Mahmut ATLAR
Vergi Denetmeni
mahmutatlar@hotmail.com
Tarih:
08.03.2011
I-GİRİŞ
Bilindiği üzere 5811 sayılı yasa ile mükelleflere
yurtiçinde veya yurtdışında bulunan varlıklarını
işletmelerine dahil etmeleri, beyan ettikleri bu
tutarlar üzerinden belli bir vergi ödemeleri bu
kıymetleri kayda almaları halinde, beyan ettikleri
tutarlar ölçüsünde vergi incelemelerinde ortaya çıkacak
matrah farklarından mahsup imkanı tanınmış, yani bu
mükelleflere beyan ettikleri matrah ölçüsünde bir nevi
koruma sağlanmıştır.
5811 sayılı kanun metni ve gerekçesinden, kanunun
getiriliş amacının, fiilen sahip olunan varlıkların
kayıt altına alınması ve bunların işletme bünyesine
dahil edilmesi olduğu anlaşılmakla birlikte, 5811 sayılı
yasa bazı mükelleflerce getiriliş amacına uymayan bir
şekilde yorumlanmış, sadece vergi incelemelerine karşı
sağladığı koruma işlevi öne çıkarılmıştır. Mükellefler
bu algıdan hareketle ve kanunun bu koruma işlevinden
yararlanabilmek amacıyla fiilen işletmelerine dahil
etmeyecekleri paraları (fiktif para) banka sistemine bir
defaya mahsus girdi-çıktı yaparak( fiktif para kayden
kasa hesabında kalmaktadır) beyan etmiş ve bu
varlıklarını defter kayıtlarına alarak kendilerini vergi
incelemelerinde ortaya çıkabilecek matrah farklarına
karşı korumaya çalışmışlardır.
Ancak, kanunun getiriliş amacı ile mükellef
algısındaki bu farklılık, işletmeleri kasalarında kayden
yeralan ama fiilen yer almayan bir para ile karşı
karşıya bırakmıştır. İşletmeler bu defa kasalarındaki bu
fiktif tutarlar için ya sürekli olarak kendileri
adatlandırma yapmak veya muhtemel bir vergi
incelemesinde bu adatlandırma dolayısıyla cezaya
muhatap(parayı ortaklara ve ya diğer kişilere
kullandırdıkları varsayılarak) olmak durumunda
kalmışlardır.İşletmeler kendilerini korumaya almak adına
yaptıkları 5811 kapsamındaki varlık beyanı sonucu, yeni
bir riski üstlenmiş olmaktadır. Bu riskten kurtulmak
için torba yasa ile getirilen stok (kasa) affı bir çıkış
yolu olabilir.
II- İLGİLİ MEVZUAT VE DEĞERLENDİRME
5811 sayılı yasanın 3. maddesi 5.fıkrası ile kanun
kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar
nedeniyle 01/01/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin
hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı
yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı maddenin 7.
fıkrasında ise beyanın yapıldığı tarihten itibaren bir
ay içinde Türkiye'ye getirilmeyen veya Türkiye'deki
banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba
transfer edilmeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve
diğer sermaye piyasası araçları dolayısıyla veya ikinci
fıkra uyarınca beyanda bulunulduğu halde bilanço esasına
göre defter tutmayan mükelleflerce söz konusu varlıklara
ilişkin tutarların banka ve aracı kurumlara
yatırılmaması, bilanço esasına göre defter tutan
mükelleflerce ise süresi içinde sermaye artırımında
bulunulmaması hallerinde beşinci fıkra hükmünden
yararlanılamayacağı belirtilmektedir. Ancak bu yolla
arttırılan sermayenin azaltılamayacağına veya bu
fonların işletmede belli bir süre tutulması
zorunluluğuna dair bir hükme yer verilmemiştir.
TBMM’de kabul edilen torba yasanın 11. maddesi
uyarınca, bilanço esasına göre defter tutan mükellefler,
31.12.2010 tarihi itibariyle düzenleyecekleri
bilançolarda görülmekle birlikte işletmelerinde
bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet
konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve
benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı
bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu
tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını bu kanunun
yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar
vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını
düzeltebilirler. Bu kapsamda beyan edilen tutarlar
üzerinden %3 oranında hesaplanan verginin beyanname
verme süresi içinde ödenmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen yasa maddeleri dikkate
alındığında, bilanço esasına göre defter tutan ve
5811 sayılı yasa uyarınca varlık beyan eden
mükelleflerin, kanunun öngördüğü koruma hükümlerinden
(3. madde 5.fıkra) yararlanmaları için diğer şartlarla
birlikte sermaye arttırımında bulunmaları şart
koşulmuştur. 5811 sayılı yasa ile işletmelerin bu
kapsamda sermaye arttırımında bulunmuş olması yeterli
görülmüş olup sermayenin azaltılamayacağına veya bu
fonların işletmede belli bir süre tutulmasına dair bir
hükme yer verilmemiştir.
Bu durumda Torba yasa ile getirilen düzenlemeden
yararlanarak, işletmede fiilen bulunmayan kasa
mevcudunun %3 vergi ödenerek gerçek duruma
getirilebileceği değerlendirilmektedir. Kasa mevcudu
gerçek duruma uygun hale getirilirken bilançonun
pasifinde gerçek duruma uygun tutarda bir dengelemenin
yapılması gerekmektedir.Düzeltme işlemi torba yasaya
dayanılarak yapılacağı ve 5811 sayılı kanunda sözkonusu
düzeltme işlemini engelleyici herhangi bir hüküm
getirilmediği için, 01/01/2008 öncesi dönemler için 5811
sayılı yasanın koruma hükümlerinin devam edeceği
anlaşılmaktadır.
III-SONUÇ
Bilanço esasına göre defter tutan ve 5811 sayılı
yasa kapsamında fiktif varlık (para) beyan eden
mükelleflerin, kanunun öngördüğü koruma hükümlerinden
(3. madde 5.fıkra) yararlanmaları için diğer şartlarla
birlikte sermaye arttırımında bulunmaları şart da
koşulmuştur.Mükelleflerin 5811 sayılı yasa kapsamda
beyanda bulunup sermaye arttırımında bulunulduktan
sonra, Torba yasa ile getirilen düzenlemeden de
yararlanarak kasa mevcutlarını gerçek duruma
getirebilecekleri ve adatlandırma riskinden
korunabilecekleri değerlendirilmektedir.
Kasa hesabı düzeltilip gerçek duruma getirilirken, bu
işlemin pasifteki karşılığı torba yasaya dayanılarak
düzeltileceği ve 5811 sayılı kanunla bu düzeltme
işlemini engelleyici herhangi bir hüküm getirilmediği
için, mükellefler açısından hem 5811 sayılı yasa
hükümlerinden yararlanma hem de kasa hesabını gerçek
duruma getirme imkanı bulunmaktadır.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik
ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak
göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem
yapılacaktır .)