YAZARLARIMIZ
İsmail Hakkı Dura
Vergi Başmüfettişi
E. Gelirler Başkontrolörü
durahakki@hotmail.com



Naylon Faturadan Sahte Belgeye : Ucu Bulunamayan Yumağı Açmak Mümkün Mü?

Katma değer vergisinin Türkiye vergi hukukunda yerini aldığı ilk yıllarda ihracatın ekonomi için baskın kılınmaya çalışılan önemi, dış satım yoluyla ülkeye gelir sağlama çabası açısından katma değer vergisi iade sisteminin kurgusunu gerekli kılmıştır.

Katma değer vergisi iade sistemi, ihracat yönünden ihraca konu değerin bünyesinde biriken yüklenilmiş katma değer vergisinin mükellefe iadesi şeklinde çalışır. Bu sistemde varış ülkesi ilkesi gereği ihracat sırasında vergi hesaplanmaz.

Dolayısıyla yüklenilen vergilerin indirilebileceği bir hesaplanan katma değer vergisi olmadığından yüklenilen vergiler yönünden iade sistemi işletilir.

1985 yılında hukukumuza giren katma değer vergisi, ekonomik yaşamda fiyat yapısının vergi kadar yükselmesi sonucunu doğurduğundan, ticari işlemlerin belgesiz yapılmaması, o günlere değin işlemler için belge almayan taraflar için belge istemeyi özendirmek üzere ücretlilere vergi iadesi gibi sistemler de uygulanmıştır.

Katma değer vergisi, herhangi bir tarafın gelirini ya da giderini temsil etmemekle birlikte ekonomik yaşamda bir anda fiyatların vergi ile birlikte yüksek seyretmesi algısı oluşturmuş, bu algı reel olarak da hazine adına tahsil edilse de hazineye intikal için ödense de yükümlüler yönünden “bir yük” olarak değerlendirilmiştir.

Katma değer vergisi hesaplayarak hazineye vergi idaresi aracılığıyla bildiren yükümlüler, bu vergilerinden indirebildikleri verginin düşük olduğu ve ödenecek vergi yüklerinin yüksek kabul edildiği süreçlerde, ödenecek vergi tutarını en aza indirmenin bir yöntemi olarak gerçekte bir işleme dayanmayan belgeler temin etmeye başlamışlardır. Bu belgeler piyasada anıldığı şekliyle “naylon fatura” kavramıyla betimlenmiştir.

Naylon fatura zaman içinde vergi literatüründe de yer bulmuştur. Bir nükte unsuru olarak da faturanın naylon değil kağıt olduğu değerlendirmelerine değin yanılsamalar da yaşanmıştır.

Hukukun tanımıyla sahte belge olan naylon fatura, kavramsal olarak zamanla terkedilmiş, sahte belge, içeriği yanıltıcı belge betimlemeleri ağırlık kazanmıştır.

Katma değer vergisinin uygulanmaya başladığı günlerden bugüne ekonomik sistemde sahte veya içeriği yanıltıcı belgenin güncelliğini yitirmediği bilinmektedir.

Yoğun olarak vergi oranlarının yüksekliği nedeniyle bazı kullanıcıları tarafından bir zorunluk olarak da değerlendirilen sahte veya içeriği yanıltıcı belge, etkin mücadele çabalarının geliştirilmesine karşın tedavüldedir. Vergi denetim birimlerinin iş yükleri içindeki yerinin kendini koruduğu bilinmektedir.

Bir karışmış yün yumağı olarak değerlendirdiğimiz bu türdeki belge tedavülünün en aza indirilmesi için baskın olarak vergi oranlarının düşürülmesi yaklaşımı sunulmaktadır. Ancak vergi oranlarının düşürülmesi, sektörlere göre sıfır oran uygulanması durumunda dahi tedavülün tatminkar düzeyde azaldığına ya da azalacağına dair önemli veriler de bilinmemektedir.

Sahte veya içeriği yanıltıcı belge tedavülüne dair etkin çözümün, vergi oranlarındaki değişikliğe dair esnekliğin düşük olduğu dikkate alındığında, üretim ve ticaret birimleri zincirlerinin ilk halkadan itibaren cari denetimler ile süreğen şekilde izlenmesi ile başlatılması gerektiği kanaatindeyiz. Teslim ve hizmet unsurlarının katma değer oluşum süreçlerine dair zincirin bir bütün olarak cari denetimlerle kontrolü etkin kılınmadıkça, farklı nedenlerle vergi oranları değişikliklerinden bağımsız olarak sahte veya içeriği yanıltıcı belge tedavülü sürecektir.

NOT: Makalemiz www.vergisorunlari.com.tr adresinde yayınlanmıştır.

07.11.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM