YAZARLARIMIZ
Mahmut Semih Şekercioğlu
Vergi Müfettişi
Bilim Uzmanı
mssekercioglu@gmail.com



Vergisel Açıdan Enflasyon Düzeltmesi

Bilindiği üzere son dönemlerde yaşamış olduğumuz yüksek enflasyon, satın alma gücünde azaltma yarattığı gibi mali tabloları gerçeğe uygunluk yönünden zaafa uğratmıştır. Yüksek enflasyon vergisel açıdan fiktif karların ortaya çıkmasına,  öz sermaye üzerinden vergi ödenmesine, farklı aktif-pasif yapısına sahip firmaların vergi yüklerinin değişmesine yol açabilmektedir. Yeniden değerleme uygulamalarının yalnızca aktifte yer alan varlıkları dikkate alması, enflasyon düzeltmesinin ise tüm mali tabloyu dikkate alması enflasyon düzenlemesini gerekli kılmaktadır. Türkiye’de yeniden değerleme uygulamalarına yönelik düzenlemeler daha eskiye dayanmakla birlikte, 2004 yılı ve sonraki yıllara ilişkin enflasyon düzeltmesi vergi mevzuatımızda 17.12.2003 tarih ve 5024 sayılı Kanun ile 213 sayılı VUK’un Mükerrer 298.maddesinde düzenlenmiştir.

Enflasyon Düzeltmesi Ne Zaman Yapılmalı?

213 sayılı VUK’un Mükerrer 298.maddesinde “ Kazançları bilanço esasına göre tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin fiyat endeksindeki artışın, içinde bulunulan dönem dahil son üç hesap döneminde %100'den ve içinde bulunulan hesap döneminde % 10'dan fazla olması halinde malî tablolarını enflasyon düzeltmesine tâbi tutarlar. Enflasyon düzeltmesi uygulaması, her iki şartın birlikte gerçekleşmemesi halinde sona erer.

  Kapsama giren mükellefler, geçici vergi dönemlerinin sonu itibarıyla malî tabloları düzenlemek ve enflasyon düzeltmesi yapmak zorundadırlar. Geçici vergi dönemlerinde yukarıda belirtilen oranların tespitinde, son üç hesap dönemi yerine üçer aylık dönemlerin son ayı dahil önceki otuzaltı ay ve içinde bulunulan hesap dönemi yerine son oniki ay dikkate alınır. Bir hesap dönemi içindeki geçici vergi dönemlerinin herhangi birinde düzeltme yapılması halinde takip eden geçici vergi dönemlerinde ve içinde bulunulan hesap dönemi sonunda da düzeltme yapılır.” Hükmü yer almaktadır. Aynı maddede enflasyon oranı olarak ÜFE’nin (Üretici Fiyat Endeksi) dikkate alınacağı belirtilmiştir.

Bilindiği üzere son yıllarda ÜFE çok yüksek seyretmiştir. TÜİK verilerine göre 2021 yılı için enflasyon düzeltmesi için dikkate alınacak ÜFE rakamları aşağıdaki gibidir.

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (2003=100)

Türkiye-TR

Aralık

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (2003=100)

2018

422,94

2019

454,08

2020

568,27

2021

1022,25

12 Aylık Enflasyon (ÜFE)

79,89%

36 Aylık Enflasyon (ÜFE)

141,70%

Yukarıda yer verilen ÜFE oranlarına göre Aralık ayı itibari ile enflasyon muhasebesi şartları oluşmuştur. Dolayısıyla bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri 2021 yılı/hesap dönemi için ve 2021/4. Geçici vergi dönemi için enflasyon muhasebesi uygulayacaktır. Özel hesap dönemi kullanan mükelleflerde kendi geçici vergi ve hesap dönemlerine göre oluşan 36 aylık ve 12 aylık enflasyon oranlarını dikkate alacaklardır. Enflasyon muhasebesi her iki şartın oluşmaması durumunda sona erecektir. Diğer bir deyişle içinde bulunulan hesap döneminde enflasyonun yüzde 10’dan veya son 3 yıllık enflasyonun % 100’ den aşağı olması tek başına yetmeyecek her ikisinin bir arada olması gerekecektir. Öte yandan herhangi bir geçici vergi döneminde enflasyon muhasebesi uygulandığında o hesap döneminin sonraki geçici vergi dönemleri ile hesap döneminin tamamı için enflasyon muhasebesi uygulanacaktır.

Enflasyon Muhasebesi Zorunlu Mu?

 Enflasyon muhasebesini, enflasyon muhasebesi şartlarının oluştuğu dönemden itibaren kazançları bilanço esasına göre tespit edilen gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri uygulamak zorundadır. Münhasıran sürekli olarak işlenmiş; altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden mükellefler ise mükerrer 298.maddenin ÜFE şartını dikkate almaksızın enflasyon düzeltmesi yapmak zorundadırlar. Ancak VUK’un 215. maddesi kapsamında yasal defterlerini yabancı para ile tutmasına izin verilenler, diğer para birimleriyle kayıt tuttukları sürece mükerrer 298 inci maddenin (A) fıkrası uyarınca enflasyon düzeltmesi yapamazlar. Türk para birimiyle kayıt yapmaya başlamaları halinde ise üç yıl süreyle anılan madde hükmünden yararlanamazlar.

Yukarıda açıklandığı üzere enflasyon muhasebesi konusunda mükelleflerin uygulayıp uygulamama noktasında seçimlik hakkı bulunmamakla birlikte, mezkur madde de Hazine ve Maliye Bakanlığı’na enflasyon muhasebesinin uygulama şekli, kapsamı ve şartlar oluşmasına rağmen uygulanmamasını belirlemeye yönelik yetkiler verilmiştir. VUK’un Mükerrer 298. Maddesinin A bendinin 8. alt bendine göre Hazine ve Maliye Bakanlığı;

a) Mükellef veya meslek grupları ya da mükelleflerin aktif toplamları veya ciroları itibarıyla; enflasyon düzeltmesinde toplulaştırılmış yöntemler kullanılmasına izin vermeye, toplulaştırılmış yöntem uygulanabilecek kalemleri belirlemeye,

  b) Mükellef veya meslek grupları ya da mükelleflerin aktif toplamları veya ciroları itibarıyla hangi tür malî tabloların; enflasyon düzeltmesine tâbi tutulup tutulmayacağını ve geçici vergi dönemlerinde düzeltilip düzeltilmeyeceğini belirlemeye,

  c) (3) numaralı bentte yer almayan kıymetler için düzeltmeye esas alınacak tarihi belirlemeye,

  d) Ortalama ticarî kredi faiz oranının tespitine ilişkin usul ve esasları tespit etmeye,

  e) Bölgeler, sektörler, iş grupları, iş nevileri veya parasal olmayan kıymetler itibarıyla döviz, altın ve benzeri değerleri esas alarak düzeltme yaptırmaya ve günlük olarak belirlenen endeks veya değerleri kullandırmaya,

  f) Parasal ve parasal olmayan kıymetleri belirlemeye,

  g) Net parasal pozisyon kâr/zarar hesabı yaptırmaya,

  h) Enflasyon düzeltmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye,

  ...Yetkilidir.

Yer verilen mükerrer 298. madde hükmüne göre Bakanlık, geçici vergi dönemleri itibari ile enflasyon muhasebesi uygulatmamaya, hesap dönemleri itibari ile de enflasyon muhasebesine tabi tutulacak mali tabloları belirlemeye yetkilidir. Bakanlık çıkarmış olduğu 338 no’lu VUK genel tebliği ile 2004 yılı ve sonraki yıllarda yapılacak enflasyon düzeltmesinde yalnızca Bilanço’nun düzeltme işlemine tabi tutulacağını belirtilmiştir. Dördüncü döneme ilişkin geçici vergi beyannamesi 2021/4. Dönemde son kez verilecektir. Söz konusu verginin yıllık vergiye mahsuben alındığı ve beyanname verme süresi sonuna çok az bir süre kaldığı dikkate alındığında, Bakanlık yetkisi dahilinde 4. Dönem geçici vergi beyannamesi için enflasyon düzeltmesi uygulanmaması yerinde bir karar olacaktır.

Enflasyon Muhasebesi Gerekli Mi?

Enflasyon muhasebesi uygulamasında genel anlamda parasal olmayan tüm varlıklar ve kaynaklar düzeltmeye tabi tutulmaktadır. Parasal olmayan kalemler, fiiliyatta satın alma gücünü koruyan ancak mali tablolarda satın alma gücünü yansıtmayan tutarlar (tarihi tutarlar) ile yer alan kalemlerdir.  Dolayısıyla bu kalemlerin düzeltilmesi ve gerçekte sahip oldukları satın alma gücünü yansıtan tutarlar ile mali tablolarda yer alması sağlanmalıdır.

Ülkemizde enflasyon düzeltmesi en son 2004 yılında yapılmış, Kanun’da yer alan enflasyon oranı şartları sağlanamadığı için 2021 yılına kadar uygulanmamıştır. Ancak her yıl belli bir oranda enflasyon yaşandığı dikkate alındığında mali tabloların bu süre zarfında gerçeklikten büyük ölçüde koptuğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Enflasyon muhasebesinin uygulanmaması, yıllardır uygulanmamış olması da dikkate alındığında, mali tablolarda daha çok aşınmaya ve ödenmesi gereken vergiler bakımından birçok mükellef için olumsuz sonuçlar doğurabilecektir. Varlıkların tarihi maliyetleri ile mali tablolarda yer alması, satış esnasında fiktif karlar elde edilmesine, bu sebeple daha çok vergi ödenmesine ve bir sonraki alışlar için daha çok dış kaynağa/öz sermayeye ihtiyaç duyulmasına sebep olmaktadır. Özellikle de enflasyon muhasebesi düzenlemesiyle birlikte stok maliyetinin hesaplanmasında LİFO (son giren ilk çıkar) yönteminin kaldırılmış olması kısa vadede vergiye tabi fiktif karları iyice artırmaktadır.

Enflasyon düzeltmesi sonucu, bilançonun pasifinde yer alan parasal olmayan kalemlere ait enflasyon farklarının, aktifte yer alan parasal olmayan kalemlere ait enflasyon farklarından daha fazla olması durumunda işletme daha az vergi ödeyecek, tersi durumunda ise daha fazla vergi ödeyecektir. Pasif tarafta banka kredilerinin payı yüksek olan firmalar, enflasyon düzeltmesi sonucu daha fazla vergi ödeyebilecek, finansman gider kısıtlaması da dikkate alındığında bu mükellefler için vergisel ek yük ortaya çıkabilecektir.

Sonuç

Uzun vadeli ele alındığında enflasyon düzeltmesi; fiktif karların ortaya çıkmamasına, mali tabloların daha sağlıklı olmasına, öz sermaye ile finansmanı teşvike, vergi yükünün daha dengeli dağılmasına sebep olacaktır. Ayrıca öz sermaye kalemlerine ait enflasyon fark hesapları, kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye eklenebilmekte ve tescil edilmiş sermayenin artırılmasını sağlamaktadır.

Diğer önemli bir husus enflasyon düzeltmesi için şartlar kanunen oluşmuş ve uygulanması gerekli hale gelmiştir. Uygulamanın mükelleflerin bilanço yapısına göre farklı sonuçlar doğurduğu dikkate alındığında, hukuki güvenlik ilkesi gereği uygulanması gerekmektedir.

05.01.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM