YAZARLARIMIZ
Dr.Numan Emre Ergin
Yeminli Mali Müşavir
n.emre.ergin@hotmail.com



Değerli Konut Vergisine İtiraz ve Dava Yolu

7 Aralık 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7194 sayılı Kanun’la birlikte ihdas edilen Değerli Konut Vergisi’ne ilişkin olarak çok sayıda eleştiri gündeme getirilmiş, kamuoyunda oluşan tepki üzerine Cumhurbaşkanlığı’na bağlı kaynaklardan söz konusu verginin uygulamasının ertelenebileceği belirtilse de bu yazıyı kaleme alındığı an itibariyle henüz bir erteleme gerçekleşmemiştir. Bahsedilen ertelemenin ancak bir Kanun’la yapılabileceğini vurgulayıp her hangi bir hak kaybına uğramamak için bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyoruz.

Kanun’a göre değerli konut vergisinin konusuna bina vergi değeri veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değeri 2019 yılı için 5 milyon TL üzerindeki mesken (konut) nitelikli taşınmazlar girmektedir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce ilgili mevzuat kapsamında yapılan veya yaptırılan değerleme sonucunda belirlenen ve 5 milyon TL’yi aşan (bu tutar dâhil) mesken nitelikli taşınmazlar, ilgilileri tarafından ulaşılabilecek şekilde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün internet sitesinde ilan edilir ve ilgilisine ayrıca tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren on beşinci günün sonuna kadar Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne itiraz edilmeyen mesken nitelikli taşınmaz değeri kesinleşir. Süresinde yapılan itirazlar, on beş gün içinde değerlendirilerek sonuçlandırılır ve kesinleşen değer, aynı usulle ilan ve ilgilisine tebliğ edilir. Bu değer, değerli konut vergisi uygulamasında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değer olarak kabul edilir. Bu vergi uygulamasında, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen bir değerin bulunmaması durumunda, bina vergi değeri esas alınarak vergilendirme işlemleri yapılır. Bina vergi değeri, Emlak Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesine göre belirlenen vergi değeridir.

Kanunda, verginin yıllık beyan üzerine tahakkuk edeceği ve beyannamenin de bina vergi değeri ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değerin 5 milyon TL’yi aştığı yılı takip eden yılın şubat ayının 20’sine kadar verileceği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, Kanun vergiyi doğuran olayı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün konutun değerini “belirlediği” tarihe bağlamış bulunmaktadır. Bu belirleme tarihinin konut değerinin fiilen belirlendiği tarihin mi yoksa değerin kesinleştiği veya kesinleşmiş sayıldığı tarih mi olduğu çok net değil. Fiilen belirleme tarihi esas alınırsa ve verginin uygulamasında bir erteleme olmazsa, 2019 yılı sonuna kadar Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce 5 milyon TL üzerinde değer biçilip ilan edilmiş olan veya bu çalışma yapılmamış olsa bile bina vergi değeri bu tutarın üzerinde olan konutlar açısından değerli konut vergisi beyannamesinin 20 Şubat 2020 tarihine kadar verilmesi gerekecektir. Bakanlık şimdilik ikincil bir düzenleme yapmadığından bu konuyu nasıl değerlendireceğini henüz bilmiyoruz. Ama hakkaniyetli olan kanunda belirtilen kesinleşme tarihinin esas alınmasıdır.

Kanundaki düzenlemeden anlaşılacağı üzere, değerli konut vergisinin kapsamına girmek açısından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün belirlediği değer çok önemlidir. Genel müdürlük tarafından yaptırılan değerleme sonuçları internet sitesinden (http://tasinmazdegerleme.tkgm.gov.tr/) ilan edilmeye ve konut sahiplerine değer tespitine ilişkin tebligatlar yapılmaya başlanmıştır.  Gerek genel müdürlüğün internet sitesindeki ilanda, gerek yapılan tebligatlarda konut değerlerinin rayicine göre çok yüksek olarak tespit edildiği ve değerlerin Kanun’un yürürlük tarihinden önce 1 Aralık 2019 tarihinde belirlendiği görülmektedir.

Kanundaki düzenleme gereği, bir hak kaybı yaşamamak için Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün yaptığı tebligatlara, yazıların tebliğ alındığı günden itibaren 15 gün içerisinde itiraz dilekçesi verilmedilir. İtiraz süreci kanun uyarınca tebliğ ile başlamakta, dolayısıyla ilan edilmiş ama yazı tebliğ almamış kişiler açısından itiraz süreci henüz başlamamıştır ama bu kişiler isterlerse ilan edilen değerlere itiraz edebilirler. Kanunda itirazların 15 gün içerisinde sonuçlandırılacağı belirtilmekte. Genel müdürlüğün yapılan binlerce itirazı bu süre içerisinde sonuçlandıracağına ihtimal vermiyorum. Dolayısıyla, büyük ihtimalle bu itirazlara cevap vermeyerek itirazları zımnen reddecektir. Bu durumda Kanun uyarınca taşınmazın değeri kesinleşecek ve üzerinden vergi hesaplanabilir hale gelecektir. Burada önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Zımni ret işlemi ne zaman gerçekleşmiş olacaktır? İdare hukukunun genel ilkeleri uyarınca idari bir makama yapılan başvuruya 60 gün içerisinde cevap verilmezse bu işlemin zımnen reddedildiği varsayılır. Yani genel hükümler uyarınca zımni ret süresi 60 gün olup dava açma süresi bu tarihten itibaren başlar. Dava açma süresi ise (itirazın ret tarihinden itibaren) idari yargı için 60 gün, vergi yargısı için 30 gündür. Diğer taraftan, değerli konut vergisi için itirazların 15 gün içerisinde sonuçlandırılmazsa kesinleşeceği belirtildiğinden buradaki zımni ret süresinin 15 gün olduğu iddia edilebilir. Nitekim, Danıştay çeşitli kararlarında (örneğin 7. Daire 2016/221 E. 2018/2342 K. sayılı kararı) benzer bir süre öngören Gümrük Kanunu’nun 242. maddesinin uygulanmasında zımni ret süresini 60 gün değil, söz konusu maddede idareye itiraz başvurusunu değerlendirmek için verilen 30 gün olduğu yönünde kararlar vermiştir. Dolayısıyla, herhangi bir hak kaybına uğramamak için idari mahkemede zımni ret süresinin 15 gün olduğundan yola çıkılarak dava açılmasında fayda bulunmaktadır.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün taşınmaz değer belirlemesi işleminin idari yargıda iptali istenebilen bir işlem olup olmadığı konusu ise tartışmalıdır. Zira bir idari işleme karşı idari yargıda iptal davası açılabilmesi için bu işlemin kesin ve icrai (yürütülmesi gereken) bir işlem olması gerekir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün yaptığı bu değerleme işleminin icrai işlem olmadığı, vergi tahahhukuna yönelik bir hazırlayıcı işlem olduğu, dolayısıyla davanın vergi mahkemesinde tahakkuk işlemine karşı açılması ve değerleme işlemine ilişkin iddiaların da bu davada dile getirilmesi yönünde bir görüş olduğu gibi, değerleme ve tahakkuk işlemlerinin zincirleme işlemler olduğu ve her bir işleme karşı ayrı ayrı iptal davası açılabileceği yönünde karşı görüş de bulunmaktadır. Bir hak kaybına uğramamak için idari mahkemesinde değerleme işlemine karşı da dava açılmasını tavsiye ediyorum. İdare hukukunun güzel tarafı idare mahkemesinin kendini görevli görmememesi durumda dosyayı resen vergi mahkemesine gönderecek olmasıdır. 

Değer tespit yazılarına yapılacak itirazda ve idari mahkemesinde açılacak davada yapılan değer tespitinin objektif kriterlere dayanmadığı ve konutun gerçek değerinden yüksek olduğu (varsa konutun emsal piyasa değerini gösteren somut tespit veya raporlar dilekçeye ek yapılabilir), değer tespit çalışmasının Kanun’un yürürlük tarihinden önce yapıldığı ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün görev ve yetkilerinin tanımlandığı 15.07.2018 tarihli ve 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 484. maddesinde taşınmazların değerlerinin tek tek belirleme yetkisinin bu kuruma verilmediği, dolayısıyla değer belirleme işleminin hukuka aykırı olduğu iddiaları ileri sürülebilir.

Şubat ayında verilecek beyannamenin ihtirazi kayıtla verilerek vergi tahakkukuna karşı vergi mahkemesinde 30 gün içinde dava açılmasını da tavsiye ediyoruz. Bu davada yukarıdaki iddialara ilaveten değerli konut vergisinin Anayasa’nın 73. maddesinde vücut bulan mali güce vergileme, verginin kanuniliği ve hukuki belirlilik ilkelerine ve hukuk devletine aykırı olduğu savları ileri sürülebilir.

21.01.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM