BASINDAN YAZILAR
İlaç devleri ve sağlık kurumları yeni ülkeler arıyorlar / Ali Tezel - MuhasebeTR

İlaç devleri ve sağlık kurumları yeni ülkeler arıyorlar / Ali Tezel

İnsanın hastalanması üzerine kurulu olan ilaç sanayi ile tedavi edici sağlık hizmetleri sunucusu kuruluşların da tek amacı var kâr etmek. Kâr amacına ulaşmak için ise kapitalist sistemde her yol ile mubahtır.

Son birkaç yılda 1-2 milyar dolardan 10 milyar doları aşacak hale getirilen Türk İlaç pazarı da Avrupa ve Amerikan şirketlerinin hatta Japonya’nın bile iştahını açmaktadır.

**Sermaye kârlı ülke arıyor, İMF sermayeye uygun hale getiriyor

Amerika’nın yeni sağlık politikaları gereğince artık gerek Amerikalılar ve gerekse de Amerikan devletinin ilaca ve sağlığa daha az para verecek olması da ilaç devleri ile sağlık kuruluşlarını başka ülkelere itmeye başladı.

İşte bu nedenle iş İMF’ye düşüyor. Sermayenin yatırım yapmak istediği ülkelerin gerek yasal mevzuatını ve gerekse karlılık durumlarını İMF uygun hale getiriyor. Mesela, sağlık harcamalarımızı patlattı diye yakınılan “Sosyal Güvenlik Reformu”nun yasalaşması esnasında her altı ayda bir vermesi gereken 500’er yüz milyon doları, yedi kere erteledi. Her gözden geçirme sırasında, “Sosyal Güvenlik Reformu”nu yapın parayı vereyim diyerek sonunda sağlık ve sosyal güvenlik mevzuatı İMF’nin arkasında duran sermayenin durumuna uygun hale getirilince 3,5 milyar doları verdi.


**İlaç harcama oranımız yüzde 42

Türkiye, 2009 yılında sağlık giderleri için 30 milyar liraya yakın para ayırırken bu rakamın içinde en önemli kalemi, ilaç parası oluşturuyor. Mesela, SGK’nın 2009 Bütçesine göre bu yıl ilaca 12,5 milyar ödeme yapacak ama rakamlar gösteriyor ki bu rakamı çoktan aşacağız. Öte yandan dünya da yüzde 15’ler seviyesinde seyreden, toplam sağlık harcaması içindeki ilacın payı ülkemiz de kıyas bile kabul edilmeyecek bir oran olan yüzde 42 civarındadır. Avrupa ülkelerinde ise bu oran ortalama 15 ile 20 civarındadır.


***İlaç pazarında dünyanın ilk 10’u arasına giriyoruz

Ülkemizde yatırım yapmak için gelen Japon İlaç Devlerinden, Astellas`ın Türkiye Başkanı Ugo Bello, Japon ilaç şirketlerinin Türkiye`ye yönelik ilgisini bir gazeteye anlatırken, “Avrupa`nın en büyük 6. ilaç pazarına sahipsiniz. Kısa sürede dünyada ilk ona gireceksiniz. Böyle önemli bir pazarda herkes bulunmak ister.” demişti.

İşte bu amaçla da yabancı şirketler gerçekten de son beş yıl içinde yerli ilaç sanayimizi ya satın aldılar ya da ortak oldular.


**Kişi başına ilaç harcaması, 5 yılda 2 kat arttı

Türkiye`de ilaç pazarı, son yıllarda önemli ölçüde büyüme gösteriyor, yani Türk halkı sağlık sistemimi gereğince korunmuyor, hastalanması ve hastalandıktan sonra ilaca ve hastanelere çok kolay ulaşması amaçlanıyor. Bu amaca da büyük ölçüde ulaşıldı. Ülkemizde kişi başına ilaç harcaması da son 5 yılda 2 kat artış gösterdi.


**Zaten pek yoktu ilaç sanayimiz giderek yabancılaşıyor

İlaç İşverenleri Sendikası ve diğer verilere göre; şu an 96`sı yerli, 12`si yabancı sermayeli olmak üzere 108 ilaç üreticisi var. Ama üretimin önemli bir bölümü az sayıdaki yabancı üretici tarafından ithalata dayalı olarak gerçekleştiriliyor. Sektörde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 9,2. Yani neredeyse 1`e 10 ithalat söz konusu.

İlaçlar, üretim ve orjinine göre ikiye ayrılıyor, “Orijinal” ve “eşdeğer” ilaç.

Orijinal ilaç; dünyada ilk kez ruhsatlandırılıp pazara sürülen ürüne deniyor.

Eşdeğer (jenerik) ilaç; Hasta üzerinde aynı tedaviyi sağladığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanan ve orijinal ilaçların koruma süresi (5 yıl iken 20 yıla çıkarıldı) bittikten sonra satışa sunulan aynı özellikteki ürüne deniyor. Fiyatı orijinalinin yüzde 20`si ile 80`i arasında değişiyor.

**Mevzuatımız uygun hale getirildi

Gümrük Birliği`ne geçiş öncesinde 1995 yılında kabul edilen bir kanun gereğince 1 Ocak 1999`dan bu yana orijinal ilaçta 20 yıllık patent koruması oldu, bu süre daha önce beş yıldı. Öte yandan bu 20 yıllık süre bazı ilave korumalarla daha da uzatılabiliyor. Ek korumalardan en önemlisi “veri münhasıriyeti” ve ülkemiz bunu 19 Ocak 2005 itibarıyla yapılan bir değişiklikle kabul etti. Kabul edilen düzenleme ile 20 yılı tamamlayan ilacı eşdeğer ilaç olarak üretmek adına yapılan başvuruyu 6 yıl bekletmeyi içermektedir.

Yeni kendi mevzuatımızı yabancı ilaç devlerinin amacına uygun hale getirmek, vatandaşlarımıza pahalı ilaç satmaları için kendi hükümetimiz elinden geleni ardına bırakmıyor. Yapılan yasal düzenlemelerle uluslararası dev ilaç şirketlerine büyük avantaj sağlayıp, onları tekel konumuna getirerek yüksek fiyattan satış yapmalarına imkan tanıyor.

Orijinal üreticileri, araştırma geliştirmeye büyük paralar harcadıklarını, masrafları çıkarabilmek için uzun koruma süresine ihtiyaç duyduklarını savunurken, eşdeğer sanayicileri ve bazı uzmanlar, koruma süresinin çok uzun olduğunu ve haksız yere büyük paralar kazanıldığını dile getiriyor. Diğer bir eleştiri de, yüksek lobi gücüne sahip uluslararası orijinal ilaç üreticilerinin yeterince şeffaf olmadığı, dolayısıyla açıklanan icat masraflarının gerçeği yansıtmadığı yönünde. Eşdeğer ilaç üretimi, kamu maliyesi açısından da son derece önemli.

**ABD yasalarını vatandaşları lehine değiştiriyor

İlaç giderleri hızla artan AB ve ABD, eşdeğer ilaç tüketimini teşvik için kampanyalar düzenledikleri gibi yasalarını da ucuz ilaç için değiştirirken, biz vatandaşımıza pahalı ilaç satılması için çaba harcıyoruz.

Hindistan gibi bazı ülkeler ise vatandaşlarına ucuz ilaç satmak ve kendileri de ilaç üretmek adına İLAÇ DEVLERİNİN baskılarına direnmektedir. Mesela, Hindistan, yapılan baskılara rağmen eşdeğer ilaç konusunda kendi vatandaşları lehine kararlar alıp, hem ucuz ilaç üretiyor hem de kendi ilaç sanayini de büyütüyor. İlaç ithalatında, 13 yılda 200 milyon dolarlık ihracattan 3 milyar dolara ulaşmış.


**Özel hastanelerimiz de patladı

Daha birkaç yıl öncesine kadar özel hastane kelimesini bir çokları duymamıştı bile, sadece İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük metropollerde birer ikişer tane vardı. Şimdi ise bırakın illeri, her ilçede bile özel hastane var. Devlet ve üniversite hastanelerine verilen sağlık paraları yanında özel hastanelere verilenlerin esamesi bile okunmazken, 2008 yılında özel hastanelere SGK’nın ödediği para, üniversite hastanelerine ödediği paranın 2 katını bile geçti.

İş o hallere geldi ki mesela Sinop’da hem de 80 bin nüfusluk Sinop’da devlet hastanesini kapatıp, şehrin 10 km dışında bir yere kurarlarken, mevcut şehrin göbeğindeki eski devlet hastanesini de özel hastane yapıyorlar.


Memurlarda özürlü raporuyla erken emekli olurlar

13.11.1979 doğumluyum. 01.11.1996 da (18 yaşımdan 12 gün önce) SSK’lı olarak başladığım işte 4 ay çalıştım. 17.12.2003’ten bu yana da Emekli Sandığı’na bağlı öğretmen olarak çalışmaktayım. SSK’lı işe başladığım yıl da 25 yılı tamamlayan emekli olabiliyordu. Bir kan rahatsızlığımdan dolayı olabildiğince erken emekli olmak istiyorum. Çünkü çok çabuk yoruluyorum. En erken nasıl emekli olabilirim? Adem Bilir


Hocam, öğretmenlikten (18 yaşından sonraki SSK günlerin dahil) 25 tam yılı yani 9000 günü tamamlamak şartıyla 60 yaşında emekli olursunuz. Şayet bundan sonra memuriyeti bırakı da SSK’lı işe girer ve girdikten sonra SSK’ya en az 3,5 yıl prim ödemek şartıyla 56 yaşında en az 5825 günle emekli olursunuz. Var dediğiniz rahatsızlığınız nedeniyle yüzde 40 ve daha fazla oranlı bir rapor alırsanız 5510 sayılı Kanun gereğince öğretmenlikten (kamudan) 6480 gün ile yaşa bağlı olmadan emekli olursunuz.


Tarım Bağ-Kur’da aylar 16 gün sayılır

0251040309 sicil numarası ile 06.11.1979 tarihinden, 25.07.1982 tarihine kadar 2 yıl 8 ay 19 gün Bağ-Kur’um var. Ardından, 1985 yılında 9 ay daha Bağ-Kur devam edip, 01.03.2001 günü de Tarım Bağ-Kur’a başladım ve halen devam etmekteyim. Bu arada 20 aylık askerliğimi de ödedim. 01.04.1951 doğumluyum. Celal Çakmak


Verdiğiniz bilgilere göre; Tarım Bağ-Kur’dan daha önceki normal Bağ-Kur’unuz ve ödediğiniz askerlikle birlikte en az 15 tam yıl (5400 gün) prim ödemek şartıyla emekli olursunuz. Ancak, 5510 sayılı Kanun’un geçici 16 ıncı maddesi gereğince, 1 Ekim 2008 gününden sonraki Tarım Bağ-Kur ödemeleri 2008 yılında 15 gün, 2009 yılında 16 gün, 2010 yılında 17 gün olarak uygulanacak olup sonraki her yıl birer gün artacaktır. Yani, 11 aydır ödediğiniz Tarım Bağ-Kur primleri tam ay sayılmamaktadır. Bu nedenle de 1 Ekim 2009 günü itibariyle babanızın 13 yıl, 2 ay, 27 günü doluyor. 5400 günü (15 tam yılı) tamamlamaya kalan 1 yıl, 9 ay, 03 günü ise 3 yıl sonra tamamlayacaksınız.

(Kaynak: Habertürk | 25.09.2009)

GÜNDEM