YAZARLARIMIZ
Güngör Demirer
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
gungordemirer@gmail.com



Etik Kurallar ve Bağımsız Denetim

Her mesleğin ve her insanın uymak zorunda olduğu bir takım etik kurallar, ahlaki değerler bütünü vardır. Etik kavramı, esnafın, denetçinin, bürokratın ve her halükârda vatandaşın davranışsal değer yargılarını oluşturur. Bu makalede bağımsız denetçilerin uymakla mükellef oldukları etik kuralların kağıt üzerinde kalmaması gerektiğine dem vurmaya çalıştım.

Etiğin tanımı?

Sözlük anlamına bakıldığında “Töre bilimi, Çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü, Ahlaki, ahlakla ilgili” anlamlarına geldiği görülmektedir. Etiği öğrenmek, anlamak ve davranışlarına yansıtmak için sözlük anlamından daha fazlasına ihtiyaç vardır. İnsanın doğup büyüdüğü ülke, şehir, mahalle ve aile içinde edindiği ahlaki davranışlar, ahlaki öğretiler, ileriki yaşlarında mesleki etiği anlamlandırmada kendisine rol model olacak, harita çizerek yolunu gösterecektir. Bu noktadan bakıldığında etik, ahlaki davranış olarak değerlendirilemez. Zira farklı toplumlarda, farklı kültürlerde yetişen insanların ahlaklı davranışa bakışı aynı olmayacaktır.

Etik Kurallar Nelerdir?

Bağımsız denetçiler için etik kurallar standardında denetçilerin uyması gereken beş ilke vardır.

Bunlar dürüstlük, tarafsızlık, mesleki yeterlik ve özen, sır saklama, mesleğe uygun davranıştır.

Dürüstlük: Bütün mesleki ve iş ilişkilerinde dürüst, açık, doğru ve güvenilir olmaktır.

Denetçi, kendisine ulaşan ve denetim talep eden şirketleri ön incelemeye tabi tutarak işin kabulüne yahut reddine karar verirler. Şirkete yapılan ön inceleme sonuçları işin kabulünü gerektirmiyorsa bunu açık bir dille şirketle paylaşmalıdır. Öte yandan kabul edilmiş bir iş için ise denetimin tamamlanması noktasında ortaya çıkan sonuç denetçinin şirkete olumlu görüş dışında bir görüş vermesini gerektiriyorsa bunu yapmalı, gerekçelerini ise şirketle doğru bir şekilde paylaşmalıdır.

Tarafsızlık: Önyargıların, temayüllerin, çıkar çatışmalarının veya başkalarının nüfuzlarını kötüye kullanarak mesleki veya işle ilgili muhakemelerini ve kararlarını etkilemesine izin vermemektir.

Mesleki Yeterlilik ve Özen: Uygulama, mevzuat ve tekniklerdeki güncel gelişmeler ışığında, mesleki bilgi ve beceriyi müşterilerin yeterli mesleki hizmetleri almalarını temin edecek bir seviyede tutmak ve uygulamadaki teknik ve mesleki standartlara uygun bir şekilde ve özen içinde hareket etmektir.

Denetçinin tespit ettiği bir konu üzerine farklı ve doğru bir bakış açısı getirebilmesi, denetimde başarı sağlayabilmesi, kendisini geliştirip yenileyebilmesine bağlıdır. Yenilemekten kasıt salt mevzuat takibi olarak algılanmamalıdır. Zira sürekli değişen ve sürekli gelişen bir dünyada var olma çabası içindeyiz. Şirketlerin üretim teknolojilerinin, bilgi teknolojilerinin, değişmesi ve gelişmesi, biz denetçilerin de yenilenmesini zorunlu kılmaktadır. Sadece mevzuat takibi yapılması bilgi düzeyini artırır ancak bakış açısını değiştirmek için yeterli değildir. Mesleğe gösterilecek olan özen her türden güncelin takibiyle mümkündür.

Sır Saklama (gizlilik): Mesleğin icrası sırasında elde edilen bilgilerin gizliliğinde riayet etmek; söz konusu bilgilerin açıklanması için yasal veya mesleki bir hak veya görevin bulunması durumu saklı olmak kaydıyla, uygun ve belirli bir yetki olmaksızın bu tür bilgileri üçüncü kişilere açıklamamak ve kendisi veya üçüncü kişilerin çıkarlarına kullanmamaktır.

Bağımsız denetçiler, işin doğası gereği kaçınılmaz olarak bir takım sır mahiyetindeki bilgiler edinirler. Bunlar kimi zaman üretim, kimi zaman sayısal dönüşüm içeren teknolojik alt yapı, kimi zaman ise entelektüel sermaye olarak karşımıza çıkmaktadır. Denetim şirketinin veya denetçinin saygınlığı ve itibarı gizlilik ilkesine bağlılıkla ölçülmelidir. Zira edindiği bilgileri saklama kabiliyeti bulunmayan denetçilerin diğer etik kurallara bağlı olması da beklenemez. Bir denetçi denetlediği şirketle ilgili gizliliği ihlal edip mesleğe uygun davranış içinde olduğunu söyleyemez.

Mesleğe Uygun Davranış: İlgili mevzuata uymak ve denetim mesleğinin itibarını zedeleyici tutum ve davranışlardan kaçınmaktır.

Denetçi denetimini üstlendiği işletmeye, kendine, kamuya ve topluma karşı dürüst olmalı, herhangi bir tarafa meyletmemeli, mesleğin gerektirdiği ölçüde liyakat sahibi olmalı ve çalışmalarında gerekli özeni göstermelidir. Yaptığı işin doğal bir sonucu olarak edindiği sır mahiyetindeki bilgilere sadık kalarak mesleğini icra etmelidir.

İnsanın içinde biri aydınlık diğeri ise karanlık olmak üzere iki kapı vardır. Bir etik eğitiminde dinlediğim kısa bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum.

Bir gün dede ile torunu evlerinin bahçelerine oturmuşlar biri beyaz, diğeri siyah iki köpeğin boğuşmalarını izliyorlarmış. Küçük çocuk merak edip dedesine sormuş.

Dede senin neden iki köpeğin var?

Dedesi: Bizi korusunlar diye cevabını vermiş.

Küçük çocuk: Bir tanesinin yeterli olabileceğini düşündüğünden tekrar sormuş. Neden iki köpeğin var? Neden biri siyah diğeri beyaz?

Dedesi: Bu iki köpeğin varlığı bana bir şeyi hatırlatıyor demiş.

Çocuk merak içinde neyi hatırlattıklarını sormuş.

Dedesi: İçimdeki iyiliği ve kötülüğü hatırlatıyorlar. İçimizdeki kötülük ve iyilikte tıpkı şu iki köpek gibi boğuşup dururlar.

Küçük çocuk: Peki hangisi kazanıyor diye sorduğunda dedesinin cevabı alınıp cebe konulacak cinstendir. Ben hangisini daha çok beslersem o kazanır.

Yukarıda anlatmaya çalıştığım kısa hikâyeden yola çıkarsak etik; insanın davranış çerçevesi olarak değerlendirilebilir. Doğruluğu ya da yanlışlığı besleme noktasında hangi eğilimi gösteriyorsak o tarafa evrilir, sonucunda da yaptığımız davranışları aklileştirip, meşrulaştırma çabasına gireriz.

Katıldığım toplantılarda, aldığım eğitimlerde çoğu bağımsız denetçiden şu sözleri işitmekteyim. Ücretini denetimini gerçekleştirdiğimiz şirketten alıyorsak, bu noktada bağımsızlığın korunması nasıl söz konusu olacak. Kendi paylarınca haklı görünebilirler, tecrübe pahalı bir şeydir diyerek bu konu üzerinde söylediklerini yabana atmıyorum. Şirketlerin bağımsız denetçileri bünyelerinde çalıştırdıkları personel gibi görmelerine izin verilmemesi gerektiğine inanıyorum.

Makalemi Mümin Sekman’ın şu sözleriyle taçlandırmak istiyorum;

Bir insanın istekleri yüksek ama donanımı düşükse başarı ahlakı zamanla bozulmaya başlar. Çünkü insanlar istekleriyle yetenekleri arasındaki büyük boşluğu kurnazlık, kabadayılık ve ahlaki tavizlerle kapatmaya çalışırlar. Donanımlı insanların ahlaklı kalarak kazanma lüksü vardır!

Sürdürülebilir etik kurallar bağımsızlığın, bağımsızlık ise güvenilir raporlamanın temelidir.

11.11.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM