EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
SON YAZILAR
YAZARLARIMIZ
Cem Çelik
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
cemcelik@atadenetim.com.tr



Süresinden Sonra Verilen “İhtirazi Kayıtlı Beyannameler” ve Yargı Kararlarındaki Son Durum

Hemen her Muhasebecinin uyguladığı ihtirazi kayıtla beyanname verme işlemi; genellikle Vergi Daireleri tarafından mükelleflere gönderilen “izaha davet yazıları” veya benzer yazılar sonrasında gerçekleşmektedir. Bildiğimiz üzere; çoğunlukla Vergi Daireleri mükelleflere, … firmadan alımlarınızı çıkartın aksi takdirde “özel esaslar uygulaması” na dahil edileceksiniz… şeklinde yazılar göndermektedir. Mükellefler tarafından izahatlar yapılsa da çoğu izahat kabul görmemektedir. Bu aşamada mükellefler “özel esaslar uygulaması” na maruz kalıp ticari olarak kayba uğramamak adına İHTİRAZİ KAYITLA beyanname vermek zorunda kalıyor ve akabinde dava yoluna gidiyorlar.

Mükellefler tarafından açılan davalar çoğunlukla lehlerine sonuçlanıyordu. Bu şekilde yıllarca davalar açıldı ve yıllarca mükellefler lehine davalar sonuçlandı. Hatta, vergi dairesi çalışanları da mükellefler “ihtirazi kayıtla dava açın kazanırsınız” şeklinde telkinlerde bulunuyorlardı.

Bu şekilde verilen ihtirazi kayıtlı düzeltme beyannameleri, aslında vergi idaresinin keyfi uygulamalarının bir sonucuydu. Mükelleflerin de hukuken kendi iradeleri ile ancak zorlama sonucu verdikleri beyannamelerdi.

Mükellefler üzerinde bir inceleme yapmayan, bir tutanağa bağlamayan, sadece yazılar ve aba altında sopa göstermelerle vergi toplamayı hedefleyen bir idare anlayışı elbette ki kadük bir anlayıştır. Bu durumu gören Vergi Mahkemeleri; mükellefler lehine kararlar vermiştir.

Bu durum devam ederken, bir vergi mahkemesi (Tekirdağ Vergi Mahkemesi, 07.04.2014 gün ve E:2013/2723, K:2014/1078 sayılı kararı); mükelleflerin süresinden sonra verdikleri kendi beyannamelerine ihtirazı kayıt koyamayacağını ve dava açamayacağı yönünde karar vermiştir. Mahkemece verilen karar: 213 sayılı Kanunun 378’inci maddesinin 2’nci fıkrasında, mükelleflerin beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamayacaklarının düzenlendiği, beyan üzerinden alınan vergilere ait matrahın ihtirazi kayıtla beyanının, beyannamenin vergi kanunlarında öngörülen zamanlarda verilmesi koşuluna bağlı olduğu, süresi geçtikten sonra verilen beyannameye konulan ihtirazi kaydın ise beyanname üzerinden yapılan tahakkuka etkisi bulunmadığı şeklindedir.

Danıştay Dördüncü Dairesi, 18.09.2014 gün ve E:2014/3387, K:2014/5184 sayılı kararıyla temyiz istemini önce reddetmiş ve Tekirdağ Vergi Mahkemesi kararını haklı bulmuş ve onamıştır.

Daha sonra davacı tarafın karar düzeltme talebi sırasında Danıştay Dördüncü Dairesi onadığı kararını kaldırmış ve mükellef lehine karar vermiştir.

Bu defa Danıştay Dördüncü Dairesi; 29.04.2015 gün ve E:2015/539, K:2015/1849 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 378’inci maddesinin ikinci fıkrası ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27’nci maddesinin dördüncü fıkra hükmüne yer verdikten sonra; anılan hükümlerde ihtirazi kaydın beyannameye ne zaman konulabileceği, ihtirazi kaydın usulü gibi hususlara yer verilmediği, davalı idare tarafından, 06.09.2013 tarih ve 13203 sayılı yazı ile yazının tebliğinden itibaren ( 15 ) gün içinde, hakkında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği konusunda tespit bulunan …’dan temin edilen faturaların, düzeltme beyannamesi verilerek, kayıtlarından çıkarılması, aksi halde hakkında vergi mevzuatına göre re’sen işlem yapılacağı hususunun bildirimi üzerine, davacı tarafından, özgür iradesiyle değil, idarenin bu zorlayıcı yazısına istinaden ihtirazi kayıtla düzeltme beyannamesi verildiği, Kanunda öngörülen zaman ve zorunluluk dışında, mükelleflerden yeniden beyanname vermelerini isteme şeklinde bir uygulamanın vergi mevzuatında yer almadığı, idarelerin, devlet yetkilerini kullanırken donatıldıkları kamu gücüne dayanarak doğrudan veya dolaylı biçimde mükellefleri zorlaması nedeniyle verilen beyannameler, beyanname verme süresi geçmiş olsa dahi mükelleflerin serbest iradesini yansıtmadığından, bu beyannamelere ihtirazi kayıt konulmasına yasal bir engel bulunmadığı gerekçesiyle davacının ihtirazi kaydı dikkate alınmak suretiyle uyuşmazlığın esası incelenerek yeniden karar verilmek üzere Tekirdağ Vergi Mahkemesince verilen kararı bozmuştur.

Tekirdağ Vergi Mahkemesi vermiş olduğu kararda ısrar edince, konunun görüşülmesi bir üst daire olan Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nda görüşülmüş ve Esas No: 2015/1073 Karar No : 2016/141, 10.02.2016 tarihinde Tekirdağ Vergi Mahkemesince verilen kararı onanmıştır. Yani VDDK, Danıştay 4. Dairesince verilen kararı bozmuş, Tekirdağ vergi Mahkemesi kararını haklı bulmuştur.

Bu olaydan sonra Danıştay 4. Dairesi de mükellefler aleyhinde kararlar vermeye başlamıştır. En son bildiğimiz güncel kararı 20.12.2018 tarihli E.2016/18996 K.2018/14394’dir.

Bundan başka; İstanbul 9. Vergi Mahkemesi, aynı konuyu Anayasa Mahkemesine taşımış ve 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 23.6.1982 tarihli ve 2686 sayılı Kanun’un 51. maddesiyle değiştirilen 378. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinin, Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemiştir. İstanbul 9. Vergi Mahkemesi’nin itiraz gerekçesi özetle; kanuni süresinde ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine tahakkuk eden vergilere karşı dava açılabilmesine rağmen, itiraz konusu kural uyarınca beyan dönemi dışında verilen ve uygulamada düzeltme beyannamesi olarak bilinen beyannamelere ihtirazi kayıt konulamayacağı ve dolayısıyla bu tür beyannamelere karşı dava açılamayacağı, bu durumun kanun önünde eşitlik, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu ve hak arama hürriyetini sınırlandırdığı belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Ancak Anayasa Mahkemesi; İstanbul 9. Vergi Mahkemesinin bu talebini Anayasa’ya aykırı bulmamış ve 14.06.2017 tarihinde reddetmiştir. R.G.Tarih- Sayısı : 19.7.2017-30128

Sözün özü; süresinden sonra verilen ihtirazi kayıtlı beyannamelere karşı dava açılmasının önü kapanmıştır. Dava açmak elbette ki serbesttir ancak; davalar red ile sonuçlanmaktadır. Bu durum ise gerçekten büyük mağduriyetlere yol açacak bir durumdur.

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın e-beyanname sisteminde ihtirazi kayıtlı beyannamelerin kabul ediliyor olması da bir çelişkidir. İhtirazi kayıtla beyanname vermek isteyen ve ihtirazi kayıtla beyanname kabul eden taraflar söz konusu iken, ihtirazi kaydı davaya dönüştürmeyi kabul etmeyen bir yargının olması, herhalde paradigmanın iflası olsa gerek!

22.02.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM