YAZARLARIMIZ
Yılmaz Dönmez
Yeminli Mali Müşavir
Gelir İdaresi E. Grup Müdürü
ydonmez@ninovaymm.com



DİİB Sahibi Mükellefler Mağdur Olmamak İçin Ne Yapmalı?

Tarih: 27.05.2014 

Hazine’ye intikal etmemiş ve/veya hayali olarak oluşturulmuş, gerçek bir yüklenime dayanmayan tutarların KDV iadesi çatısı altında yolsuz olarak iadesini önleyebilmek için Özel Esaslar düzenlenmiştir.

Özel Esaslar kapsamında yer alan mükelleflerin iade işlemleri de genel esaslar dışında farklı işlemlere tabi tutulmaktadır. Bu mükelleflerin iade işlemleri, genel esaslara tabi mükelleflerinkinden daha zordur.

Dolayısıyla Hazine’ye intikal ettirilen ve mükellefler tarafından gerçekte yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV tutarlarının da iade edilmesi, olağan ve olması gereken bir uygulamadır.

 KDV Genel Uygulama Tebliğiyle iade işlemlerinin, bu olağan ve olması gereken uygulamaya göre düzenlenmesi gerekirdi. Gerekirdi diyoruz, çünkü KDV Genel Uygulama Tebliğiyle getirilen bir uygulama, yukarıda bahsettiğimiz olağan ve olması gereken duruma aykırıdır.

Olağan ve olması gereken duruma aykırı olan uygulama, KDV Genel Uygulama Tebliğinin II/A-9.1 ve IV/1-5 bölümlerinde yer almaktadır.

Anılan tebliğin yukarıda belirtilen bölümlerinde; Dahilde İşleme İzin Belgesi (DİİB) sahibi mükelleflerin ihraç kaydıyla teslimlerinde iade edilecek KDV ile ilgili hükümler yer almaktadır.

Anılan tebliğin II/A-9.1 bölümünde; Dahilde işleme izin belgesi (DİİB) sahibi mükelleflerin, 3065 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi kapsamında temin ettiği malları kullanarak ürettiği malların, DİİB sahibi alıcılara 3065 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi kapsamında tesliminin mümkün olduğu belirtilmekte olup, bu kapsamda işlem yapan DİİB sahibi mükelleflerin alabilecekleri KDV iadesi tutarı da bir sonraki parağrafta belirlenmiştir.

Buna göre, 3065 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi kapsamında teslimde bulunan DİİB sahibi mükellefin iadesini talep edeceği KDV tutarı, ihraç kaydıyla teslim nedeniyle hesaplayıp tahsil etmediği KDV tutarından, bu malların üretimi için 3065 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi kapsamında temin ettiği mallar nedeniyle ödemediği KDV tutarı düşüldükten sonra kalan tutardan fazla olamaz.

Söz konusu tebliğin IV/1-5 bölümünde de; DİİB sahibi mükelleflerin, 3065 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi kapsamında temin ettikleri malzemeleri kullanarak ürettikleri malları Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında ihraç kayıtlı teslime konu edebilecekleri belirtilmiş olup, DİİB kapsamında KDV ödemeksizin satın aldığı girdileri kullanarak ürettiği malı 3065 sayılı Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında ihraç kayıtlı olarak teslim eden bir mükellefin iade alacağı KDV tutarı, ihraç kayıtlı teslim nedeniyle hesaplayıp tahsil etmediği KDV tutarından, bu ürün için DİİB kapsamında aldığı girdiler nedeniyle ödemediği KDV tutarı düşüldükten sonra kalan tutardan fazla olamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda belirttiğimiz her iki uygulama da; DİİB sahibi mükelleflerin KDV ödemeksizin almış oldukları ürünleri işleyerek ürettikleri malları, 3065 sayılı Kanunu’nun Geçici 17 nci ve/veya 11/1-c maddeleri uyarınca ihraç kaydıyla teslim ettiklerinde alabilecekleri maksimum iade tutarını belirlemektedir.

Her iki uygulamada da; DİİB sahibi mükelleflerin, alabilecekleri iade tutarlarını geçmişe göre azaltmaktadır.

Bu yazıda vurgulamak istediğimiz konu, DİİB sahibi mükelleflerin alabilecekleri iade tutarının azalmasından ziyade; bu mükellefler tarafından gerçekte yüklendikleri ve Hazine’ye intikal eden KDV’lerinin, iade edilmemesine rağmen, devir KDV olarak da kullanılamamasıdır.

Tebliğin IV/1-5 bölümünde yer alan örnek üzerinden konuyu açıklamaya çalışalım. Örnekte indirilecek KDV tutarının yüksek olması nedeniyle tecil edilecek KDV olmadığı belirtilmiştir. Biz de örneğin aslına dokunmadan yine tecil edilecek KDV çıkmayacak şekilde indirilebilir KDV tutarı ekledik.

Buna göre, DİİB sahibi (B)’nin verileri aşağıdaki gibidir.

-          DİİB kapsamında alınan ürün 100.000 TL

-          DİİB kapsamında alınan ürün için ödenmeyen KDV 8.000 TL

-          KDV Kanunu’nun 11/1-c kapsamında satılan ürün bedeli 200.000 TL

-          İhraç Kaydıyla teslim nedeniyle hesaplandığı halde tahsil edilmeyen KDV tutarı 16.000 TL

-          Önceki Dönemden Devreden ve İndirilebilir KDV tutarı 50.000 TL

-          DİİB kapsamında alınarak üretilen ve ihraç kaydıyla satılan ürünler için yüklenilen KDV tutarı 10.000 TL

DİİB sahibi mükellef (B), ihraç kaydıyla sattığı ürünlerin bedeli olan 200.000 TL’yi KDV beyannamesinde matrah ve faturada hesapladığı halde kanun hükmü uyarınca tahsil etmediği 16.000 TL’yi de hesaplanan KDV olarak beyan edecektir. KDV beyannamesinde indirimler toplamı, hesaplanan KDV’den fazla olduğu için tecil edilecek KDV çıkmayacaktır.

Tebliğ hükmüne göre; DİİB sahibi mükellef (B)’nin alabileceği iade tutarı ( 16.000 – 8.000 =) 8.000 TL ve KDV beyannamesinde sonraki döneme devreden KDV tutarı da 38.000 TL olacaktır.

DİİB sahibi mükellef (B), ihraç kaydıyla satılan ürünler nedeniyle yüklendiği 10.000 TL KDV’nin 8.000 TL’sini iade olarak aldığı için geriye kalan 2.000 TL’sini de indirimli orana tabi işlemlere ilişkin iade usul ve esaslar çerçevesinde alabilecektir.

Buna göre; DİİB sahibi mükellef (B)’nin ihraç kaydıyla satış yapması nedeniyle, tahsil etmediği KDV tutarı kadar devir KDV’sinde bir azalış olmuştur.  Devir KDV’deki azalmanın 8.000 TL’si, gerekli bilgi ve belgelerin verilmesiyle vergi dairesinden iade olarak alınacaktır. Geriye kalan 8.000 TL’nin ise tebliğe göre iade edilmemektedir.

İade edilmeyen 8.000 TL nedeniyle ihraç kaydıyla satış yapılan ayda ve/veya önceki aylarda DİİB sahibi mükellef (B) tarafından ödenen ve Hazine’ye intikal eden KDV tutarlarında azalma olacaktır.

Örnekte DİİB sahibi mükellef (B)’nin Önceki Dönemden Devreden ve İndirilebilir KDV tutarını 50.000 TL olarak dikkate almıştık. Bu tutarı 50.000 TL olarak değil de 10.000 TL olduğunu varsayalım. Bu durumda DİİB sahibi mükellef (B)’nin alabileceği iade tutarı değişmeyecek ve yine 8.000 TL olacaktır. KDV beyannamesinde de sonraki döneme devreden KDV tutarı olmayacak ve 6.000 TL tecil edilecektir. Süresi içerisinde ihracatın gerçekleşmesi durumunda tecil edilen KDV, terkin edilecektir. 

DİİB kapsamında alınarak üretilen ve ihraç kaydıyla satılan ürünler için yüklenilen KDV tutarı tebliğde 10.000 TL olarak dikkate alınmıştır. Bu tutardan ihraç kaydıyla satış nedeniyle iade alınan 8.000 TL’yi çıkardığımızda, geriye kalan 2.000 TL’nin, indirimli orana tabi işlemlere ilişkin iade usul ve esaslar çerçevesinde iade edilmesi gerekir. Ancak sonraki döneme devreden KDV tutarının bulunmaması nedeniyle indirimli orana tabi işlemlere ilişkin usul ve esaslar çerçevesinde alınabilecek iade de olmayacaktır. Diğer taraftan bu kapsamdaki mükelleflerin, yüklendiği KDV’yi, indirim yoluyla telafi ettiğini söylemek mümkün değildir.

Buna göre; DİİB sahibi mükellef (B), gerçekte yüklendiği ve Hazine’ye intikal ettirilen KDV’sini, tebliğ hükmü nedeniyle ne iade olarak alabilmekte, ne de devir KDV olarak kullanabilmektedir. Bu da Katma Değer Vergisi sisteminin özüne aykırı bir uygulamadır.

Yukarıda belirttiğimiz uygulama, KDV ödemeksizin mal alan ve bunları ihraç eden ihracatçılar için yerinde bir uygulama olmasına rağmen, ihraç kaydıyla ürün alıp bunları işledikten sonra ihraç kaydıyla satan mükellefler için mağduriyetlere sebep olmaktadır.

Birinde ihracat nedeniyle KDV hesaplanmadığı için yüklenilen KDV’nin iadesi yapılmakta ve devir KDV, alınan iade tutarı kadar azalmaktadır. Diğerinde ise, KDV hesaplanmakta ve tahsil edilmediği halde tahsil edilmiş gibi beyan edilmektedir. Dolayısıyla devir KDV, tahsil edilmeyen KDV kadar azalmaktadır. Ancak tebliğ hükmüne göre Devir KDV’deki azalmadan daha az tutarda KDV iadesi alınabilmektedir. Aradaki fark kadar da DİİB sahibi mükellefler mağdur olmaktadırlar.

Bu nedenle tebliğin bu hükümlerinin tekrar gözden geçirilmesi ve uygulamaya yeniden yön verilmesinde fayda vardır.

Tebliğdeki bu hükmün değişmemesi durumda DİİB sahibi mükellefler mağdur olmamak için ne yapmalıdır?

DİİB sahibi mükelleflere tavsiyemiz; devir KDV’niz müsait oldukça, ihraç kaydıyla satış yapmamanız. Yani DİİB kapsamında aldığınız ürünleri işleyerek ürettiğiniz malları, 2006/12 Sayılı İhracat (Dahilde İşleme Rejimi) Tebliğinin 29 uncu maddesine uygun olarak yurtiçindeki (aracı ihracatçı) firmalara KDV’li olarak satmanız durumunda bu mağduriyetten kurtulursunuz.




Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz)

GÜNDEM