YAZARLARIMIZ
Cumhur Çetin
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Denetçi
cetincumhur@gmail.com



Kamunun Vergi ve Sigorta Prim Alacaklarının Tahsiline İlişkin Çözüm Önerilerimiz

I-) Vergi ve SGK Borçları Yeniden Yapılandırılmalı, Taksit Ödemeleri Ötelenmeli

Bilindiği üzere, önceki yıllarda çıkarılmış olan 6736,7020 ve 7143 ayılı kanunlarla Mükellefler, kamuya olan Vergi ve Sigorta prim borçlarını yapılandırmışlardı. Yapılandırmadan yararlanan mükellefler, her ay 6736, 7020 ve 7143 Sayılı üç ayrı yapılandırma kanunu kapsamındaki taksitleri, buna ek olarak yine güncel vergi ve SGK borçlarını ödemektedirler.

Son yıllarda ülkemizde yaşanan ekonomik durgunluk nedeniyle, söz konusu üç kanun kapsamında taksite bağlanan borçlar ve güncel borçlar mükellefler tarafından süresinde ödenememektedir. Bunun sonucunda yapılandırmalar bozulmakta, vergi ve SGK borçlarını ödeyemeyen mükelleflerin banka hesaplarına e-haciz uygulanmakta yine son günlerde mükellefin alacaklı olduğu firmalara (120-Alıcılar) yazılar(haciz bildirisi) gönderilmektedir.(6183 Sayılı Kanun- Md.79)

(Haciz Bildirisi: Söz konusu haciz bildirim yazıları, mükelleflerin verdiği Bs formlarından tespit edilen 120-Alıcılara gönderiliyor. Bu yazıda, adı geçen firmaya borcunuz var ise bu borcun o firmaya değil, Maliye’ye ödenmesi isteniyor. Söz konusu borç ödenmiş veya borç bulunmuyorsa bile15 gün içinde yazı ile durumun Maliye’ye bildirilmesi gerekiyor. Aksi halde borç olmasa bile söz konusu firmanın borcunu ödemek zorunda kalabilirsiniz.) (6183 Sayılı Kanun- Md.79)

Önerilerimiz;

Ekonomik krizle mücadele eden mükelleflerin, 6736, 7020 ve 7143 Sayılı Kanunlar kapsamında yapılandırması bozulan borçları yeniden yapılandırılmalı, yeniden yapılandırılan söz konusu borçların ödemeleri, 6 (altı) sonra başlayacak şekilde ötelenmelidir. Gecikme zammı, oranları düşürülmeli, e- haciz uygulamasına ve haciz bildirisi yazılarına geçici bir süre(6 ay) ara verilmelidir.

Şartlar uygun olursa en kısa sürede, yeni bir düzenleme yapılarak mükelleflere, güncel vergi ve sigorta prim borçlarını yapılandırabilme, 2018 ve öncesi yılları kapsayacak şekilde matrah ve vergi artırımı yapabilme hakkı tanınmalıdır.

II-) KDV Mahsup İşlemlerinde, 84.Nolu KDV Genel Tebliğ Uygulamasına Geri Dönülmeli

23.11.2001 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 84 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin,  1.1. Mahsup Yoluyla İade başlıklı bölümünde;

“Katma değer vergisi iade alacağının hak sahibi mükellefin kendisinin, ortaklarının veya mal ya da hizmet satın aldığı kişilerin vergi borçlarına, ithalat sırasında uygulanan vergilere, Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) prim borçlarına mahsubu talepleri miktarına bakılmaksızın inceleme raporu ve teminat aranılmadan yerine getirilir.

İade alacağı öncelikle mükellefin ithalde alınanlar dışındaki vergi borçlarına mahsup edilir. Artan bir miktar olursa mükellefin isteğine bağlı olarak; kendisinin, ortaklarının veya mal ya da hizmet satın aldığı mükelleflerin ithalde alınanlar dahil vergi borçlarına veya SSK prim borçlarına mahsup yapılır.” denilmekte idi.

Görüleceği üzere, 23.11.2001 tarihinden, 04.01.2008 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 107 No.lu KDV Genel Tebliği ile yapılan değişikliğe kadar, Katma Değer Vergisi iade alacağının, iadeye hak kazanan mükellefin kendi vergi ve sigorta prim borçları dışında, mal ya da hizmet satın aldığı kişilerin vergi ve sigorta prim borçlarına mahsup yapabilme imkanı vardı. 107 No.lu KDV Genel Tebliği ile yapılan nedeni anlaşılamayan değişiklikle uygulamaya son verilmişti.

Önerimiz;

KDV Mahsup İşlemlerinde, 84.Nolu KDV Genel Tebliği uygulamasına geri dönülmelidir. Bu sayede İdarenin, alacakları tahsil hızı artacak, aynı zamanda KDV iadeleri ile ilgili kasasından nakit çıkışı da azalacaktır.

 III-) Tek Oranlı KDV Modeline Geçilmeli, KDV Tevkifatının Kapsamı Genişletilmeli

Tek Oranlı KDV modeli düşünülmelidir.

Bilindiği üzere, katma değer vergisinin en önemli özelliği indirim konusu yapılabilmesidir. Bu özellik bazı mükellefler tarafından kötü niyetli olarak kullanılmakta, sahte belge kullanılarak indirilecek KDV tutarı artırılıp, hesaplanan KDV’ye mahsup edilmekte, bu sayede hazineye intikal etmesi gereken KDV ortadan kaldırılmakta ya da azaltılmaktadır. Bu durum,  ülkemizde farklı KDV oranlarının uygulanıyor olması ve genel KDV oranın çok yüksek olmasının sonucudur.

“KDVK’nun 9. maddesinde; vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.” denilmektedir. Maliye Bakanlığı riskli gördüğü sektörlerde KDV tevkifatının kapsamını ve oranını belirlemeye yetkilidir.

Önerilerimiz;

Tek Oranlı KDV modeline geçilmeli, yine bu düzenlemeye ek olarak, vergi alacağının emniyet altına alınabilmesi için, KDV tevkifatının kapsamı genişletilmeli, bütün sektörler için tek oranlı KDV tevkifatı (Örneğin %50 gibi) uygulanmalıdır.

12.12.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM