YAZARLARIMIZ
Ertuğrul Tuncer
Yeminli Mali Müşavir
Köker YMM Bağımsız Denetim A.Ş.
etuncer@kokerymm.com



Uykudaki Şirketler Dikkatli Olsun Mükellefiyetin Silinmesi İçin Vergi İnceleme Raporu Beklenmeyecek

Mükellefiyetin “ re’sen terki” yeni bir uygulama değildir.  Vergi Usul Kanunun 160. Maddesinde işin bırakılması ile ilgili düzenlemeler arasında  yer almaktadır.

Bilindiği gibi vergisel mükellefiyette bir çok işlem vergi dairesine bildirilir ama özellikle

-İşe başlama

-Adres değişikliği

-İş değişikliği ve

-İşi bırakma

Durumlarının bildirilmesi büyük bir önem taşımaktadır. 

Çok sayıda şirket,  gerek bürokrasiden kaçmak gerekse  bir süre sonra şirketi yeniden canlandırma veya başkasına devretme düşünceleriyle  uykuya yatırmaktadır. Hukuken bir sorun olmayan bu durum iki farklı biçimde yürümektedir;

  • Mükellefiyete dair hiçbir işlem yapmaksızın beklemek (Tam Uyku hali)
  • Beyan, bildirim ve küçük ödemeleri yapmak  (kısmi uyku durumu)

Bu durumda vergi dairesinin zaman zaman yaptığı yoklamaların çok önemi vardır. Mükellef hakkındaki karar bu yoklamalara bakılarak verilmektedir. Mükellefiyetin vergi idaresi tarafından silinmesi bu yoklama ve arkasından gelen vergi  incelemelerine göre yapılmaktadır.

Re’sen Terk uygulaması VUK’un 160. Maddesinde şöyle düzenlenmiştir;

“İşi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi ve ya  yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi veya başkaca bir ticarî, zirai ve meslekî faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi halinde, mükellef (matrahlı veya matrahsız beyanname verenler dahil) işi bırakmış addolunur ve mükellefiyet kaydı vergi dairesince terkin edilir. Bu durum, ilgili kamu kurum ve kuruluşu ile kamu kurumu niteliğindeki meslek üst kuruluşuna da bildirilir.

Mükellefiyet kaydının terkin edilmesi, mükellefin işi bırakmasından önceki döneme ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı gibi bu tarihten sonra faaliyette bulunduğunun tespiti halinde bu dönemlere ilişkin vergilendirmeye ve sahte belge düzenleme fiilini işleyenler hakkında kovuşturma yapılmasına ve ceza uygulanmasına da engel teşkil etmez.”

Bu düzenlemeden maksat, şirketlerin tüzel kişiliğine dokunmaksızın, sadece vergisel mükellefiyetini silmek ve vergi ile ilgili yetki ve yükümlülüklerini GELECEĞE DOĞRU engellemektir.

Amaç, mükellefiyetten doğan  hakların askıya alınarak kötüye kullanılmasının önlenmesi olduğu için geçmişten doğan sorumluluklar kalıcıdır ve zaman aşımı süresi içerisinde geçmişe yönelik her türlü takip yapılabilir. Mükellef de her zaman aktif hale geçmeyi talep edebilir.

Ne var ki,  re’sen terk yönteminin  yoklama ve özellikle “Vergi İnceleme Raporu ile Tespit” şartı, yapılan bir çok işlemin yanlış ya da eksik olmasına yol açmaktadır. Yoklamalarda gerekli titizlik gösterilmediği, tebligatlar usulüne uygun yapılmadığı, adres araştırması yoluna gidilmediği ve vergi inceleme raporlarının bir “eğitim materyali” gibi düşünülüp hukuki kıymet taşıyacak halde yazılmadığı için itiraz ya da yargı yoluna gidildiğinde re’sen terk ortadan kalkmaktadır.

Bu nedenle, re’sen terk işleminin daha pratik, toplanan bilgilerle beslenen ve daha sağlam tespitlerle yapılabileceği bir yöntem devreye sokulmaktadır. Analize dayalı terk işlemi için  7193 sayılı Yasanın 24. Maddesiyle VUK’a 160/ A  maddesi eklenmiştir.

Maddenin başlığı  “Mükellefiyet kaydının analiz ve değerlendirme sonuçlarına bağlı olarak terkini” şeklinde düzenlenmiştir.

Bu yeni düzenlemeye göre, mükellefiyet süresi, şirketin aktif ve öz sermaye büyüklüğü, mükellefiyet boyunca ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği gibi hususlar dikkate alınarak ve  mükelleflerin vergisel uyum seviyelerine yönelik olarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükellefler vergi incelemesine sevk edilir ve bunlar nezdinde yoklama yapılır.

Re’sen terk uygulamasında vergi inceleme raporunun sonucu beklenirken, bu yöntemde, Bakanlığın elindeki bilgilerden ve haklarında yapılan yoklamalardan yararlanılmaktadır. İnceleme raporunun veya sonucunun beklenmesi gerekmemektedir.

Resen Terk işleminin yeni biçimi  olan  “analiz yoluyla terk” işlemi yine  yoklama sonuçlarına dayalı olarak gerçekleşecektir. Ancak, merkezi veri kaynakları üzerinden yapılan analiz sonucuna göre seçilen mükellefler vergi dairesine bildirilecek ve yoklama bunlar hakkında yapılacaktır. Bu yöntemde  yoklama işlemi  analizin son aşaması ve gerçek  maddi tespit safhasıdır.   

Yeni ihdas olunan 160/ A Maddesinde bu durum şu şekilde düzenlenmiştir;

Yoklamayı müteakip, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde vergi dairesinin mükellefin sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğuna ilişkin görüşü ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı veya defterdarın onayı ile mükellefiyet kaydı terkin edilir ve bu durum mükellefe tebliğ edilir.”

Mükellefiyetten silinme işlemi,  kişiliği veya  tüzel kişiliği ortadan kaldırmadığı için mükellefiyetini sürdürmek isteyenler kendilerine tebligatın yapıldığı tarihi izleyen bir ay içerisinde vergi idaresine baş vurarak yeniden mükellefiyetini canlandırabilir. Bunun için bazı şartların yerine getirilmesi gerekmektedir.

Maddede bu şartlar şu şekilde sıralanmıştır;

  • Tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde VUK’un 153/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan asgari teminat tutarından (          )  az olmamak üzere,
  • Sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde düzenlenen belgelerde yer alan toplam tutarın %10’u tutarında,  aynı maddede belirtilen türde teminat ( Para, teminat mektubu, Devlet tahvili, hazine bonosu)  verilmesi ve
  • Birikmiş tüm vergi borçlarının ödenmesi şartıyla

mükellefiyet, terkin tarihi itibarıyla yeniden tesis edilir.

Mükellefiyetin terkin edildiği tarih ile yeniden tesis edildiği tarih aralığında verilmeyen beyanname ve bildirimler, yeniden tesise ilişkin yazının mükellefe tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde verilir ve tahakkuk eden vergiler aynı sürede ödenir.

Analiz yoluyla mükellefiyetin terki olayının etkileri,  sadece “terk verilen”  mükellefiyetle  sınırlı değildir.  Bu mükelleflerin niteliğine göre ortak, sahip ve hatta yöneticilerin ve bunlarla ilişkili kişilerin yeni mükellefiyet  taleplerinde de benzeri teminatlar istenmektedir. 

Bu madde kapsamında mükellefiyeti terkin edilenler ve 153/A maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde bunlarla ilişkili olan kişilerin işe başlama bildiriminde bulunmaları hâlinde, bu kişiler hakkında mükellefiyet tesis edilebilmesi için işe başlama bildiriminde bulunanların ve mükellefiyet kaydı bu madde kapsamında terkin edilenlerin tüm vergi borçlarının ödenmiş ve ikinci fıkrada belirtilen şekilde teminat verilmiş olması şarttır. Bu teminat, mükellef hakkındaki  geçmişe yönelik vergi incelemesinin tamamlanmasından sonra çözülecektir. 

Analiz yoluyla faaliyeti terk olunan ancak yeniden mükellefiyeti tesis edilenlerin kontrol altında bulundurulabilmesi bakımından defter-belge düzenin benzerlerinden farklı olacaktır.

Bu madde uyarınca teminat alınarak mükellefiyeti yeniden tesis edilenlerin düzenlemek zorunda oldukları fatura veya fatura yerine geçen belgelerden Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenenlerin, elektronik belge olarak düzenlenmesi zorunludur. Kâğıt olarak düzenlenmesi hâlinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır ve kayıtların tevsikinde kullanılamaz.

Madde kapsamındaki işlemlere ilişkin süreleri, elektronik ortamda belge düzenleme zorunluluğunun başlayacağı tarihi, bu madde kapsamındaki mükelleflerin tahsilat ve ödemelerinin tevsiki ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir

Yukarıda sözü edilen yoklama ve bu yoklamaya dayalı mükellefiyet terki işlemi dışında yürütülen vergi incelemesi neticesinde, mükellefin münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği tespit olunursa, alınan teminat inceleme neticesinde doğan borçlar dâhil vergi borçlarına mahsup edilerek artan tutar iade olunur.

Yapılan incelemede,  mükellefin başka bir ticari, zirai veya mesleki faaliyetinin de  bulunmasına  rağmen  sahte belge düzenlediği tespit olunursa, mükellef hakkında 153/A maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri çerçevesinde işlem tesis edilecek ve  daha önceden alınmış olan teminat,  sahte belge düzenleme fiili nedeniyle yapılan tarhiyatın ve kesilen cezaların kesinleşmesine kadar mükellefe iade olunmayacaktır.

Yapılan inceleme neticesinde mükellefin sahte belge düzenlemediği tespit olunursa, alınan teminat başkaca vergi borcu bulunmaması kaydıyla iade olunur.

07.02.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM