YAZARLARIMIZ
Cumhur Çetin
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Denetçi
cetincumhur@gmail.com



Ödeme Emri Her Şeyin Bittiği Bir Aşama Değildir

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58’inci maddesi uyarınca, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla 15 gün içinde ödeme emrine karşı dava açabilecektir. 

Başta vergiler olmak üzere kamu alacakları ve TMSF, SGK gibi kendi kanunlarında 6183 sayılı Kanuna göre takip ve tahsil edileceği belirtilen alacakların takip ve tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanmakta ve bu süreç ödeme emri ile başlamaktadır.

Ödeme emrinin düzenlenebilmesi için kamu alacağının mevzuata uygun olarak tahakkuk etmiş ve kesinleşmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle ödeme emri düzenlenmeden önceki aşamada vergi ve ceza ihbarnamelerine ilişkin tebligatın kanun hükümlerine uygun olarak tebliğ edilmemesi, ödeme emrinin mahkemece iptal edilme sebebidir.  Yine; tarhiyata karşı dava açılmakla takip ve tahsil işlemlerinin kanun hükmü uyarınca durması gerekirken ödeme emri düzenlenerek takip işlemlerine devam edilmesi veya tarhiyata karşı açılan davada mahkemece verilen ret kararı üzerine iki no.lu ihbarname düzenlenmeden ödeme emri düzenlenmesi ödeme emrini sakatlayacak nitelikte örneklerdir.

Ödeme emri, asıl borçlu hakkında düzenlenebileceği gibi şirket müdürü ve ortakları veya meslek mensupları (SMMM/YMM) gibi asıl kamu borçlusu dışında müteselsil sorumlu olanlar hakkında da düzenlenebilir.

Şirket müdürü veya ortağın hissesini devretmesi sonrasında şirketle hukuki bağı ve sorumluluğu kalmaması rağmen devir tarihinden sonraki döneme ilişkin şirketin ödenmemiş vergi borçlarından haksız şekilde sorumlu tutulduğu görülmektedir. Yargı kararlarında şirket müdürü veya ortağının hissesini devrettiği tarihten sonraki tarihte, şirket tarafından yapılandırma kanunu hükümlerinden yararlanma istemi yeni bir hukuki durum olarak kabul edilmekte ve dönem olarak şirket müdürü veya ortağın hisse devri öncesi dönem bile olsa artık bu yeni vergi borcundan sorumlu tutulamayacağı kabul edilmektedir.

Zamanaşımına uğramış olma hususu da ödeme emirlerinin iptal edilmesinde oldukça yaygın sebeplerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Sadece tahsil zamanaşımı değil tarh zamanaşımına uğrayan kamu alacağı için de ödeme emri düzenlenemez. Vergi idaresinin sırf zamanaşımını kesmek amacıyla 3-5 lira gibi çok cüzi ödemeler yaparak tahsil zamanaşımı süresini kesmeye çalışsa da vergi yargısında bu ödemelerin gerçek bir ödeme olmaması nedeniyle dikkate alınmadığı ve dolayısıyla kamu alacağının zamanaşımına uğradığı kabul edilmektedir.

Şirket borçlarına ilişkin şirket müdürü ve ortaklarına gidilebilmesi için ilk olarak asıl borçlu şirketin takip edilmesi yeterli olmayıp bu işlemlerin mevzuata uygun olarak yapılması ve asıl borçlu şirketin mal varlığının bulunduğu durumlarda, bu mal varlığı unsurlarının haciz, satış ve paraya çevrilmesi sonucunda kamu alacağının tahsil edilememiş olması gerekmekte olup, bu süreç tamamlanmadan şirketin kanuni temsilcisi veya ortaklarının ödeme emriyle takibe alınması hukuka aykırı olacaktır.

Sonuç olarak, ödeme emri aşaması hukuki olarak her şeyin bittiği bir aşama değildir. Ödeme emri aşamasına gelinmesi nedeniyle “bu aşamada yapılacak bir şey yok” şeklindeki yanlış bir algı mevcut olup, açıklamaya çalıştığımız üzere, ödeme emrine karşı ileri sürülebilecek pek çok iddia ve sebep bulunmaktadır.

20.07.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM