YAZARLARIMIZ
Nazlı Gaye Alpaslan
Avukat
ngahukuk@gmail.com



Yeminli Mali Müşavirlerin, Yeminli Mali Müşavirlere Vermiş Olduğu Teyitler

Tarih: 13.05.2015

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN, YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERE VERMİŞ OLDUĞU TEYİTLER VE HAKSIZ YERE ALINAN KDV İADESİ GEREKÇESİYLE ADINA İŞTİRAK SUÇUNA BAĞLI KAÇAKÇILIK CEZASI KESİLMESİ İLE İLGİLİ, BİR DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

I-DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU KARARI:

Danıştay vergi dava daireleri kurulu 15.6.2007 tarihinde vermiş olduğu bir kararında bir yeminli mali müşavire mali müşavirliğini yaptığı şirket hakkında düzenlemiş bulunduğu tasdik raporuyla haksız yere KDV iadesi alınmasına sebebiyet verdiği iddiasıyla adına iştirak suçuna bağlı olarak kaçakçılık cezası kesilerek yeminli mali müşavire tebliğ edilmiştir.

Daha sonra yeminli mali müşavir, yerel vergi mahkemesinde hakkında önerilen iştirak suçuna bağlı kaçakçılık cezası için bu cezanın haksız yere tebliğ edildiği gerekçesiyle terkin edilmesi istemiyle dava açmıştır. Yerel mahkeme açılan davayı kabul etmiş ve kesilen cezanın yeminli mali müşavir tarafından firma ile aralarında yeminli mali müşavirlik ilişkisi haricinde ayrı bir maddi çıkar gözetilerek adı geçen şirket yetkilileri ile birlikte kaçakçılık yaptığı veya kaçakçılığa teşebbüs sayılan fiilleri irtikap ettiği veya doğrudan birlikte işlediği hakkında somut ve hukuken geçerli bir tespit bulunmadığı, cezayı gerektiren bir fiilin tüm unsurlarıyla oluşmuş bulunduğu saptanmadıkça faile ceza uygulanamayacağı yolundaki genel ceza hukuku ilkesi idari cezalar için de geçerli olduğundan ve davacının kaçakçılık suçunu bilinçli bir biçimde ve maddi menfaat temin etmek karşılığında iştirak ettiği tespit ve ispat edilemediğinden, uygulanan cezada yasal isabet görülmediği, ayrıca ilgili dönemde alt firmaların YMM’den teyit yazısı alarak tasdik raporu düzenleyen davacının 20 seri nolu Genel Tebliği gereğince de sorumlu olmadığı, ……. gerekçesiyle davayı kabul ederek cezayı kaldırmıştır.

II-KARARIN YORUMU:

Danıştay vergi dava daireleri kurulu vermiş olduğu bu kararında temyiz eden vergi dairesi müdürlüğünün temyiz başvurusunu reddederek davacı durumda olan YMM hakkında uygulanan cezayı kaldırmıştır. Özetle vergi dava daireleri kurulu, vergi dairesi müdürlüğünün temyiz istemini inceleyen Danıştay 9. dairesinin 2.11.2004 tarihli ve E:2003/328 ve K:2004/5289 sayılı kararı ile; 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 2365 sayılı kanunun 64. maddesiyle değişen 338. maddesi ile aynı kanunun 2365 sayılı kanunun 71. maddesiyle değişik “Yardım” başlıklı 347. maddesinin 1. fıkrası hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinde; 338. maddeye göre ceza kesilebilmesi için suça iştirak edenlerin ayrı ayrı menfaat elde edilmeden kaçakçılık suçunun işlenmesinin kolaylaştırılması halinde cezanın ¼ oranında uygulanmasının öngörüldüğü, dosyanın incelenmesinden; davacının hakkında tasdik raporu düzenlendiği …. Ltd. Şirketinin herhangi bir mal hareketi olmadığı halde haksız vergi iadesi alındığının inceleme raporu ile tespit edildiği, davacının bu fiili ile haksız vergi iadesi alınmasına yardımcı olduğu sonucuna varılmakla birlikte ayrı bir menfaat elde ettiği hususunda bir tespit olmadığının anlaşıldığı, bu durumda olay tarihinde yürürlükte olan 213 sayılı kanunun 347/1. maddesi kapsamında söz konusu fiilin, vergi kaçırmaya “yardım” olarak değerlendirilmesi gerekeceğinden mahkemece cezanın ¼’ünü onanması gerekirken davanın kabul edilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Daha sonra işbu bozma kararını riayet etmeyen İzmir 1. Vergi Mahkemesinin 21.9.2006 tarihli ve K:2006/774 sayılı kararları ile davanın kabulü yolundaki kararında ısrar etmiştir.

Israr kararı üzerine bir taraftan vergi dairesi müdürlüğü bu ısrar kararını temyiz ederek ve davacı adına kesilen cezada yasal düzenlemeye aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Daha sonra Vergi Dava Daireleri Kurulu İzmir 1. vergi Mahkemesinin vermiş bulunduğu 21.9.2006 tarihli ve E:2006/644-K:2006/774 sayılı ısrar kararlarını aynı gerekçelerle uygun görüp tasdik etmiştir. Diğer taraftan ise Vergi Dairesi Müdürlüğünün temyiz istemini geri çevirmiştir(1).

 

III-SONUÇ VE ÖZET:

Danıştay vergi dava dairelerinin vermiş bulunduğu bu karar (2) daha önce verilen yine Danıştay’ın vergi dava daireleri genel kurulu kararlarına emsal teşkil edecek niteliktedir. YMM’lerin müşterek ve müteselsil sorumlulukları ile ilgili ortaya çıkan sorunların başlıca 3 temel nedeni olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan ilki, içeriği aynı olan düzenlemelerin iki farklı yasada bulunmasıdır. Birincisi bir meslek yasasında tanzimi icap eden sorumluluk, mesleksel bir sorumluluktur. İkinci neden yasa metinleri içerisinde sorumluluk ile ilgili olarak objektif tanımlamalara yer verilmeyişi ve kapsam ve içerik hakkında objektif ölçüler koyulmayışıdır. Bir diğer neden vergi yönetiminin işin kolaycılığına kaçarak yasaları kendi görüşleri doğrultusunda yorumlamayı alışkanlık durumuna getirmesidir. Bu tek taraflı yorumlama anlayışı dava konusu edilen vergileme işlemlerinin çok önemli bir kısmının yargı aşamasında Hazine aleyhine sonuçlanmasına neden olmaktadır. YMM’lerin ve diğer meslek mensuplarının sorumluluğu yalnızca uygunluk denetimi sorumluluğudur. YMM’lerin sorumlulukları uygunluk denetimi dışında olmaması gerektiği görüşündeyiz(3).

Diğer taraftan YMM’lerin sorumluluğunun türü, başlangıç ve bitimi ve sınırlarının belirlenmesi bu konudaki yasal düzenlemelerin yasa sistematiği içindeki yeri, konuluş amacı ve diğer yasalarla bağlantısı incelenerek belirlenmek durumundadır.

 

(1)   Dnş.VDDK, 15.6.2007 gün ve E:2007/37-K:2007/219

(2)   Dnş. VDDGK, E:2000/238-K:2001/20

(3)   Aynı görüş için Bkz. Taş Fatma, “YMM’lerin Tasdik Sorumluluğu” Yaklaşım Yayıncılık, Temmuz 2007, s.18-21

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 
 

GÜNDEM