YAZARLARIMIZ
Mahmut Çağlayan
Gelir Uzmanı
mahmut.caglayan@gelirler.gov.tr



Vergi/Ceza Uyuşmazlıklarında Yeni İdari Çözüm Yolu: Kanun Yolundan Vazgeçme

213 sayılı Vergi Usul Kanununun (VUK) 379’uncu maddesi 07/12/2019 tarihli ve 30971 sayılı Resmi Gazete' de yayımlanan 7194 sayılı Kanun ile  "Kanun yolundan vazgeçme" başlığı altında yeniden düzenlenmiş olup 01/01/2020 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Konu ile ilgili olarak ayrıca 517 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu genel tebliği de yayımlanarak uygulamaya yön verilerek detaylı açıklamalara yer verilmiştir.

Bu kanun maddesinin işletilmesiyle uyuşmazlık konusu olan vergi/ceza ihbarnamesine karşı yeni bir idari çözüm yolu geliştirilmiştir. Bununla “vergilemede verimlilik[1]“ ilkesine uygun bir şekildi vergi daireleri ile mükelleflerin yargı harçları, avukatlık ücretleri ve zaman gibi maddi ve manevi kayıpların önüne geçilerek kısa zamanda uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması amaçlandığını söyleyebiliriz.

Bilindiği gibi vergi idaresi tarafından düzenlenip mükellefe tebliğ edilen vergi/ ceza ihbarnamelerine karşı mükellefin başvurulabileceği kanun yolları Vergi Usul Kanununda düzenlenmiştir. Bunlar; uzlaşma, cezada indirim talep etme ve vergi mahkemesine başvurma haklarıdır. Kanun yolundan vazgeçme maddesinden faydalanabilmenin, çeşitli şartları bulunmakta olup ilerleyen bölümlerde bu şartlardan bahsedilecektir, ilk yolu vergi/ceza ihbarnamesine karşı  yasal süresi içerisinde mahkemeye başvurma yasal hakkının kullanılmış olmasıdır. Yani uyuşmazlık konusu ihbarname ile ilgili olarak verilen bir mahkeme kararı olmadan, ki her mahkeme kararı bu yola başvuru için yeterli değildir, bu haktan faydalanılamamaktadır.

Kanun Yolundan Vazgeçme İdari Çözüm Yoluna Başvuru Şartları:

Mezkur maddenin ilk fıkrasında “ Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda, vergi mahkemesince verilen istinaf yolu açık kararlar ile bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık kararlarda (Danıştayın bozma kararı üzerine verilen kararlar hariç)” hükmü ile bir bakıma kanun yolundan vazgeçmenin ana çerçevesi çizilmiştir.

Dolayısıyla bir yargı kararının kanun yolundan vazgeçme kapsamına girebilmesi ya da mükellefin verilen yargı kararı kapsamında kanun yolundan vazgeçme idari çözüm yoluna başvuruda bulunabilmesi için aşağıdaki şartların sağlanması gerekmektedir;

  1. Vergi/ceza ihbarnamesine karşı yasal süresinde ( yani ihbarnamenin tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde) açılan dava sonucu verilen bir mahkeme kararı olmalıdır. Örneğin; 16.07.2020 tarihinde tebliğ edilen ihbarnameye karşı mükellef 15.08.2020 tarihine kadar (30 gün içinde) dava açması gerekirken 16.08.2020 tarihinde dava açmış ve mahkeme davayı süre aşımı nedeniyle usulden reddetmiş olsun. Bu durumda  kanun yolundan vazgeçme yolundan faydalanılamamaktadır; çünkü mahkeme esasa girmeden usul yönünden red kararı vermiştir.
  2. Vergi mahkemesince verilen karara karşı istinaf veya bölge idare mahkemesince verilen karara karşı temyiz yolunun açık olması, yani verilen kararın kesin nitelikli bir karar olmaması gerekmektedir. Bilindiği gibi vergi/ceza ihbarnamesi tutarına göre mahkemelerin vereceği kararlar kesin nitelikli ya da kanun (istinaf/temyiz) yolu açık olabilmektedir. Örneğin; İdari Yargılama Usulü Kanununun (İYUK) 45. maddesinde konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davalarına karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.
  3. Kanun yolu açık olan mahkeme kararına istinaden kanun yolundan vazgeçme idari çözüm yoluna başvuruda bulunabilmek için, temyize ya da istinafa başvuru süresi içerisinde, yani mahkeme kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren ‘30 gün[2]’ içerisinde, dilekçeye eklenecek mahkeme kararı ve tebligat zarfı ile beraber ilgili vergi dairesine başvuruda bulunulması gerekmektedir. Aksi durumda 213 sayılı kanunun 379 uncu maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
  4. Vergi mahkemesi ya da bölge idare mahkemesince verilen kararın Danıştayın bozma kararı üzerine verilmiş bir karar olmaması gerekmektedir. Örneğin; Danıştay, vergi mahkemesinin ya da bölge idare mahkemesinin verdiği kararı  bozmuş olsun ve vergi mahkemesince yeniden bir karar alınmış olsun.
  5. Dava konusu olan idari işlemin 1(bir) no.lu ihbarname olması gerekmektedir. Örneğin; ödeme emrine ya da haciz gibi takip ve tahsil işlemine karşı açılan dava nedeniyle verilen mahkeme kararları üzerine  kanun yolundan vazgeçme yoluna başvurulamamaktadır.
  6. Mükellefler tarafından “ihtirazi kayıtla[3]”  beyanname verilip dava konusu yapılması üzerine, tahakkuk fişi  esasına göre yapılan bu tarhiyatlara, mahkeme tarafından verilen kararlar da kanun yolundan vazgeçme kapsamı dışındadır.

Şartları sağlayıp Kanun Yolundan Vazgeçme maddesinden faydalanılabilmesi durumunda vergi ve/veya cezada hangi oranda indirim yapılacaktır?

Dava konusu yapılıp mahkeme tarafından verilen karar istinafa veya temyize taşımadan, kanun yolundan vazgeçildiğine yönelik dilekçe ile beraber, ilgili vergi dairesine başvuruda bulunulması durumunda ; mahkeme tarafından verilen karardaki kaldırılan vergi tutarının %60'ı, tasdik edilen vergi tutarının tamamı ile tasdik edilen vergi tutarına ilişkin vergi ziyaı cezasının %75'i; mahkeme tarafından verilen karardaki vergi aslına bağlı olmayan vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kaldırılan tutarının %25'i ve tasdik edilen tutarının %75'inin mükellef adına tahakkuk edecek ve vergi dairesi geriye kalan vergi ve/veya cezanın tahsilinden vazgeçecektir. 517 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu genel tebliği ekindeki dilekçeye eklenecek mahkeme kararı ve tebliğ zarfı ile başvuruda bulunulması yeterli olup, dilekçe tarihinden itibaren bir ay vadeli tahakkuk eden borcun bu süre içerisinde ödenmemesi durumunda Kanun Yolundan Vazgeçme hakkı ihlal olmamaktadır. Başka bir deyişle vadesinde ödenmeyen bu borç nedeniyle kanun yolundan vazgeçme hakkı devam edecektir. Vadesinde ödenmeyen borç için 6183 sayılı AATUHK kapsamında gecikme zammı ile beraber takip ve tahsil işlemine devam edileceği tabiidir. Kanun yolundan vazgeçme hakkından faydalanan mükellefin tahakkuk eden vergi ve/veya cezayı bir aylık vade süresi içerisinde ödemesi mükellefin yararına olacaktır. Çünkü mezkur maddede  “...bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezalarının %80'inin, hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte bu sürede tamamen ödenmesi şartıyla, vergi ve ceza tutarından %20 oranında indirim yapılır.” hükmüne de yer verilerek tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezası üzerinden (tasdik edilerek tahakkuk eden vergi hariç) ayrıca indirim yapılma imkanı getirilmiştir. Tüm bu anlattıklarımızı bir örnek üzerinden değerlendirelim.

Örnek; Vergi dairesi tarafından vergi aslına bağlı olmayan 10.000,00 TL tutarında özel usulsüzlük cezası kesilmiş, mükellef tarafından vergi mahkemesine başvurulmuş, mahkeme tasdik kararı vererek 01.03.2020 tarihinde mükellefe karar tebliğ edilmiş, mükellef 25.03.2020 tarihinde yani 30 günlük istinaf/temyiz süresi içerisinde kanun yolundan vazgeçme başvurusunda bulunulmuş ve idarece mükellefin başvurusu kabul edilmiş olsun. Bu durumda vergi dairesi tarafından, mahkeme tarafından tasdik edilen cezanın %75’i olan 7.500,00 TL tutarında, 25.04.2020 vade tarihli tahakkuk fişi kesilecektir. Şayet mükellef bir aylık vade süresi içerisinde bu borcunu öderse veznede/tahsilat esnasında 7.500,00 TL üzerinden %20 oranında daha indirim yapılarak 1.500,00 TL daha indirilecek ve mükellefin ödeyeceği tutar 6.000,00 TL olacaktır.

Sonuç:

Vergi ve/veya ceza uyuşmazlıklarını dava konusu yapan ve vergi/bölge idare mahkemeleri tarafından uyuşmazlık ile ilgili verilen kararı üst mahkemeye taşımaktan (temyiz/istinaf) vazgeçerek 213 sayılı VUK’un 379. maddesi kapsamında Kanun Yolundan Vazgeçme maddesinden faydalanan mükelleflere, belli şartlar dahilinde, kesilen vergi ve/veya ceza üzerinden belli oranlarda indirim hakkı getirilmiştir. Böylece tarafların karşılıklı maddi ve manevi menfaatleri korunarak, ihtilafların daha kısa sürede çözüme kavuşturulacağı, mahkemelerin iş yükünün hafifleyeceği bir uygulama daha hayata geçirilmiştir.

Kaynakça:

  1. 213 sayılı Vergi Usul Kanununu
  2. 517 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu genel tebliği
  3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununu

[1]   Verimlilik ilkesi, en düşük maliyetle en yüksek katma değeri elde etmek ya da en az girdiyle en çok çıktı/verim elde etmek şeklinde tanımlanabilir.

[2]  2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45 ve 46. maddelerinde istinaf ve temyiz süresi, kararın tebliğinden itibaren 30 gün olarak belirlenmiştir.

[3]   Mükelleflerce beyan edilen matrah veya matrah kısmı üzerinden tarh edilen vergiye, kanuni gerekçe gösterilerek dava hakkının saklı tutulması yolunda şerh ile verilen beyanname ihtirazi kayıtla verilmiş kabul edilir.(Vergi Daireleri İşlem Yönergesi Md. 55)

16.11.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM