YAZARLARIMIZ
Yalçın Başar
Vergi Müfettişi
yalcinbasar@hotmail.com



Varlık Barışı Uygulaması ve Vergi İncelemelerine Etkisi

1.GİRİŞ

11.11.2020 tarihli ve 7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 21 inci maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 93 üncü madde hükümleri ile Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması amaçlanarak kamuoyunda “Varlık Barışı” olarak isimlendirilen uygulama yürürlüğe girilmiştir. Söz konusu kanun değişikliği 17.11.2020 tarihinden itibaren başlamış olup ilk etapta uygulamanın 30.06.2021 tarihinde sonlanması beklenirken Cumhurbaşkanına verilen yetki kullanılarak nihai olarak varlık barışı uygulaması 30.06.2022 tarihine uzatılmıştır.

Her ne kadar çıktığı tarihlerde kamuoyu gündeminde hak ettiği yeri bulamamış olsa da yapılan düzenleme daha önceki benzeri yasalardan farklı olarak “vergisiz” olarak yapılabilmesi nedeniyle cezbedici olmuş, öte yandan hizmet sektöründe yer alan mükellefler (Avukat, Doktor, SMMM vb.) ile sosyal ağlar ve internet üzerinden kazanç sağlayan mükelleflerin vergi incelemelerine alınması nedeniyle son zamanlarda bir hayli konuşulur hale gelmiştir.

Yazımız birçok yönden önemli bir fırsat olan ve başvuru süresi bitmek üzere olan varlık barışı uygulamasına ilişkin bilgi vermek ve dikkat çekmek amacıyla kaleme alınmıştır.

2. VARLIK BARIŞI NEDİR?

Varlık barışı, Gerçek ve Tüzel Kişiler ile Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerince sahip olunan ve gerek yurt dışı gerekse yurt içinde bulunan kayıt dışı ekonomik varlıkların ekonomiye kazandırılmasına olanak sağlayan vergi uygulamasıdır.  

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunun Geçici 93.maddesinde Vergi Barışı Uygulaması ile ilgili aşağıdaki hükümlere yer verilmiştir.

            -Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, bu maddedeki hükümler çerçevesinde, 30.06.2022 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildiren gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebilirler.

            - Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 30.06.2022 tarihine kadar vergi dairelerine bildirilir. Bildirilen söz konusu varlıklar, 30.06.2022 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilir. Bu takdirde, söz konusu varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir. Bu fıkra kapsamında bildirilen taşınmazların ayni sermaye olarak konulmak suretiyle işletme kayıtlarına alınması hâlinde, sermaye artırım kararının bildirim tarihi itibarıyla alınmış olması ve söz konusu kararın bildirim tarihini izleyen onuncu ayın sonuna kadar ticaret siciline tescil edilmesi kaydıyla, bu madde hükümlerinden faydalanılabilir.

Yukarıda yer verilen kanun hükümlerinden de anlaşıldığı üzere vergi barışı uygulamasına gerek yurtdışında bulunan varlıklar gerekse de yurt içinde bulunan varlıklar dahil edilmiştir.

3- VARLIK BARIŞI UYGULAMASI NASIL YAPILACAK?

3.1. Yurt Dışında Bulunan Varlıklara İlişkin Uygulama

            Gerçek ve Tüzel Kişilerce yurt dışında bulunan;

            -Para,

            -Altın,

            -Döviz,

            -Menkul Kıymet,

            -Diğer Sermaye Piyasası Araçları,

*30.06.2022 tarihine kadar Banka veya aracı kurumlara bildirilecektir.

*Bildirime konu edilecek bu varlıkların bildirim tarihinden itibaren üç ay içerisinde Türkiye’ye getirilmesi gerekmektedir.

*Gerçek ve tüzel kişilerce, söz konusu varlıklara ilişkin olarak vergi dairelerine herhangi bir bildirimde bulunulmayacaktır.

*Geçici 93 üncü madde kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

*Bu hükümden faydalanılabilmesi için bildirime konu edilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi şarttır.

*Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak hesaba ilgili varlığın transferi işlemlerinde, bildirimde bulunan hesap sahibi ile yurt dışından varlığı transfer edenin farklı kişiler olmasının söz konusu hükümden faydalanılması açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

* Yurt dışında bulunan varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve 17/11/2020 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin ile en geç 30.06.2022 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilecektir.

*Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmayacaktır. Bu hükümden yararlananların, kredilerini kapattıklarına dair yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan alacakları tevsik edici belgeleri talep edildiğinde ibraz etmek üzere muhafaza etmeleri yeterlidir.

* Gerçek ve tüzel kişiler yurt dışında bulunan varlıkları, iki nüsha olarak hazırlayacakları Ek-1'de yer alan form ile bankalara veya aracı kurumlara bildireceklerdir. 

* Formun bir nüshası, ilgili banka veya aracı kurum tarafından, varsa bildirim nedeniyle açılan hesaba ilişkin bilgiler yazılıp tasdik edildikten sonra, düzenlenen banka dekontları veya işlem sonuç formlarıyla birlikte ilgilisine geri verilecektir.

3.2. Yurt İçinde Bulunan Varlıklara İlişkin Uygulama

            Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan, ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan;

            -Para,

            -Altın,

            -Döviz,

            -Menkul Kıymet,

            -Diğer Sermaye Piyasası Araçları,

            -Taşınmazları,

*30.06.2022 tarihine kadar Gelir veya Kurumlar Vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine elektronik ortamda bildirilebilecektir.

*Taşınmazlar dışındaki bildirime konu varlıkların, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırılması gerekmektedir. Bildirime konu kıymetlerin banka veya aracı kurumlara yatırılarak varlıklarının ispatlanması ve banka ve aracı kurumlarca düzenlenmesi zorunlu belgelerle tevsiki şarttır.

3.3. Bildirilen Varlıkların Değerlemesi

Gerek yurt dışında bulunan varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirilmesinde gerekse yurt içinde bulunan varlıkların vergi dairelerine bildirilmesinde, bildirildiği tarih itibarıyla varlıklar, aşağıdaki değerleme ölçütleri ile değerlenecektir;

-Türk lirası cinsinden para, itibari (nominal) değeriyle.

-Altın, rayiç bedeliyle.

-Döviz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla.

-Taşınmazlar, rayiç bedeliyle.

Değerlenecektir.

3.4. Bildirilen Varlıkların Defter Kayıtları

*Bildirilen varlıklar, 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükelleflerce, kanuni defterlere kaydedilebilecektir.

*Yurt dışında bulunan varlıkların; şirket adına bildirilmesi durumunda ilgili şirket, şahıslar adına bildirilmesi halinde bu şahısların kendileri, geçici 93 üncü maddenin sağladığı imkânlardan yararlanabileceğinden, şirket adına bildirime konu edilen varlıklar, şirketin kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilebilecektir.

*213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükelleflerce, Türkiye’ye getirilen varlıklar ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilen varlıklar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerine dâhil edilebileceği gibi, aynı varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerinden çekilebilecektir.

*Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Söz konusu hesap serbestçe tasarrufa konu edilebilecek, sermayeye eklenebileceği gibi ortaklara da dağıtılabilecektir.

*Fon hesabında tutulan bu tutarlar, işletmenin tasfiye edilmesi halinde vergilendirilmeyeceği gibi 193 sayılı Kanunun 81 inci maddesi ile 5520 sayılı Kanunun 18 inci, 19 uncu ve 20 nci maddeleri uyarınca gerçekleşecek birleşme, devir ve bölünme hallerinde de vergilendirilmeyecektir.

*Söz konusu varlıklara ilişkin tutarların, kurumlar vergisi mükellefleri tarafından ortaklara dağıtılması halinde kar dağıtımına bağlı stopaj yapılmayacak, gerçek kişi ortaklar ile kurumlar vergisi mükellefi olan ortaklar tarafından elde edilen bu tutarlar da vergilendirilmeyecektir.

*Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterebileceklerdir.

*Bildirilen varlıklar, 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükelleflerce, banka veya aracı kurumlara ya da vergi dairelerine bildirildiği tarih itibarıyla, 8 inci maddede yer alan esaslar çerçevesinde belirlenen Türk lirası karşılığı bedelleriyle, kanuni defterlere kaydedilebilecek ve söz konusu varlıkların elden çıkarılması halinde satış kazancının tespitinde bu bedel dikkate alınacaktır.

3.5. Bildirilen Varlıklara İlişkin Amortisman Uygulaması

*Bildirim konusu yapılarak kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilen taşınmazlar hakkında 213 sayılı Kanunda yer alan amortismanlara ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

*Kayıtlara alınan bu varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

3.6. İnceleme Ve Tarhiyat Yapılmayacak Haller ile Konuya İlişkin Görüşler

*Geçici 93 üncü maddenin yedinci fıkrası uyarınca, bildirimde bulunulan varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır. Bu hükümden yararlanabilmek için;

-Yurt dışında bulunan bildirime konu varlıkların bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi,

-Türkiye’de bulunan ve taşınmazlar dışındaki bildirime konu varlıkların ise banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırıldığını gösterir belgelerle tevsik edilmesi,

gerekmektedir.

Uygulama Şartları Nelerdir?

*Söz konusu düzenleme bildirilen varlıklara ilişkin inceleme ve tarhiyat yapılmaması için yurtdışı varlıklar için 3 ay içinde transfer şartı, yurt için varlıklar için ise tevsik edici belge şartı istemektedir.

İncelemelere Olan Etkileri Nelerdir?

*Varlık barışı ile ilgili merak edilen en önemli husus yürütülen/yürütülecek vergi incelemelerine olan etkisidir.

*Her ne kadar yasa koyucu açıkça varlık barışı kapsamında bildirilen varlıkların herhangi bir vergi incelemesine ve tarhiyata konu olmayacağını söylese de uygulamada bu husus bu şekilde gerçekleşmemektedir.

*İnceleme öncesi veya sonrası yapılan varlık barışının inceleme sürecinden ziyade inceleme sonucunu etkilediği görülmektedir.

*Vergi idaresi yürütülen incelemelerde inceleme başlamadan yapılan varlık barışı uygulamasının inceleme sonucuna etki edeceğini, yapılan inceleme ile bildirilen varlık kaynaklı bir kayıt dışı hasılat unsuruna rastlanılması halinde bu kazançların vergilendirilmeyeceği yönünde işlem tesis etmektedir.

*Burada inceleme sonucu mükellefin bildirdiği varlık ile tespit edilen hususlar arasında illiyet bağı kurulması önemlidir. Örneğin “gider” kaynaklı bir tespit yapılması halinde varlık barışının koruma sağlamayacağı açıktır.

*Öte yandan devam eden incelemeler ile ilgili olarak ise yapılan varlık barışının inceleme sonucunu etkilemeyeceği belirtilmiştir.

*Şunu da belirtmek gerekir ki söz konusu hususa ilişkin vergi idaresi ile yargı erklerinin görüş farklılıkları bulunmaktadır.

*Konuyla ilgili ilk derece yargı kararları ile daha önceki vergi barışı uygulamalarına ilişkin vergi yargısı kararları inceleme safhasında yapılsa dahi yapılan vergi barışı uygulamasının devam eden incelemelere karşı da inceleme tamamlanıncaya kadar yapılması koşuluyla koruma sağladığı yönündedir.

Mükellef Olmayanlar Nasıl Etkilenecek?

*Yurt içi varlıklar için yapılacak bildirimlerde Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerinin uygulamadan faydalanabileceği belirtilmiş olup bu durum kanunda da açıkça belirtilmiştir. Ancak konuyla ilgili istikrar kazanmış yargı kararları mükellef olmayanların da uygulamadan yararlanabileceği yönündedir.

*213 sayılı Vergi Usul Kanunun 8.maddesinde; “Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişidir.”  şeklinde tanımlanmıştır. Dolayısıyla adına vergi borcu doğan/doğacak olan kişilerin vergi idaresi nezdinde varlık barışı anında mükellef olarak tanımlanmamış olması ilgilinin “mükellef” olmasına engel teşkil etmeyeceği gibi ilgilinin vergi barışı uygulamasından faydalanmasına da engel teşkil etmeyecektir. Zira yapılan incelemeler ile mükellefler adına yapılan re’sen tarhiyatlar ile de geriye dönük mükellefiyet tesisi ile vergisel işlemler gerçekleştirilmektedir. Ayrıca söz konusu husus vergi barışı kanununun gerekçesi ile de çelişmekte olup asıl amacı kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına olmak olan kanunun ruhuna da aykırıdır.

*Uygulamada mükellefler bildirimlerini Beyanname Düzenleme Programı üzerinden gerçekleştirmekte olup mükellefiyet kaydı olmayanlar için bu beyannameyi vermek noktasında sorunlar yaşanmaktadır. Bu durumda ya ilgili vergi dairesine verilecek başvuru dilekçesi ile Tebliğin 2 no’lu eki beraber verilerek bizzat başvurulacak ya da e-devlet şifresi ile İnteraktif vergi dairesi üzerinden genel amaçlı dilekçe ve 2 no’lu ek verilerek başvuruda bulunulabilecektir.

*Mezkur tebliğin 12. Maddesinde; “İlgili kurum ve kuruluşlar, gerçek veya tüzel kişilerin geçici 93 üncü madde uyarınca yapılacak işlemlere ilişkin taleplerini yerine getirmek zorundadırlar.” hükmüne yer verilmiş olup ilgililerin başvuruları halinde kendilerine başvuru yapılabilmesi için gerekli kolaylıklar sağlanması talep edilebilecektir.

Serbest Meslek Erbapları Ne Yapmalı?

*Varlık barışı uygulaması ile en çok tereddüt edilen hususlardan birisi de Serbest Meslek erbapları ile Bilanço usulüne göre defter tutmayan mükellefler ile ilgilidir.

*Zira uygulamada kayıtlara alınma işlemi genellikle ilgili aktif hesaba borçlu kayıt yapılarak (1 ve 2 Grubu hesaplar) 549. Özel Fonlar hesabına ise alacaklı kayıt yapılarak gerçekleştirilmektedir.

*Oysa bu durum serbest meslek erbapları ile bilanço usulüne göre defter tutmayan mükellefler için mümkün değildir. Peki, bu durumda ne yapılması gerekmektedir?

*1 No’lu Genel Tebliğ’de “Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterebileceklerdir.” şeklinde açıkça hüküm tesis edilmiş olup serbest meslek erbapları ile bilanço usulü dışındaki mükelleflerin de defterlerine kayıt yapabileceği açıkça belirtilmiştir. Bu durumda mükelleflere önerimiz ilgili defterlerin gelir ve gider kısımlarına aynı tutarlarda kayıt yapılmak suretiyle işlem tesis edilmesi yönünde olacaktır.

Katma Değer Vergisi Koruması Sağlanıyor Mu?

*Varlık barışı uygulamasının 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunun Geçici 93. Maddesinde düzenlenmesi sebebiyle ilgililer nezdinde KDV yönünden bağışıklık sağlayıp sağlamadığı yönünde tereddütler oluşmuştur. Her ne kadar söz konusu düzenleme Gelir Vergisi Kanununda düzenlenmiş olsa da ilgili düzenlemede “bildirilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz.” hükmü açıkça belirtilmiştir.

*Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 2.maddesinde Tam İnceleme, “Bir mükellef hakkında, bir veya birden fazla vergi türü itibarıyla bir veya daha fazla vergilendirme dönemine ilişkin her türlü iş ve işlemlerinin bütün matrah unsurlarını içerecek şekilde yapılan vergi incelemesini, ifade eder.” Şeklinde tanımlanmıştır.

*Geçici 93. Maddede Vergi İncelemelerinin sadece Gelir/Kurumlar Vergisi ile sınırlı olarak yapılmayacağı veya sadece Gelir/Kurumlar Vergisi yönünden tarhiyat yapılmayacağına ilişkin kısıtlayıcı bir ibare bulunmamaktadır.

*Amacı kayıt dışı kazançları kayıt altına almak olan bir yasal düzenlemenin söz konusu yönden bir kısıtlamaya gitmesi de kanunun gerekçesi ile örtüşmeyecektir.

*Gerek kanun maddesinin lafzı gerekse de konuluşundaki maksat yorumlandığında koruma altına alınmak istenenin kayıt dışı varlıklar olduğu dolayısıyla kayıt dışı varlıkların Gerek Gelir/Kurumlar Vergisi Gerekse de Katma Değer Vergisinin konusunu oluşturduğu ortadadır. Kanunda da bu yönde bir kısıtlama bulunmadığından varlık barışı uygulamasının KDV yönünden koruma sağladığı açıktır. Konuya ilişkin yargı kararları da görüşümüzü destekler niteliktedir.

4.SONUÇ

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun Geçici 93. maddesi ile düzenlenen Varlık Barışı her ne kadar uygulamada önemli bir fırsat olarak sunulmuş olsa da maalesef gerek mükellefler nezdinde gerekse de vergi camiasında gereken ilgi ve rağbeti görmemiştir.

Daha önceki benzer yasalardan farklı olarak mükellefler lehine davranılarak mezkur yasa kapsamında bildirilen varlıklara ilişkin herhangi bir vergi ödemesi öngörülmemiş olup mükelleflerin bildirimde bulunulmasına teşvik edici yönde hareket edilmiştir.

Yaklaşık 1,5 yıldır yürürlükte olan bu uygulama son günlerde yürütülen sektörel vergi incelemeleri nedeniyle yeniden kamuoyu gündemine girmiş olup yapılan/yapılacak vergi barışı işlemlerinin yürütülen/yürütülecek vergi incelemelerine etkisi bir hayli merak edilir hale gelmiştir.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere idare her ne kadar devam eden incelemeler ile olumsuz tutum sergilese de gerek vergi barışı uygulamalarının kanuni dayanağı gerekse de müstakar hale gelmiş yargı kararları yapılan vergi barışı uygulamalarının ilgilileri vergi incelemelerine ve tarhiyatlara karşı koruduğu ortadadır. Bu sebeple ilgililerin 30.06.2022 tarihine kadar başvuruda bulunarak “Varlık Barışı” uygulamasından faydalanmaları tavsiye edilmektedir. 

KAYNAKÇA

– 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu

– 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu

– 1 Seri No.lu Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ

– Gelir İdaresi Başkanlığı Varlık Barışı Rehberi Ocak/2021

31.05.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM