YAZARLARIMIZ
Erhan Selim
Vergi Müfettişi
E. Gelirler Kontrolörü
erhanselim@yahoo.com



İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı’nın(OECD) Vergi Politikası Tedbirlerine İlişkin Önerileri ve Ulusal Ekonomik Pandemi Planı

Koronavirüse ekonomik olarak ne kadar hazırlıklı olduğumuza yönelik durum değerlendirmesi yaptığımız 3 Mart tarihli yazımızda Türkiye’de açıklanmış tek bir vaka yoktu. Koronavirüsün sağlık üzerine etkilerinin ele alındığı bir dönemde ekonomik etkilerine dikkat çekmiştik. Oysa hastalık ülkemize uğrasa da uğramasa da neden olabileceği ekonomik kayıplar açıktı. Birkaç hafta geçmeden bu senaryo gerçek oldu. Yine kimsenin koronavirüs ve vergisel açıdan mücbir sebep durumunu ele almadığı bir dönemde 11 Mart tarihli yazımızla olabilecek tüm senaryoları değerlendirmiştik. Bu senaryoların önemli bir kısmının da gerçekleştiğini görüyoruz.

Bir değerlendirme yapma imkânımız olsa bile bu süreçte dikkat ederseniz ekonomik olarak hangi tedbirlerin alınması gerektiğine ilişkin bir değerlendirme yapmadık. Bu bilinçli bir tercihti. Bu süreçte ekonomi yönetimi alınan tedbirleri açıkladı ve açıklamaya devam ediyor. Alınan tedbirler bazı kesimleri memnun etmemiş olacak ki muhalefet partileri, meslek kuruluşları, ekonomi yazarları gibi pek çok kişinin kendi paketlerini açıkladığını görüyoruz. Bu yazımızda yine geleceğe dönük bir projeksiyon yapmakla beraber açıklanan tedbirleri objektif olarak değerlendirmek istiyoruz. Bu nedenle öncelikle İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı(OECD) ve yine onun bünyesinde oluşturulan Vergi İdareleri Forumu’nun alınabilecek tedbirlere ilişkin önerilerini paylaşmayı uygun gördük.

İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı’nın (OECD) Vergi Politikası Tedbirlerine İlişkin Önerileri

OECD tarafından gerçekleştirilen öneriler, sorunun daha geniş bir perspektiften ele alınması ve ülke içi atmosferden uzak değerlendirme fırsatı sunması açısından önem arz ediyor. OECD tarafından kamuoyuna sunulan öneriler aşağıda sunulmuştur:

“Tespit edilen Covid-19 vakalarının, sağlık ve ölüm rakamları üzerindeki ağır etkisiyle beraber birçok ülkede hızlı bir şekilde arttığı gözlemlenmiştir.

Salgınla mücadele ve virüslerin yayılmasını önlemek için ülkeler emsali görülmemiş tedbirler almaktadır. Sonuç olarak pek çok ülkede ekonomik faaliyetler keskin bir şekilde azalmış ve ortaya çıkan belirsizlikler güven ortamını zayıflatmıştır. Ekonomilerin üretken kapasitesinin en az zarar görecek şekilde korunması ve iktisadi altyapının çöküşünden kaçınılması için kriz karşısındaki en önemli öncelik, hızlı aksiyon almaktır. Bu aciliyete cevap vermek adına, vergi idarelerinin talepleri ile birlikte değerlendirilmek üzere, bir dizi vergi politikası önlemi hükümetler tarafından değerlendirilmelidir. Bu başlıklar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Bir önceki yılın satış rakamları veya karları gibi ölçütlerin kullanılması yerine iş hacminde meydana gelecek etki dikkate alınarak (tevkifat, geçici vergi gibi)ön ödemelerin vergi mükelleflerinin nihai vergi yükümlülüklerine en yakın çıkacak şekilde düzeltilmesi,

Bordro bağlantılı vergilere ek olarak, işverenler ve serbest meslek çalışanların sosyal güvenlik primlerinin ertelenmesi veya alınmaması. İşçilik maliyetlerinin hızlı bir şekilde azaltılabilmesi için, karantina ve kapatma gibi tedbirler dolayısıyla ağır hasar gören veya ağır ekonomik sonuçlarla karşılaşan sektörlerde, işveren ve serbest meslek çalışanlar tarafından ödenecek bordro bağlantılı vergiler ve sosyal güvenlik primlerinin alınmaması gibi tedbirler devreye alınabilir. Ekonominin olumsuz etkilenen alanları genişledikçe kavranan sektörlerin sayısı arttırılabilecektir.

Dikkatli bir şekilde yönetilerek uygulamanın istismar edilmesinden kaçınılmak suretiyle; gıda, ilaç, sermaye malları gibi ithalat mallarında KDV, gümrük ve tüketim vergisi ödemeleri ertelenebilir,

Haksız iadelerin yapılmasını engelleyecek tedbirler de eşlik edecek şekilde katma değer vergisi iadeleri hızlandırılabilir,

İşletmelerden alınan emlak vergileri ve işlem vergileri gibi kısa dönemli ekonomik değişikliklerden etkilenmeyen matrahlar üzerinden alınan vergiler ertelenebilir veya toplanmayabilir,

Zararların gelecek dönemlerde mahsubuna ilişkin hükümlerin esnetilmesi düşünülebilir. Buna ilişkin bir seçenek, kurumların toplam birikmiş zararları ile kanuni kurumlar vergisi oranının çarpımından oluşan tutarı, tek seferlik nakdi bir ödeme olarak alma yönünde seçimlik bir hakkın bulunabileceği şekilde, zararların gelecek dönemde mahsubunu içeren hükümlerin geçmiş dönemlere aktarıma izin veren hükümlere dönüştürülmesidir.

Sağlık ve acil durumlarda mesaisinden yararlanılan diğer sektörlerde, fazla mesailerden kaynaklı kazançlar vergiden istisna edilebilir. Potansiyel olarak riskli koşullarda fazla mesai yapan kişileri ödüllendirmek adına, hükümetler ücret gelirlerine ilişkin olarak kısmi bir vergi istisnası getirebilir ve yine bu ücretlerde sosyal güvenlik primlerinin alınmaması yoluna gidebilir.

İşçilerin kısmi çalışma ödeneği gibi istihdam yardımlarından yararlandırılmasına izin verilerek işverenlerin işten çıkarma gibi tedbirler almasına neden olacak ekonomik mecburiyetlerin azaltılması sağlanabilir,

Bireyler ve işçiler gibi normal şartlarda bu ödemelerden yararlanamayacak kişilere, vergi sistemi üzerinden sağlanacak kolaylıkları da içerecek şekilde, geçiçi olarak, bonkör sayılabilecek sosyal refah ödemeleri yapılabilir. Bu çabalar, serbest meslek çalışanlar da dahil edilecek şekilde, işsizlikle ilgili yapılan yardımların daha geniş kapsamlı olarak sağlanması, aile izinleri ile hastalık izinleri verilmesi ve hanehalkı gelirleri üzerinde kısa dönemli etkinin telafi edilmesi amacıyla vergi sistemi üzerinden sağlanan (agi gibi) nakdi yardımların artırılmasını içerebilir.

Vergi politikasını da içerecek şekilde yeniden ekonomik toparlanma için hazırlık yapılması. Şu an dikkatler likiditenin devam ettirilmesi ve gelir desteği sağlanmasına odaklıyken, salgının dindiği dönemde ortaya çıkacak durumda da dikkate alınarak, hükümetlerin mali teşvikler ve mali konsolidasyon arasında bir denge gözetecek şekilde hazırlık yapması gerekmektedir.”

Vergi İdareleri Forumu’nun(FTA) Vergi Politikası Tedbirlerine İlişkin Önerileri

Vergi İdareleri Forumu, OECD bünyesinde 2002 yılında kurulan, G20 ülkeleri de dahil olmak üzere OECD üyesi olan veya olmayan 53 ülkenin temsilcilerinin yer aldığı; vergi konusundaki global trendlerin tanımlandığı ve tartışıldığı, dünya genelinde vergi idaresinin geliştirilmesi amacıyla yeni fikirlerin ortaya koyulduğu bir forum niteliği taşıyor. Gelir İdaresi Başkanları gibi bürokratların katılım gösterdiği bir eşgüdüm aracı olma özelliği olan Forum’un konuya ilişkin önerileri aşağıdaki gibidir:

“Covid-19 acil durumu dünya genelinde birçok insanın hayatını etkilemektedir. Nakit akışında sorunlar yaşayan, vergi raporlamaları veya ödemelerinde güçlükle karşılaşan işletmeler ile bireyleri desteklemek ve vergi mükellefleri üzerindeki yükleri hafifletmek için hükümetler ve vergi idarelerinin başvurabileceği bir kaç yol mevcuttur. Aşağıda yer verilen başlıklar tavsiye niteliğinde olmayıp bu zor dönemde ulusal düzeyde vergi mükelleflerine yardımda bulunmak için uygun önlemleri almaya çalışan idarelerin kendi değerlendirmelerini yapmalarına katkı sağlama kastıyla sunulmuştur. Cari durumda vergi idarelerinin bir kısmının başlıklarda dile getirilen imkânlara erişimi olamayacağı gibi söz konusu başlıkların değerlendirilmesi mevzuat değişikliği gerektirir nitelikte olabilir.

Sürelerin Uzatılması. Covid-19'dan etkilenen mükelleflere vergi beyan ve ödemeleri için ek süreler verilmesi yoluna gidilebilir,

Ödemelerin Ertelenmesi. Nakit akışını iyileştirmek adına vadesi gelen vergi borcu taksitleri ertelenebilir,

Faiz ve Cezaların Kaldırılması. Geç beyan ve ödemeye ilişkin olarak uygulanan cezalar ve faizlerin askıya alınması veya belli koşullar altında alınan tutarların iadesi düşünülebilir,

Borç Ödeme Planları. Mükellefler için vergi ödeme planlarına ve plan süre uzatımlarına erişim kolaylığı sağlanabilir,

Borç Takibinin Askıya Alınması. Maaşlara, banka hesaplarına, varlık ile satış hasılatına haciz uygulanmasını da kapsayacak şekilde vergi idareleri tahsilat süreçlerinin askıya alınmasını değerlendirilebilir,

Daha Hızlı İadeler. Mükelleflere borçlu olunması durumunda iadelere öncelik verilerek hak edilen tutarın hızlıca ödenmesi yoluna gidilebilir,

Vergi Belirliliği Sağlanması. Uygun düştüğü ölçüde vergi uygulamaları konusunda erken evrede belirliliği sağlayacak seçenekler ele alınabilir,

Denetim Politikaları. Vergi kaçaklığı ile ilgili konular dışında mükelleflerin kriz süresince incelenmemesi düşünülebilir,

Geliştirilmiş Hizmetler. Dijital kanalların kullanılması, kriz yönetimi için tahsis edilmiş hatlar ve uygulanabilir olduğu ölçüde iletişim merkezlerinin daha uzun sürelerde açık kalması gibi vergi mükelleflerine sunulan hizmetlerde değişikliğe gidilmesi değerlendirilebilir,

İletişim. Kriz yönetimi için tahsis edilmiş web sayfaları, çok yönlü medya iletişimi ve krizden etkilenme potansiyeli olan mükelleflerin tespiti ve bu kişilere erişimi de içeren açık iletişim stratejileri ortaya koyulabilir.”

Kendine Göre Vergi Politikası Tedbiri Olmayan Yazar

İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı ve Vergi İdareleri Forumu’nun önerilerini karşılayan bir kısım vergi politikası tedbirinin ülkemizde de alındığını söyleyebiliriz. Örneğin 24 Mart İtibariyle Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Koronavirüs dolayısıyla oldukça geniş kapsamlı bir mücbir sebep hali ilan edildiğini görüyoruz. Kapsama alınan mükelleflerin Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında vermeleri gereken muhtasar ve katma değer vergisi beyannamelerinin verilme süresi 27 Temmuz 2020 günü sonuna kadar uzatılmış bulunuyor. Söz konusu beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergilerin ödeme süreleri ise altışar ay uzatılarak ödemelerin Ekim, Kasım ve Aralık aylarının son haftası içerisinde yapılabilmesi sağlanmıştır.

Mükelleflerin ve mali alanda çalışanların açıklanan tedbirleri arkası gelmeyecek nihai tedbirler olarak dikkate almaması, ekonomi ve mükelleflerin etkilenme durumuna göre yeni tedbirlerin uygulanabileceğinin göz önünde bulundurması, bir panik ve çaresizlik havası yaratılmaması ve tedbirler konusunda değerlendirme yaparken objektif bir duruş sergilenmesi gerekiyor. Bu yüzden kendimize göre bir takım tedbirler sıralamak yerine bir referans olarak dikkate alınabilecek şekilde OECD ve Vergi İdareleri Forumu’nun önerilerini sunuyoruz. Çünkü hiçbirimizin elinde herhangi bir sektör veya mükellef grubu için durum değerlendirmesi yapabilecek rakamlar yok.

Rakamlarla Konuşamayan Sektörler

Sektör temsilcilerinin açıklamalarına baktığınızda her sektörün kendine göre krizden etkilendiğini ve kendileri konusunda adım atılması gerektiğini dile getirdiğini görüyorsunuz. A sektörü sen bu krizden ne kadar etkilendin dediğiniz de aldığınız cevap “çok etkilendik”, B sektörü ya siz “işler kesat”, peki ya C sektörü “ohooo neler neler”. Oysa aklıselim insanların duymak istedikleri somut veriler.

Ulaşım sektörünü dikkate alırsak iptal edilen bilet sayısı, söz konusu sektörde geçen seneki satış ve seyahat rakamları ile bu sene ortaya çıkan rakamlar, dünyadaki rakamlarla olan karşılaştırmalar, pilotlar gibi çalışanlarına yüksek ücretler ödeyen ulaşım şirketlerinin ödemek zorunda oldukları rakamlar dolayısıyla karşılaştığı zarar tutarı, bu sektörlerin ertelenemez sabit maliyetlerinin tahmini tutarı vb. sektörel tutarlar. 

Turizm sektörü için iptal edilen rezervasyon sayısı, yerli ve yabancı turist sayısı, otel doluluk oranları, zor durumda kalan acente sayısı, sektörün sabit maliyetleri, istihdam edilen ve kriz dolayısıyla işten çıkarılması düşünülen işçi sayısı, sektörün tahmini zararı ve bu sektöre girdi temin eden yan sektörlerin zararı gibi sektörel rakamlar.

Kimse alınmasın ancak bu rakamların ortaya koyulması ve bir durum değerlendirilmesi yapılması öncelikle bu sektörlerin temsilcilerinin, meslek kuruluşlarının, ilgili dernek ve vakıflar gibi sivil toplum kuruluşlarının görevi. O sektörün bir temsilcisi olarak, ağzı laf yapıyor diye bu makamlara getirilen bazı insanların akıllarının hesap yapmayı reddetmesinin ceremesini çekiyor olabilirsiniz.

Sonuçta hangi istatistiki yöntem ve metoda dayanırsa dayansın ortada hazırlanan tek bir sektör raporu olmadığını görüyoruz. Kamuoyunun dikkatine sunulan ve bu konuda kamuoyu oluşturulmasını sağlayacak araştırmaların yapılmadığına şahit oluyoruz. Bu tarz çalışmaların mali idarenin elini kolaylaştırırken yardım ve tedbirlerden yararlanan sektörlerde kamuoyu vicdanını da rahatlattığını söyleyebiliriz.

Ülkemizde en tepeden siyasetçiye veya idareciye ulaşarak bir işin çözdürülebileceğine, doğru sözü söyleyen ve bilimsel verilere dayanan nitelikli bir kitle yerine sesi çok çıkan kalabalıkların istediğini alacağına inanılan bir kültürün oturmasına izin veremeyiz. Krizden etkilenen sektörleri kendi çalışmalarını yapmaya davet ediyoruz.

 Koronavirüs Fırsatının Kaçırılması ve Ulusal Ekonomik Pandemi Planı

Holywood filmlerinde dünyayı birkaç bin kez kurtaran ABD’nin koronavirüsle mücadelede bocaladığını; İtalya, Fransa, İspanya gibi gelişmiş ülkelerin durumunun vahim olduğunu söyleyebilecek durumdayız. Bu yüzden kendimizi eleştirerek bir noktaya varamayacağımız gibi tüm dünyanın bizim gibi şaşkınlık içerisinde olduğunu anlıyoruz. Oysa bu dönem en çok gözlem yapan, en doğru istatistiği üretenin karlı çıkacağı bir dönem.

Koronavirüs öldürücülük oranı düşük, yayılma hızı nispeten yüksek bir salgın. Ancak her zaman kendisinden çok daha yüksek öldürücülüğe sahip ve yayılma hızı yüksek bir salgının kapımızı çalma ihtimali var. Öldürücülük ve yayılma hızı yüksek başka bir hastalığın çok daha kötü sonuçlara neden olabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. Bu yüzden koronavirüs’ün bir kriz olduğu kadar bir fırsat olduğunu görebilmeliyiz.

Krizden kötü etkilenen sektörleri, bu sektörlerde salgının doğrudan ve dolaylı etkilerini, daralma seviyesini, panik etkisini, çalışma saatlerini, işten çıkarılan işçi sayısını, talebi artan sektörleri, ihtiyaç duyulan mal ve hizmetleri, sektörler hedeflenerek uygulanan tedbirleri, tedbirlere sektörün cevabını, bu sektörlerden beslenen diğer sektörlerin durumunu ele alacak ayrıntılı gözlem ve istatistik üretme sürecini vakit geçirmeden hayata geçirmeliyiz.

Elde edilen sonuçlardan sektörel ekonomik pandemi raporlarını, bunların bir araya getirilip değerlendirilmesi sonucunda bir sonraki adımda pandemiler karşısında ekonomi yönetiminde eşgüdüm ve alınacak tedbirler konusunda belirlilik sağlayacak Ulusal Ekonomik Pandemi Planını hazırlamalıyız.  Nihayetinde bir sonraki salgına en hazırlıklı olan ülkeler bu salgınlardan en karlı çıkan ülkeler olacaktır. Koronavirüs trenini de kaçırmayalım.       

25.03.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM