YAZARLARIMIZ
Semra Ersoy
Yeminli Mali Müşavir
ersoysemra@yahoo.com



Değerli Konut Vergisinde Mükellefiyet Başlangıcı ve Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı Konusu

Bilindiği üzere 07.12.2019 tarihli 7194 Sayılı Kanun ile 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’na eklenen 42 ila 49.maddeler ile Değerli Konut Vergisi ihdas edilmiştir.

Buna göre değerli konut vergisine tabi mesken nitelikli taşınmazlardan değeri;

  • 5.000.000 TL ile 7.500.000 TL arasında olanlar (Binde 3),
  • 7.500.001 TL ile 10.000.000 TL arasında olanlar (Binde 6),
  • 10.000.001 TL’yi aşanlar (Binde 10)

oranında vergilendirilecektir.

Yayımı tarihinde yürürlüğe giren Kanunun “Vergiye ait değerlerin tespiti, ilanı ve kesinleşmesi” başlıklı 43.maddesine göre Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yaptırılan değerleme sonucunda belirlenen ve değeri 5.000.000TL’nı aşan (bu tutar dâhil) mesken nitelikli taşınmazların, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün internet sitesinde ilan ve ilgilisine tebliğ edileceği hüküm altına alınmıştır.

Aynı maddede kişilere tebliğ tarihinden itibaren on beş gün itiraz hakkı tanınmış olup, idarenin süresinde yapılan itirazları, on beş gün içinde değerlendirmesi ve aynı usulle ilan ve ilgilisine tebliğ etme yükümlülüğü bulunmaktadır.

Konu ile ilgili önemli olduğunu düşündüğümüz iki ayrı hususu başlıklar halinde paylaşacak olursak;

1-DEĞERLİ KONUT VERGİSİNE İTİRAZDA KORUNMASI GEREKLİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIĞI KONUSU

2683 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunun, 6552 sayılı Kanunla değişik “istisnalar ve muafiyetler” başlıklı 21 inci maddesi aşağıdaki gibidir.

“Tapu kütüğüne “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Ancak, büyükşehir belediyesi sınırları içinde yer alan ve yukarıda nitelikleri belirtilen taşınmazlardan basit usulde vergilendirilenlerin dışında ticari faaliyetlerde kullanılanlar hakkında emlak vergisinin yarısı ve çevre temizlik vergisinin tamamına ilişkin bu muafiyet hükmü uygulanmaz.

 (Ek fıkra: 10/9/2014 - 6552/98 md.) Getirilen kesin yapılanma yasağına aykırı olarak tesis edilen yapılar, bu yapıların yapıldığı parseller ve kanunlara aykırı eklentileri bulunan taşınmaz kültür varlıkları hakkında bu yapılar yıkılıncaya veya aykırılıklar giderilinceye kadar yukarıdaki fıkradaki muafiyet hükmü uygulanmaz. 18/11/1983 tarih ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununa göre Boğaziçi Sahil Şeridi veya Öngörünüm Bölgesinde konut veya işyeri olarak kullanılan taşınmaz kültür varlıkları yukarıdaki fıkradaki muafiyetten yararlanamazlar.

 Kültür varlıklarının korunması maksadıyla tespit, proje, bakım, onarım, restorasyon ve kazı ile müzelerin güvenliği için kullanılmak şartıyla, Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Milli Savunma Bakanlığı, Bakanlıkça ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce dışardan getirilecek her türlü araç, gereç, makine, teknik malzeme ve kimyevi maddeler ile altın ve gümüş varak, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. (1)

Koruma bölge kurulları kararına uygun olarak bu taşınmaz kültür varlıklarında yapılan onarım ve inşaat işleri Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınacak vergi, harç ve harcamalara katılma paylarından müstesnadır. (Ek fıkra: 14/7/2004-5226/27 md.)

Bu Kanun kapsamında tescil edilen taşınmaz kültür varlıkları için 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz.”

Yukarıda yer alan madde uyarınca; tapu kütüğüne “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıklarının her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması sebebi ile kendisine değerli konut vergisi yazısı tebliğ edilen kişilerin vergiye konu gayrimenkullerinin tapu kayıtlarında “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” şerhi bulunması halinde itiraz ve dava sürecinde bu muafiyetin ileri sürülmesi gerektiğini söylemek mümkün. Zira Emlak Vergisi Kanunu’nun Kısımlar Arası Müşterek Hükümler başlıklı Üçüncü Kısımda yer alan “Muaflık ve istisna hükümlerinin bu kanunda yer alması esası” sadece Bina ve Arazi Vergileri ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, Değerli Konut Vergisine yönelik bir kısıtlama bulunmamaktadır.

2- DEĞERLİ KONUT VERGİSİNDE MÜKELLEFİYET BAŞLANGICI

7194 Sayılı Kanun’un 33.maddesi ile 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’na eklenen 45.madde aşağıda yer almaktadır.

“Mükellefiyet:

MADDE 45- Değerli konut vergisini mesken nitelikli taşınmazların maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa mesken nitelikli taşınmaza malik gibi tasarruf edenler öder.

Bir mesken nitelikli taşınmaza paylı mülkiyet hâlinde malik olanlar, hisseleri oranında mükelleftirler. Elbirliği mülkiyette malikler vergiden müteselsilen sorumlu olurlar.

Değerli konut vergisi mükellefiyeti;

a) Mesken nitelikli taşınmazın değerinin, bina vergi değeri veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değerin 42 nci maddede belirtilen tutarı aştığının (bu tutar dâhil) belirlendiği tarihi,

b) 33 üncü maddenin (1) ila (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması hâlinde bu değişikliklerin vuku bulduğu tarihi,

c) Muafiyetin sukut ettiği tarihi,

takip eden yıldan itibaren başlar.

Yanan, yıkılan, tamamen kullanılmaz hâle gelen veya vergiye tabi iken muaflık şartlarını kazanan mesken nitelikli taşınmazlardan dolayı mükellefiyet, bu olayların vuku bulduğu tarihi takip eden taksitten itibaren sona erer.”

Yukarıda yer alan maddeye göre 2019 yılı içerisinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce kendilerine değerli konut vergisi yazısı gönderilen kişilerin yaptıkları itiraza yönelik olarak; idare tarafından, 2020 yılında cevap verilmiş olması sebebi ile mükellefiyet 2021 yılında başlayacaktır.  Çünkü; değerli konut vergisi mükellefiyet başlangıcı ; “Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değerin,5.000.000TL’nı aştığının belirlendiği tarihi takip eden yıl olarak” tanımlanmıştır. “Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değer” ise Kanunun 43.maddesinde; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yapılan ilan/ tebliğ, ilgililerin itirazı, itirazların sonuçlandırılması ve kesinleşen değerin, aynı usulle ilan ve ilgilisine tebliğ sürecinin tamamlanması üzerine ortaya çıkan değer olarak kabul edilmektedir.

Bu aşamada; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün kişilerin itirazına karşılık göndereceği cevap yazısına istinaden, ihtirazi kayıt ile beyanname verilmesi gerektiğini savunan görüşlerin de bulunduğunu belirtmekte fayda var.

Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise; 2019 yılı içerisinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün yazılarına itiraz etmeyenler ve yaptıkları itiraza karşılık idarenin 15 gün içerisinde cevap vermemesi nedeni ile dava açmış olanlar için mükellefiyetin,2020 yılı itibari ile başladığı hususudur.

Uygulamanın nasıl devam edeceği idare tarafından yayınlanacak düzenlemeler ile netlik kazanacaktır.

10.02.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM