YAZARLARIMIZ
Mustafa Akçayır
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
KGK Bağımsız Denetçi
mustafa.akcayir@mynet.com



Bağımsız Denetimde Neredeyiz?

TÜRKİYE'DE BAĞIMSIZ DENETİMİN TARİHSEL GELİŞİMİ

Denetim Osmanlı imparatorluğunda kamu denetimi şeklinde yürütülmekteydi. Yapılan denetimler maliye teşkilatı “Defterdarlık” ve günümüzdeki Sayıştay denetimi şeklindeki “ Başbaki Kulluğu” adı verilen kurumlar aracılığı ile yapılmaktaydı.

 Her iki birim Divan-ı Hümayun’a bağlı olarak devletin gelir gider yönetimi ve denetimini yerine getirilmekteydi (Çalışkan, 2015:62-63). 1838 yılında vergi tahsilatında yaşanan sorunların çözümü için Maliye Nezareti kurulmuştur.

1861 tarihinde Divan-ı Muhasebat kurulmuş ve Osmanlı İmparatorluğunun son zamanlarına kadar devam etmiştir.

Vergi tahsilat sorunların çözülmesi, devletin gelir ve gider kalemlerinin incelenmesi ve merkezde mali konuların denetlenmesi için çeşitli meclis ve komisyonlar kurulmuştur.

Tanzimat ile başlayan yenilik ve değişim hareketlerinin bir sonucu olarak 1879 yılında Maliye Teftiş Heyeti'nin kurulmasıyla denetim etkinliği artmıştır.

Osmanlı imparatorluğunun vergi ve mali denetim konularında imparatorluğun çöküş dönemine kadar Fransa modeli ve etkisi devam etmiştir (Tabakoğlu ve Çağlar,2015:92-93).

1926 yılında çıkarılan TTK muhasebe defterlerini ve kayıt işlemlerini düzenlemiştir.

Ancak bunlar vergi amacı ile yapılan düzenlemeler olmuştur.

 Fiili denetim 1926-1934 yılları arasında muhasebe mesleğinde serbest çalışan, dürüstlüğü ile iyi tanınan bazı meslek mensuplarına vergi denetimi yapma yetkisi verilmesi ile başladığı söylenebilir (Bezirci ve Karasioğlu, 2011:573).

Bu düzenlemelerin en önemlisi 1927 yılında çıkartılan İşleme Vergisi Kanununun ( Katma Değer Vergisi Kanunudur.) İşleme Vergisi Kanununun 62. maddesi işletmelerin beyanlarında yazılı satış bedeli ve miktarının doğruluğunu kontrol etmek için muhasebe uzmanları yoksa vergi memuru tarafından denetleneceğini ifade etmektedir.,

 Bu düzenleme Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bağımsız denetim ile ilgili ilk düzenleme olduğu kabul edilir.

1942 yılında, Türkiye eksper muhasipleri ve işletme organizatörleri derneği (Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği) kurularak muhasebe ve denetim alanında meslek mensuplarının örgütlenmesi açısından önemli bir adım atılmıştır ( Sanlı ve Özbirecikli, 2012:2).

Türkiye‘de bağımsız denetimin gelişmesinde en önemli etken finans piyasasının talepleri olmuştur. 1960 yılından itibaren bankalar ile yurtdışından fon sağlayan kuruluşlar, uluslararası bankacılık işlemleri ve ortaklıklardan kaynaklanan güvenilir finansal bilgi gereksinimi ile mali tablolarının bağımsız denetimini yaptırmaya başlamışlardır.

 1970‘lerden itibaren de uluslararası bağımsız denetim şirketlerinin Türkiye‘de yerleşik ortak firmaları vasıtası ile bağımsız denetim faaliyetlerine başladıkları görülmektedir (Aracı ve Kara, 2015:24). Yabancı sermaye ağırlıklı uluslararası faaliyet gösteren şirketlerin denetim hizmetlerinde yabancı denetim şirketlerini tercih etme eğilimleri olmuştur.

Bunun sonucunda Türkiye'de ortaklık yoluyla veya şube açmak suretiyle yabancı denetim şirketlerini açılmasına neden olmuştur.

 Bu şirketlerden ilkler arasında yer alan ve 1967 yılında Touch Ross tarafından Türk ortaklarla birlikte kurulan Muhaş A.Ş. olmuştur.

1975’te, Arthur Andersen İstanbul’da bir şube açmış, 1981 yılında Pricewaterhouse Coopers, 1982 yılında Güven and Lybrand Co. Inc. gibi diğer uluslararası denetim firmaları, İstanbul’da şube açmışlardır.

 Yabancı sermayenin dayatması ile yabancı denetim firmalarını tercih edilmesi ulusal denetim firmalarının gelişimini engellemiş ve pazar payını daraltmıştır ( Sanlı ve Özbirecikli, 2012:2).

Sigorta şirketlerinin denetimi için hazine müsteşarlığı çatısı altında 1963 yılında "Sigorta Denetim Kurulu" kurulmuş daha sonra "Sigorta Denetleme Kurulu" adını almıştır.

 Denetimde önemli adım Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği’nin 1974 yılında Uluslararası Muhasebe Standartları Komitesine (IASC) üyeliği ve 1977 yılında Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu’nun (IFAC) kurulması ve kurucu üye olarak katılması olmuştur.

 Bankaların denetimi 1985 yılında çıkartılan Bankalar Kanununa göre yapılmaktaydı.

 Kanun bankaların denetimini Merkez Bankası, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye Bankalar Birliğinin yetkisine bırakmıştır.

Sermaye Piyasası Bağımsız Denetim Yönetmeliği 1987 tarihinde kabul edilmiş ve 1988 yılından itibaren, uygulanmaya başlanmıştır.

Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan düzenlemeler sonucunda bu dönemde bağımsız denetim yetkisi alan şirket sayısı 35 olmuştur (Uzay, 2009:2-4).

 Denetimde düzenleme yapma yetkisi birçok kuruma bırakılması ve farklı nitelikteki denetim raporları istenmesi denetim sektörünü olumsuz etkilemiştir.

1989 yılında halka açık şirketler zorunlu bağımsız dış denetim kapsamına alınmıştır.

18 Haziran 1999 tarihinde yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu özerk hale getirilmiştir.

 Sağlanan bu özerk yapı ile BDDK, finans sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin bağımsız denetimini gerçekleştirecek kuruluşların belirlenmesi görevini üstlendi ( Sanlı ve Özbirecikli, 2012:6-14).

1992 yılında AB’nin 8 no'lu direktife uygun denetim standartları ve vergi denetimi standartlarının “tasdik” adı altında yayınlanmıştır.

1993 Temel Eğitim ve Staj Merkezi’nin (TESMER) kurulması AB uyum yasaları ve TESMER’in açılması ile denetçi eğitim ve denetim standartları ile ilgili adımlar atılmıştır.

 1994 yılında Mecliste’ te kabul edilen yasayla bilançoların uygunluk denetimi sınırlı olarak bir “ön denetim” seklinde yapılmasına ve bankalardan kredi talep edenlerin kredi başvurusundan önce denetim yaptırma zorunluluğu bağımsız denetimin yaygınlaştırılması adına önemli adım sayılabilir.

1989 yılında yayınlanan 3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik Ve Yeminli Malî Müşavirlik Kanun ile denetim yetkisi SMMM veya YMM unvanına sahip meslek mensubu olanlara verilmiştir, YMM’ler ayrıca vergi denetimiyle ilgili tasdik yetkisi getirilmiştir.

 1999 yılında çıkartılan 2499 Sermaye Piyasası Kanununda sermaye piyasasında bağımsız denetime ilişkin esasları belirlemek yetkisi Sermaye Piyasası Kuruluna verildi.

 Ancak bağımsız denetim ile ilgili tek yetkili otorite durumunda değildi.

2003 tarihinde Sigorta Şirketlerinde bağımsız denetim ilkeleri ile denetim düzenlemeleri güncellenmiştir.

Bankacılık Kanunu, Bankaların bilgi sistemleri denetiminin bağımsız denetim kuruluşlarınca yapılması hakkında yönetmelik ile 2005 yılında değişiklikler yapılmış ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile bankacılık sektöründe denetim revize edilmiştir

 Dünyada 2001 yılı sonrasında yaşanan hileli denetim raporlamaları ve yolsuzlukları sonucu denetim sektöründe yapılan yasal düzenlemeler Türkiye’yi de etkilemiş 2006 yılında TÜRMOB Disiplin Yönetmeliği Sarbanes-Oxley yasasına uyumlu hale getirilmesi için düzenleme yapılmıştır.

 Bu amaçla 2005 yılı sonunda yeni TTK taslağı hazırlanmıştır. Türkiye’de bağımsız denetimi düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 2011 yılında yayınlanmıştır.

6012 sayılı TTK ve kanunu uygulaması ile ilgili çıkartılan sonraki düzenlemeler ile Sermaye Piyasasına kayıtlı şirketler, bankaların denetimi, EPDK ya kayıtlı şirketlerin denetimi ile ilgili temel düzenlemeler yapılmıştır.

 660 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile denetim faaliyetlerini düzenlemek üzere KGK kurulmuştur.

Kurum bağımsız denetim esasları, standartları ve bağımsız denetçi olma şartları gibi birçok alanda düzenleme yapmakta ve denetimi şekillendiren yetkili kurum olmuştur.

 26 Aralık 2012 Bağımsız Denetim Yönetmeliği, 27.05.2014 Enerji Piyasası Bildirim Yönetmeliği, 2015 yılında da 29314 sayılı Bankaların Bağımsız Denetimi Hakkında Yönetmelik yayınlanmış söz konusu düzenlemeler ile denetim alanında dağınık olan raporlama ve yetkilendirmelerde KGK yetkili otorite haline getirilmiştir.

BAĞIMSIZ DENETİMDEKİ NOKSANLIKLAR?

KGK’nın 2021 yılıyla ilgili olarak yayınladığı 2021 İnceleme raporuna göre;

2021 yılında, ihbar ve şikâyet incelemeleri hariç olmak üzere, 101 denetim dosyasında inceleme yapılmış ve;

 Yaygın Olarak Tespit Edilen Muhasebe Standartları Bulgular

Maddi ve Maddi Olmayan Duran Varlıklar

Stoklar

Ticari Alacaklar ve Ticari Borçlar

 Hasılat

 Yaygın Olarak Tespit Edilen Denetim Standartları Bulguları

Risk Olarak Değerlendirilmiş Hususlar h Önemli Yanlışlık Risklerinin Belirlenmesi ve Değerlendirilmesi  Bağımsız Denetçinin Hileye İlişkin Sorumlulukları

 Bağımsız Denetçinin Diğer Bilgilere İlişkin Sorumlulukları

 İlişkili Taraflar

 İşletmenin Sürekliliği

Bağımsız Denetimde Örnekleme

Bağımsız Denetimin Belgelendirilmesi

Önemlilik

 Bilanço Tarihinden Sonraki Olaylar

Tespit edilmiştir.

Gene

2020 incelemelerinde yaygın olarak rastlanan ancak 2021 yılı incelemelerinde yaygın olmayan bu sebeple 2021 Yıllık İnceleme Raporunda yer alamayan bulgular ise aşağıda belirtilmiştir.

Dış Teyitler,

Kilit Denetim Konuları

 2021 Yıllık İnceleme Raporunda yukarıda belirtilen söz konusu bulguların yerine yaygın olarak rastlanan bulgular aşağıda yer almaktadır.

 Bağımsız Denetçinin Diğer Bilgilere İlişkin Sorumlulukları,

 Bağımsız Denetimde Örnekleme

 İŞLETMELERİN SORUMLULUĞU

TMS’lere göre finansal tabloların oluşturulması kimin sorumluluğundadır?

TFRS veya BOBİ FRS’ye göre finansal tabloları hazırlayıp raporlamak, bağımsız denetime tabi şirket yönetimlerinin sorumluluğundadır.

Vergi Usul Kanunu uyarınca hazırlanan finansal tablolardan, TMS uyarınca hazırlanan finansal tablolara dönüşüm yapan işletmelerin sorumlulukları nelerdir?

Kurumumuz tarafından yayımlanan “Finansal Tablo Örnekleri ve Kullanım Rehberi” uyarınca TMS’ye göre finansal tablolarını hazırlayanlar;

 muhasebe defter ve kayıtları ile TMS’ye göre hazırlanmış finansal tablolar arasındaki ilişkiyi kurmak, bir sonraki yıl finansal tablolarının sağlıklı bir şekilde hazırlanmasını sağlamak ve TMS uyarınca hazırlayacakları finansal tablolara ulaşmak için yapacakları kayıtları göstermek üzere, Türk Ticaret Kanununun 64 ve 82’nci maddeleri çerçevesinde, varsa gerekli düzeltme işlemlerini ticari defterlerinden ayrı bir şekilde kaydedip saklamakla ve gerektiğinde ibraz etmekle yükümlüdür.

TMS’leri uygulayan işletmelerin vergi mevzuatı açısından kayıt ve raporlama sorumlulukları nedir?

TTK’nın 64’üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca gerçek ve tüzel kişiler vergi mevzuatında yer alan defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümlere uymak zorundadır. Ayrıca söz konusu maddede finansal tabloların hazırlanmasına ilişkin olarak TTK’da yer alan hükümlerin; vergi mevzuatının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin uygulanmasına, vergi kanunlarına uygun olarak vergi matrahının tespit edilmesine ve buna yönelik mali tabloların hazırlanmasına engel teşkil etmeyeceği belirtilmektedir.

Bu kapsamda, TMS’lere uygun olarak finansal tablo hazırlayan ve sunan işletmelerin vergi mevzuatına göre yapacakları kayıt ve raporlama sorumlulukları devam etmektedir.

İŞLETME BU YÜKÜMLÜLÜKLERİ YAPMAZSA NE OLUR?

- Denetime tabi olduğu hâlde, denetlettirilmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, düzenlenmemiş hükmündedir. (TTK Md. 397/2)

-a Finansal tabloların düzenlenmemiş sayılması, mali tabloların genel kurul tarafından incelenmesi, tartışılması ve ibrası yapılamaz.

-b Finansal tabloların düzenlenmemiş sayılmasının sonucunda Bağımsız Denetim Yaptırmayan Şirket; - Kar dağıtamaz

- Sermaye artıramaz,

 - Sermaye azaltamaz,

 - Fon sağlayan şirketlere ( Kredi verenler vb ) mali tablolar verilemez..

 Mali tabloları, YMM veya Mali Müşavir tasdik edemez.

- Denetçi seçilmemesinden doğacak zararlardan yönetim kurulu sorumludur. (Limited şirketlerde eski TTK’da sorumlu müdür veya müdürlerin, 6102 sayılı yeni TTK’da yönetim kurulunu oluşturduğu bilinmektedir.)

 Yaptırmama Durumunda 30.000 (otozbin)TL üzerinde ceza ile karşılaşılabileceklerdi

PEKİ BAĞIMSIZ DENETÇİ NE YAPAR?

BDS 200

Denetçinin Genel Amaçları

 Finansal tabloların denetiminin yürütülmesinde denetçinin genel amaçları:

 (a) Bir bütün olarak finansal tabloların, hata veya hile kaynaklı önemli bir yanlışlık içerip içermediğine ilişkin makul güvence elde etmek ve böylece finansal tabloların tüm önemli yönleriyle geçerli finansal raporlama çerçevesine uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığına dair bir görüş bildirmek

 (b) Bulgularına uygun olarak, finansal tablolar hakkında raporlama yapmak ve BDS’lerin zorunlu tuttuğu bildirimlerde bulunmaktır.

 NE ÖĞRENDİK ?

İşletme raporları hazırlayacak. Bağımsız Denetçi Bir bütün olarak finansal tabloların, hata veya hile kaynaklı önemli bir yanlışlık içerip içermediğine ilişkin makul güvence elde etmek ve böylece finansal tabloların tüm önemli yönleriyle geçerli finansal raporlama çerçevesine uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığına dair bir görüş bildirecek.

GERÇEK NE?

Hepimizin bildiği gerçek maalesef Bağımsız Denetime tabi olan firmalarda vuk a göre oluşturulmuş olan mali tabloları TMS veya UFRS ler doğrultusunda çevirim yapacak bilgi ve deneyime sahip eleman maalesef yok gibidir.

Peki buna rağmen Bağımsız Denetçiler Denetim aşamasında Mali ve diğer gruplardan neden yeteri kadar destek görememektedir.

Veriler ulaşmakta neden zorlanmaktadır.

Bunun ana nedenlerinden biri İşletmenin Mali grubunun üzerindeki yükün fazlalığı.

Devamlı bir kısır döngünün içinde olmaları işlerin yoğunluğundan ayrıca Tam tasdik kapsamında YMM başta olmak üzere kapasite raporu ,Banka raporu ,yönetim raporu Bütçe-finans-Personel  vb gibi işlerle yoğun bir şekilde uğraştıklarından Bağımsız Denetim için yardımcı olmak veya çevirim yapmak hepimiz kabul edelim em sonda gelmektedir.

KGK NE YAPMALI?

Kgk sorumluluğu işletmelere vermiş fakat bugüne kadar işletmelere bu konu hakkında hiç yardımcı olmamıştır.

Yapması gerekenler

1-Bağımsız Denetime tabi tüm işletmelere antetli resmi bir yazı yazarak Bağımsız Denetimin önemini –neden yapılması gerektiğini şirketlerine sağlayacağı faydaları detaylı bir şekilde anlatmalıdır.

Bir kamu kurumu tarafından yazılan Resmi bir yazı  ,Bağımsız Denetim Firmasının veya Bağımsız Denetçinin söylediklerinden çok daha fazla etkili olacaktır.

Kaldı ki azınlıkla olmakla beraber çoğu patron raporu bir görev savma olarak görmekte ,ne işe yaradığını bile bilmemekte raporuda KGK tarafından belirlenmiş bir Ücret tarifesi olmadığından en az fiyatı teklif edene vermektedir.

2-İşletmelerde Mali grupta bulunan ve bu işlere gönüllü olacak öğrenmeye ve öğretmeye aç elemanlar için ,

Zorunlu eğitim getirmek, sertifikalar vermek ,Aldıkları bu sertifikalar ve eğitimler için onlara bazı ünvanlar vermek.

    Her mesleğin bir mühendisi bir teknikeri vardır. Burada da bu arkadaşlara KGK veya KGK’nın  görevlendirdiği Eğitim kurumları tarafından belli bir saat eğitim verilerek gerekirse basit bir imtihanla Örneğin (Şirket içi vuk-ums-ufrs çevirim uzmanı)belgesi verilebilir.

Bu belge bu işi yapacaklar için bir motivasyon kaynağı olacak, yeni bir şey öğrenmenin heyecanını yaşatacak belki de kendileri için yeni bir yol haritası olacaktır.

Yararlanılan Kaynaklar:

-KGK Faaliyet Raporları

-KGK Standartları

-Abdulaziz ERTAŞ(BAĞIMSIZ DENETİM KAPSAMINDA TÜRKİYE’DE YAPILAN YASAL DÜZENLEMELERİN BAĞIMSIZ DENETİM ÜZERİNE ETKİLERİ)

19.01.2023

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM