İsmail NAMLI
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
ismail.namli@ismmmo.org.tr
Satıştan İade İşlemlerinin Uygulaması, Değerlemesi, Takibi ve Muhasebeleştirilmesi – I
Tarih: 22.02.2011
I - Giriş
İşletmelerin ürettikleri (mamul) ve/veya ticaretini (ticari mal) yaptıkları
ürünler, satışından sonra; ilgili ürünlerin istenilen kalitede olmaması, ayıplı
ya da kusurlu olması, alış bedelinin ödenememesi gibi birçok nedenlerle iade
olabilmektedir. Çalışma hayatında çokça karşılaştığımız satılan ürünlerin iadesi
konusunda uygulamada birçok tereddüt ve yanlış uygulama söz konusudur.
Bu
çalışmamızın 1. bölümünde satıştan iade işlemlerinde Katma Değer Vergisi Kanunu
uygulaması ve oranı, belge düzeni, Vergi Usul Kanunu’na göre değerlemesi ve
işletme içi iade sürecinin mali işleyişinin sağlanmasına değinilecek olup, 2.
bölümde ise satıştan iade işlemlerine ilişkin muhasebe kaydı yönünden yapılması
gerekenler etraflıca incelenerek konu hakkındaki kişisel görüşümüz sunulacaktır.
II –
Satıştan İade İşlemlerinde Katma Değer Vergisi Kanunu Uygulaması ve Oranı
a)
Satıştan İade İşlemlerinde Katma Değer Vergisi Kanunu Uygulaması
Katma
Değer Vergisi Kanunu’nun “Matrah ve İndirim Miktarlarının Değişmesi”
başlıklı 35. maddesinde “Malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi,
işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu
hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükellef bunlar için borçlandığı
vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükellef ise indirme hakkı bulunan vergiyi
değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde
düzeltir.Şu kadar ki, iade olunan malların fiilen işletmeye girmiş olması ve bu
girişin defter kayıtları ile beyannamede gösterilmesi şarttır.” hükmü yer
almakta olup buradan hareketle malların iade edilmesi bir düzeltme işlemi
olduğundan düzeltme
işlemi yapılırken satıcılar daha önce hesapladıkları katma değer vergisini bu
defa
da indirilecek katma değer vergisi olarak, alıcılar ise indirim konusu
yaptıkları katma değer vergisini bu defa da hesaplanan katma değer vergisi
olarak hesaplarına kayıt edeceklerdir. Fakat düzeltme yapılabilmesi için,
malların fiilen işletmeye girmiş olması ve bu girişin defter kayıtları ile
beyanname de gösterilmesi şarttır.
KDV mükellefleri arasındaki mal iadesi durumlarında uygulamada karşılaştığımız;
aynı vergilendirme dönemi içerisinde gerçekleştirilen satış ve iade
işlemlerinde, satış faturasının iptal edilmesi suretiyle işlem yapılması durumu
kişisel görüşümüze göre yanlış ve sakıncalıdır. Mal teslimi yapılmadan
evvel ( teslim öncesinde ) işlemden vazgeçilmesi halinde irsaliye ve faturanın
veya irsaliyeli faturanın iptal edilmesi suretiyle yapılan işlemler bir nebze
olsun kabul edilebilir. Ancak; mal tesliminin yapıldığı durumlarda süreç mutlaka
karşılıklı fatura düzenleyerek sonlandırılmadır.
b)
Satıştan İade İşlemlerinde Katma Değer Vergisi Oranı
İade
edilen mallar nedeniyle alıcı tarafından düzenlenecek olan faturada, daha önce
satıcının düzenlemiş olduğu fatura da yer alan katma değer vergisi oranı esas
alınacaktır. Mal iadelerinde uygulanacak katma değer vergisi oranı için
geçerli ilke; teslimin tabi olduğu oranın kullanılmasıdır. Katma Değer
Vergisi Kanunu’nun 35. maddesinde geçen “ … vergiye tabi işlemleri yapmış olan
mükellef bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükellef ise
indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve
değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzeltir. …” ifade teslimin tabi olduğu
katma değer vergisi oranının kullanılmasını hükmetmektedir. Nitekim, 105 Seri
No'lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nde “matrahta
değişikliğin vuku bulduğu tarihte işlemin tabi olduğu KDV oranının değişmiş
olması halinde düzeltme işleminin, ilk teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu
işlemler için geçerli olan KDV oranı esas alınmak suretiyle yapılması
gerekmektedir.” açıklaması yapılmıştır.
III –
Satıştan İade İşlemlerinde Belge Düzeni
Mal
iadelerinde katma değer vergisi kanunu uygulaması bakımından yapılması gereken
işlemler tarafların durumuna göre farklılık arz etmektedir. Bu konuda genellikle
iki farklı durumla karşılaşılmaktadır. Bunlar;
a)
Vergi mükellefi olan taraflar arasındaki mal iadelerinde belge düzeni;
Vergi
Usul Kanunu’nda iade faturası adı altında bir tanımlama ve düzenleme mevcut
değildir. Bu nedenle mal iade işleminin vergi mevzuatına uygun yapılması,
sürecin izlenmesi ve stok hareketlerinin takibinin yapılabilmesi bakımından
işlemlerin irsaliye ve akabinde fatura ile veya irsaliyeli fatura ile yapılması
gerekmektedir. Düzenlenecek olan iade faturasına malların iade edildiğini
belirten bir açıklamanın ve alış faturasına ait tarih ve fatura numarasının
yazılmasında yarar vardır. Nitekim konuyla ilgili idaresinin vermiş olduğu
özelgelerde bu yönde görüş bildirilmiştir. Malı iade eden serbest meslek erbabı
ise, iade işleminin serbest meslek makbuzu ile yapılması uygun olacaktır. Mal
iadesi için düzenlenen serbest meslek makbuzunda Katma Değer Vergisi ayrı
gösterilecek fakat stopaj hesaplanmayacaktır.
b)
Satıcının vergi mükellefi alıcının ise mükellef olmadığı (tüketici) mal
iadelerinde belge düzeni;
Konuyla
ilgili 54 seri no'lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nde satılan malın iade
edilip değiştirilmesi ve ödenen bedelin iade dilmesi ile ilgili olarak satıcı
işletmenin ne şekilde işlem yapacağı şöyle açıklanmıştır; “Tüketiciler
tarafından malların iade edilip bedellerinin geri verilmesinin istendiği
durumlarda, satıcı tarafından ödenen bedellerin katma değer vergisi dâhil
tutarları tüketiciye iade edilecektir.Satıcılar işlemlerinin düzeltilmesi için
iade edilen mal nedeniyle gider makbuzu düzenleyecekler ve tüketiciden iade
edilen mala ait fatura ve benzeri belgeyi bu makbuz ekinde geri alacaklardır.
Gider makbuzunda iade edilen malın katma değer vergisi satış bedelinden ayrı
gösterilecek ve bu miktar indirim konusu yapılmak suretiyle işlem
düzeltilecektir.” İlgili tebliğde bahsedilen “gider makbuzu” ifadesi ile Vergi
Usul Kanunu’nun 234. maddesinde belirtilen “Gider Pusulası”
kastedilmektedir. Vergi Usul Kanunu’nun “Gider Pusulası” başlıklı 234.
maddesinde “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit
edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve
çiftçilerin: Vergiden muaf esnafa; Yaptırdıkları işler veya onlardan satın
aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza
ettirecekleri gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş
fatura hükmündedir. Bu belge, birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zati
eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya
için de tanzim edilir. Gider pusulası, işin mahiyeti, emtianın cins ve nev'i ile
miktar ve bedelini ve iş ücretini ve işi yaptıran ile yapanın veya emtiayı satın
alan ile satanın adlarıyla soyadlarını (Tüzel kişilerde unvanlarını) ve
adreslerini ve tarihi ihtiva eder ve iki nüsha olarak tanzim ve bir nüshası işi
yapana veya malı satana tevdi olunur.” hükmü yer almaktadır.
Mal ve
hizmet tesliminde bulunan işletme (satıcı) düzenleyeceği gider pusulasına
dayanarak iade (geri) aldığı malı stoklarına dâhil eder ve malın bedeli için
ödemiş olduğu katma değer vergisini indirir. Burada dikkat edilmesi gereken
husus; satılan malın geri alınması nedeniyle düzenlenecek gider pusulasında
stopaj hesaplanmayacağıdır.
IV –
Vergi Usul Kanunu’na Göre İade Malların Değerlemesi
Vergi
Usul Kanunu 262 ve 274. maddelerine göre ilk madde ve malzeme, yarı mamul, mamul
ve ticari mallar maliyet bedeli(1) ile değerlenmekte olup iade
alınan malların değerlemesi de maliyet bedeline göre olacaktır.
İşletmelerde stok değerleme yöntemlerine göre hesaplanan satılan malların
maliyeti, stoklardan çıkarılarak 620, 621 no’ lu hesaplara aktarılır.
Malın
iadesi söz konusu olduğunda; stoklardan çıkardığımız miktar veya tutar aynı
biçimde stoğa iade edilmeli ve satılan malın maliyeti hesabı alacalandırılarak
satılan malın maliyetinden düşülmelidir.Özellikle stoklarını hassas bir biçimde
izleyen ve devamlı envanter yöntemini kullanan işletmeler için bu uygulama
kolaylıkla yapılabilir.Ancak aralıklı envanter yöntemini kullanan ve stoklarını
net biçimde izleyemeyen işletmeler için iade malın maliyetinin hesaplanmasında
sıkıntı olabilir.(2)
Uygulamada kimi mükelleflerin, kayıtlarına göre dönem başı mal stokları ve dönem
içi mal alışları toplamından oluşan değer ile dönem sonu fiili sayımları
sonucunda tespit ettikleri mal miktarlarının maliyet değerleri arasındaki farkı
“Satılan Ticari Mal Maliyetleri" hesaplarına aktarma yoluna gittikleri
görülmektedir. Bu suretle, dönem sonu fiili sayım sonuçları ile kaydi sonuçlar
karşılaştırılmamakta, dönem sonu fiili stoğa göre bir maliyet oluşturulmaktadır.
Bu durumda, çalınan, kaybolan veya benzeri nedenlerle işletmede bulunmayan
malların bedellerinin ya da nedeni mantıklı bir şekilde açıklanamayacak
olağanüstü firelerin yahut takdir komisyonu kararı gereken değeri düşen malların
stoklardan çıkarılarak hileli bir şekilde “Satılan Mallar Maliyeti" içerisinde
bir nevi gider yazılması sonucu ortaya çıkmaktadır.(3) Bu gibi
durumlarda vergi zıyaına neden olunduğu gibi işletmenin fiili envanteri ile
kaydi envanteri arasında farklılıklar olmaktadır. Bu sebep ile ileriki yıllarda
ağır vergi cezalarıyla karşılaşmamak ve işletme faaliyetlerini iyi analiz ederek
işletme karlılığının doğru şekilde hesaplanabilmesi için işletmeler stoklarına
ve özelliklede satıştan iade işlemlerine dikkat etmelidirler.
Bazı
bilgisayar programları özellikle Kurumsal Kaynak Planlamasına (ERP) göre
oluşturulmuş programlarda; programın karakteri gereği iade alınan malın
maliyetini stoktan çıkan malın birim maliyeti olarak dikkate almakta iade
miktarı ile stoktan çıkan malın birim maliyeti ilişkilendirilerek iade malın
maliyeti değerlemeye çalışılmaktadır.(4) İşletmede kurulan
bilgi sistemi belli periyotlar da kontrol edilerek doğruluk teyidi yapılmalıdır.
Öyle ki satıştan iade işlemlerinde yapılan kayıt hataları işletmenin fazla vergi
ödemesine bile neden olabilmektedir.
İade
malların değerlemesi satışı esnasındaki maliyet bedeli esas alınarak
yapılmalıdır. Farklı şekilde yapılan maliyet değerlemesi matrah farkına ve vergi
zıyaına neden olacaktır.
V –
Satıştan İade İşlemlerinin Muhasebe Departmanlarınca Takibi, Kontrolü ve Dikkat
Edilmesi Gereken Hususular
İşletmelerde yer alan muhasebe departmanı çalışanlarının satıştan iade
işlemlerini takip edip doğruluğunu kontrol etmesi için satışı ve akabinde iade
sürecini analiz ederek yapılması gerekenleri maddeler halinde sıralayan bir
yönergenin hazırlanması faydalı olacaktır. Özellikle büyük ölçekte üretim ve
ticari organizasyona sahip işletmelerinde iade işlemlerinin aylık baz da
binlerce olduğu görülmektedir. Bu sebeple hazırlanacak olan bir yönergenin hem
uygulama birliği sağlamaya, hem de işlemlerin mali mevzuata uygun şekilde
yapılmasını sağlamaya yardımcı olacaktır. Bu konuyla ilgili örnek bir yönerge
aşağıdaki gibidir.
Satıştan
İade Faturalarının Takibi ve Muhasebeleştirmesi ile ilgili Yönerge
Firmamızın satmış olduğu ürünlerin istenilen renk ve kalitede olmaması, defolu
olması, hatalı gönderilen mamul olması gibi nedenlerden dolayı müşterinin iade
etmiş olduğu mamuller ile ilgili irsaliye ve faturanın veya irsaliyeli faturanın
muhasebeye ulaşmasını müteakip muhasebe departmanı çalışanınca yapılması gereken
hususlar yönergemizin içeriğini oluşturmakta olup ilgili süreç aşağıdaki
gibidir.
İade
irsaliyesinin kontrolü ve onayı;
1.
Ürünlerin
firmamız deposuna (ambarına) ulaşıp teslim alındığına dair firmamız çalışanının
adı ve imzası bulunmalıdır.
2.
Ürünlerin
firmamız deposuna ulaşıp irsaliyede belirtilen miktarda olduğuna dair ölçüm veya
sayım yapan ve doğruluğunu onaylayan firmamız çalışanının adı ve imzası
bulunmalıdır.
İade
faturasının kontrolü ve onayı;
1.
Müşteri
tarafından iade edilen ürünlere ilişkin faturada yer alan miktar ile iade
irsaliyesinde yer alan miktar karşılaştırılır.
2.
Müşteri
tarafından iade edilen ürünlere ilişkin faturada yer alan Kdv oranının satış
esnasındaki Kdv oranıyla aynı olup olmadığı kontrol edilir.
3.
Müşterinin iade etmiş olduğu ürüne ait faturada yer alan birim fiyat kontrol
edilmeli ve müşteriye satmış olduğumuz birim fiyat ile kıyaslanarak eşitliğinin
doğruluğu sağlanmalıdır. (Müşteri satılan 1 br mal 1,25 TL den satılmış ise yine
1,25 TL den geri alınması gerekmekte olup daha düşük veya daha yüksek bedelle
iade alınmamalıdır.)
4.
Müşterinin düzenlemiş olduğu iade faturasında mutlaka iade edilen ürünlerin
firmamızca teslim edilmiş olduğu fatura tarih ve numarası yer almalıdır. Müşteri
bu bilgiyi yazmamış ise uyarılmalı ve düzeltilmesi sağlanmalıdır. Eğer
müşteriden bu konuda yardım alınamıyorsa iade edilen ürünlerin birim
fiyatlarından hareket ederek bu ürünleri hangi tarih de ve hangi fatura ile
satmış olduğumuz tespit edilmelidir. Tespit edilen fatura tarih ve numarası iade
faturasına not edilmelidir.
5.
Yukarıda
belirtilen usullere uygun olarak temin edilen iade irsaliyesi ile iade faturası
eşleştirilerek alacak muhasebesi çalışanına sunulur ve müşterinin cari hesabına
faturayı kayıt ettirilir.
6.
İade
faturasına konu ürünlerin satış tarihine bağlı olarak (geçmiş yıl satışı, ilgili
yıl içinde olup ancak geçici vergi dönemi farklı olması hali ya da aynı geçici
vergi döneminde satış ve iade alınması hali) gerekli muhasebe kaydı yapılır.
VI –
Sonuç
Satıştan
iade işlemlerinin uygulamasını konu aldığınız bu çalışmamız da yer alan
hususlara azami uyulması işletmelerin yararına olacaktır. Mal iadeleri ile
ilgili yukarıda bahsetmiş olduğumuz açıklamalar vazgeçilen hizmetler, fiyat
farkı ve sair nedenlerle (erken ödeme iskontosu vb.) matrahta değişiklik olması
durumlarında da geçerlidir. Özellikle iade ürünlerin değerlemesi ile ilgili
olarak işletmeler kullanmış oldukları muhasebe programlarının sonuçlarını
kontrol etmelidirler. Stokların ve iade ürünlerin değerlemesi sadece vergi
matrahının hesaplanması açısından düşünülmemeli, işletmenin ilgili faaliyet
dönemlerinin analiz edilmesi ve karlılığın hesaplanması açısından da önemlidir.
Ve özellikle belirmeliyiz ki; yüksek enflasyonlu dönemlerde ya da dövize
endeksli satışlarda iade edilen ürünün birim fiyatı cari (iade edildiği tarih)
dönemdeki fiyat değil ilk fiyatı (satıcı için satış, alıcı için alış fiyatı)
geçerlidir. Farklı bir birim fiyatın iadeye konu edilmesi hem vergi usul kanunu
hükümlerine hem de katma değer vergisi kanununun 35. maddesi hükümlerine
aykırıdır.
Dipnotlar;
1 -
Maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin
artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum
giderlerin toplamını ifade eder.
2,4 - Süleyman YÜKÇÜ, Gülşah ATAĞAN
“İade Malların Değerlemesi” Yaklaşım Dergisi 217.sayı Ocak 2011
3 -
UYGULAMADA SIKÇA KULLANILAN VE “SONDAN BAŞA" OLARAK ADLANDIRILAN GÖTÜRÜ BİR
MALİYET YÖNTEMİ VE MUHASEBE KAYITLARI
Güray ÖĞREDİK
Serbest
Muhasebeci Mali Müşavir Mazars&Denge Denetim YMM A.Ş. Mali Pusula, Şubat 2007
Yararlanılan Kaynaklar ;
1.
3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu
2.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu
3.
54 Seri No’lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği
4.
105 Seri No'lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği
5.
Mehmet MAÇ ( YMM ) KDV-5 ( e-Kitap )
6.
Prof.Dr. Şükrü KIZILOT
Katma Değer
Vergisi Kanunu Ve Uygulaması
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem
yapılacaktır.)