncesi uzlaşma görüşmelerinin yapılacağı tarihten önce bu taleplerinden vazgeçebilirler. Bu durumda tarhiyat sonrası uzlaşma talep edebilirler. Ancak 213 Sayılı VUK’nun Ek.11. maddesi gereğince, tarhiyat öncesi uzlaşma görüşmelerine katılmayan mükelleflerin ikinci bir tarhiyat öncesi uzlaşma hakları olmadığı gibi tarhiyat sonrası uzlaşma talep etme hakları da bulunmamaktadır. Aynı düzenleme gereğince, uzlaşmanın vaki olmaması halinde de tarhiyat sonrası uzlaşma talep etme hakkı bulunmamaktadır. Ancak uzlaşmanın vaki olmaması halinde mükellefe idarenin teklifini kabul etmesi için süre tanınmaktadır.

Tarhiyat öncesi uzlaşmanın vaki olmaması halinde mükellefin dava açma süresi ihbarnamenin tebliği ile başlamaktadır.

Tarhiyat öncesi uzlaşmanın vaki olmaması halinde Komisyon mükellefe teklifini yazılı olarak sunmaktadır. Uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde mükellefe teklifi kabul edebileceği veya bu süre içerisinde dava açabileceği şeklinde bilgi verilmektedir. Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği’nin 16. Maddesinde bu süre “vergi dairesince yapılacak tarhiyatın dava açma süresinin son gününün mesai saati bitimi” olarak belirtilmektedir. Dolayısıyla uzlaşmanın vaki olmaması halinde; vergi dairesi tarafından yapılan tarhiyata karşı 30 gün içerisinde vaki olmama tutanağındaki teklif kabul edilebileceği gibi dava da açılabilir. Bu süre de uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın tebliğ tarihi itibariyle değil ihbarnamelerin tebliğ tarihi itibariyle başlamaktadır.

İhbarnameye karşı dava açma süresi içerisinde uzlaşma talebinde bulunulması dava hakkını ortadan kaldırmamaktadır.

İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri gereğince vergisel işlemlere karşı dava açma süresi idari işlemin tebliğ tarihinden itibaren 30 gündür. Dolayısıyla tarh edilerek mükellefe ihbarname ile tebliğ olunan vergi ve cezalara karşı 30 gün içerisinde dava açılabilir. 213 Sayılı VUK’nun Ek.1-12 Maddeleri gereğince aynı süre içerisinde tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunulabilir. Dolayısıyla mükellef ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30. Günde dava açabileceği gibi uzlaşma talebinde de bulunabilir. Bu durumda aynı VUK hükümleri gereğince uzlaşma görüşmeleri beklenecektir. Uzlaşmanın vaki olmaması halinde bu tarih itibariyle mükellefe 15 günlük dava açma hakkı tanınmaktadır. Dolayısıyla, 30. Gün uzlaşma talebinde bulunulması mükellefi dava açma hakkından mahrum etmemektedir.

Uzlaşmada hata bulunması düzeltme işlemine konu edilebilir.

213 Sayılı VUK’nun 116-126. Maddeleri gereğince vergisel işlemlerde hata bulunması halinde bu hatalar vergi hatalarının düzeltilmesi hükümlerine göre düzeltilebilir. Gerek tarhiyat öncesi ve gerekse tarhiyat sonrası uzlaşma görüşmelerinde uzlaşmaya varılması halinde uzlaşma işlemi kesinlik ifade eder, hiçbir şekilde itiraz edilemez ve hiçbir mercide dava konusu yapılamaz. Ancak, üzerinde uzlaşmaya varılmış bir işlemde hata bulunması halinde bu uzlaşma tutanağı düzeltme işlemine konu edilebilir. Örneğin raporlardaki rakamların ihbarnameye yanlış geçirilmiş olması gibi. Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü’nün 02.12.1999 tarih ve 28/2880-5314 sayılı muktezasında, uzlaşmaya konu olan ve uzlaşma sağlanan vergi ve cezalarda vergi hatası bulunması durumunda, bu hatanın düzeltme hükümlerine göre düzeltilebileceği belirtilmiştir.

SONUÇ:

Uzlaşma müessesesiyle ilgili olarak uygulamada doğru bilinen bazı yanlışlara dikkat çekilmesi amacını taşıyan yazımızda bu hususlar başlıklar halinde irdelenmiştir. Bu tür yanlışların sayıca daha çok olması da mümkündür.

Uzlaşma müessesesi; özü itibariyle vergisel ihtilafların idari aşamada çözüm yöntemi olmakla birlikte, yasal anlamda çeşitli avantajlar da sağlamaktadır. Bunun en belirgin şekli yasal yollardan mükellefe zaman kazandırabilmesidir. Özellikle finansman sorunu yaşayan firmalarda tarhiyat işlemlerinin belli bir tarihe kadar ötelenmesi bu anlamda ciddi avantajlar kazandırabilmektedir. Bu nedenlerle özellikle vergi incelemesi süreçlerinde uzlaşma seçeneğinin, sadece dava açmaya karşı bir alternatif olarak değil başka şekilde de bakılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

04.05.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM