YAZARLARIMIZ
Haydar Şanlı
Yeminli Mali Müşavir
info@pusulayeminli.com



Vergi Yapılandırmasına Konu Edilen Borca İlişkin Düzenlenen Ödeme Emri

1. Giriş

Devletin kamu harcamalarını karşılayabilmesi ve hizmet verebilmesi için gelire ihtiyacı vardır. İhtiyaç olan bu gelirin en önemli kalemlerinden biri ise şüphesiz vatandaşlardan toplanan vergilerdir. 1982 Anayasası’nın 73’üncü maddesinde de herkesin mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır. Devletin bu vergileri etkin ve verimli kullanabilmesi için ise vergilerin düzenli bir şekilde tahsil edilmesi gerekmektedir.

Vergiler başta olmak üzere tahsil edilemeyen kamu alacaklarının tahsil edilebilmesi için hukukumuzda 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) ihdas edilmiştir.

Ancak cumhuriyet tarihimizde tahsil edilemeyen kamu alacakları için birçok defa vergi affı/yapılandırması da çıkmıştır. Ödemeden uzaklaşan yükümlülerin borçlarını ödeyebilmeleri ve vergiye uyumlarını artırabilmek için sunulan yapılandırmalar ülkemizde son yıllarda popüler bir kurum haline gelmiştir.

Çıkarılan son 7256 sayılı Kanun Cumhuriyet tarihimizin 36’ncı mali affı olarak kayıtlara geçmiştir.

Bu çalışmamızın ilk bölümünde tüzel kişiler ve tüzel kişi temsilcileri/ortakları nezdinde kamu alacaklarının tahsili aşamasında izlenmesi gereken yöntemlere ikinci bölümünde ise vergi yapılandırmalarının ödenmemesi durumunda borçlular nezdinde düzenlenen ödeme emirlerinin hukuki sonuçlarına yer verilecektir.

2. Tüzel Kişi Nezdinde Mal Varlığı Araştırması Yapılmadan Ortağa Gönderilen Ödeme Emri Hukuka Uygun Değildir.

6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un (AATUHK) 55’inci maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün[1] içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı,  58’inci maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 15 gün[2] içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği öngörülmüştür.

Mezkur kanunun 62’nci maddesinde ise amme alacaklarının takibi için haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türünü ve tutarını belirlemeye Maliye Bakanlığı’nın yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.

Maliye Bakanlığı’na verilen yetkiye istinaden 1 Sıra No.lu Tahsilat Genel Tebliği’nin “İkinci Kısım/Birinci Bölüm-VI/2-Mal Varlığı” başlıklı bölümünde yapılacak mal varlığı araştırmasına dair usul ve esaslar belirlenmiştir.

Bu bağlamda borçlu tüzel kişilikler nezdinde amme borcunun takibi yukarıda yer alan kanun ve tebliğ hükümleri çerçevesinde belirlenen usul ve esaslara göre yapılacaktır.  Tüzel kişiliklerin amme borcunun tahsili için öncelikle kurum nezdinde mal varlığı araştırması yapılmalı, bu araştırma sonucunda amme alacağının tahsili hala imkansız ise kanuni temsilciler nezdinde takip başlatılmalıdır. Tüzel kişilik nezdinde mal varlığı araştırması yapılmadan ya da eksik yapıldıktan sonra kanuni temsilcilere ödeme emri gönderilmesi hukuka uygun değildir.[3]

Örneğin, kurumun banka hesapları nezdinde araştırma yapılmasına karşın menkul ve gayrimenkulleri üzerinde tahsil dairesi tarafından gerekli mal varlığı araştırması yapılmadan kanuni temsilcilere ödeme emri tebliğ edilmesi hukuka uygun olmayacaktır.

3. Vergi Yapılandırması Yeni Bir Borç İlişkisi Ortaya Çıkarmaktadır.

Amme alacaklarının ödenmemesi durumunda öncelikle kurum nezdinde tahsil için araştırma yapılacağı buna rağmen mezkûr borcun tahsil edilmemesi halinde kanuni temsilciler nezdinde de amme alacağının takibinin yapılabileceği yukarıda belirtilmiştir.

Vergi yapılandırmasına konu edilen borçların ödenmemesi durumunda ise kurum nezdinde takip yapılmadan ya da kurum nezdinde yapılandırma öncesi yapılan takip dikkate alınarak tahsil için doğrudan kurum temsilcilerine ödeme emri gönderilmesi hukuka uygun değildir. Çünkü vergi yapılandırması ile yeni bir hukuki durum ortaya çıkmakta, yeni bir borç-alacak ilişkisi doğurmaktadır.

Bu durumda yapılandırılan vergi borcunun ödenmemesi durumunda kurum nezdinde yeni bir takip işlemine başlanılmalıdır. Eğer başlanılan bu takip kapsamında borç tahsil edilemiyor ise kurum temsilcisi nezdinde ödeme emri düzenlenmelidir.

Yapılandırmaya konu edilen borcun tahsili için yapılandırma öncesinde kurum nezdinde takibe başlanılmış olması ve borcun tahsil edilememiş olması muhtemeldir.

Bu durumda söz konusu borcun yapılandırmaya konu edilmesi ve yapılandırma borcunun ödenmemesi halinde ise ilk olarak kurum nezdinde yeniden takibe başlanması gerekmektedir.

Daha önce (yapılandırma öncesi) kurum nezdinde borcun takibi yapıldığının kabulü ile doğrudan kurum temsilcisi ya da ortakları hakkında ödeme emri düzenlenerek tahsil yoluna gidilmesi hukuka aykırılık teşkil edecektir. Çünkü yapılandırma ile yeni bir borç ilişkisi doğduğundan dolayı takip işlemelerinin de tebliğde yer alan hükümler çerçevesinde yeniden başlaması gerekmektedir.  

Nitekim bu konu Konya BİM 1. VDD K. 2020/553 numaralı kararında da vücut bulmuştur. Söz konusu kararda aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir.

“ … vergi borcunun yapılandırılması sonucu yapılandırılan kamu borcunun ödenmemesi halinde yeni bir hukuki durum ortaya çıkması nedeniyle 6111 Sayılı Kanuna göre belirlenip ödenmeyen tutarlar üzerinden amme alacağının takip ve tahsil edilmesi için öncelikle şirket adına ödeme emri düzenlenmesi, buna rağmen amme alacağının tahsil imkanının kalmadığının saptanması durumunda 6111 Sayılı Yasa'dan yararlanılan dönemlerde şirketi temsile yetkili kanuni temsilciye gidilmesi gerektiği açık olup, bu haliyle söz konusu yöntem izlenmeden davacı adına uygulanan e-haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

4. Sonuç

Yukarıda yer alan yargı kararında da vergi yapılandırmasının yeni bir hukuki durum ortaya çıkardığı ve ödenmeyen yapılandırma borcu için öncelikle borçlu kurum nezdinde takip yapılması ve bu takip sonucunda alacağın tahsil imkanının kalmadığının belirlenmesi durumunda yapılandırmadan yararlanan kurum yetkilisi veya ortakları nezdinde tahsil için gerekli takibin yapılması gerektiği belirtilmiştir.

7256 sayılı kanun çerçevesinde yapılandırılan veya daha önceki vergi yapılandırmalarından yararlanılarak ödemesi devam eden borçların ödenmemesi durumunda düzenlenecek olan ödeme emirleri için yazımızda belirtilen hususların dikkate alınması kurumların yararına olacaktır.


[1]  28/11/2017 tarihli ve 7061 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile “7” ibaresi “15” olarak değiştirilmiş ve mezkur Kanunun 123 üncü maddesi uyarınca söz konusu değişiklik 1/1/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

[2] 28/11/2017 tarihli ve 7061 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile “7” ibaresi “15” olarak değiştirilmiş ve mezkur Kanunun 123 üncü maddesi uyarınca söz konusu değişiklik 1/1/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

[3] İstanbul BİM 6. V.D.D. E: 2017/5364 K: 2018/1524

19.11.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM