YAZARLARIMIZ
Ömür Ilıca
Avukat
av.omurilica@hotmail.com



Sahte Fatura Düzenleme ve Kullanma Suçlarında Tüzelkişilerde Sorumluluk

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda gerçek ve tüzelkişilerin cezai sorumlulukları düzenlenmiştir. Ceza kanununda cezaların şahsiliği söz konusu olup bir başkasının fiilinden dolayı kimsenin sorumlu olamayacağı yine tüzelkişilere karşı her hangi bir cezai yaptırımın uygulanamayacağı belirtilmiştir. Cezai yaptırımdan kastın hapis cezası olduğu tartışmasızdır.

Tüzel kişilerde vergi kanunları yönünden sorumluluk 213 sayılı Kanunun 10’uncu ve 333’üncü maddelerinde hükme bağlanmıştır.

213 sayılı VUK’un 10’uncu maddesinin 1’inci fıkrasında “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir.” şeklinde düzenleme ile tüzelkişilerde kanuni temsilcinin sorumlu olacağı hüküm altına alınmıştır. 333. maddenin 4369 sayılı Kanunla değişik son fıkrasında da 359. maddede yazılı fiillerin işlenmesi halinde 359 ve 360 ıncı maddelerde öngörülen cezaların, bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunacağı açıklanmıştır.

Kanuni düzenlemelerden yola çıkılacak olursa, tüzelkişi tarafından sahte fatura düzenlenmesi veya kullanılması fiilleri gerçekleştirildiği takdirde tüzelkişinin temsilci veya temsilcilerinin tespiti bakımından Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne yazı yazılarak temsilcilerin isimlerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Mahkemeler tarafından, cezaların şahsiliği ilkesi gereği tespit edilen kanuni temsilcilerin cezalandırılması yoluna gidilmesi gerekir.

Tüzelkişinin bir tek kanuni temsilcisinin varlığı durumunda, cezanın failinin tespitinde sorun yoktur. Ancak tüzelkişinin birden çok kanuni temsilcisinin olduğu durumlarda cezaların şahsiliği ilkesi gereği sorunlar yaşanmaktadır.

Tüzelkişilerde birden çok temsilcinin varlığı halinde sahte faturaya konu olan alım satımın detaylarını bilen veya mali işleri ile ilgilenen temsilcinin sorumluluğunun kabulü gerekmektedir. Nitekim Yargıtay da bu görüştedir.

Sanıkların, 2003 yılından itibaren yönetim kurulu başkan ve yardımcısı oldukları, mali işlerden Sanık B...D… nin, idari işlerden de Sanık B...B.. nin sorumlu olduğu ve bu hususun karar defteri iş bölümünde bulunduğu savunmaları karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi bakımından, anonim şirketin esas mukavelesi ile iş bölümüne dair kararın onaylı bir örneği getirtilip incelenerek, Ticaret Sicil Müdürlüğünden suç tarihi olan 15.01.2007 tarihinde sanıkların şirketi temsil yetkilerinin bulunup bulunmadığı sorulup, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.12.1990 gün ve 312/340 sayılı kararında açıklandığı üzere birden fazla sorumlu bulunması halinde temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar ile eylemin ayrıntısını bilen temsilci tespit edilerek sonucunda göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi [1]

Yine ticari hayatta sık sık rastlanılan şirket temsilcisinin bir başka kişiye vekalet vermesi durumunda veyahut okuma yazma bilmeyen bir kişinin üzerine şirket kurularak sahte fatura düzenleme fiillerinin gerçekleştirilmesi durumunda, Yargıtay, suç fiillerini işleyen gerçek sorumlu veya sorumluların tespitinin gerektiği, bu bakımından gerektiğinde imza ve yazı incelemesi yaptırılmasına ve faturaları kullanan firma yetkilerinin dinlenip suça konu faturaları kimden aldıklarının sorulup, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdirine karar verilmesi gerektiğini belirtmektedir.

sanıklardan F... A… ile Y... D...'nin şirketin kanuni temsilcileri diğer sanık A… Ç...'ın da şirket ortağı olduğu da gözetilerek suç ve cezaların şahsiliği ve suç fiillerini işleyen gerçek sorumlu veya sorumluların tespiti bakımından gerektiğinde faturalar ile şirkete ait belgeler üzerinde imza ve yazı incelemesi yaptırılması, faturaları kullanan firma yetkileri dinlenip suça konu faturaları kimden aldıkları sorulup sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi [2]

Yine bir başka karar da,

Sanıklardan M...’in aşamalardaki savunmalarında, T...A… isimli tanımadığı bir şahsın kendisine iş vereceğinin söyleyerek, yanına aldığını, bir süre sonra kendisini notere götürerek bir kısım belgeleri imzalamasını istemesi üzerine belgeleri imzaladığını, imzalarken şirket kurduğunu bilmediğini şirketin hiçbir işlemini yapmadığını beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından; suça konu şirketten fatura aldığı ileri sürülen M… Nakliyat şirketi yetkililerinin tanık sıfatı ile beyanlarına başvurularak suça konu faturaları kimden aldıklarının sorulması, bu şirket hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, açıldığının tespiti halinde ilgili dava dosyasının onaylı örneğinin dosya arasına celp edilmesi, sanıların ortağı oldukları şirketin 2005 takvim yılına ilişkin beyanname ve diğer belge asıllarının ilgili vergi dairelerinden celbi ile sanıkların huzurda usulünce imza, rakam ve yazı örneklerinin alınması, varsa kamu kurum ve kuruluşları, seçim kuralları, banka şubelerindeki tatbike medar imza örnekleri de getirilerek, söz konusu beyanname, sahte oldukları iddia edilen suça konu faturalar ve şirkete ait belgelerdeki yazı, rakam ve imzaların sanıklara ait olup olmadığının belirlenmesi için usulünce imza incelenmesi yaptırılması, sanık M... nin yeniden beyanına başvurularak T...A... isimli şahsın açık kimlik ve adresinin sorulması, bu şahsa ulaşılabildiği takdirde beyanına başvurulduktan sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması[3] hüküm verilmiştir.

Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı kullanılmasından ötürü hapis cezasına muhattap kalınmaması için şirketlerde ana sözleşmede görev dağılımına ilişkin hükümlere yer verilmesi ve bu yönde kararlar alınıp görevlendirmeler yapılması önem arz etmektedir[4].


[1]     Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2012/9196 e ve 2013/16620 k ve 12.11.2013 tarihli karar

[2]     Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 2015/4369 e. ve 2015/5959 k. ve 21.10.2015 tarihli karar

[3]     Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2013/882 e. ve 2014/19228 k. ve 13.11.2014 tarihli karar

[4]     Şükrü Kızılot – Şirketlerde Görev Dağılımı Yoluyla Hapis Cezasından Kurtulma – Yaklaşım Dergisi, Sayı 115, Temmuz, 2002, s 32

17.10.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM