YAZARLARIMIZ
Ertuğrul Tuncer
Yeminli Mali Müşavir
Köker YMM Bağımsız Denetim A.Ş.
etuncer@kokerymm.com



Poşet Beyanı Deyip Geçmeyin Düzenlemede Önemli Hukuksal Hatalar Var

Geçtiğimiz yılın Ekim, Kasım aylarında, çevre politikalarının bir sonucu olarak perakende ticarette kullanılan poşetlerin bertaraf edilmesi için kamunun yaptığı masraflara, tarafların da katılmasını sağlamak için “geri kazanım katılma payı” adı altında bir uygulama başlatıldı.

Uygulama  2872 sayılı Çevre kanununa eklenen (Ek 11. Madde) bir madde ile başlatıldı. Bir süre bu katkı payının takip ve tahsil mercii olarak Çevre bakanlığı görevlendirilmişti. Bu nedenle Ocak 2019 ayına ait “Poşet Beyanları” Çevre Bakanlığına verilmişti. 

Ancak, Çevre Bakanlığının gerek mevzuat, gerekse teşkilatlanma durumu  ile  uygulamaya yetkin yeterli personelinin olmadığı anlaşılınca, 2019 yılı Şubat ayı içerisinde konuyla ilgili ek maddeye bir ek daha yapılarak uygulama sorumluluğu ve yetkisi  Hazine ve Maliye Bakanlığına aktarıldı.

Gerek, ilk uygulama dönemlerinde gerekse Hazine ve Maliye Bakanlığının çıkardığı Tebliğ üzerine, mükellefleri bir an önce bilgilendirmek amacıyla olsa gerek-  konu hakkında kısa sürede çok şey yazılıp anlatıldı. Ne var ki, söylenenler özellikle uygulamanın şekline ve Tebliğde yazılı olan bilgilere yönelik olmuştur.

Halbuki, Katılma Payı Tebliğinin hukuki statüsünü etkileyecek derecede önemli durumlar göz ardı edilmiştir.  

Biz bu yazımızda, poşet beyannamesi uygulamasının görünmeyen taraflarını, bu Konuda Vergi usul kanununun uygulanıp uygulanamayacağını, özel usulsüzlük cezasının kesilip kesilemeyeceğini, 6183 sayılı Yasa kapsamında takip ve tahsilat işlemlerinin yapılıp yapılamayacağını ve gerek katkı payı gerekse idari para cezası kesilmesi durumunda ihtilafın taşınacağı  mahkemenin neresi olacağı üzerinde durmak  istiyoruz.

Zira, Tebliğle yapılan düzenlemeler    sadece, “beyanname şöyle verilecek”,   “ödeme şuraya yapılacak,” yada  “yanlışlıklar şöyle düzeltilecek”    konusundan ibaret değildir. Her şeyden önce, düzenleme için kullanılan yetkinin kaynağı ( VUK Mükerrer 257. Madde) tartışmalıdır.

Bu nedenle, Tebliğle getirilen düzenlemenin neler olduğu değil, dayanağı  yetkinin uygun olup olmadığı üzerinde durmak gerekmektedir.

Tebliğin ve Tebliğle getirilen düzenlemenin usul hukuku açısından değerlendirilmesinde şu hususlar ön plana çıkmaktadır:

VERGİ USUL KANUNUNUN KAPSAMI VE UYGULAMALARI AÇISINDAN 

  • Geri kazanım katkı Payı, genel bütçeyi ilgilendiren bir amme alacağı olmakla birlikte, ne verginin usul hukukuna ne de amme alacağının tahsilat usul hukukuna girmektedir.
  • 213 sayılı VUK’un kapsam maddesine  (Madde 1)  bakıldığında, Yasanın esas itibariyle “genel ve yerel”  vergi, resim, harçları kapsadığı anlaşılacaktır. Bunların dışındaki  amme alacakları VUK’un kapsamına girmemektedir.
  • Hazine ve Maliye Bakanlığının, uygulama yetkisi yoktur.  Usul Hukuku açısından yetkileri ise aşağıdaki gibi  belirlenmiştir:

“Hazine ve Maliye Bakanlığı, geri kazanım katılım payının beyan ve ödeme sürelerini kanuni süresinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde yeniden belirlemeye yetkilidir.  Geri kazanım katılım payı beyannamelerinin verilme sürelerini; kapsama girenlerin sektörleri, gayrisafi iş hasılatları, istihdam edilen işçi sayıları dikkate alınarak il ve ilçe sınırları itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte aylık, üç aylık veya altı aylık dönemler halinde tespit etmeye; beyannamelerin şekil, içerik ve eklerini belirlemeye, beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesine zorunluluk getirmeye, bu beyannamelerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususunda izin vermeye, bu kişileri aracı kılmaya veya zorunlu tutmaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye, Bakanlığın görüşünü alarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.”  Görüldüğü gibi usul ve şekil belirleme yetkisi Hazine ve Maliye Bakanlığına verilmekle birlikte, bu usul için 213 sayılı Vergi usul Kanununun uygulanacağı belirtilmemiştir.

  • Bu nedenle,  beyan ve tahakkuk biçimi bakımından VUK uygulamaları esas alınmışsa da, bu durum katkı payı hakkında VUK’un hükümlerinin uygulanacağı anlamına gelmemektedir. Zaten, Bakanlık da, bir VUK Tebliği yayınlamamış, Tebliğin adını ‘GERİ KAZANIM KATILIM PAYI BEYANNAMESİ GENEL TEBLİĞİ” olarak belirlemiştir.
  • Dolayısıyla, katkı payı beyan ve tahakkuk uygulamaları, 213 sayılı VUK  hükümlerine göre değil, bu “Yasadan ilham alınarak” belirlenmiş bir başka “uygulama modeline”   göre yürütülecektir.
  • Bu modelleme çok farklı sonuçlar doğurmaktadır;
  • 2782 sayılı Yasanın Ek. 11. Maddesinde Hazine ve Maliye bakanlığına, “VUK hükümlerinin uygulanması”  konusunda her hangi bir yetki verilmemiştir. 11. Maddede, VUK ile ilgili olarak sadece, katkı payının oranı/tutarı konusunda  “213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı” ifadesi yer almaktadır.
  • Katkı payı konusunda vergi ziyaı cezası uygulanabilecek midir? ( Ortada vergi yada vergi benzeri bir amme alacağı  olmadığı için eksik yada hatalı beyanlarda vergi ziyaı cezası söz konusu olamaz).
  • Elektronik ortamda beyanname verilmemesi, geç veya eksik verilmesi durumunda VUK Mükerrer 355. Maddesi uygulanabilecek midir? ( Özel usulsüzlük Cezası, VUK kapsamındaki elektronik beyan ve bildirimlerle ilgilidir. VUK kapsamına girmeyen bir amme alacağı için Bakanlığın “benzeterek”   belirlediği bir modellemede VUK hükümleri uygulanamayacağına göre, Mük.355. madde uygulaması kıyaslama demektir. Kıyas yoluyla sadece vergi değil ceza da uygulanamaz. )  
  • Yayımlanan Tebliğ bir  VUK Tebliği olmadığı için,  buna dayanılarak, ceza ihdas edilmesi mümkün olacak mıdır?  (Vergi ve Ceza Kanunla konulur, kaldırılır  veya değiştirilir. İdari işlemlerle  vergilendirmeye ilişkin ceza ihdas edilemez. O nedenle, VUK’taki vergi ve usullerle ilgili cezalar ancak VUK’un uygulanabildiği amme alacakları için geçerlidir.)
  • Maliye Bakanlığı, VUK Mükerrer 257. Maddesine dayanarak,  beyannamenin elektronik ortamda verilmesi kuralını getirmiştir.  Bu uygulama yetkisi,  VUK kapsamında olmayan  bir amme alacağının beyanına ve tahakkukuna ilişkin sayılabilecek midir?

(VUK Mükerrer 257. Maddesinde Bakanlığa verilen yetki, VUK kapsamındaki işlemlerle ilgilidir. Bu açıdan bakıldığında Bakanlığın, Elektronik ortamda beyanname verilmesine yönelik düzenleme yapma yetkisi tartışmalı hale gelmektedir.)

  • Bu yetki maddesine dayanılarak  “Bakanlığın getirdiği kurallara uyulmaması”  gerekçe gösterilerek ÖUC kesilebilecek midir?  (Bakanlığın, ancak,  VUK’a tabi olan  uygulamalara ilişkin olarak getirdiği kurallar için ÖUC kesilebileceği unutulmamalıdır.)

Katılım Payı Beyannamesinin tahakkuk fişi esasına dayandırılması mümkün müdür?  (Tahakkuk fişi uygulaması, mükellefin beyanına itiraz edemeyeceği esasını anlatır. Katkı payı beyanları, vergi uygulamasındaki  tahakkuk esasına tabi tutulamaz. Bu nedenle, beyanla ilgili eksikliklerin giderilmesi  ya da düzeltmeler mümkün olup ceza da uygulanamaz. ) 

  • Tebliğde, “Geri Kazanım Katılım Payı Beyannamesinin elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin olarak bu Tebliğde belirtilmeyen hususlar hakkında, 340 ve 486 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yer alan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.”  Denilmektedir.  VUK kapsamında değerlendirilemediği sürece katkı payı için bu Tebliğlerde yer alan açıklamalar ve  düzenlemeler  hukuki işlemler olarak değil, ancak “benzer uygulamalar” olarak hesaba alınabilecektir.
  • Başka bir tür amme alacağının VUK kapsamında işlem görebilmesi için ya usul yasasına hüküm konulması ya da kendi özel yasasında açıkça bunun “VUK kapsamında”  olduğu belirtilmelidir.

6183 SAYILI YASA AÇISINDAN DEĞERLENDİRME

  • Geri kazanım katkı payının takip ve tahsili hakkında normal şartlarda 6183 sayılı Yasa hükümleri de uygulanamaz. Zira, bu tür katkı payları bu yasanın kapsamında yer almamaktadır. Ancak, Çevre Kanunu’nun Ek 11. Maddesindeki düzenlemede  “Süresinde beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen katılım payının beyan edilmesi gereken son günden ödendiği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı oranında faiz uygulanarak aynı Kanuna göre tahsil edilir.”  İfadesi kullanılmıştır.
  • Madde metninde, ödenmemiş katkı paylarının aynı Kanuna göre tahsil edileceğinin açıklanmasıyla, - katkı payları 6183 sayılı Yasa kapsamına alınmamış olmakla birlikte-  faiz hesaplanması ile tahsilat işlemleri açısından hakkında bu  Yasa hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
  •  Buna rağmen, ortada bir yetki karmaşası bulunmaktadır. Şöyle ki, Ek 11. Maddedeki  ifadeye bakarak 6183 sayılı Yasanın uygulanacağı düşünülürken, karşımıza,  Tebliğin 10. maddesindeki,  “ Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca geri kazanım katılım payı beyannamesinin süresinde beyan edilmediğinin veya eksik beyan edildiğinin tespiti hâlinde beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen katılım payının her bir dönemi ayrı ayrı belirtilmek üzere tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğine ilişkin yazı ilgiliye Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tebliğ edilir.”  İfadesi çıkmaktadır.  Buna göre, mükellefe yapılan yazılı tebligat “ödeme emri değil”, “gecikme bildirisi” olacaktır.  Bunun ise 6183 sayılı Yasada yeri yoktur.
  • 6183 sayılı Kanunun kapsamına girmeyen ancak, kendi özel Yasasında bu Yasanın uygulanacağı belirtilen ifadeye  göre,  bir amme alacağının tahsilinde Yasanın  maddeleri anca biçimsel olarak kullanılabilecektir.
  • Katkı payının da, hesaplanacak faizin de tahsili için düzenlenecek yazı  6183 sayılı Yasadaki ödeme emri değil, bu ödeme emrine benzer bir “ödeme ihbarı”  olacaktır. Çevre Bakanlığının yazısının,   6183 sayılı Yasanın 37. Maddesindeki  “ödeme zamanının düzenlenmesi”  olarak da değerlendirilmesi çok tartışma götürecektir. Zira, bu madde, vergi dışı amme alacakları konusunda, ödeme emri düzenlenebilmesine fırsat yaratan bir hükümdür.       Dolayısıyla katılım payının takip ve tahsil işlemlerinde “6183 sayılı KANUN  KAPSAMINDA”   uygulama yapılamaz.

DİĞER  HUSUSLAR

  • Katkı payının zamanında ödenmemesi veya eksik ödenmesi konularında Çevre Bakanlığının uyarı yazısı ödeme emri yerine geçemeyeceği için, ödenmemekte ısrar edilen katkı payları için cebri icra yoluna da gidilemeyecektir. 
  • Sözünü ettiğimiz  bu  “Yasadakine benzer uygulama”nın bir başka özelliği de Çevre Bakanlığının ya da Hazine ve Maliye bakanlığının tahsilat işlemlerine   karşı açılacak davalardaki yargı merciinin tespiti olacaktır.  Doğrudan 6183 sayılı Kanun kapsamındaki bir amme alacağı ve 6183 sayılı Yasanın uygulanması söz konusu olamayacağı için itirazların vergi mahkemesinde görülmesi de mümkün olmayacaktır.
  • Aynı durum VUK kapsamında  yapılan  düzenlemeler nedeniyle ortaya çıkacak ihtilaflar için de geçerli olacaktır. Zira, düzenlemelere aykırılıklar vergi hukukuna karşı filler şeklinde değerlendirilemeyecektir.     
  • 2872 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (z) bendi gereğince ilgiliye idari para cezası verilmesi için durum vergi dairesince Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bildirileceğine ve ceza bu Bakanlık tarafından tertip edileceğine göre, idari para cezası için vergi mahkemesinde değil, idare mahkemesinde dava açılması gerekecektir.
  • Aynı şekilde, “Geri Kazanım Katılım Payı Beyannamesine”  ilişkin fiillerin 2872 sayılı Kanun gereğince idari para cezası gerektirmesi hâlinde;

- Bildirim ve beyan yükümlülüğünü zamanında ve/veya tam olarak yerine getirmediği tespit edilenlere 2872 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi hükmü,

- Geri kazanım katılım payını ödemediği tespit edilenlere 2872 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (z) bendi hükmü,

gereğince Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından idari yaptırım uygulanacaktır.

Bu işlemlerle ilgili olarak da idare mahkemelerinde dava açılabilecektir.

Görüldüğü gibi, Hazine ve Maliye Bakanlığı bu uygulamada “veznedar” rolünü yüklenmiş olup  tartışmalı yetkilerle düzenlemeler yapılmıştır.

15.04.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> Uygulamalı Enflasyon Muhasebesi (171 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.


GÜNDEM