YAZARLARIMIZ
Nazlı Gaye Alpaslan
Avukat
ngahukuk@gmail.com



Zirai Ürün Teslimlerinde Alivre Satış ve Hak Bedeli Uygulaması ve Tasiriye Faturası

ÖZ:  Müstahsil makbuzları  213 sayılı  VUK’a göre gerçek usule tabi  bulunmayan   çiftçilerden   satın aldıkları  zirai mahsuller için tanzim edilen ve fatura yerine geçen   bir belgedir.   Müstahsil  makbuzları  213 sayılı VUK md. 235 hükmü gereğince  düzenlenen  makbuz  olduğundan  dolayı  tüccarlar tarafından köylüden  veya müstahsilden zirai ürün alımı sırasında  ödeme yaparken 2 nüsha müstahsil  makbuzu  düzenlemek  ve bunlardan   bir nüshasını  da  imzalayarak  satıcı  çiftçiye vermeye ve bir nüshasını  da çiftçiye imzalattırmak zorundadır.   Zirai ürünü alan tüccar yerine  veya  çiftçi adına bir adamı veya personeli veya aracı tarafından  alınması  durumunda  müstahsil  makbuzu  bunlar tarafından  düzenlenerek  imza edilir. 

Çiftçiden avans üzerine yapılan alımlarda, müstahsil makbuzu   malın teslimi esnasında 2 nüsha tanzim edilir.  Çiftçinin sosyal  güvenlik kaydı yoksa  ayrıca  SGK prim kesintisi de makbuz üzerinde yapılır. 

Müstahsil  makbuzlarının tüccarlar tarafından  amaç dışında düzenlenmemesi  esastır.  Yine aynı  şekilde müstahsil  makbuzlarının  amaç dışında mahiyeti itibariyle veya  muhteviyatı itibariyle yanıltıcı  olarak düzenlenmemesi  gerekecektir.

Anahtar Kelimeler: Müstahsil  makbuzu, 213 sayılı VUK, 193 sayılı GVK, KDV, tüccar,   müstahsil, zirai ürün, stopaj, SGK kesintisi, …

I-GENEL BİLGİLER

Ülkemizde  toplumun önemli bir kısmının kırsal alanda yaşaması nedeniyle iktisadi olarak elde ettiği gelirler zirai faaliyetlerden oluşmaktadır. Zirai faaliyetler yoluyla elde edilen gelirler GVK hükümlerine göre gerçek usulde vergilendirme ve stopaj yoluyla vergilendirme biçiminde olmaktadır. Stopaj yönteminin yaygın bir yöntem olması nedeniyle deftere tabii olmayan mükelleflerin teslimlerinde sorunlar yaşanmaktadır. Bu bakımdan söz konusu teslimlerde düzenlenecek belgeler ve sorumlulukların tespit  edilmesi gerekmektedir. Bu çalışma ile stopaj yoluyla vergilendirmede düzenlenecek belgeler ve sorumlulukların tespiti yapılacak, uygulamaya ilişkin değerlendirmeler yapılacaktır.

II-VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN MÜSTAHSİL MAKBUZU NEDİR?

213 sayılı VUK’nun 235. md. hükmüne göre 1. ve 2. sınıf tüccarlar ile defter tutmak zorunda olan çiftçiler, gerçek usulde vergiye tabii olmayan çiftçilerden satın aldıkları malların bedelini ödedikleri esnada iki nüsha müstahsil makbuzu düzenlemek ve bunlardan birini imzalayarak satıcı çiftçiye vermek ve diğer nüshasını ona imzalattırarak geri almak zorundadır.[1]

Mal, tüccar veya çiftçi namına hareket eden bir adamı veya bir aracı tarafından alındığı takdirde, makbuz bunlar tarafından düzenlenecek ve imza edilecektir. Çiftçiden avans şeklinde yapılan tarımsal ürün alımlarında, müstahsil makbuzu malın bilahare teslimi sırasında düzenlenecektir. Avans suretiyle mal alımı sırasında müstahsil makbuzu düzenlenmesine ihtiyaç bulunmamaktadır.

Müstahsil makbuzunda şekil şartları açısından aşağıdaki bilgilerin bulunması gerekmektedir. Bunlar;

  1. Makbuzun tanzim tarihi,
  2. Malı satın alan tüccar ya da çiftçinin adı soyadı, unvanı ve adresi,
  3. Malı satan çiftçinin soyadı, adı ve ikametgah adresi, satın alınan malın cinsi, miktarı ve bedelin hem yazı ve hem rakam olarak yazılması gerekir.
  4. Müstahsil makbuzlarının en az üç nüsha ve VUK hükümlerine göre anlaşmalı matbaalarda  veya noterde tasdik ettirilerek, seri ve sıra  numarası dahilinde teselsül ettirilerek düzenlenecektir.
  5. Müstahsil makbuzları üzerine GVK’nun 94. maddesi hükümlerine göre belirlenen oranlarda stopaj yapılması ve bu oranın makbuz üzerinde gösterilmesi zorunludur. Müstahsil makbuzu üzerinde KDV yer almamaktadır.

Müstahsil makbuzları ve yapılan işlemler KDV’ye tabi olmamaktadır.

Öte yandan, uygulamada mükelleflerin gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçilerden satın aldıkları malların bedellerinin ödenmesini 320 sıra no.lu VUK. Genel Tebliği gereğince banka, özel finans kurumları veya Türkiye Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracı kılınarak yapılması uygulamasından kaçınmak için parçalara bölmek suretiyle ödedikleri izlenimi düzenledikleri müstahsil makbuzlarından edinilmiştir. Örneğin; Gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiden alınan ürün karşılığı 20.000 YTL’lik bir ödeme için aile fertleri veya uydurma kişiler adına 3 ayrı müstahsil makbuzu düzenlenmekte bu suretle ödemelerini banka veya benzeri finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu gerektirmeyecek miktarlara yaymaktadır. [2]

III- MÜSTAHSİL MAKBUZLARINDA GELİR VERGİSİ AÇISINDAN STOPAJ UYGULAMASI

GVK’nun 94. maddesinin 4108 sayılı kanunla değişik 11 nolu bendine göre, çiftçilerden satın alınan zirai ürün ve hizmetleri karşılığında yapılan ödemelerden zirai ürünlerin değerleri üzerinden GVK’na göre stopaj yapılması gerekmektedir. Buna göre;

  1. Vergi kesintisi yapılabilmesi için tarımsal ürünün veya tarımsal hizmetin GVK’nun 94. maddesinin 1. fıkrasında yazılı gerçek veya tüzel  kişilerce satın alınması zorunludur.
  2. Yine, GVK’nun 94/1 fıkra hükmüne göre vergi kesintisi zirai ürün veya hizmetin çiftçiden  satın alınması koşuluna  bağlıdır. Çiftçinin gerçek usulde zirai gelir vergisi olup olmamasının hiçbir  önemi  bulunmamaktadır.
  3. Kolektif ve adi komandit şirketler çiftçi sayılmadıkları  için zirai faaliyet icra edip zirai ürün veya hizmet satmaları durumunda stopaj yapılmayacaktır.
  4. Zirai ürün veya hizmet bedeli üzerinden  vergi kesintisi satışı yapan çiftçinin gelir vergisine mahsuben yapılacaktır. Çiftçinin yıllık beyan  esasında vergilemeye  tabi olması durumunda, kesinti suretiyle alınan vergi yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden genel hükümler  dairesinde mahsup edilecektir.
  5. Alivre satışlarda müstahsile ürün teslim almadan önce yapışan ön ödemeler veya avans ödemelerinde zirai stopaj yapılacaktır. ( Borsa içi yapılan alımlarda %4 yerine stopaj %2 olarak uygulanır. Diğer ürünlerde %2 olarak uygulanan stopaj borsada tescil ettirilirse stopaj oranı %1 olarak uygulanacaktır.)

Konuyla  ilgili üzerinde önemle  durulması gereken  iki hususa daha değinmekte  yarar olacaktır. Bunlardan birisi vergi  kesintisinin zamanı, diğer ise zirai   ürün  alış bedellerine mahsuben yapılan avans ödemeleridir. Alivre satışlarda çiftçiye yapılan avans ödemelerinde de zirai stopaj söz konusu olacaktır.

Zirai ürün alış bedelleri üzerinden stopajın ne zaman yapılacağı konusu kanuni düzenleme itibariyle GVK’nun 96. maddesinin 2. fıkra hükmüne göre belirlenmesi  gerekmektedir. Anılan hükümde stopajın nakden veya hesaben  ödenmesi sırasında yapılacağı ifade  edilmektedir. Bazen zirai ürünün vadeli olarak alınması durumunda peşin ödeme yapılmadığı için, satıcı tahakkuk esasında alacaklandırılacaktır. Bu durumda da GVK md. 96 hükmüne göre hesaben ödemenin  gerçekleşmiş olacağı kabul edilecektir.

Zirai ürün alış bedeline mahsuben yapılan avans  ödemelerinin kesintiye tabi tutulması mümkün bulunmaktadır.. GVK’nun 94/11 md. hükmünde stopaj  zirai ürün alışına sıkı sıkıya bağlı olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla stopaj mükellefiyetinin  doğması için her şeyden önce mübayaa (satın almanın)nın  tekemmül etmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Bu yönü  ile zirai ürün satın almaları için verilecek olan avanslar  işletmeye bağlı hizmet erbabına veya GVK 42. madde kapsamındaki inşaat onarım işleri   müteahhitlerine veya serbest meslek erbabına yapılan avans ödemelerine göre farklı nitelik taşımaktadır.

Çiftçiler tarafından, zeytinden yağ çıkarılmasına ait bedelin fabrikalara, çiftçiler tarafından hak bedeli ayın olarak ödenmesi durumunda fabrikalar tarafından çiftçilere bir hizmet ifası; çiftçiler tarafından da  fabrikalara zirai ürün tesliminde zirai gelir vergisi tevkifatı yapması gerekmektedir.  Başka bir anlatımla, çiftçi fabrikaya hizmetin  bedeli (hak) olarak  gelir vergisi tevkifatı kapsamına giren zirai ürün tesliminde  bulunmaktadır. Bu nedenle, ürünün bu şekilde tesliminde de gelir vergisi tevkifatının yapılması gerekmektedir. [3] Bu gibi durumlarda müstahsile tasiriye faturası düzenlenerek bu fatura üzerinde gerekli zirai stopaj yapılacaktır. Tasiriye faturasında yer alması gereken bilgiler kısaca şöyledir:

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklamalar doğrultusunda , müteselsil seri ve sıra numarası taşıyan, vergi dairesine kayıtlı gerçek ve tüzel kişilerce zeytin sıkma tesislerinde üreticiden teslim alınan zeytinin sıkma bedeli karşılığında düzenlenen yasal evraktır. Belgede üreticinin adı soyadı, açık adresi zeytinin miktarı, cinsi ve elde edilen yağ miktarı bulunur. Ayrıca, ürünü getiren müstahsilin TC bilgileri de yer almalıdır.

Uygulamada “tasiriye faturası” zeytinyağı sıkma tesisleri tarafından düzenlenmesi zorunlu bir fatura olup, sıklıkla kullanılmadığı görülmektedir. Bu faturaların düzenlenmemesi halinde ilgili tesise özel usulsüzlük cezası kesilir. 2019 yılı için düzenlenmeyen fatura için her bir belge nevi baz alınarak 290,00 TL’den az, bir takvim yılı içerisinde toplam olarak ise; 148.000,00 TL’den fazla olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın %10’u kadar özel usulsüzlük cezası kesilecektir.

Yüksek mahkeme Danıştay kendisine yansıyan bir olayda davacı şirketin, zirai ürün alımlarını …….. tarafından düzenlenen faturalarla  belgelendirdiğinin tespit edilmesi üzerine, bu şirket hakkında düzenlenen  vergi tekniği raporunda, şirket ortaklarının işyeri ve ikametgah adreslerinin bulunmadığı, alımlarını paravan şirketlerin   yaptığının saptandığı  belirtilerek, düzenlediği faturaların gerçek  emtia teslimine dayanmadığı, öte yandan bu faturaların borsa tescil kayıtlarının da sahte  olduğu kabul edilerek VUK md. 11 hükmüne göre davacı şirketin (stopaj) gelir vergisinden sorumlu tutulacağından hareketle adlarına yapılan cezalı tarhiyat isabetli olmadığı gerekçesiyle terkin edilmiştir. [4]

IV-ZİRAİ ÜRÜN ALIMLARINDA  MÜTESELSİL SORUMLULUK NEDİR?

Maliye Bakanlığı VUK’nun 11. maddesindeki müteselsil sorumluluk  çerçevesinde ve hükmün verdiği vergi kesintisinin yapılacağı aşamayı değiştirme yetkisine dayanarak, tüccarlar ve hatta kurumlar vergisi mükellefi durumundaki kuruluşlardan alınan zirai ürünler  için  de stopaj mükellefiyeti getirmiştir. Böylelikle yapılacak olan stopaj destekleme  alımı yapacak kamu kurum ve kuruluşları  açısından da zorunluluk arz etmektedir. Bunun haricindeki kişi ve kuruluşlar için de, VUK’nun 11. maddesi kapsamındaki sorumluluktan    çıkmanın alternatif şeklinde tarafların ihtiyarına bağlı olarak getirilmiştir.

GVK Genel Tebliği 153 hükümlerine  göre ve en son 164 nolu Genel Tebliğ hükümlerine göre  gerekli düzenlemeler tamamlanmış bulunmaktadır. Diğer taraftan yine, GVK GT  Seri No:175-185 seri  nolu genel tebliğler ise ticaret borsalarında yapılan  alımlar  için  ürünlerle ilgili “indirimli” stopaj oranlarını düzenlemektedir. [5] bilindiği gibi, çiftçilerden satın alınan tarımsal mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden hayvanlar ve bunların mahsulleri ile kara ve su avcılığı mahsulleri için tevkifat oranı %2’dir. Bu işlem borsadan tescil ettirilerek satışın gerçekleştirilmesi halinde tevkifat oranı %1 olacaktır. Öte yandan, diğer tarımsal mahsuller için ticaret borsalarında tescil ettirilerek satın alınan zirai mahsuller için tevkifat oranı %2’dir. Eğer satış işlemi borsa dışında gerçekleşmiş ise bu durumda tevkifat oranı %4 olacaktır.

Alivre satışlarında (tarlada ürün haline gelmeden  satış) ürünlerin borsaya tescilinde tevkifat yapılması söz konusu olacaktır. Ancak bu konuda düzenlenecek yazılı  bir sözleşme  ile bu durumun belgelendirilmesi gerekmektedir. [6]

V-MÜSTAHSİL MAKBUZLARI ÜZERİNDE SGK PRİM KESİNTİSİ  UYGULAMASI

Bilindiği gibi, müstahsil   makbuzları  213 sayılı VUK’a göre düzenlenen   kıymetli  evrak niteliğinde bir belgedir. VUK hükümlerine göre düzenlenen   ve anlaşmalı matbaalarda veya noterde tasdiki zorunlu  bir belgedir.   Müstahsil makbuzları  yukarıda belirtildiği üzere toplam  2 nüsha olarak  düzenlenir.   Esasen bazı  tüccarlar  müstahsil makbuzlarını  3 nüsha  olarak da anlaşmalı matbaalardan bastırabilirler.   Aynı işlem   noterden de  3 nüsha olarak  tasdik ettirilebilir. 

Öte yandan,  çiftçiden  zirai  ürün alım esnasında müstahsil  makbuzunun  üzerinde çiftçinin sosyal  güvenlik  kurumuna kaydı bulunmuyorsa ürün bedeli üzerinden  %1  sosyal güvenlik  primine mahsuben   kesinti uygulanır.[7] Ürünü satan çiftçinin  sosyal güvenlik  kaydı var ise, bu  kesinti yapılmaz.  Bunun için   çiftçinin  sosyal güvenlik kaydının   olduğunu  tüccara  ibraz edeceği belge ile ispat etmesi  zorunludur.  Aksi takdirde  tüccar tarafından   müstahsil  makbuzlarında SGK kesintisi yapılır.   Tüccar  bu  kesintiyi müteakip ay  bir form ile  çiftçinin   ikametgahının  bağlı bulunduğu  sosyal güvenlik merkezine   yatırır.

Diğer yandan,  tüccar  üreticiden  aldığı   zirai ürünlerle ilgili  ayrıntılı  bilgileri ve yapmış olduğu  zirai  stopajları   muhtasar  beyanname ile  bağlı  bulunduğu  vergi dairesine ertesi ay  ve aylık  muhtasar  beyanname ile düzenli olarak beyan etmek  ve ödemek  zorundadır.  Müstahsilden   zirai ürün alan  tüccarların   vereceği  muhtasar  beyannameler 3 aylık sisteme tabi değildir.  Bu nedenle,  müstahsilden  zirai ürün alan  ve bunun üzerinden  zirai stopaj  yapan  tüccarlar aylık muhtasar  rejimine göre muhtasar  beyannamelerini vermek  ve ödemeleri de buna göre yapmak  zorundadırlar. 

Tarımsal  ürünlerden   yapılması  zorunlu  sosyal  güvenlik  prim kesintileri  ile ilgili  aşağıdaki  kurallara uyulması  zorunludur:

  1. Üreticinden yapılacak kesintinin nispeti 01.01.2014 Tarihinden itibaren %1’den %2’ye çıkartılmıştır.
  2. Kesintinin yapıldığı müstahsil makbuzu üzerinde şu bilgiler mutlaka yer alacaktır; müstahsilin adı soyadı, ürün bedeli, kesinti tutarı, kesinti tarihi ve T.C. kimlik numarası.
  3. Üreticiye ürün bedeline mahsuben ya da hesaben yapılan ödemeler ile avans verilmesi durumunda bu ödemelerden dolayı herhangi bir kesinti yapılmayacak olup; verilen avansın veya hesabın kapatılması sırasında ürün bedelinin tamamı üzerinden, üreticinin SGK’ya olan borç bedelini geçmemek üzere,%2 nispetinde kesinti yapılacaktır.
  4. Yapılan kesintileri ihtiva eden “Kesinti Bildirim Listesi” takip eden ayın son iş gününe kadar kuruma(SGK) gönderilecektir. Ay içinde yapılan kesinti tutarı para da yine takip en ayın son gününe kadar SGK’nın hesaplarına intikal ettirileceklerdir.
  5. SGK tarafından “Kesinti Muafiyet Belgesi “ verilmesi uygulamasına devam edilecektir. Buna göre aşağıda belirtilmiş olan niteliklere sahip olanlar Kesinti Muafiyet Belgeleri ile birlikte kimlik belgelerini ibraz etmeleri durumunda, alıcı tarafından kesinti yapılmayacaktır.
    1. Sürekli İş görmezlik geliri, ölüm geliri/aylığı alanlar hariç 5510 sayılı kanuna göre gelir ve aylık alanlar(Sigortalı olarak çalışanlar).
    2. Tarımsal faaliyette bulunmaktan dolayı sigortalı olarak çalışanlar hariç diğer sigortalılar.
    3. Kamu idarelerinde ve 5510 sayılı Kanunun ek 5.maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle ,süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının,5510 sayılı Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler ile 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanlar,
    4. Tarımsal faaliyette bulundukları halde 65 yaşını dolduranlardan sigortalı olmak istemedikleri doğrultusunda talepte bulunanlar.
    5. 506 Sayılı Kanunun Geçici 20.maddesine göre kurulmuş olan Özel Sandıklardan aylık alanlar.
    6. SGK’ya olan prim borçlarının ürün bedellerinden değil de aylık taksitler halinde ödeyeceklerini beyan edip, taksitlerini aksatmadan ödeyenler.

VI-SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Ülkemizde zirai kazançların vergilendirilmesi zaman zaman problemlere neden olmaktadır. Vergi kanunlarında yapılan çok sık değişiklikler  sonucunda zirai kazançların vergilendirilmesi geçmiş dönemlerde pek çok ihtilaflara   neden olmuştur. Günümüzde zirai kazançların vergilendirilmesi geçmişe göre nispeten istikrar  kazanmış bir gelişme  göstermiştir. Uygulama genelde stopaja dayalı bir vergileme şeklindedir. Zirai kazançlarda gerçek usulde vergilendirilen mükellef sayısı oldukça sınırlıdır. Stopaj yöntemiyle vergileme borsa içi ve borsa dışında oldukça  geniş bir  uyulama alanı bulmuştur. Stopaj yönteminin etkin bir biçimde  uygulanmasında belediye sınırları içerisinde yer alan sebze, meyve, balık ve canlı hayvan  hallerinin etkin bir biçimde çalışması gerekmektedir.


[1] ÖZBALCI Yılmaz, Vergi Usul Kanunu Yorum ve Açıklamaları, Oluş Mali Hukuk Bürosu Yayınları, Ankara, Nisan, 2006, s.564

[2] Aynı  görüş için bkz. BİRBİR Barış, “Müstahsil Makbuzu  ve Gelir Vergisi Tevkifatı”, Vergi Müfettişi, Düzce Defterdarlığı, www.mustafagulsen.com

[3] KIZILOT Şükrü, KDV Kanunu ve Uygulaması, Yaklaşım Yayınları, Ankara 1996, s.250

[4] Danıştay 3. Dairesince verilen 27/05/2003 gün ve E:2000/4261-K2003/3320 sayılı kararlarında; “Vergi tekniği raporu ile düzenlediği faturaların gerçek emtia teslimine dayanmadığı belirlenen şirketten aldığı faturalarla zirai ürün alımlarını  belgeleyen, bu nedenle VUK’nun 11. maddesine göre gelir (stopaj)  vergisinden sorumlu tutulan davacı şirketin, ödemeleri banka vasıtası ve  tediye makbuzları ile ödendiğinin, sevk irsaliyelerinin denetim elemanlarının imza ve kaşeleriyle onandığının anlaşılması nedeniyle fatura tutarları esas alınarak yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk  bulunmadığı” şeklinde karar vermiştir. (Bu karar için bkz. Şükrü KIZILOT,  Danıştay Kararları ve Özelgeler (muktezalar), Yaklaşım  Yayınları, Ankara 2005, s.670).

[5] Bu tevkifat  oranları GVK md. 94/11 uyarınca; Ziari Mahsul  ve hizmet alımlarında:

  1. Hayvan  ve mahsullerinden borsaya tescilli olanlar %1; tescilli olmayanlardan %2’dir.
  2. Diğer zirai  mahsul alımlarında;
    1. Borsaya  tescil ettirenlerde %2,
    2. Borsaya tescil ettiremeyenlerde ise %4’tür.
  3. Zirai  faaliyet kapsamında ifa edilen hizmetlerden;
    1. Orman idaresine veya Orman  İdaresine Taahhütte bulunan kurumlara yapılan orman ağaçlandırılması, bakımı, ürünlerin toplanması, taşınması vb. hizmet ödemelerinde   %2
    2. Diğerlerinde ise %4’tür.

[6] Bkz. bu konuda GVK, 185 Seri Nolu Genel Tebliğinde ticaret borsasında alivre tescillerinde, ayrı bir tescil beyannamesi düzenlenecek  ve işlem bu beyanname  ile tescil ettirilecektir.

[7] Bu oran 1.1.2014 tarihinden itibaren %2’ye çıkarılmıştır.

28.05.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM