YAZARLARIMIZ
Muhsin Atçı
Vergi Müfettişi
E. Gelirler Kontrolörü
Vergi Denetim Kurulu E. Başkan Yardımcısı
Bilim Uzmanı
muhsinatci@gmail.com



Zorla (!) Vergi Alınamayan Sektörler (Hard to Tax)

Vergi bir maliyettir ve insanlar bir şekilde zenginliklerinde azalmaya neden olan bu konuya her zaman pek sıcak bakmazlar.  Bu bakış açısı temelinde gelişmişlik düzeyi farketmeksizin bütün ülkeler açısından vergi toplamasının güç olduğu “hard to tax” (Vergilemesi güç) sektörler ve iş kolları bulunmaktadır. Bu mükellefler zaman zaman mükellefiyet dahi tesis ettirmeden faaliyette bulunabildiği gibi mükellefiyeti olanlar da faaliyetleri itibariyle kayıtdışında kalma eğilimindedirler. Bu alana ilişkin uyumsuzluğu ölçmeye yönelik OECD tarafından yapılan çalışmalarda ortaya konulduğu kadarıyla; Katma Değer Vergisi (KDV) kaybı gelişmekte olan ülkelerde % 50-60, gelişmiş ülkelerde ise % 7-13 oranında tahmin edilmektedir.

Vergilemesi güç sektörlerin başında tarım faaliyetleri, küçük işletmeler (esnaf) ve hizmetler sektörü bulunmaktadır. Bu sınıfın ekonomi içinde edindiği konum önemlidir. Doğal olarak, sayıları önemli bir yekün tutar ve toplumun önemli bir kesimiyle temas halindedir. Ayrıca, araştırmalarda ortaya konulduğu üzere ekonomik bozulmanın devlet yönetiminde yozlaşma ile kol kola girdiği ülkelerde bu sınıfın sayısının hızla arttığı tespit edilmiştir.[1] Ekonomik büyüme ve istikrarın devlet kapasitesinin artması ve güçlenmesi yanında işletmelerin büyümesi ile sonuçlanacağını öngörürsek bu tespitin doğruluğu teyit edilir.

Hard to tax (Vergilemesi güç) tabirinden yola çıkarak bu sınıfa ilişkin tek derdin vergileme olduğu değerlendirilmesin. Bu sektörlerin ölçülebilmesine yönelik zafiyete atfen vergilemesi güç tabiri ortaya çıkar. Bilindiği üzere “bir ölümden bir de vergiden kaçamazsınız” gibi ifadeler aslında devletin büyük bir leviathan olduğuna atıf yapar. Bu durumda vergiden bir kaçış varsa bu durum devletin kapasitesi ile ilgili bir soruna işaret eder.

Ölçemediğinizi yönetemezsiniz. Vergilemesi güç sektörler için durum tam da bu. Gerçekleştirmek istediğiniz hibeler, vermek istediğiniz krediler, ekonomi politikasındaki değişiklikler ya da vergisel düzenlemelerin nasıl etkiler doğuracağını, ölçüye ve bilgiye dayalı olarak ortaya koymadan yapmanız halinde ümit edilen bir neticeye ulaşmak mümkün olmaz, daha çok, sesi gür olanın menfaat sağladığı bir düzen ortaya çıkarır.

Pandeminin etkisiyle ekonomik sürecin bütün tarafları zorluklar yaşadı, yaşıyor. Bu sıkıntıları gidermek üzere her gün yeni bir tedbire başvurulduğunu görüyoruz. Son yapılan vergi indirimleri de böyle bir hedef gözetilerek birer müjde olarak sunuldu. Bazı başlıklarda durum müjde kabilinde. Ekonominin sıkıntılı olduğu dönemlerde vergi, bir maliye politikası aracı olarak fiyat yoluyla arz ve talep üzerinde etkiler oluşturmak suretiyle ekonomik bir navigatör gibi kullanılır. Ancak bir sonuç alabilmek için öncelikle belli sektörlerden normal dönemlerde vergi alabiliyor olmanız gerekir.

Son yapılan indirimler arasında özellikle KDV oranı %18 den %8’e düşürülen hizmetler için durumun yukarıda bahsettiğimiz vergilemesi güç (Hard to tax) tabiri ile birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Vergi oranlarında ortaya çıkan aşağı yönlü değişiklik ile bir malın yahut hizmetin fiyatının düşmesi en temel beklentidir. Bunun neticesinde ise iktisat teorisinin temel kurallarından olan talebin fiyat esnekliğinin devreye girerek mevcut koşullar altında talep ve arz yönüyle farklı sonuçlar ortaya koyması beklenir. Ancak talebin fiyat esnekliğini vergi uygulamaları yönüyle değerlendirebilmek adına ilgili sektörlerin vergiye uyum düzeyleri konusunda fikir sahibi olmak elzemdir. Otomobil, beyaz eşya yahut konaklama gibi başlıklarda vergi oranlarına ilişin düzenlemeler fiyatlara doğrudan etki eder. Zira bu sektörler büyük oranda kayıt altındadır ve vergi maliyete dâhildir. Dolayısıyla verginin fiyat içerisinde bir unsur olduğu durumlarda genel ekonomi teorisi çalışacaktır. Peki, yukarıda değindiğimiz "hard to tax" vergilemesi güç sektörler için aynı sonuç beklenebilir mi? Büyük oranda kayıtdışı olan, vergi uyumu düşük bir sektörde vergi oranlarını değiştirmek fiyat üzerinde bir etki oluşturmayacaktır. Aksi yönde vergi oranlarını artırmakta bu sektörlerden daha fazla vergi hasılatı sağlamayacaktır. Buradaki risk, ortaya konulan politikaların sonuç doğurduğu yanılgısı ile gerçekten desteğe muhtaç ekonomik aktörlerin ihmal edilmesidir.

[1] Alm, James & Martinez-Vazquez, Jorge & Schneider, Friedrich. (2004). ‘Sizing’ the Problem of the Hard-to-Tax. Taxing the Hard-to-tax: Lessons from Theory and Practice. 268. 11-75. 10.1016/S0573-8555(04)68802-X.

11.08.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM