YAZARLARIMIZ
Yavuz Selim Durmuş
Vergi Müfettişi
yavuzselimdurmus@windowslive.com



Mali Hesaplara İlişkin Uluslararası Bilgi Değişimi Anlaşmaları ve Ekonomik Yansımaları

Küreselleşen dünyada, uluslararası ticaret yapmak kolaylaşmakta ancak ticari işlemler de gittikçe karmaşık bir hal almaktadır. Bu nedenle, Mali İdarelerin yalnızca kendi ülkesinde gerçekleşen işlemleri değil, tam mükelleflerin yurt dışındaki verginin konusuna giren işlemleri de kavraması gereği ve zorluğu ortaya çıkmaktadır. Bu durum, BEPS (Matrah Aşındırma ve Örtülü Kazanç Dağıtımı) ile mücadele de ülkelerin birbirleriyle bilgi değişimi anlaşmaları yapmalarını zaruri kılmaktadır. İşbu makalede bilgi değişimi anlaşmalarının faydalarına, Türk Vergi Sistemi açısından vergi mahremiyeti teşkil edip etmediğine ve bu anlaşmaları yaparken Mali İdarenin dikkate alması gerektiğini düşündüğümüz hususlara yer verilecektir.

1-GİRİŞ

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 152/A maddesi, “Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar, usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş uluslararası anlaşmalarda yer alan bilgi değişimi hükümleri çerçevesinde, Maliye Bakanlığınca tespit edilecek usullere göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirlenen şümulle sınırlı olmaksızın bilgi toplayabilir.” şeklindedir.

20.05.2017 tarih ve 30071 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7018 sayılı “Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” onaylanması uygun bulunmuştur.

26.11.2017 tarihli 30252 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2017/10969 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 7018 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan mezkûr sözleşmenin onaylanması uygun bulunmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün hazırlamış olduğu (OECD) Mali Hesaplar ile İlgili Bilgilerin Otomatik Olarak Değişimine İlişkin Çok Taraflı Yetkili Otorite Anlaşması (Multilateral Competent Authority Agreement on Automatic Exchange of Information) imzalayan 88. ülkedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti söz konusu uluslararası anlaşmayı, yurt dışında yaşayan ve gurbetçi olarak nitelendirilen Türk vatandaşlarının banka hesapları dâhil yurtdışındaki finans kuruluşlarında bulunan varlıklarının uluslararası otomatik bilgi değişimi kapsamında diğer ülkelerin vergi idareleri tarafından Türk Vergi İdaresine bildirimi konusunda faydalar sağlayacağı düşünerek imzalanmıştır.

BEPS’in (Matrah Aşındırma ve Örtülü Kazanç Dağıtımı) yarattığı vergi kaybının dünya genelinde yıllık 100 milyar dolar civarında bir büyüklüğe, oransal olarak ise dünyadaki toplam kurumlar vergisi gelirlerinin yaklaşık %4 ile %10’una ulaştığı tahmin edilmektedir. Bu rakamlar matrah aşındırmayla mücadele etmenin ve bilgi değişiminin ne kadar önemli olduğunu anlamamızda bize yardımcı olmaktadır.

2- Sözleşmenin Kapsamı ve Türkiye’nin Sözleşme Kapsamına Dâhil Etmediği Vergiler

2.1-Sözleşmenin Kapsamı

Vergi kayıp ve kaçağı ile mücadele etmek için Sözleşmeye taraf ülkeler arasında öngörülen kapsamlı işbirliği yöntemleri arasında, “Bilgi Değişimi” , “Eş zamanlı Vergi İncelemesi”, “ Yurt Dışı Vergi İncelemesi” “ Tahsilatta Yardımlaşma” ve “Tebligat” konuları yer almaktadır.

2.2-Türkiyenin Sözleşme Kapsamına Dâhil Etmediği Vergiler

-Mahalli idarelerin uhdesinde olan vergiler,

-Sosyal Güvenlik Primleri,

-Gayrimenkul üzerinden alınan vergiler,

-Emlak, veraset ve intikal vergileri,

-Motorlu Taşıtlar Vergileri,

-Harcamalar üzerinden alınan vergiler,

3-Uluslararası Bilgi Değişimi Anlaşmaları Vergi Mahremiyeti Kapsamında Mıdır?

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 5. Maddesi mucibince, “Aşağıda yazılı kimseler görevleri dolayısiyle, mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine mütaallik olmak üzere öğrendikleri sırları veya gizli kalması lazımgelen diğer hususları ifşa edemezler ve kendilerinin veya üçüncü şahısların nef'ine kullanamazlar.

 1. Vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar;

2. Vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştayda görevli olanlar;

3. Vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler;

4. Vergi işlerinde kullanılan bilirkişiler. Bu yasak, yukarıda yazılı kimseler, bu görevlerinden ayrılsalar dahi devam eder. Ancak, vergi güvenliğini sağlamak amacıyla Gelir Vergisi mükelleflerinin yıllık Gelir Vergisi, sermaye şirketlerinin Kurumlar Vergisi beyannamelerinde gösterdikleri matrahları (zarar dâhil) ve beyanları üzerinden tarh olunan Gelir ve Kurumlar Vergileri ile mükelleflerin ad ve unvanları, bağlı oldukları vergi dairelerince beyannamelerin verildiği yıl içinde dairenin münasip yerlerine asılacak cetvellerle ilan olunur. Mükellefin bağlı bulunduğu teşekkül varsa, bu ilan orada da yapılır. 3 Mükelleflerin vergi tarhına esas olan beyanları, kesinleşen vergi ve cezaları ile vadesi geçtiği halde ödenmemiş bulunan vergi ve ceza miktarları Maliye Bakanlığınca açıklanabilir. Maliye Bakanlığı bu yetkisini mahalline devredebilir. Ayrıca, kamu görevlilerince yapılan adlî ve idarî soruşturmalar ile ilgili olarak talep edilen bilgi ve belgeler ile bankalara, yapacakları vergi tahsiline yönelik bilgiler verilebilir. Bu bilgilerin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir. Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları vergi inceleme raporuyla tespit olunanların, kanunla kurulmuş mesleki kuruluşlarına ve 3568 sayılı Kanunla kurulan birlik ve meslek odalarına bildirilmesi vergi mahremiyetini ihlal sayılmaz. Bu takdirde kendilerine bilgi verilen kişi ve kurumlar da bu maddede yazılı yasaklara uymak zorundadırlar. Maliye Bakanlığı bilgilerin açıklanmasıyla ilgili usulleri belirlemeye yetkilidir.”

Uluslararası anlaşmalar Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylandığı için normlar hiyerarşisi içerisinde kanunlar gibi hüküm ifade eder. Bir kanunun diğer bir kanuna aykırı olması doğru değildir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Maliye Bakanlığına verdiği yetki kullanılarak Mali Konularda yapılacak bilgi değişimlerinin “Vergi Mahremiyeti” kapsamına girmeyeceği açıkça belirtilmelidir. Aksi takdirde ilgililerin cezai sorumlulukları ortaya çıkabilecektir.

4-Bilgi Değişim Anlaşmalarının Faydaları

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, zararlı vergi rekabeti, vergi kaçakçılığı, vergi aşındırma ve vergi cennetleri ile mücadele amacıyla bilgi değişim anlaşmaları yapması ve daha önce bilgi alamadığı ülkelerden bilgi alabilme imkânına kavuşması, hatta bu ülkelere vergi incelemesi nedeniyle gidilebilecek olması bilgi değişim anlaşmalarının faydalarıdır.

Ayrıca gurbetçi olarak nitelendirilen ve Türkiye’de 6 aydan fazla kaldığı için tam mükellef olarak vergilendirilmesi gereken yani, yurt dışı gelirlerini de beyanlarına intikal ettirmek zorunda olan mükelleflerin yurt dışında elde edeceği gelirler de bu bilgi değişim anlaşmaları ile kavranabilecektir.

5-Bilgi Değişim Anlaşmalarının Ekonomik Riskleri

Makalemizin 4. bölümünde belirtildiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, gelir vergisi (gerçek kişilerin elde ettiği gelirler üzerinden alınan vergi) kayıp ve kaçağıyla mücadele edebilmek için bu anlaşmaları imzalamaktadır. Ancak yurt dışından gelip, ülkemizdeki vergisel veya çeşitli teşvik ve avantajlardan faydalanarak yatırım yapan birçok Kurumlar Vergisi mükellefi bulunmaktadır. Bu firmaların ülkemizde beyan ettiği ama yurt dışında beyanlarına dâhil etmediği kazançlar olabilmektedir. Türk Mali İdaresi’nin bu firmaların bilgilerini yurt dışı ülkelerle paylaşması bu firmaların ekonomik faaliyetlerini bir başka ülkeye kaydırmalarına sebebiyet verebilecektir. Ayrıca ülkemize yatırım yapmayı düşünen şirketlerin de vergi planlamalarını da dikkate alarak, Türkiye yerine başka bir ülkeyi yatırım için tercih edebilme riski doğabilmektedir. Doğrudan yatırımın ekonomi için ne kadar önemli olduğu, istihdam ve cari açık gibi kanayan yaralarımıza merhem olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, gelişmekte olan ülkeler içerisinde yer alan Türkiye Cumhuriyeti Devleti özellikle gelişmiş ülkeler ile yapacağı bilgi değişim anlaşmalarını iyi analiz etmeli ve ona göre hareket etmelidir. Bu konu hassastır. Bu yüzden, Mali İdare ve Ekonomik İdarenin koordineli bir biçimde çalışmalarına ihtiyaç olduğu müşahede edilmektedir.

6- SONUÇ

İşbu makalemizde çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ihmal edilmiştir. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarında, genellikle kaynak ülkede vergilendirilen kazançlar kişilerin mukim olduğu ülkede ikinci bir vergilendirmeye tabi tutulmamaktadır. Ancak ekonomik faaliyetlerin hızla değişerek geliştiği günümüzde, çifte vergilendirme anlaşmalarının sürekli güncellenmediği de dikkate alındığında, ülkelerin mali idareleri ile mükellefler arasında güven bunalımı yaşanabileceği unutulmamalıdır. Bilgi değişim anlaşmalarının vergiye gönüllü uyum prensipleri de dikkate alınarak hazırlanması gerekmektedir.

Kaynakça:  

-213 Sayılı Vergi Usul Kanunu

-7018 sayılı “Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun

-26.11.2017 tarihli 30252 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2017/10969 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı

-https://home.kpmg.com/content/dam/kpmg/pdf/2016/06/tr-sorumlu-vergicilik-timur-cakmak.pdf

-http://turmob.org.tr/ebulten/mevzuatsirkuleri/134_2017.pdf

02.02.2017

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM