YAZARLARIMIZ
Nazlı Gaye Alpaslan
Avukat
ngahukuk@gmail.com



Anonim ve Limited Şirket Hisse Devirleri ve Vergi Uygulamaları 

Tarih: 10.10.2017

I-ANONİM ŞİRKETLERDE HİSSE DEVRİ

Anonim şirket ana sözleşmesinde aksi yönde bir hüküm bulunmaması halinde, hisse senetlerinin nama yazılı olarak çıkartılması gerekmektedir.  Ancak, Türk Ticaret Kanunu 409. maddesince,  hisse senetlerinin, nama yazılı olarak düzenlenebildiği gibi, hamili adına düzenlenmesi de mümkün bulunuyor. Fakat, bedelleri tamamen ödenmemiş olan sermaye payları için hamiline yazılı hisse senedi veya ilmühaber çıkartmak mümkün değildir. Sermaye payları ödenmemiş ortaklık payları için çıkartılan hisse senetleri geçersiz olup, bu hisse senetlerini devir alan iyi niyetli üçüncü kişilerin, tazminat isteme hakkı vardır.

 

II-ANONİM ŞİRKET HİSSELERİNİN DEVRİNDE VERGİLEME

Gerçek kişilerin kapalı veya aile tipi olarak adlandırılan anonim şirketlerde sahip oldukları hisse senetlerini elden çıkarmaları yoluyla sağladıkları kazançlar, GVK’nun mük. 80. maddesi kapsamında değer artış kazancı olarak kabul edilmiştir.

Anılan maddede, miras yahut bağış gibi yollarla karşılıksız (ivazsız)  olarak iktisap edilenler hariç olmak üzere tam mükellef kurumlara ait hisse senetlerinin iktisap tarihinden itibaren  2 yıl içinde veya  iktisaptan evvel elden çıkarılmasından sağlanan kazançların değer artış kazancı olarak  vergiye tabi olduğu hükme bağlanmıştır.  Maddeye göre  ivazsız elde olunan  hisse senetlerinin elden  çıkarılması  ile bir bedel  karşılığı (ivaz)  edinilen  hisse senetlerinin iktisap tarihinden itibaren 2 yıl geçmesinden sonra sağlanan kazançlar gelir vergisinin konusuna girmemektedir.

Ancak hemen  belirtelim ki bu  düzenleme,  gerçek kişilerin sahibi oldukları hisse senetleri için geçerlidir. Dolayısıyla ticari işletmelere dahil  hisse senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen kazançlar için geçerliliği yoktur.

Hisse senetlerinin iktisap  tarihinden itibaren  2 yıl  geçtikten sonra elden çıkarılması  halinde doğan kazancın vergilendirilmeyecek  olması, hisse senedinin iktisap  tarihinin bilinmesini önemli kılmaktadır. Bu nedenle, hisse senedi alım satımı yapanların vergisel yükümlülüklerini tam  olarak yerine getirebilmeleri  açısından hisse senetlerinin iktisap  tarihini  bilmeleri gerekmektedir.

Belirli bir şirketin hisse senedinden değişik tarihlerde alımlar yapıldıktan sonra, alınan  hisse senetlerinin bir kısmının elden çıkarılması  halinde mükellefler elden çıkarılan hisse senetlerinin hangi işlemle veya hangi tarihte alınan hisse senetleri olduğunu bizzat kendileri  tespit edeceklerdir.  

Buradaki kazancın  tespitinde,  satış bedelinden  elden  çıkarılan  hisse senetlerinin maliyet bedelinin düşülmesi gerekmektedir. Maliyet bedeli,   iktisadi bir kıymetin iktisap  edilmesi  dolayısıyla yapılan  ödemelerle bunlara müteferri  bilumum  giderlerin toplamıdır.[1]

 

III-LİMİTED ŞİRKET PAY DEVRİNDEN ELDE EDİLEN SATIŞLARIN VERGİSEL DURUMU NEDİR?

 193 sayılı GVK’nun mük. 80. maddesinin (4) nolu bendinde, ortaklık  haklarının  veya hisselerinin elden çıkarılmasından doğan  kazançların “değer  artış kazancı” olduğu hükme bağlanmış olup anılan madeninin devamında  “elden çıkarma” deyiminin yukarıda yazılı mal  ve hakların satılması,  bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası,  kamulaştırılması,  devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak  konulmasını  ifade ettiği belirtilmiştir.

Ortaklık  hakkı  veya hissesi, her türlü  şahıs ve sermaye şirketlerinde, ortakların hisse  senedine bağlanmamış payını ifade eder.    Madde hükmünde bahsi  geçen ortaklık hakları ve hisselerinden kasıt,  ticari  ortaklıklarda ortakların hisse  senetleri ile belirlenmemiş paylarını  ifade etmektedir.  Bu kapsamda  Limited şirkete ait ortaklık  hakkını  temsil eden payların elden çıkarılmasından doğan  kazançlar, GVK uygulamasında değer artış kazancı olarak kabul edilmektedir.

Öte yandan, bu noktada  belirtilmesi gereken bir başka husus, kimi değer artış kazançları için öngörülen elde tutulma süresine ilişkin sınırlayıcı hükümlerin ortaklık haklarının  veya  hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar için geçerli olmayışıdır. Bir başka değişle, ortaklık hakkının  veya hissesinin elde tutulma süresinin bunların elden çıkarılmasından elde edilen kazancın değer artış kazancı olup olmadığı  hususuna  bir etkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla  Limited şirket ortaklık payları veya hisseleri  iktisap  tarihinden itibaren  3 ay,  3 yıl ya da 10 yıl sonra da elden çıkarılsa da, bunlardan elde edilen kazançlar değer artış kazancıdır.

 

Örnek: (X) Ltd. Şti.nin %25 ortaklık payına sahip olan Bay (A) bu  hisseleri 17.02.2010 tarihinde 25.000 TL bedel ilen iktisap etmiş, hisselerinin tamamını 24.07.2011 tarihinde 40.000 TL bedel ile Bay (B)’ye satmıştır.

 

a)     Ortaklık  payının iktisap tarihinden önceki aya (ocak 2010) ilişkin ÜFE endeksi 153,62’dir.

b)     Ortaklık payının elden çıkarıldığı aydan önceki aya (haziran 2011) ilişkin  ÜFE endeksi 170,40’dır.

c)     Tespit edilen endeks artış oranı 170,40-153,62 / 153,62 = %11’dir. Bu oran kanunla belirlenen oranının (%10 veya üzeri) üzerinde olduğundan  ortaklık payının  iktisap  bedelinin belirlenmesine ilişkin endeksleme yapılacaktır.

d)     Ortaklık payının reel  iktisap bedeli  [1+ (170,40 – 153,62) / 153,62] x 25.000 =27.750,00 TL olarak hesaplanacaktır. 

e)     Ortaklık payının  elden çıkarılmasından doğan değer artış kazancı 40.000,00 – 27.750,00 = 12,250,00 TL olarak hesaplanacaktır.

 

Bay (A)’nın bu  satış nedeniyle herhangi  bir gideri olmadığını kabul ettiğimizde bu  satışa ilişkin safi değer artış kazancı 12.250,00 TL olacaktır. Bu  tutarın 2011 yılı için 8.000 TL’lik kısmı  gelir vergisinden istisna edildiğine  göre vergiye tabi gelir (12,250 – 8,000 = 4,250 TL olarak hesaplanacaktır. Bay (A) bu  tutarı 2011 yılı  içinde genel  hükümler çerçevesinde beyan edecektir. [2]

 

IV-KOMANDİT ŞİRKETLERDE HİSSE DEVRİ VE KDV

24.02.1987 tarih ve 19382 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25 Seri Nolu KDV Genel Tebliğinin (C)  bölümünde;

“Adi ortaklıklarda ortaklığın sona ermesi sonucunu doğurmayan hisse devir işlemlerinin KDV’ye tabi tutulmayacağı, ortaklığın sona ermesi sonucunu doğuran hisse devir işlemlerinde isen vergi uygulanacağı”  hususu açıklaması  yapılmıştır.

Buna göre, yukarıda yer alan tebliğde yapılan  açıklamalar çerçevesinde adi ortaklıklarda olduğu gibi Adi Komandit Şirketlerde  de ortaklığın son bulmasını  gerektirmeyen hisse devri işlemleri KDV’ye tabi değildir.   

 

V-LİMİTED ŞİRKET Mİ YOKSA ANONİM ŞİRKET Mİ KURMALI?

Asıl konumuza dönecek olursak,  anonim şirket ortakları ile Limited şirket ortaklarının  ortaklıktan ayrılmaları neticesinde  elde ettikleri gelirin vergilendirilmesi açısından anonim şirket ortakları lehine önemli  farklılıklar ortaya çıkmaktadır.[3]  Öyle ki, bu  farklılıklar  son yıllarda vergi mevzuatında  yapılan düzenlemeler neticesinde  Limited şirketlerin ortakları tarafından  pay devirlerinin cazibesini ortadan kaldırmıştır. Başka bir ifade ile, Limited şirket ortaklarının  ortaklık payı  hisse senediyle temsil edilmediği için  Limited şirket  pay devirleri önemli ölçüde vergilendirilmektedir.[4]

Anonim şirketlerde  hisse devirleri 2 yıl geçtikten sonra vergiye tabi değildir. [5] Örneğin bir anonim şirketteki  hisse senedinin 2 yıl elde tutulduktan sonra  devreden  bir gerçek kişinin elde ettiği kazanç  GVK’nun  mük. 87. maddesi uyarınca herhangi bir gelir vergisine tabi değildir.[6]   Tüzel kişi ortaklar açısından ise, bir Limited şirketteki ortaklık hakkının  ya da bir AŞ’deki  payını  temsil eden hisse senetlerinin iktisap tarihinden  2 yıl  geçtikten sonra elden çıkarılması  halinde kazancın  %75’i ortaklara  dağıtılmadığı takdirde  kurumlar vergisinden istisna olur ve iştirak  satış işlemi hisse senedi olsun  olmasın KDV istisnasından  yararlanır.[7] Buna karşın ortaklık hakkı veya hisse senedinin 2 yıl geçmeden elden  çıkarılması halinde elde edilen iştirak  satış kazancı, kurumlar vergisine tabidir. KDV yükümlülüğü açısından ise 2 yıllık süre geçmeden  hisse senetlerinin teslimi her durumda KDV’den istisna iken Limited şirket ortaklık paylarının devrinde KDV açısından  herhangi bir istisna bulunmamaktadır.[8]  Dolayısıyla, iktisap  ile elden çıkarma arasındaki sürenin 2 yılı geçmemesi halinde, kurumlar vergisi  mükelleflerinin  Limited şirketlerdeki iştirak  paylarını  elden çıkarmaları durumunda ayrıca devir bedeli üzerinden  %18 KDV  hesaplamaları gerekmektedir.[9]

Limited şirketlerdeki iştirak hissenin elden  çıkarılmasına ilişkin  mali yönden  ortaya çıkan dezavantajlar, işbu Limited şirketin  anonim şirkete nev’i değişikliği yoluyla çevrilmesi suretiyle aşılabilecektir.[10]   Bir Limited şirketin nev’i değiştirmek  suretiyle  anonim şirkete geçmesi halinde  nev’i değiştirme tarihinden  sonra  anonim şirket hisse senetlerinin   satılması halinde  KDV’den istisna olacaktır.[11]

5520 sayılı KVK 1 Seri Nolu  Genel Tebliği hükümlerine göre, KVK’nun 19 ve 20. maddeleri kapsamında gerçekleştirilen devir ve bölünme  hallerinde, devrolan veya bölünen  şirketin  ortaklarına verilen  hisselerin iktisap tarihi olarak,  bu yeni hisselerin verilmesine neden olan  devrolan  veya bölünen  şirketin hisselerinin iktisap edildiği tarihin esas alınması gerekmektedir.[12] Aynı  kanunun 19. maddesinde bu kanuna uygun nev’i  değiştirmeleri de devir hükmünde  olduğundan, nev’i değiştirme halinde, elde edilen hisse senetlerinin iktisap tarihi,  Limited şirketteki iştirakin iktisap tarihi  olarak kabul edilir.

Pratik yaşamda, özellikle Limited şirketlerin gerçek kişi ortakları açısından büyük  bir vergisel avantaj yaratır. Bir Limited şirkette 2 yıldan fazla ortak olan bir gerçek kişi (sermaye artırımı yapıldıysa bunların da iki yıl önceden yapıldığı varsayımıyla), bu iştirak payını nevi değişikliği yapılmadan sattığında  vergi ödemekle yükümlü olurken,  nevi değişikliğine  gidilip  hisse senetlerini satması halinde herhangi bir  gelir vergisi yükü olmayacağından, Limited şirket ortaklarının  hisselerini  nevi değişikliğine gittikten sonra elden çıkarmaları tavsiye olunur.[13] 

Sonuç olarak, anonim şirketlerin kurulması, hisse devirleri Limited şirketlere nispeten  daha avantajlı durumdadır.  Limited şirketlerdeki pay devirlerinin vergi  dezavantajı dolayısıyla  bu şirketlerdeki  iştirak  hissesinin elden çıkarılmasına ilişkin  yukarıda belirtilen vergisel dezavantajlar,  Limited şirketin anonim şirkete  nevi değişikliği yoluyla çevrilmesiyle  bu  dezavantaj,  avantajlı duruma çevrilebilir.  Ayrıca, Limited şirketlerdeki ortaklar ve müdürlerin kanuni  temsilci sıfatıyla amme borçlarından  sorumlulukları da dikkate alındığında Limited şirket olarak faaliyet sürdürmek  çok cazip  görülmemektedir. 


 

[1] 213 sayılı VUK md.262

[2] ATEŞ Koray, 550 Soruda Vergi ve Muhasebe Uygulamaları Rehberi, Hipotez Yayınları, 2011,Nisan,  s. 259-261.

 

[3] ALPASLAN Mustafa, “Limited Şirket mi, Yoksa Anonim Şirket mi Kurmalı?”, Yaklaşım Yayıncılık, Ekim  2011, Sayı:226, Yıl:19, s. 527-530.

 

[4] GVK md. 80/4: değer artış kazancı, KDVK md. 17/4-g. Bkz. KIZILOT Şükrü, “Anonim ve Limited şirket hissesi devrinde  ince noktalar”, Yaklaşım Dergisi, Ekim 2010, Sayı:214.

 

[5] Anonim şirket ortağının, şirket  tarafından hisse senedi  bastırılmamış ise  şirket ortağı yönünden hissesini  kaç yıl sonra ve  kime satarsa satsın bundan doğan kazanç “değer artış kazancı” olarak GVK’nun mük. md 80/4 hükmü gereğince vergiye tabi olacaktır.  Eğer, anonim şirket  hisse senedi  bastırmış ise, 2 yıldan  fazla süre elde tutulan hisse senetlerinin  satışından doğan kazanç vergiye tabi değildir.  İlmühaber  bastırılmış ise bunların da elden çıkarılması  halinde tıpkı hisse senedi gibi işlem görecektir. 

 

[6] Bkz. A. Bumin DOĞRUSÖZ, “Anonim Şirket Hisselerinin Devrinde Vergileme”, Yaklaşım, Ekim 2009, s.17-18; Akın Gencer ŞENTÜRK, “Hisse Senedi (ve İlmühaber) Satış ve Teslimlerinde, KDV Kanunu’nda Yer alan Üç Farklı Hükmün Hangisinin Uygulanacağı”, Yaklaşım, Aralık 2009, s. 182-184; Abdullah TOLU, “İştirak Hissesi Satışlarında KDV İstisnası”, Yaklaşım, Aralık 2006, s. 204-206; 232 No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği, 1 No.lu KDV Genel Tebliği VI/F-4/f bölümü, MB’nin, 27.11.2006 tarih ve 0935085 sayılı Özelgesi (Özelge’nin tam metni için Bkz. Şükrü KIZILOT, Danıştay Kararları ve Özelgeler, Cilt:8, Ankara, 2008, s.1168-1169).

 

[7] KDVK md.17/4-r.

 

[8] COŞKUN Leon Aslan, “Limited şirket ortaklık  paylarının satışında vergilendirme”  Fortune Dergisi, Ağustos 2011.

 

[9] 3065 sayılı KDVK md. 17/4-r.

 

[10] Limited şirketlerde ortağın sermaye payının  devri halinde  vergileme  söz konusudur.   TTK md.520/5 hükmü gereği  hisselerin devrinde  noterden pay sözleşmesi devri ile mümkün olabilmektedir.  Hissenin devredilebilmesi için ortakların en az dörtte üçünün onayı ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması  gerekir.  Pay devirlerinin ayrıca Limited şirket pay defterine işlenmesi ve noter tarafından  vergi dairesine yollanması  zorunludur. Limited şirketlerde, hisse senedi ya da ilmühaber çıkartılamadığı için, şirket hissesi ne zaman satılırsa satılsın, bundan doğan kazanç “değer artışı kazancı” olarak gelir vergisine tabi tutuluyor (GVK mük. md. 80/4). Kazancın hesaplanmasında, hissenin iktisap (edinme) bedeli, (hisse senedi ya da ilmühaber bastırılmamış A.Ş. hisselerinde olduğu gibi) endekslemeye tabi tutuluyor ve aynı istisna uygulanıyor. Bu arada, ilginç bir yasa ve uygulama; limited şirketlerde, çoğunluk hisseye örneğin yüzde 99 hisseye sahip olan ortak, diğer ortağın yazılı onayı olmadan, hissesini ya da hissesinin bir kısmını, eşine ve çocuğuna dahi satamıyor.

 

[11] KDVK md.17/4-g. Hisse senedi bastırılması durumunda ve ayrıca 2 yıl  elde tutulduktan sonra yapılan satışlar.

 

[12] 1 Seri Nolu Genel Tebliğ  03.04.2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

 

[13] COŞKUN Leon Aslan, agm, s.2

 

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 



MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLMAK İÇİN TIKLAYIN.